Bir kurumun kültürünü yalnızca yazılı kurallar, yönetmelikler ya da kurumsal söylemler değil; yönetenlerle yönetilenler arasındaki güven, adalet, iletişim, çalışma huzuru ve insana verilen değer belirler. Kurum kültürü denilen yapının gerçekten kurumsal bir değerler bütünü mü, yoksa kurum içinde oluşan yanlış alışkanlıkların kültürü mü olduğunu sorgulamak için kaleme alındı.
İnsan, duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ölçüde sağlıklı iletişim kurabilir. Baskılanan her söz ise zamanla öfkeye, imaya ve dedikoduya dönüşür. Bu yazı; ifade edilemeyen duyguların birey ve toplum hayatında nasıl farklı biçimlerde ortaya çıktığını sorgulamak için kaleme alındı.
İnsanlar çoğu zaman konuşamadıkları için değil, aynı kelimelere farklı anlamlar yükledikleri için anlaşamaz. Bu yazı; dilin, kelimelerin ve kavramların düşünceyi, iletişimi ve toplumsal hayatı nasıl şekillendirdiğini sorgulamak, ortak bir anlam dünyasının önemine dikkat çekmek amacıyla kaleme alındı.
Modern hayat; sevgiyi giderek samimiyet, sadakat ve gönül bağı üzerinden değil, tüketim, ekonomik güç ve gösteriş üzerinden tanımlamaya başlıyor. Av. Durdu Güneş, bu yazısında modern ilişkilerde sevginin nasıl metalaştırıldığını, insan ilişkilerinin ekonomik ölçülere indirgenmesini ve gerçek aşkın neden giderek görünmez hâle geldiğini sorguluyor.
Bir konuşmanın değerini yalnızca konuşmacının bilgisi değil; dinleyicinin ilgisi, organizasyonun niteliği ve kurulan iletişimin samimiyeti belirler. Konuşmak kadar, doğru dinleme ortamını oluşturmak da önemlidir.
İnsan, hayat boyunca iki temel eğilim arasında gidip gelir: Kendisi için mi yaşamalı, toplum için mi? Asıl mesele; bireysel çıkarla toplumsal sorumluluk arasında adil bir denge kurabilmektir.
Hayat, planladığımız gibi ilerlemez. Tasarladığımız ile yaşadığımız arasındaki fark; bazen planlama hatasından, bazen de sürecin öngörülemezliğinden kaynaklanır.
Para, hayatı sürdürmenin doğal bir aracı… Ancak güç ve prestijle birleştiğinde insanın safiyetini aşındırabilir mi? Asıl mesele paraya sahip olmak değil, paranın insana ne yaptığıdır.
Emek vermeden kazanma arzusu cazip görünse de bireyi tembelliğe, toplumu ise üretimsizliğe sürükler. Bedavacılık kültürü yaygınlaştıkça hem adalet hem de gelecek zarar görür.
Hatırlatma Notu Bu yazı dizisinin ilk bölümünde emeklilerin sahip olduğu bilgi ve tecrübe birikiminin topluma kazandırılması fikrini ele almış ve “Hobi Atölyeleri” modelini bir öneri olarak gündeme getirmiştik. İkinci bölümde dünyada uygulanan aktif yaşlanma politikalarına, üçüncü bölümde ise Türkiye’de emekliliğin sosyolojik ve psikolojik boyutlarına değinmiştik.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.