Depreme dayanıklı kent yalnızca sağlam binalardan oluşmaz. Güvenli yapı, doğru planlama, erişilebilir toplanma alanı, kesintisiz iletişim, mahalle dayanışması, ilk yardım bilgisi, gönüllü kapasitesi ve herkes için hazırlanmış ortak bir afet kültürü; dirençli şehirlerin temelidir. Deprem anında ilk dakikalar çoğu zaman mahallede yaşanır. Bu nedenle afetlere karşı en güçlü savunma hattı, bilinçli yurttaşların yaşadığı, riskini bildiği ve birbirini gözettiği mahallelerde kurulmalıdır.
Demokrasi yalnızca parlamento salonlarında, belediye meclislerinde veya seçim sandıklarında başlamaz. Demokrasi; kaldırımın güvenliğinde, parkın korunmasında, okul yolunun düzeninde, deprem toplanma alanında, suyun akışında ve komşuluk ilişkilerinde hayat bulur. Mahalle, yurttaşın devleti ve yerel yönetimi en yakından gördüğü; sorunları ilk fark ettiği, çözümün de ilk adımını atabileceği yerdir. Türkiye’nin yerel demokrasi arayışında mahalle; yalnızca idarî bir sınır değil, bilgili ve bilinçli toplumun en güçlü başlangıç noktası olmalıdır.
Kentler yalnızca belediyelerin yönettiği mekânlar değildir; yurttaşların bilgisi, deneyimi, sorumluluğu ve ortak aklıyla yaşatılan ortak hayat alanlarıdır. Depremden suya, ulaşım ve dönüşümden gençlerin geleceğine kadar her konu, daha bilgili, daha bilinçli ve karar süreçlerine gerçek anlamda katılabilen bir toplum ihtiyacını büyütüyor. “Kent İçin Ortak Akıl” yazıları, yerel demokrasiyi yalnızca yönetim meselesi olarak değil; toplum inşa etmenin en yakın ve en somut alanı olarak ele alacak.
İrlanda’da rastgele seçilen yurttaşlar, anayasal değişikliklerden iklim krizine kadar toplumun zor başlıklarını uzmanlarla birlikte tartışıyor; önerilerini karar vericilerin önüne taşıyor. Türkiye’de kent konseyleri ise güçlü bir hukuki zemine sahip olmasına rağmen, kararların belediye meclislerine ve uygulamaya ne ölçüde yansıdığı sorusuyla karşı karşıya. Dünyadaki örnekler, kent konseylerini dışlamayan; aksine onları yeni nesil yurttaş katılımı araçlarıyla güçlendiren bir modeli gündeme getiriyor.
Ortak tarih önemlidir. Ortak dil değerlidir. Ortak kültür kıymetlidir. Ancak geleceği belirleyecek olan, geçmişten devralınan mirasın eğitim, bilim, teknoloji ve insan sermayesine dönüştürülebilmesidir. Türk Dünyasının geleceği de büyük ölçüde buna bağlıdır.
Yurt dışındaki Türk toplulukları artık geçici iş gücü değildir. Onlar bulundukları ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hayatının kalıcı unsurlarıdır. Bu nedenle mesele yalnızca Türkçe öğretmek veya okul açmak değil; güçlü bir diaspora, nitelikli insan sermayesi, sürdürülebilir kimlik ve gelecek kuşaklarla bağ kurabilmektir.
Yurt dışında açılacak Türk okulları yalnızca eğitim kurumları değil; dilin, kültürün, aidiyetin ve Türkiye’nin uluslararası eğitim diplomasisinin geleceğe taşınan stratejik köprüleridir.
Bugün saygınlık yalnızca yüz yüze ilişkilerde değil; e-postada, WhatsApp gruplarında, sosyal medya paylaşımlarında, çevrim içi toplantılarda ve kriz anlarında da sınanıyor.
Protokol, yalnızca makam sıralaması veya tören düzeni değildir. Protokol; kurumların, makamların ve kişilerin birbirine gösterdiği saygıyı düzenleyen kurumsal davranış dilidir.
Saygınlık yalnızca unvanla, makamla ya da mesleki başarıyla korunmaz. İnsan; konuşma biçimiyle, dinleme becerisiyle, zaman yönetimiyle, nezaketiyle ve davranış ölçüsüyle sosyal hayatta kendisini görünür kılar.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.