Değerli Okurlarımız,İslam tarihinin en çok tartışılan konulardan biri, hiç şüphesiz Hz. Âişe validemizin evlilik yaşı meselesidir. Asırlar boyunca farklı rivayetler üzerinden şekillenen bu tartışma, günümüzde yalnızca nakil geleneğiyle değil; tarihsel bağlam, kronolojik veriler ve aklî muhakeme çerçevesinde yeniden ele alınmaktadır. Bu da meseleyi basit bir sayı tartışmasının ötesine taşıyarak, tarih okuma biçimimizi sorgulayan bir zemine oturtmaktadır.
Kıymetli okurlarımız, Bugün sizlerle, tarihin derinliklerinden günümüzün çetin gerçeklerine uzanan, hem muhasebe hem de istikamet tayini içeren bir düşünce yolculuğuna çıkmak istiyorum. Zihinlerimizi meşgul eden ve çoğu zaman yüzeysel cevaplarla geçiştirilen o temel soruyu yeniden, fakat bu kez serinkanlı ve analitik bir bakışla ele alalım: “İslam dünyası neden bilimde geri kaldı?”
Türkiye, en büyük kırılmalarını çoğu zaman en sessiz mekânlarda yaşıyor. Bir sınıfın içinde, bir koridorun ucunda, teneffüs zilinin hemen ardından… Şanlıurfa’da başlayıp ertesi gün Kahramanmaraş’ta kanlı bir saldırıya dönüşen bu iki olay, artık “münferit” başlığı altında değerlendirilemeyecek kadar derin ve yapısal bir soruna işaret ediyor. Bu yalnızca bir güvenlik açığı değil; bir toplumun reflekslerinin zayıfladığı kritik bir eşiğin göstergesidir.
Kıymetli okurlarımız, Uluslararası sistemin kırılgan dengeleri, tarihin alışıldık akışını yeniden şekillendirirken, Orta Doğu bir kez daha küresel siyasetin merkez üssü haline gelmiştir. Bugün karşımızda duran tabloyu doğru okuyabilmek için sloganların ötesine geçmek, hamasetin sis perdesini aralamak, yalın ve çıplak gerçeklikle yüzleşmek zorundayız. Zira dünya siyaseti, duygularla değil çıkarlarla; ideallerle değil zorunluluklarla yürümektedir.
Bugünlerde dünyanın gözü kulağı Washington’da, Tahran’da, Tel Aviv’de, Pekin’de ya da Moskova’da olabilir. Manşetler buralardan gelen sert açıklamalarla, füze menzilleriyle veya ambargo tehditleriyle süsleniyor. Ancak büyük resme, yani o karmaşık jeopolitik satranç tahtasına yukarıdan baktığınızda, tüm bu hamlelerin kesiştiği, hatta tek bir hamleyle oyunun gidişatını değiştirebilecek o kilit kareyi görürsünüz. O karede Türkiye oturuyor.
Uluslararası ilişkiler tarihine baktığımızda, savaşların yalnızca cephede değil, zihinlerde kazanıldığını ya da kaybedildiğini görürüz. Bugün de farklı bir tabloyla karşı karşıya değiliz. “Önce İran, sonra Türkiye” şeklinde dolaşıma sokulan söylemler, ilk bakışta askeri bir öngörü gibi sunulsa da, gerçekte çok daha derin bir stratejik iletişim faaliyetinin ürünüdür.
Bilim, kimi zaman sarsıcı gerçekleri alışılmadık yöntemlerle ortaya koyar. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, 1973 yılında Science dergisinde yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası kabul edilen Rosenhan Deneyi'dir. Stanford Üniversitesi’nden psikolog David Rosenhan’ın bizzat tasarlayıp dahil olduğu bu çalışma, modern tıp disiplinleri arasında yer alan psikiyatrinin, "sağlıklı" ile "hasta" arasındaki o ince çizgiyi ne kadar isabetle tayin edebildiğini sorgular.
Kimi kararlar vardır ki yalnızca bir yatırım dosyasına sığmaz; bir şehrin değil, bir coğrafyanın geleceğini belirler. Kızılcahamam ve çevresine yönelik rüzgâr enerjisi santrali (RES) planları da işte tam olarak böyle bir eşiği temsil etmektedir. Çünkü mesele artık sadece enerji üretimi değil; suyun, ormanın, toprağın ve yaşamın kendisidir.
İnsanlık, tarihinin belki de en süratli ve en sarsıcı dönüşüm evrelerinden birine tanıklık etmektedir. Bilginin üretim hızı, geçmiş dönemlerle mukayese edilemeyecek ölçüde artmış; bilgiye erişim, seçkin bir ayrıcalık olmaktan çıkarak geniş kitleler için sıradan bir imkân hâline gelmiştir. Ne var ki tam da bu noktada esaslı bir kırılma ile karşı karşıyayız: Mesele artık bilgiye ulaşmak değil; o bilgiyi nasıl öğrendiğimiz, nasıl anlamlandırdığımız ve nasıl hayata geçirdiğimizdir.
Değerli okuyucularımız, Dünya haritasına baktığımızda çoğu zaman gördüğümüz şeyin “gerçeklik” olduğunu düşünürüz. Oysa haritalar yalnızca coğrafyayı değil, aynı zamanda bir zihniyeti ve bakış açısını da yansıtır. “Ortadoğu” kavramı da bu zihinsel inşanın en çarpıcı örneklerinden biridir.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.