YAZARLAR

  • 05 Eylül 2026, Cumartesi
  • Yeni Yazı

Kültürel Sömürü ve Tek Yönlü Akışın Kültürel Bağımlılık Açısından Analizi

Kültürel sömürü ve kültürel ürünlerin/fikirlerin tek yönlü akışı, özellikle gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere doğru yaşanan bir olgudur. Bu süreç, kültürel bağımlılık kavramıyla yakından ilişkilidir ve küresel güç dengeleri, medya hegemonyası ve ekonomik eşitsizlikler zemininde şekillenir.

  • 02 Eylül 2026, Çarşamba

Kültürel Oryantalizm: Türk Müziği (Halk, Sanat ve Tasavvuf) Üzerine

Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Tasavvuf Müziğinin küreselleşme, dijital kültür, Batı merkezci estetik anlayış ve kültürel oryantalizm ekseninde geçirdiği dönüşüm; yalnızca müzik alanına değil, kültürel kimlik, yerellik, medeniyet hafızası ve küresel güç ilişkilerine uzanan çok boyutlu bir tartışmayı beraberinde getirmektedir.

  • 30 Ağustos 2026, Pazar

Saygı Duruşunda Çalınan Tİ Borusu Üzerine

Türkiye’de saygı duruşlarında mutlaka çalınan "Ti borusu" melodisi, Uluslararası askeri literatürde "Taps" olarak bilinen Amerikan İç Savaşı kökenli 24 notalık bir boru çağrısıdır (Norton, 1898; United States Marine Band, 2021). Bu melodi, kökeni ve Türkiye'deki kullanımıyla ilgili ilginç bir hikâyeye sahiptir. Kültür hafızamızda olmayan bu müzikal olgunun nasıl ve ne zaman çalınmaya başlandığı hakkında bazı rivayetler anlatılmaktadır. Yazıda bu boru çağrısının tarihçesi, Türkiye'ye gelişi ve anlamı üzerine bir analiz sunulmuştur.

  • 27 Ağustos 2026, Perşembe

Osmanlı Dönemi Minyatürlerinde Kültür, Sanat ve Müzik

Osmanlı minyatürleri, yalnızca estetik değeri yüksek sanat eserleri değil; dönemin sosyal hayatını, Ahilik ve esnaf teşkilatını, tören kültürünü, giyim-kuşam özelliklerini, müzik icrasını ve kullanılan çalgıları günümüze taşıyan çok katmanlı tarihsel belgelerdir. Osmanlı dönemi minyatürlerini kültür, sanat ve müzik ekseninde okumak; görsel bir sanat eserinin ötesine geçerek toplum yapısını, üretim ilişkilerini, tören geleneğini ve müzik kültürünü birlikte değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır.

  • 24 Ağustos 2026, Pazartesi

Türkiye'de Müzik Yükseköğretiminde Kurumsal Dikotomi ve Kültürel Hegemonya: Çalgı Eğitimi Yapılanması ve Maarif Modeli Çerçevesinde Bir Analiz

Türkiye’deki müzik yükseköğretim kurumlarında (devlet konservatuvarları, güzel sanatlar fakülteleri ve tematik müzik üniversitesi yapılanması) Batı müziği ve Türk müziği çalgı eğitimine yönelik idari ve akademik örgütlenme farklılıklarını derinlemesine incelemektedir. Türkiye’de çalgı eğitimi sisteminin yaklaşık %80 oranında Batı müziği çalgıları ekseninde şekillendiği; Batı müziği çalgılarının "Piyano, Arp ve Gitar Ana Sanat Dalı", "Yaylı Çalgılar Ana Sanat Dalı" ve "Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Ana Sanat Dalı" gibi enstrüman bazlı özerk akademik alt birimlerle (Ana Sanat Dalı / ASD) desteklendiği gözlemlenmektedir. Buna karşın Türk müziği çalgılarının (Bağlama, Kanun, Ud, Ney, Tanbur, Kemençe vb.) bağımsız Ana Sanat Dalları yerine çoğunlukla "Çalgı Eğitimi" veya "Temel Bilimler" gibi tek bir şemsiye bölüm/ASD altında toplandığı görülmektedir. Bu durum akademik kadro tahsisinde, öğretim üyesi sayısında ve müfredat derinliğinde Türk müziği aleyhine sistemik bir eşitsizlik yaratmaktadır.

