Teknolojinin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması Dünyada yönetişim modelleri konusunda yeni anlayış ve konseptleri ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de yapay devletler kavramıdır. Bu yapıların izlerini son yıllarda daha derin bir şekilde hissetmekteyiz.
Yapay devletler ve yeni yönetişim modelleri, klasik ulus-devlet yapısının, dijitalleşme ve merkeziyetsizlik dalgasıyla dönüşümünü ifade etmektedir. Bu kavramlar, özellikle genç kuşaklar ve teknolojiye yatkın toplumlar arasında daha fazla ilgi görmektedir. Bu başlık altında öne çıkan ana noktaları ele alırsak:
111’inci Yıldönümünde Çanakkale Zaferi Gazi ve Şehitlerine İthaf Olunur
Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil; Türk milletinin vatan savunmasında gösterdiği iman, fedakârlık ve direniş iradesinin dünya tarihine kazınmış en büyük destanlarından biridir.
Orta Doğu bir kez daha dünyanın en hassas bölgelerinden biri haline geldi. İran ile ABD ve İsrail arasında başlayan çatışma yalnızca askeri bir gerilim değildir. Bu gelişme aynı zamanda küresel enerji sisteminin kalbinde yaşanan bir sarsıntıdır. Çünkü enerji jeopolitiği ile güvenlik politikaları artık birbirinden ayrılmaz hale gelmiştir.
Hatırlatma Notu
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde emeklilerin sahip olduğu bilgi ve tecrübe birikiminin topluma kazandırılması fikrini ele almış ve “Hobi Atölyeleri” modelini bir öneri olarak gündeme getirmiştik. İkinci bölümde dünyada uygulanan aktif yaşlanma politikalarına, üçüncü bölümde ise Türkiye’de emekliliğin sosyolojik ve psikolojik boyutlarına değinmiştik.
Yıllardır kadınlarla yürüdüğüm sahne yolculuğunun bir ürünü olan “Ah Şu Kadınlar”, kaleme alıp sahneye taşıdığım skeçlerle kadınların hayatın içindeki renkli, güçlü ve bazen düşündüren hallerini mizahın zarif diliyle anlatan bir tiyatro çalışmasıdır.
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür. Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır. Kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.
Ortadoğu’da tırmanan İran-İsrail/ABD gerilimi, sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren bir kırılma noktasıdır. Türkiye ise bu ateş çemberinin tam ortasında hem diplomasi hem caydırıcılık arasında hassas bir denge kurmaya çalışmaktadır.
İnsan, farkında olmadan zihnini eğitir. Nasıl düşündüğümüz, neye odaklandığımız ve gün içinde zihnimizde hangi cümleleri tekrar ettiğimiz, aslında beynimizin nasıl çalışacağını belirler. Bu nedenle basit görünen bazı alışkanlıkların sandığımızdan çok daha derin sonuçları vardır. Sürekli şikâyet etmek de bunlardan biridir.
Tıpta yapay zekâ ve dijital sağlık uygulamaları hızla gelişiyor. Peki Türkiye bu dönüşümün neresinde? Akademi, sağlık sistemi ve teknoloji üretimi bu değişime ne kadar hazır?
Kadınların 3. Vardiyasına Çözüm Tradwife’lık mı?
Modern toplumda çalışan kadınların görünmeyen emeği olarak tanımlanan “üçüncü vardiya”, iş hayatı ile aile yaşamı arasındaki görünmeyen zihinsel yükü ifade ediyor. Bu yazımızda, kadınların hayatındaki bu görünmez sorumluluk alanını ve son dönemde tartışılan “tradwife” akımını insan ve toplum perspektifinden ele alıyoruz.
Bazı fotoğraflar sessizdir ama bağırır. Dorothea Lange’in 1936 yılında çektiği “Migrant Mother”, Amerikan fotoğraf tarihinin en tanınmış karelerinden biridir. Yüzünde yorgunluk, bakışında belirsizlik, omuzlarında görünmeyen bir yük taşıyan bir kadın… Arkasına yaslanan çocuklar, yüzlerini annelerinin omzuna saklamıştır. Bu fotoğraf, Büyük Buhran’ın simgesi hâline gelmiş; yoksulluğun, çaresizliğin ve dayanma gücünün görsel karşılığı olarak kabul edilmiştir.
Giriş
Türk milliyetçiliğinin sosyolojik temellerini atan Ziya Gökalp’in (1876-1924) fikir dünyası, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Avrupalı Türkoloji çalışmalarından derin izler taşır. Bu bağlamda, Macar oryantalist ve seyyah Arminius Vambéry (1832-1913), Gökalp’in "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" formülündeki "Türkleşmek" unsuru için gerekli olan tarihsel ve dilsel ham maddeyi sağlayan isimlerin başında gelir. Vambéry'nin çalışmaları, Osmanlı aydınına imparatorluk sınırlarının ötesinde, Orta Asya’da kadim bir "Türk harsı"nın (kültürünün) varlığını hatırlatmıştır.
