YAZARLAR

  • 06 Eylül 2026, Pazar
  • Yeni Yazı

GA | HAFTA SONU OKUMALARI – 01: İnsan Neden Güzel Şeyler Duymaya İhtiyaç Duyar?

Her gün haberlerin, bildirimlerin, sorunların ve yetişmemiz gereken işlerin arasında yaşıyoruz. Dünyada neyin yanlış gittiğini bilmek elbette önemli. Peki insan neden güzel bir haber duyduğunda, yeni bir şey öğrendiğinde, bir başkasının iyiliğine tanık olduğunda ya da kendisine içten bir söz söylendiğinde kendisini daha iyi hissediyor? Belki de güzel şeyler duymaya duyduğumuz ihtiyaç gerçeklerden uzaklaşmak değil; hayatın bütününü görebilme ihtiyacımızdır.

  • 05 Eylül 2026, Cumartesi
  • Yeni Yazı

Eğitim Yazısı- Mesleki Eğitim Değişirken Kurumsal Hafıza Neden 2019’da Kaldı?

TESK’in yaklaşık yedi yıldır güncellenmeden yayında kalan “Mesleki Eğitim” sayfası, Türkiye’nin güçlü tarihsel birikimini anlatıyor; ancak mesleki eğitimin değişen mevzuatını, yeni uygulamalarını, dijital ve yeşil dönüşümü, sektörlerin güncel beceri ihtiyaçlarını ve dünyadaki yeni yaklaşımları artık yeterince yansıtmıyor.

  • 31 Ağustos 2026, Pazartesi

Yönetim Yazısı- Yönetmenin Dört Katmanı | III- Yöneticiyi Yönetmek: Üstünüzle Doğru Çalışma İlişkisi Kurabilmek

Yönetim yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen bir yetki ilişkisi değildir. Çalışanın yöneticisinin önceliklerini, beklentilerini ve bilgi ihtiyacını doğru anlaması; sorunları zamanında bildirmesi, gerektiğinde farklı görüşünü ortaya koyması ve güvenilir bilgi sunması da iyi yönetimin bir parçasıdır. “Yöneticiyi yönetmek”, yöneticiyi yönlendirmek değil; birlikte daha doğru sonuç üretmenin profesyonel yolunu kurabilmektir.

  • 27 Ağustos 2026, Perşembe

Yönetim Yazısı- Yönetmenin Dört Katmanı | II- İnsanları Yönetmek: Emir Vermekten Birlikte Sonuç Üretmeye

İnsanları yönetmek, onların her hareketini kontrol etmek değil; neyin beklendiğini bildikleri, görüşlerini ifade edebildikleri, sorumluluk alabildikleri, yetkilerini kullanabildikleri ve ortaya çıkan sonuçların hesabını verebildikleri bir çalışma ortamı kurabilmektir. Günümüz yöneticisinin asıl gücü, insanları kendisine bağımlı hâle getirmesinde değil, birlikte sonuç üretebilen bir ekip oluşturabilmesinde ortaya çıkıyor. 

  • 25 Ağustos 2026, Salı

Yönetim Yazısı- Yönetmenin Dört Katmanı | I- Kendini Yönetmek: Başkalarını Yönetmeden Önce

İnsan başkalarını, ekipleri ve kurumları yönetmeye talip olmadan önce kendi zamanını, dikkatini, davranışlarını, duygularını ve kararlarını yönetebiliyor mu? Yönetimin belki de en zor fakat en az konuşulan boyutu tam burada başlıyor.

  • 23 Ağustos 2026, Pazar

PAZAR SOHBETLERİ- NO:16- Terörsüz Türkiye: Endişeler, Gerçekler ve Devlet Aklının Sınavı

Türkiye yaklaşık iki yıldır “Terörsüz Türkiye” adı verilen tarihî ve bir o kadar da hassas bir süreci tartışıyor. Bir tarafta terörün sona ermesi umudu, diğer tarafta üniter devlet, millî kimlik ve egemenlik konusunda dile getirilen ciddi kaygılar var. Peki resmî belgeler gerçekten Türkiye'nin federasyona, özerkliğe veya “yeni bir Sevr”e götürüldüğünü mü gösteriyor? Yoksa korkularla gerçekler birbirine mi karıştırılıyor? Yaklaşık iki yıllık süreci sloganlarla değil, devletin kayıtlarıyla okumaya çalışalım.

