Toplumların kaderi çoğu zaman büyük savaş meydanlarında değil, küçük görünen ancak hayati önem taşıyan bireysel tercihlerle şekillenir. Birazdan değineceğim ve yaşandığı anlatılan bir hikaye, basit bir olaydan öte; insan karakterinin en kırılgan ve en tehlikeli yanını gözler önüne seren bir ayna niteliğindedir.
Dijital çağın gündelik ritüelleri arasında öyle sıradanlaşmış pratikler vardır ki, çoğu zaman onların ardındaki ekonomik ve teknolojik anlam katmanlarını sorgulamayız. Bir web sitesine giriş yaparken karşımıza çıkan “robot musunuz?” sorusu bu türden bir alışkanlığa dönüşmüştür. Oysa birkaç saniyelik bu etkileşim, bugün milyarlarca dolarlık bir veri ekonomisinin en kritik bileşenlerinden birini temsil etmektedir.
Bazı tarihler vardır; yalnızca takvimde bir günü değil, bir milletin kaderine atılmış en anlamlı imzayı temsil eder. 23 Nisan 1920, işte böyle bir gündür. Anadolu’nun yorgun ama başı dik bağrında yükselen Türkiye Büyük Millet Meclisi ile birlikte millet iradesi tarih sahnesine bizzat çıkmış; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, bir ifade olmanın ötesine geçerek devletin ruhuna kazınmıştır.
Değerli okurlarımız, edebiyatın dev ismi Tolstoy’un o meşhur Pahom hikâyesini bilirsiniz. Hani şu, güneş batana dek adımlarıyla çevirdiği her karış toprağın sahibi olacağını sanan, ancak günün sonunda çatlayan kalbiyle sadece iki metrelik bir çukura sığabilen köylünün trajedisi... Bugün Pahom'un o tozlu bozkırdaki yürüyüş esareti bitmiş olabilir, ama onun ruhu modern dünyanın plazalarında, lüks konut projelerinde ve bitmek bilmeyen "başarı" hırslarında hâlâ kan ter içinde koşmaya devam ediyor.
Efendim, buyursunlar... Madem bu kadar heveslisiniz, gelin bu “dijital kıyamet”senaryosunu, yani kendi ellerimizle ördüğümüz bu teknolojik ağın içinde nasıl çırpındığımızı, şöyle babacan bir üslup ve akademik bir disiplinle biraz ironi yaparak masaya yatıralım. Hani o meşhur "İnsan her şeyin ölçüsüdür" lafı vardı ya; galiba artık yeni ölçü birimimiz "gigahertz" ve "terabayt"oldu, biz de o ölçünün altında ezilen küçük birer detay kalmaya başladık!
Değerli okurlarımız, yazımıza Ankara aşığı Dr. Necati Yalçın hocamıza, bu kıymetli şehir üzerine kaleme aldığı eserler, düşünsel kitapları ve ortaya koyduğu yüksek etkili akademik katkıları dolayısıyla teşekkür ve tebriklerimizi sunarak başlıyorum…
“Çok fazla şey gören insan, hiçbir yere ait olamaz." İşte farkındalığın laneti budur. Bir kez yüzeyin altındakini görmeye başladığında, dünya artık o kadar basit görünmez. İnsanların oynadığı oyunları, sahte özgüvenlerini ve gizli niyetlerini fark edersin. Toplumun katman katman örülmüş yalanlardan oluştuğunu görürsün. Çoğu insanın bir koyun sürüsü gibi hareket ettiğini anlarsın. Ve konuştuğunda, insanlar sana “fazla düşünüyorsun” ya da “hayal görüyorsun” der. Ama sen gözlemlemeye devam edersin. İşte bu yüzden ait olmayı bırakırsın. Başkalarından daha iyi olduğun için değil; sonunda neler olup bittiğini anladığın için. Her şeyi görürsün ve artık bunun bir parçası olamazsın. Farkındalık seni izole eder. Ama bu, berraklığın bedelidir. Kalabalığı kaybedebilirsin; fakat kendini bulursun.” Friedrich Nietzsche
Değerli Okurlarımız, son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleşen silahlı baskınlar, eğitim kurumlarının güvenliği ve toplumsal yapımız üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. Bu makale, söz konusu gelişmelerin de etkisiyle kaleme alınmıştır. Okuyup değerlendirmeniz dileğiyle.
Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, duygularını kültürel birer inşa olarak görmesidir. Oysa nörobilim bize her geçen gün daha açık bir biçimde şunu hatırlatıyor: İnsan, hissettiklerini sadece öğrenmez; aynı zamanda onları taşır, üretir ve biyolojik olarak yeniden inşa eder. Sevgi de bunlardan biridir.
Değerli Okurlarımız,İslam tarihinin en çok tartışılan konulardan biri, hiç şüphesiz Hz. Âişe validemizin evlilik yaşı meselesidir. Asırlar boyunca farklı rivayetler üzerinden şekillenen bu tartışma, günümüzde yalnızca nakil geleneğiyle değil; tarihsel bağlam, kronolojik veriler ve aklî muhakeme çerçevesinde yeniden ele alınmaktadır. Bu da meseleyi basit bir sayı tartışmasının ötesine taşıyarak, tarih okuma biçimimizi sorgulayan bir zemine oturtmaktadır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.