YAZARLAR

  • 22 Temmuz 2026, Çarşamba
  • Yeni Yazı

Patrik Gregoryos’un Stratejik İlkesi Ekseninde Osmanlı-Türk Müzik Kültüründe Batılılaşma ve Kültürel Emperyalizm

GİRİŞ Kültür emperyalizmi, sömürgeci güçlerin hedef kitlelerin zihinsel, estetik ve manevi kodlarını kendi çıkarları doğrultusunda yeniden inşa etmeyi amaçlayan hegemonik ve asimilasyon sürecidir. Bu sürecin en derinlikli ve sinsi enstrümanlarından biri, toplumların tarihsel sürekliliğini, inanç ritüellerini ve estetik algısını muhafaza eden "işitsel hafızanın tahrif edilmesidir. İşitsel hafızanın en güçlü taşıyıcısı ve doğrudan bilinçaltına nüfuz edebilen başat kültürel silahı ise müziktir. Müzik, insanın rasyonel süzgeçlerine takılmadan doğrudan duygu dünyasına ulaştığı için, bir milletin manevi direncini kırmak isteyen yapılar tarafından tarih boyunca öncelikli bir sızma alanı olarak kullanılmıştır.

  • 19 Temmuz 2026, Pazar
  • Yeni Yazı

Müzik Yetenek Sınavları Ölçme-Değerlendirme Reformu: Batı Merkezli Sistemden Kapsayıcı Modele Geçiş

GİRİŞ: Üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasına sayılı günler kaldı. Sınav sonuçlarının açıklanması ile birlikte beklediği puanları alamayan öğrenciler için özel yetenek sınavları yeni bir fırsatın kapısını açmaktadır. Sanat ve spor ya da rekreasyon gibi özel yetenekle öğrenci alan programlar için, öğrencilerin çoğu uzun yıllardır bu sınava hazırlanırken bazıları ise bahsedilen alanlarda şanslarını denemek arzusundadır. Ancak aile ve öğrencilerin bu sınavlarla ilgili bilgi sahibi olması ve önceden kendini hazırlaması son derece önemlidir.

  • 16 Temmuz 2026, Perşembe

“Çağdaşlık” “Çağ Dışılık” Beyinleri Kemiren Kavram

GİRİŞ Türkiye’nin modernleşme tarihinin en sancılı estetik, sosyolojik ve epistemolojik kırılma hatlarından biri de “Çağdaşlık” kelimesi ve kavramıdır. Batı müziği eğitimi alan aktörlerin "çağdaşlık" söylemi ve bu söylemin geleneksel müzik aktörleri üzerinde yarattığı "çağ dışılık" algısı, rastlantısal bir kopuş değil; planlı bir kültürel politikanın ve zihniyet dünyasının sonucudur. Bu durumu elitizm, ötekileştirme ve ontolojik boyutlarıyla akademik bir perspektiften analiz edelim.

  • 13 Temmuz 2026, Pazartesi

Bela Bartok: Halk Müziği ve Ontolojik Kırılma

GİRİŞ: Bela Bartok’un 1936’daki Türkiye ziyaretinde ortaya koyduğu görüşler, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki müzik inkılabının temel açmazlarını ve teorik çelişkilerini anlamak açısından kritik bir metindir. Bartok’un “kendi öz müziğinizi temel alın” tavsiyesinin, makamsal sistemi tahrip eden bir tampere sistem dayatmasına dönüşmesi, salt müzikal bir tercih hatası değil; dönemin sosyo-politik, ideolojik ve kültürel hegemonya inşasının doğrudan bir sonucudur. Bu konuyu müzikoloji, sosyoloji ve kültürel çalışmalar ekseninde analiz ettiğimizde, temel dinamiklerin şu şekilde şekillendiğini görmekteyiz:

  • 10 Temmuz 2026, Cuma

Ankara’da Yapılan NATO Zirvesi ve Osmanlı-Türk Mehter Müziği

GİRİŞ: Ankara’da 7-9 Temmuz 2026 tarihleri arasında yapılan NATO Zirvesinde en dikkat çekici ve etkileyici konulardan biri Mehter Müziği olmuştur. Programın bu bölümünü düşünen ve kurgulayanları tebrik etmek gerekir. Osmanlı Döneminde savaşların kaderini değiştirecek kadar güce sahip Mehter Müziği psikolojik açıdan askerlere moral ve motivasyon sağlarken diğer taraftan düşman askerlerini derin bir şekilde etkileyerek morallerinin bozulmasında etkili bir silah olmuştur. Kültürün gücünü yansıtan bu durum bir taraftan batıya karşı subdominal mesaj vererek devletin askeri gücü yansıtılmaya çalışılmış diğer yönden güç, korku ve nihayetinde sanatsal bir hayranlık dili olarak Mehter Bandosu ön planda estetik bir tanıtımın vesilesi olmuştur. Osmanlı askeri bandosu Mehter ve onun Avrupa müziğindeki izdüşümü olan Alla Turca (Türk Usulü) akımı, Batı dünyasında derin izler bırakan sosyolojik bir olgudur. Müzikte vurulan “ritimle, fetih" olgusu, Avrupa coğrafyasında askeri stratejiden klasik müziğin başyapıtlarına uzanan somut bir tarihi dönüşümdür.