Ramazan Bayramı, Türk kültüründe dini bir bayram olmanın ötesinde güçlü bir gastronomik hafızanın yeniden canlandığı özel bir zaman dilimidir. Bayram sofraları; kimliğin, geleneğin, aile bağlarının ve toplumsal aidiyetin yeniden üretildiği kültürel sahnelerdir. Türk mutfağı açısından bakıldığında Ramazan Bayramı, sürdürülebilir gastronomi, kültürel miras ve duyusal hafıza kavramlarının kesiştiği en önemli dönemlerden biridir.
Modern hayat bize hız vaat etti. Kolaylık sundu. Aynı anda her şeye yetişebileceğimiz yanılsamasını pazarladı. Ama bunun bir bedeli vardı ve o bedeli yavaş yavaş ruhumuzla ödedik.Bugün insan beyni, tarihte hiç olmadığı kadar uyarılıyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medya akışı, bitmeyen haberler, yapay gündemler… Oysa beynimiz evrimsel olarak bu yoğunluğa göre tasarlanmadı. Sürekli tetikte kalması gereken bir sistem, bir noktadan sonra yoruluyor. Dikkat süresi kısalıyor, sabır azalıyor, tahammül düşüyor. Kaygı ise sessizce artıyor.
1915’te dünyanın en güçlü donanmaları Çanakkale Boğazı’na geldiğinde hesap basitti: İstanbul’a ulaşmak ve Osmanlı’yı tarihten silmek. Ancak hesaba katılmayan bir gerçek vardı; vatan toprağından doğan kahramanlar, Nusret’in döktüğü mayınlar ve milletin sarsılmaz direniş iradesi. Çanakkale’de yazılan bu destan, yalnızca bir deniz zaferi değil, bir milletin yeniden doğuşunun da hikâyesiydi.
Değerli Gazete Ankara Okurları,
Geçtiğimiz yazılarda Türkiye'nin yaratıcı enerjisini doğru yönlendirdiğimizde, sanat ve teknolojinin kesişiminde büyük fırsatlar doğduğundan bahsetmiştim. Oyunlarımız dünya listelerine giriyor, tasarımlarımız uluslararası vitrinlerde yer buluyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmek için hâlâ kurumsal bir özgüvene ve yapısal vizyona ihtiyacımız var.
İslam düşüncesinde “kul hakkı” kavramı, bireysel sorumlulukların ötesinde toplumsal düzenin temelini oluşturan bir ilke olarak karşımıza çıkar. Kur’an-ı Kerim’de adaletin tesisine yönelik emirler, Hz. Peygamber’in hadislerinde kul hakkının affedilmezliği vurgusu ve tasavvuf geleneğinde vicdan muhasebesi, bu kavramın çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını gerekli kılar. “Ateşten gömlek” metaforu ise, kul hakkının ağırlığını ve yakıcılığını sembolik bir dille ifade eder.
Ortadoğu’da yükselen askeri gerilim, yalnızca bölgesel güvenliği değil; enerji piyasalarını, tarım maliyetlerini ve küresel ekonomik dengeleri de doğrudan etkiliyor. İran’a yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan bu tablo, uluslararası güç merkezlerinde farklı ekonomik ve siyasi tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Dijital dünyada kimlik kavramı yeni bir biçim kazanıyor. Algoritmik sistemler yüzler, sesler ve davranış kalıpları tasarlayarak insan benzeri varlıklar meydana getiriyor. Sentetik kimlikler adı verilen bu dijital karakterler, kamusal hayatın iletişim ağlarında görünürlük kazanırken kimliğin anlamı üzerine yeni bir düşünce alanı da oluşturuyor. Bu gelişme, insan ile teknoloji arasındaki ilişkinin hem teknik hem de kültürel ve düşünsel bir dönüşüm taşıdığını gösteriyor.
Film ve diziler yalnızca eğlence değil, aynı zamanda korunması gereken kültürel ve hukuki eserlerdir
Filmler ve diziler yalnızca birer eğlence ürünü değildir. Onlar aynı zamanda fikir ve sanat eserleridir. Bu yazı, televizyon yayınlarında zaman zaman karşılaşılan bazı uygulamaların eser bütünlüğünü nasıl zedelediğine dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak üzere kaleme alınmıştır.
Ramazan Bayramı öncesinde alınan kapsamlı güvenlik ve trafik tedbirlerini açıklayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kara, hava ve deniz unsurlarıyla Türkiye genelinde yoğun bir denetim sürecinin yürütüleceğini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajda, hem bölgedeki kritik gelişmelere değindi hem de Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi vizyonuna dair güçlü mesajlar verdi. 86 milyonun huzuru için teyakkuzda olduklarını belirten Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel gerilimlere karşı temkinli ve kararlı bir tutum sergilediğini vurguladı.
Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki kararlılığı meyvelerini vermeye devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi sona erdi. 37 gün boyunca dondurucu soğukta ve zorlu doğa koşullarında görev yapan Türk bilim heyeti yurda dönüş yaptı.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
ASO Başkanı Ardıç: “Bilimi ve teknolojiyi yalnızca ithal eden değil, bizzat üreten bir ülke olmak zorundayız”