YAZARLAR

  • 11 Ekim 2026, Pazar
  • Yeni Yazı

Muş: İnsanlığın Sebil Olarak Dağıtıldığı Topraklar

Bazı şehirler vardır; insan oraya görev yapmak için gider, fakat oradan aynı insan olarak dönmez. Muş, benim için böyle bir şehirdi. 1982-1985 yılları arasında geçirdiğim üç yıl, gençliğimin sıradan bir dönemi değil; insanı, merhameti, vefayı ve kardeşliği öğrendiğim bir gönül mektebiydi.

  • 10 Ekim 2026, Cumartesi
  • Yeni Yazı

Ankara’nın Taşında, Sokağında İz Bırakan Bir Ömür: Kadri Kalaycıoğlu [İz Bırakanlar]

Bazı insanlar yaşadıkları şehre yalnızca emek vermez; ömürlerini, hatıralarını ve ruhlarından bir parçayı da o şehrin taşlarına bırakırlar. Yüksek Mühendis Mimar, ressam ve yazar Kadri Kalaycıoğlu, Ankara’ya duyduğu derin sevgiyle geçmişi bugüne, bugünü de geleceğe bağlayan kıymetli insanlardan biridir.

  • 09 Ekim 2026, Cuma
  • Yeni Yazı

Kurdun Dişinden Değil, Çobanın İhanetinden Korkmak

Hayat bazen kalın kitapların anlatamadığını tek bir cümleyle söyler. Bazı sözler vardır; söylendiği anda değil, insan sustuktan sonra anlam kazanmaya başlar. “Tehlikeli olan kurdun kuzuyu yemesi değil, çobanın kuzuya zarar vermesidir” sözü de böyledir.

  • 08 Ekim 2026, Perşembe
  • Yeni Yazı

Türkçenin Yapay Zekâ Sınavı: Efsaneler, Gerçekler ve Bir Dili Makineye Anlatmanın Mantığı

Son yıllarda teknoloji dünyasında sıkça dile getirilen bir cümle var: “Türkçe, yapay zekâya en uygun dildir.” Bu cümleyi duyduğumuzda, doğrusu insanın hoşuna gidiyor. Kendi dilimizin yalnızca tarihî ve kültürel değeriyle değil, geleceğin teknolojileri bakımından da ayrıcalıklı olduğunu düşünmek bir gurur vesilesi oluyor. Ancak bilim, hoşumuza giden cümlelerle yetinmez. Bir iddianın doğru olup olmadığını anlamak için onun arkasındaki yapıya bakmak gerekir.

  • 07 Ekim 2026, Çarşamba

Hafızasını Kaybeden Bir Toplum, Geleceğini Kime Bırakır?

“Toplumsal hafızamız yüzde 80’lere düştü” sözü belki bilimsel bir ölçüm değildir; fakat içinde yaşadığımız unutma çağının vicdanımıza bıraktığı ağır bir sorudur.  

  • 06 Ekim 2026, Salı

Zamanın Ağında Biten Sermaye: Geçen Zaman mı, Yoksa Ömrümüz mü?

“Zaman ne kadar hızlı geçiyor!” Günlük hayatın telaşı içinde bu cümleyi ne kadar da sık kuruyoruz. Bir bakıyoruz sabah olmuş, akşam kapıya dayanmış. Pazartesi derken cuma geliyor; yeni yıl derken takvim yaprakları birer birer eksiliyor. Çocuklukta bitmek bilmeyen yaz tatilleri, yetişkinlikte yerini “Daha dün yeni yıla girmemiş miydik?” şaşkınlığına bırakıyor.

  • 05 Ekim 2026, Pazartesi

Deve Derisinden Dijital Kelepçelere: Modern Mankurtlaşma

Bir insanı köleleştirmenin en tehlikeli yolu ellerini bağlamak değil, kendi hür iradesiyle düşündüğünü sanırken zihnini ele geçirmektir.

  • 04 Ekim 2026, Pazar

Vicdanımıza Emanet Edilen Canlar: Merhamet Medeniyetinin Masum Sessizleri

İnsanoğlu, yeryüzünün halifesi olarak yaratıldığında sadece kendi nefsini imar etmekle değil; havasıyla, suyuyla ve bağrında barındırdığı tüm canlılarıyla bütün bir kâinatı gözetmekle mükellef kılınmıştır.  Yunus Emre’in "Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü, Yaratılmışı hoş gördük, Yaratan’dan ötürü."  Sözlerinde anlam bulduğu gibi “Yaratılanı mahlûkata şefkat göstermeyi ilahi sevgiyin en somut tezahürü kabul eder. Nitekim Fahri Âlem Efendimiz (s.a.v.), susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe ayakkabısıyla su içiren günahkâr bir kulun bu merhameti sebebiyle bağışlandığını müjdelerken, bizlere insan olmanın ve mümin kalabilmenin en derin ölçüsünü miras bırakmıştır.

  • 03 Ekim 2026, Cumartesi

2030 Eşiğinde Küresel Söylemler Komplo Teorileri, Dijital Distopyalar ve Gerçekliğin Sınırları

Günümüz dijital çağında bilgi ile dezenformasyon arasındaki çizginin hiç olmadığı kadar bulanıklaştığı bir dönemden geçiyoruz. Özellikle sosyal medyanın sunduğu yankı odalarında kitlesel ilgiyi toplayan ve toplumsal endişeleri besleyen ana temalardan biri, 2030 yılına kadar kurulacağı iddia edilen “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) söylemleridir. Dini, siyasi ve teknolojik unsurların bir araya getirilerek kurgulandığı bu anlatılar; teolojik kökenlerden ziyade, küreselcilik karşıtı söylemlere, popülist ajitasyonlara ve tarihsel önyargılara dayanmaktadır.