Teknolojinin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması Dünyada yönetişim modelleri konusunda yeni anlayış ve konseptleri ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de yapay devletler kavramıdır. Bu yapıların izlerini son yıllarda daha derin bir şekilde hissetmekteyiz.
Yapay devletler ve yeni yönetişim modelleri, klasik ulus-devlet yapısının, dijitalleşme ve merkeziyetsizlik dalgasıyla dönüşümünü ifade etmektedir. Bu kavramlar, özellikle genç kuşaklar ve teknolojiye yatkın toplumlar arasında daha fazla ilgi görmektedir. Bu başlık altında öne çıkan ana noktaları ele alırsak:
Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde eğitim, yalnızca bir kamu hizmeti olarak değil, yeni bir toplum düzeninin inşa aracı olarak görülmüştür. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim politikası incelendiğinde, öğretmenlik mesleğinin merkezî bir rol üstlendiği açıkça görülür.
7 Mart 1920: Bir Şehrin İstiklale Yürüyüşü
Osmanlı’nın son döneminden Millî Mücadele’ye uzanan tarihsel süreçte Kadirli, Çukurova’da Türk varlığının en önemli merkezlerinden biri olarak dikkat çekmektedir. 7 Mart 1920, yalnızca bir kurtuluş günü değil; aynı zamanda bir milletin bağımsızlık iradesinin yerel ölçekte tezahür ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır.
8 Ocak 2026’da OSTİM’de düzenlenen II. Temiz Enerji Teknolojileri Ulusal Çalıştayı, küçük modüler reaktörlerden ergimiş tuz reaktörlerine uzanan yeni nesil nükleer teknolojileri, enerji arz güvenliği ve ulusal kalkınma ekseninde masaya yatırdı.
“Yaratmak” kelimesinin etrafındaki tartışmalar bir yana… Asıl soru şu: Yaratıcılık yalnızca bilgiyle mi oluşur, yoksa bilgiyle birlikte hayatın içinden gelen deneyim ve gözlemle mi gelişir?
Yıllardır kadınlarla yürüdüğüm sahne yolculuğunun bir ürünü olan “Ah Şu Kadınlar”, kaleme alıp sahneye taşıdığım skeçlerle kadınların hayatın içindeki renkli, güçlü ve bazen düşündüren hallerini mizahın zarif diliyle anlatan bir tiyatro çalışmasıdır.
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür. Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır. Kamusal yaşamda törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.
Bazı sorunlar, onları doğuran kuralların içinde kalarak çözülemez. Gordion Düğümü, kimi zaman sabrın değil; bakış açısını değiştirme cesaretinin kazandırdığını hatırlatır.
Değerli Gazete Ankara okurları için özel bir açıklama: Ortadoğu’daki çatışmaların yalnızca askeri hamleler veya enerji politikalarıyla açıklanamayacağını bilmek, günümüz siyasetini doğru anlamanın ilk adımıdır. ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimler ve savaşlar, yüzeydeki stratejik çıkarların ötesinde, derin tarihsel hafıza, dini semboller ve ideolojik anlatılarla şekillenmektedir. Bu makaleyi okuyarak, bölgedeki çatışmaların ardındaki karmaşık ilişkileri, kutsal metinlerden beslenen siyasi retoriği ve farklı inanç gruplarının jeopolitik hesaplarını adım adım takip edebilir; böylece savaşın nedenlerini daha derinlemesine ve anlaşılır bir perspektifle kavrayabilirsiniz. Modern jeopolitiğin çok katmanlı yapısını anlamak isteyen okurlar için bu çalışma, Ortadoğu’nun karmaşık siyaset sahnesine dair bir rehber niteliği taşıdığına inanıyorum. Makale boyunca, Amalek ve Purim gibi dini sembollerin siyasi söylemlerle nasıl iç içe geçtiğini, Evangelikal hareketin İsrail politikasına etkisini ve İran’daki eskatolojik Mehdi inancının bölgesel stratejilerle nasıl kesiştiğini göreceksiniz. Böylece Gazete Ankara okurları, ABD-İsrail-İran üçgenindeki gerilimi yalnızca gündelik haberler üzerinden değil, arka plandaki tarihsel ve ideolojik dinamikleriyle birlikte kavrayabileceklerdir.