  • 07 Temmuz 2026, Salı

Batı ve İslam Medeniyetlerinde İnancın Müzik Anlayışına Etkisi: Karşılaştırmalı Öz Analiz

Özet: Müzik, insanlık tarihi boyunca salt bir eğlence aracı olmanın ötesinde, toplumların kültürel, felsefi ve teolojik kimliklerinin bir yansıtıcısı olmuştur. Bu rapor, kökleri Hristiyanlık ve Antik Yunan felsefesine dayanan Batı medeniyeti ile merkezinde Kur'an ve Sünnetin yer aldığı İslam medeniyetindeki müzik anlayışlarını, inanç sistemlerinin bu anlayışlar üzerindeki belirleyici etkileri bağlamında karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Rapor, müziğin her iki medeniyetteki teolojik kabulünü, işlevini, gelişim seyrini ve meşruiyet tartışmalarını ele alarak temel farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  • 04 Temmuz 2026, Cumartesi

Dragoman Hanedanlığı ve Müziğe Oryantalist Bakış

 Türk müzik kültürünün Batı merceği tarafından "keşfedilme", "kaydedilme" ve nihayetinde "kurgulanma" süreçlerini analiz etmek için Dragoman geleneğinin ve erken dönem Şarkiyatçı metinlerin epistemolojik arka planının ne olduğu veya olmadığı hiçbir zaman düşünülmemiştir.

  • 01 Temmuz 2026, Çarşamba

Demir Kafes mi, Kültürel Hafıza mı? TRT ve Kültür Bakanlığı Repertuvar Kurulları

GİRİŞ TRT kuruluşundan beri Türk müziğine önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle halk müziği alanında yayıncılığın gereği ciddi çalışmalar yapmasına rağmen yine de en çok eleştiri yapılan kurumlardan biridir. TRT yayıncılığın ötesinde uzun yıllar yurdun pek çok yerinde derleme gezileri yaparak pek çok türküyü repertuvara kazandırmıştır. Bu olumlu tarafına karşın derlenen türkülerin makara bantlara kaydedilerek arşivlenmesine rağmen gerekli şekilde muhafaza edilemediği bilinmektedir. Aslında Türk müzik kültürünün hafızası olarak bilinen TRT ve Kültür Bakanlığı Arşivlerinin son durumu hakkında bilgi sahibi değiliz. Türkülerin ve kuruma gönderilen Türk Sanat Müziği beste eserlerinin repertuvar kurulları vasıtasıyla değerlendirilmemesi sıkıntılı bir durumun olduğunu göstermektedir. Kamuoyuna yansıyan durum özellikle Türk Sanat Müziği Kuruluna gönderilen eserlerin uzun zaman bekletildiği ve bestecilerin bu yüzden motivasyonlarının kırılmaya başladığı şeklindedir.

  • 28 Haziran 2026, Pazar

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müzik Eğitiminde Teori-Pratik Yarılması: Yapısal Tahakküm, Bürokratik Atalet

Giriş Eğitim programlarında gerçekleştirilen reformlar, yalnızca pedagojik bir içerik değişimi değil, aynı zamanda egemen kimlik tanımlarının, kültürel sermayenin ve ulusal "ses şuurunun" yeniden üretilme çabasıdır. 2024 yılında yürürlüğe giren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, müzik eğitimi paradigmasında köklü bir kırılmayı hedeflemiş; yaklaşık bir asırdır ikame edilen Avrupa merkezli ve tamperaman odaklı müzik pedagojisinin yerine, yerli ve köklü makam sistemini merkeze alan bir vizyon ortaya koymuştur. Teori düzeyinde "kendi ruh köklerinden beslenme" ve ulusal kültürel mirası ihya etme iddiası taşıyan bu model, aradan geçen iki yıllık süreçte (2024-2026) uygulamada derin bir "teori-pratik yarılması" ile karşı karşıya kalmıştır.

  • 24 Haziran 2026, Çarşamba

Halk Türkülerinde Göç Olgusu ve Halkbilimsel Açıdan İncelenmesi

Göç, Anadolu coğrafyasının ve Türk kültürünün en temel toplumsal dinamiklerinden biridir. Ekonomik zorluklar, kan davaları, savaşlar, doğal afetler veya "ekmek parası" için büyük şehirlere ve yurt dışına (özellikle Almanya'ya yönelik "Alamancı" göçü) yapılan yolculuklar, toplumun hafızasında derin izler bırakmıştır. Halkbilimi açısından halk türküleri, bu kolektif hafızanın ve bireysel trajedilerin en dokunaklı taşıyıcısıdır. Türküler, sadece birer ezgi değil, aynı zamanda göç olgusunun yarattığı duygusal, sosyal ve kültürel kırılmaları belgeleyen yaşayan arşivlerdir. Bu yazı, göç olgusunun türkülerin söz ve müzik yapısına nasıl işlediğini halk bilimsel bir perspektifle ele alacaktır.