  • 22 Ağustos 2026, Cumartesi

CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA TÜRKİYE’Yİ YENİDEN DÜŞÜNMEK- Demokrasi, Siyaset ve Toplumsal Uzlaşma Üzerine- III. YAZI: Kutuplaşmadan Uzlaşmaya: Türkiye’nin Ortak Geleceğini İnşa Etmek

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye’nin en büyük gücü, bütün vatandaşlarının aynı düşünmesi değil; farklı siyasi tercihlere, hayat tecrübelerine ve dünya görüşlerine sahip insanların millî birlik ve ortak aidiyet bilinci içinde aynı geleceğe yürüyebilme, birlikte üretebilme ve ülkenin temel meselelerinde sorumluluk paylaşabilme kapasitesidir. Türkiye’nin ihtiyacı farklılıkları ortadan kaldıran bir tek seslilik değil; Anayasa’nın değiştirilemez temel nitelikleri, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ve eşit vatandaşlık zemini üzerinde toplumsal güveni, millî dayanışmayı ve demokratik uzlaşmayı güçlendirecek yeni bir ortak gelecek iradesidir.

  • 20 Ağustos 2026, Perşembe

CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA TÜRKİYE’Yİ YENİDEN DÜŞÜNMEK -Demokrasi, Siyaset ve Toplumsal Uzlaşma Üzerine- II. YAZI: Siyaseti Yeniden Kurmak: Temsil, Etik ve Demokratik Katılım

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye’nin demokratik geleceğini yalnızca devlet kurumlarının yapısı değil, siyasetin nasıl örgütlendiği, temsilin nasıl üretildiği, siyasi kararların hangi etik sınırlar içinde alındığı ve vatandaşın karar süreçlerine ne ölçüde katılabildiği de belirleyecektir. Siyasi partilerin kendi içlerinde daha demokratik hâle geldiği, seçmen ile temsilci arasındaki bağın güçlendiği, siyasi etiğin ortak bir kamu standardına dönüştüğü, gençlerin ve kadınların karar mekanizmalarında gerçek sorumluluk üstlendiği ve dijital teknolojilerin yalnızca propaganda için değil demokratik katılım için kullanıldığı yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır. Çünkü demokratik kurumları güçlendirmek istiyorsak, onları çalıştıracak siyaseti de yeniden düşünmek ve yeniden inşa etmek zorundayız.

  • 18 Ağustos 2026, Salı

CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA TÜRKİYE’Yİ YENİDEN DÜŞÜNMEK -Demokrasi, Siyaset ve Toplumsal Uzlaşma Üzerine- I. YAZI: Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Yeni Bir Demokratik Düzen Arayışı

Türkiye, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yalnızca yeni hedeflerle değil; devletin işleyişi, demokrasinin niteliği, hukuk düzeninin güvencesi ve vatandaşın yönetime katılımı konusunda cevaplandırılması gereken temel sorularla girmiş bulunuyor. Artık asıl mesele yalnızca iktidarın kimde olduğu değil; iktidar kimde olursa olsun hukukun üstünlüğünü koruyan, demokratik denetime açık, güçlü ve öngörülebilir kurumlara dayanan bir devlet düzeninin kurulabilmesidir.

  • 17 Ağustos 2026, Pazartesi

SİLAHTAN HUKUKA – III: Silahlar Susunca Ne Olacak? 7595 Sayılı Kanun Toplumsal Bütünleşme İçin Yeterli mi?

7595 sayılı Kanun silah bırakma sonrasındaki soruşturma, kovuşturma ve infaz rejimini ayrıntılı biçimde düzenliyor. Ancak kalıcı toplumsal bütünleşme yalnızca ceza dosyalarının hukuki statüsünün değiştirilmesiyle sağlanabilir mi? Hukuk devleti, demokratikleşme, mağdur hakları, ekonomik ve sosyal uyum, TBMM denetimi ve ortak vatandaşlık zemini bu sürecin neresinde duruyor?