Değerli okuyucular,
Uzun bir aradan sonra bu kıymetli sayfada sizlerle yeniden buluşmak benim için ayrı bir mutluluk. İş yoğunluğu, nöbetler, ameliyathane programları derken klavyeyi elime almak gecikti; fakat sizlerle yeniden buluşma hissi de bir o kadar büyüdü.
Kadınların 3. Vardiyasına Çözüm Tradwife’lık mı?Geçenlerde akademisyen bir hanımın bir videosuna denk geldim aynen şöyle diyordu; çocukları aldım anneme geldim, burada çalışabilmem için annem bana bir oda verdi, sağ olsun çocuklarla da hep annem babam ilgilendi, yemeğim ve çayım masama geldi, ben sürekli kalkıp bölünmek zorunda kalmadım. Ve ben annemlerde geçirdiğim 1 haftada evde olsam 2 ayda bitiremeyeceğim çalışmalarımı tamamladım, makalemi yazdım bitirdim.
Deklanşöre Basan Herkes Sanatçı!Fotoğraf makinesini alan herkesin bir gecede “fotoğraf sanatçısı”na dönüşmesi, son yılların en parlak mucizelerinden biri. Adeta kutsal bir ışık iniyor ve deklanşöre ilk kez basan kişi, bir anda “ışığın büyücüsü”, “kadrajın filozofu” oluveriyor. Üstelik Instagram biosunda “photographer” yazması, bu unvanı resmi olarak tescilliyor.
Giriş
Müzik eğitimi, bir toplumun kültürel sürekliliğini sağlayan en temel araçlardan biridir. Türkiye özelinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), müfredat programları aracılığıyla bireyin estetik algısını ve kimlik bilincini şekillendirme yetkisine sahiptir. Ancak, Cumhuriyet'in ilanından itibaren izlenen müzik politikaları, "modernleşme" ve "çağdaşlaşma" idealleri doğrultusunda Batı müziği teorisini merkeze almış, bin yıllık makamsal geleneği ise çoğu zaman bu sistemin dışına itmiş veya ona eklemlenmeye zorlamıştır. Bu durum, toplumun kültürel kodları ile eğitim sistemi arasında bir kopukluğa (kültürel yarılmaya) yol açmıştır.
Türk mutfağını anlamanın en kestirme yolu, bir baharat çekmecesini açmaktır.
O çekmeceyi açtığınızda sadece kimyon, pul biber ya da tarçın görmezsiniz; aynı zamanda tarih, göç, ticaret, inanç ve kültürel etkileşim görürsünüz. Türk mutfağı tek bir coğrafyaya indirgenemez. Orta Asya bozkırlarından Balkanlar’a, Kafkasya’dan Ortadoğu’ya, Akdeniz’den Kuzey Afrika’ya uzanan geniş bir kültürel havzanın mutfak hafızasını taşır. Bu nedenle baharat meselesi “Anadolu işi” olmaktan daha fazlasıdır; çok katmanlı bir medeniyet birikiminin sonucudur.
Modern hayat bize hız vaat etti. Kolaylık sundu. Aynı anda her şeye yetişebileceğimiz yanılsamasını pazarladı. Ama bunun bir bedeli vardı ve o bedeli yavaş yavaş ruhumuzla ödedik.Bugün insan beyni, tarihte hiç olmadığı kadar uyarılıyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medya akışı, bitmeyen haberler, yapay gündemler… Oysa beynimiz evrimsel olarak bu yoğunluğa göre tasarlanmadı. Sürekli tetikte kalması gereken bir sistem, bir noktadan sonra yoruluyor. Dikkat süresi kısalıyor, sabır azalıyor, tahammül düşüyor. Kaygı ise sessizce artıyor.