  • 21 Ağustos 2026, Cuma

Bela Bartók Bulgar Aksağı Ritmi Yanılgısı

Béla Bartók: Türkiye’de adına sempozyum, kongre, konferans vb birçok akademik faliyetler yapılmış önemli bir Macar Müzikologdur. Ancak Anadolu Coğrafyasında Macar halk müziklerinin kökenini araştırma serüveninde karşılaştığı Aksak ritimleri Bulgar Aksağı olarak kayıtlara geçirmesi en büyük hatasından biridir. Béla Bartók’un 1930’lu yıllarda Batı literatürüne “Bulgar Ritmi” (Bulgarian Rhythm / Rythme Bulgare) kavrayışıyla taşıdığı, etnomüzikolojide “toplamsal” veya “asimetrik” olarak tanımlanan bu ritmik yapılar, modern müzikoloji tarihinde hem metodolojik bir dönüm noktası hem de ciddi bir terminolojik daralma/merkezileştirme tartışmasının odağında yer alır. Bartók’un yaklaşımının mutlak manada "geçersiz" veya tamamen gereksiz olduğunu söylemek yerine; tarihsel bağlamı içinde metodolojik bir sınır/yanılgı, etnomüzikolojik açıdan ise "eksik ve kısıtlı bir kavramsallaştırma" olduğunu ifade etmek akademik açıdan daha isabetli bir tespit olacaktır.

  • 18 Ağustos 2026, Salı

Yurt Dışına Göç: Eğitim, Kültür ve Sanat Sosyolojisi Bağlamında Bir Analiz

Son yıllarda Türkiye’den yurt dışına gerçekleşen sürekli artan eğitim göçü, münferit bir akademik tercih veya bireysel istihdam arayışı olmanın ötesine geçmiştir. Bu durum, özellikle orta-üst ve üst sosyo-ekonomik sınıfların toplumsal konumlarını koruma, küresel ölçekte yeniden üretme ve kültürel sermayelerini pekiştirme amacıyla geliştirdikleri stratejik bir sınıfsal eyleme dönüşmüştür.

  • 15 Ağustos 2026, Cumartesi

Müzik Arkeolojisi’nde Hurri İlahisi ve Türk Müziği Karşılaştırma

Müzik Arkeolojisi alanında tespit edilen 6 Numaralı Hurri İlahisi (h.6), müzik arkeolojisi literatüründe antik Yakın Doğu'nun müzikal ve kuramsal gelişimini anlamamızı sağlayan en kritik birincil kaynak kabul edilir. Dünya genelinde bugüne kadar tespit edilmiş, strüktürel bütünlüğünü büyük ölçüde koruyan en eski notasyonlu melodi, Suriye sınırları içerisindeki Ras Şamra bölgesinde yer alan antik Ugarit kraliyet saray kompleksinde gün yüzüne çıkarılmıştır.

  • 12 Ağustos 2026, Çarşamba

Türk Halk Müziğinde Performans: Enstrümantal Virtüözlük, Vokal Üslup

Türk Halk Müziği’nde (THM) performans olgusu, yalnızca teknik yetkinliğin sergilendiği estetik bir eylem değil; toplumsal hafızanın, bölgesel kimliklerin ve tarihsel birikimin icracı bedeninde ve sesinde yeniden üretildiği sosyo-kültürel bir pratik olarak ele alınmalıdır. Müzik sosyolojisi ve etnomüzikoloji perspektifinden bakıldığında performans, anonim gelenek ile bireysel sanatsal özgünlük ve yetenek arasındaki kesişim noktasında şekillenir.

  • 09 Ağustos 2026, Pazar

Türkistan Uygur Makamları: Asimilasyon ve Soykırım

1991 yılında Türk Dünyası Dergisinde Çin yazılı kaynaklarından Çince yazılmış eseri Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesinden Uygur Türkleri A.Şekür Turan ve TRT Yurt Dışı Yayınlarından Çince Uzmanı Mahmut Filiz ile birlikte çevirisini yapmıştık. Türk Dünyası* (Ana Yurttan Ata Yurda) İli On İki Makamı ve Milli Folklor Dergisinde aktarılan Uygur halk çalgıları makalelerinin günümüzde yeniden yorumlanması gerektiğini düşünmekteyim. O yıllarda kapalı kutu Çin ile iletişimin hiç olmadığı yıllardı. Aradan geçen zamanda Çin’in çok hızlı gelişen teknolojisi tüm dünyayı sararken hala azınlıklar özellikle Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklere uyguladığı baskıcı ve yok etme politikasında herhangi bir değişikliğin olmadığı bağımsız kuruluşlar ve insan hakları dernekleri tarafından tespit edilmiştir. Bugün anlaşılmaktadır ki o yıllardaki kapalı otoriter rejimin günümüzde de daha şiddetli olarak asimilasyon ve bir toplumu yok etme stratejisi tüm hızıyla korkunç boyutlarda devam etmekte dilleri, dinleri ve kültürel kimlikleri yok edilmektedir. Bu soykırımın modern versiyonudur.