Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik Şubat 2026 operasyonları, bölgesel güvenlik algısını köklü bir şekilde değiştirdi. Hava saldırıları, stratejik hedeflere vuruşlar ve üst düzey liderlere yönelik eylemler, sahadaki durumun fiilen sıcak çatışma olduğunu göstermektedir (The Guardian, Reuters, Al Jazeera). Bazı yorumlarda “İran’dan sonra sıra Türkiye’de” iddiası gündeme gelmiş olsa da mevcut veriler, böyle bir senaryoyu desteklememektedir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarına, henüz taze bir fidan olarak filizlenmeye başlayan yıllara uzandığımızda, 1937 yılında önemli bir irade ortaya çıkmıştı. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, Ankara’da kurulan Erkek Meslek Öğretmen Okulu, zamanla adı değişerek Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’na, ardından ise Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’na dönüşerek, Türkiye’nin sanayi ve teknik eğitim alanındaki atılımlarının öncüsü olma görevini üstlenmişti. O gün yakılan meşale, sadece bir okulun değil; aynı zamanda bir medeniyetin, üretim ahlakının ve kalkınma ülküsünün sembolüydü.
Bazen bir köy, bir göl kıyısı, bir kayık ve bir kuş; bir ülkenin kalbine aynı anda dokunabilirler. Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek Köyü’nde on beş yıldır yaşanan buluşma, tam da böyle bir hikâyedir. Bir yanda balıkçı Adem Yılmaz, diğer yanda göç yollarının yorgun ama sadık yolcusu Yaren Leylek… Bu iki canlının arasındaki bağ, modern insanın unuttuğu bir kelimeyi yeniden hatırlatıyor: Vefa.
Uluslararası sistem bazen tek bir haberle değişir. 1 Mart 2026 tarihli ve The Associated Press kaynaklı son dakika gelişmesi, yalnızca bir ülkenin lider kaybını değil, aynı zamanda jeopolitik bir dönüm noktasını işaret ediyor: İran’ın Dini Lideri Ayotollah Ali Khamenei (Ayetullah Ali Hameney), ABD ve İsrail’in ortak hava operasyonunda hayatını kaybetti.
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik eş zamanlı askerî operasyonu, yalnızca üç ülkeyi ilgilendiren taktik bir hamle değil; Batı Asya’nın güç mimarisini temelden sarsabilecek stratejik bir kırılma olarak okunmalıdır. Bu müdahale, bölgesel rekabetin mahiyetini değiştiren, caydırıcılık dengelerini yeniden tanımlayan ve vekâlet savaşları üzerinden yürütülen mücadelenin doğrudan çatışma evresine geçişini simgeleyen kritik bir eşik niteliğindedir.
Ortadoğu coğrafyasında yaşanan her kırılma, sadece ilgili ülkenin iç meselesi olarak kalmaz; bölgesel dengeleri ve komşu devletlerin güvenlik algılarını da doğrudan etkiler. Bugün İran’da yaşanan savaş, ekonomik daralma, hayat pahalılığı, çevresel krizler ve sosyal huzursuzlukların birleşimiyle ortaya çıkan protesto dalgaları da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Zaman zaman sert güvenlik tedbirleriyle bastırılan bu gösteriler, ülkede siyasi tansiyonun yüksek seyrettiğini göstermekte; devlet-toplum ilişkilerinin gerilimli bir evreye girdiğine işaret etmektedir.
Doğu Akdeniz ve Orta Doğu sahnesinde son yıllarda sıkça dile getirilen “Altıgen İttifakı” kavramı, resmi bir devletler arası örgüt veya askeri bloktan ziyade, stratejik iş birliği ve jeopolitik dayanışma olarak yorumlanmaktadır. İsrail öncülüğünde şekillenen bu iş birliği, en sık İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa ve zaman zaman Hindistan ekseninde tartışılmaktadır. Bazı analizlerde Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de bu çerçevenin içine dahil edilmekte; böylece kavramın resmi sınırları netlik kazanmaktan çok, esnek bir yorum alanına bırakılmaktadır.
Ortadoğu yeniden kritik bir dönemeçten geçiyor. İran’dan gelen son açıklamalar, olası bir çatışmanın iki ülke ile sınırlı kalmayabileceğini; İsrail’den bölgedeki Amerikan üslerine kadar geniş bir alanı etkileyebileceğini gösteriyor. Bu durum yalnızca bir askerî restleşme değil, bölgesel dengelerin geleceğine dair bir güç mücadelesidir.
Tarih bazen bir milletin hafızasına kor gibi düşer. Öyle acılar vardır ki, takvim yaprakları değişse de yüreklerdeki yangın sönmez. Gönül o tarihin takvim yaprağından koparılıp atılmasını ister. 26 Şubat 1992 gecesi, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve tarihe kara bir leke olarak kazınan Hocalı Katliamı, yalnızca Azerbaycan Türklerinin değil, bütün insanlığın vicdanını kanatan böyle bir hadisedir.
Üniversite gençliğinin %64’ünün dersleri işlevsiz ve verimsiz bulması (TÜMA), basit bir “memnuniyetsizlik oranı” değildir; bu, sistemin temel işleyişine dair ciddi bir alarmdır.Çünkü bu düzeyde bir oran, birkaç öğretim üyesinin performansıyla ya da belirli bölümlerdeki aksaklıklarla açıklanamaz. Bu tablo, yapısal bir soruna işaret eder. Eğer öğrencilerin yarıdan fazlası derslerden beklediği karşılığı alamadığını düşünüyorsa, burada bireysel değil kurumsal ve sistemsel bir mesele vardır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.