Kral Sulumeli Hava Tanrısı’na adak veriyor. Malatya’dan gelen ortostat bloğu Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Kaynak: Ekrem Akurgal, The Hattian and Hittite Civilizations.
Değerli Gazete Ankara Okurları,
Geçtiğimiz yazılarda Türkiye'nin yaratıcı enerjisini doğru yönlendirdiğimizde, sanat ve teknolojinin kesişiminde büyük fırsatlar doğduğundan bahsetmiştim. Oyunlarımız dünya listelerine giriyor, tasarımlarımız uluslararası vitrinlerde yer buluyor. Ancak bu potansiyeli kalıcı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmek için hâlâ kurumsal bir özgüvene ve yapısal vizyona ihtiyacımız var.
İslam düşüncesinde “kul hakkı” kavramı, bireysel sorumlulukların ötesinde toplumsal düzenin temelini oluşturan bir ilke olarak karşımıza çıkar. Kur’an-ı Kerim’de adaletin tesisine yönelik emirler, Hz. Peygamber’in hadislerinde kul hakkının affedilmezliği vurgusu ve tasavvuf geleneğinde vicdan muhasebesi, bu kavramın çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını gerekli kılar. “Ateşten gömlek” metaforu ise, kul hakkının ağırlığını ve yakıcılığını sembolik bir dille ifade eder.
Marka olma telaşı günümüzde sadece işletmelerin bir problemi olmaktan uzun zaman önce çıkmıştır. Artık, şehirler, ülkeler hatta bireyler bile bir marka olmanın uzun ve taşlı yollarını aşmak için çaba göstermektedir.Örneğin bugün Türkiye’de bir çok ilimizin turizm açısından cazibesini artırmak amacıyla marka çalışmaları bulunmaktadır. Hatta Dünya sinemasında “Barcelona Barcelona”, “Rio”, “Paris’de aşk başkadır” gibi zaten dünyanın önemli turizm destinasyonlarının dev bütçeli filmlerle desteklenmiş marka şehirler olmasına katkı sağlayacak projelerle anıldığı görülmektedir.
Tümcenin Gücü…
Sosyal medyada bir video izliyoruz. Bir soru soruluyor. Yapay zekâ yanıt veriyor. Gülüyoruz ve geçiyoruz. Oysa o küçük sahnede, çağımızın en büyük entelektüel sorunu saklı: Dil nasıl kurulur? Düşünce nasıl tasarlanır? Ve teknoloji bu tasarımı nasıl büyütür?
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı’nın değerli okurlarını içtenlikle selamlıyorum. Bu köşede sizlerle birlikte düşünmenin, birlikte sorgulamanın ve ortak bir bilinç zemini oluşturmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. İlk yazımda, dilimizde giderek artan yabancılaşma üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Ortadoğu’da yükselen gerilim ve İran’a yönelik operasyon senaryoları, Türkiye’nin güvenlik, enerji ve diplomasi stratejilerini yeniden gündeme getiriyor. Uzman değerlendirmeleri, doğrudan işgal ihtimalinin düşük; ancak dolaylı risklerin giderek daha karmaşık hale geldiğini ortaya koyuyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dünyanın en popüler demiryolu rotalarından biri olarak kabul edilen Ankara-Kars hattındaki Turistik Doğu Ekspresi'nin 2025-2026 kış sezonu verilerini paylaştı. 3 Mart itibarıyla son seferini tamamlayan ekspres, bu sezon binlerce seyahatseveri Anadolu’nun eşsiz manzaralarıyla buluşturdu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Dünya Radyo Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, radyo yayıncılığında Türkiye'nin sınıf atladığını duyurdu. Çamlıca Kulesi'nin teknolojik altyapısıyla hayata geçirilen Yeni Nesil Dijital Radyo (DAB+) sistemi, İstanbul'da frekans tıkanıklığını çözerken dinleyicilere kristal netliğinde ses kalitesi sunuyor.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
ASO Başkanı Ardıç: “Bilimi ve teknolojiyi yalnızca ithal eden değil, bizzat üreten bir ülke olmak zorundayız”