KURUMSAL VE SOSYAL DAVRANIŞ BİLGİLERİ: Saygınlığın Temeli Nezaket, Ölçü ve İtibardır / Saygınlık Davranışla Başlar: Sosyal Hayatta Nezaket, Ölçü ve Temsil Bilinci
Saygınlık yalnızca unvanla, makamla ya da mesleki başarıyla korunmaz. İnsan; konuşma biçimiyle, dinleme becerisiyle, zaman yönetimiyle, nezaketiyle ve davranış ölçüsüyle sosyal hayatta kendisini görünür kılar.
Neden Bu Yazı Dizisi?
Kurumsal ve sosyal hayatta saygınlık, yalnızca bilgiyle, makamla, unvanla ya da mesleki başarıyla korunmaz. İnsan, sahip olduğu birikimi nasıl taşıdığıyla da değerlendirilir.
Bir ortama nasıl girdiğimiz, nasıl selam verdiğimiz, nasıl dinlediğimiz, ne zaman konuştuğumuz, nasıl sustuğumuz, eleştiriyi nasıl ifade ettiğimiz ve karşımızdaki insana ne ölçüde değer verdiğimiz, hakkımızda güçlü bir izlenim oluşturur.
Bu nedenle kurumsal ve sosyal davranış bilgileri, eski zamanlardan kalmış katı görgü kuralları olarak görülmemelidir. Bu bilgiler, insanın kendisini, ilişkilerini, temsil ettiği kurumu ve sosyal çevresini doğru yönetme becerisidir.
Üç yazılık bu seride, saygınlığı koruyan davranış bilgisini üç aşamada ele alacağız.
İlk yazıda, sosyal hayatta nezaket, ölçü ve kişisel itibar üzerinde duracağız.
İkinci yazıda, kurumsal hayatta protokol, temsil, hitap, toplantı ve resmî ilişkileri değerlendireceğiz.
Üçüncü yazıda ise dijital çağda e-posta, sosyal medya, WhatsApp grupları, çevrim içi toplantılar ve kriz anlarında itibar yönetimini ele alacağız.
Saygınlık Tesadüfen Korunmaz
Saygınlık, insanın başkaları üzerinde bıraktığı anlık bir izlenimden ibaret değildir. Zaman içinde oluşan, tutarlı davranışlarla güçlenen, dikkatsizliklerle zayıflayan bir değerdir.
Bazen büyük sözler değil, küçük davranışlar insanı saygın kılar.
Zamanında gelmek.
Söz kesmeden dinlemek.
Teşekkür etmek.
Gerektiğinde özür dilemek.
Karşısındakini mahcup etmemek.
Kendini anlatırken başkasını küçültmemek.
Ortamın ciddiyetini okuyabilmek.
Samimiyet ile laubalilik arasındaki sınırı koruyabilmek.
Bunlar basit davranışlar gibi görünebilir. Fakat sosyal hayatta güveni, itibarı ve ilişki kalitesini belirleyen asıl unsurlar çoğu zaman bu küçük davranışlardır.
Bir insan bilgili olabilir ama kaba üslubu nedeniyle etkisini kaybedebilir.
Başarılı olabilir ama ölçüsüz tavırları nedeniyle güven vermeyebilir.
Makam sahibi olabilir ama nezaketsizliği nedeniyle temsil ettiği kuruma zarar verebilir.
Bu yüzden saygınlık, yalnızca “ne bildiğimizle” değil, “bildiğimizi nasıl taşıdığımızla” ilgilidir.
Nezaket Zayıflık Değil, Güçlü Bir Öz Denetimdir
Nezaket bazen yanlış anlaşılır. Kimi insanlar nezaketi fazla yumuşaklık, pasiflik ya da mesafe koyamama hali zanneder.
Oysa gerçek nezaket, insanın kendisini yönetebilme gücüdür.
Öfkelenebileceği yerde ölçülü kalabilmek, haklıyken bile kırıcı olmamak, konuşabileceği yerde dinlemeyi seçmek, ortamın ağırlığına uygun davranmak ve insanları incitmeden fikir söyleyebilmek zayıflık değil, olgunluk göstergesidir.
Emily Post Institute, görgü ve nezaketin temelinde üç ilke bulunduğunu belirtir. Kurumun ifadesiyle:
“Those are consideration, respect, and honesty.” / “Bunlar düşüncelilik, saygı ve dürüstlüktür.”
Bu kısa ifade, nezaketin özünü açık biçimde anlatır.
Düşüncelilik, davranışımızın başkası üzerindeki etkisini hesaba katmaktır.
Saygı, karşımızdakinin varlığını, zamanını, emeğini ve onurunu dikkate almaktır.
Dürüstlük ise sosyal ilişkilerde güven veren bir tutarlılık sergilemektir.
Demek ki nezaket, sadece güzel konuşmak değildir. Nezaket, insanın karşısındaki kişiyi hesaba katarak davranmasıdır.
Görgü Kuralları Şekil Değil, İlişki Düzenidir
Görgü kuralları toplumdan topluma, zamana, kültüre ve ortama göre değişebilir. Ancak görgünün arkasındaki temel ilke değişmez: ilişkileri daha saygılı, daha güvenli ve daha ölçülü hale getirmek.
Bu nedenle sosyal davranış bilgisi kuru bir kural listesi değildir.
Elbette sofrada, davette, toplantıda, törende veya resmî bir karşılaşmada davranış biçimleri önemlidir. Fakat bütün bunların arkasında daha temel bir amaç vardır:
İnsanı ve ilişkiyi incitmeden sosyal düzeni korumak.
Bir kişi kuralları ezbere bilebilir. Ancak karşısındakini küçük düşürüyorsa, söz hakkı tanımıyorsa, dinlemiyorsa, sürekli kendisini öne çıkarıyorsa, orada gerçek anlamda nezaket yoktur.
Nezaket yalnızca kural bilmek değil, durum okumaktır.
Kimle konuşuyorum?
Hangi ortamdayım?
Bu sözüm karşımdakini nasıl etkiler?
Burada konuşmak mı daha doğru, susmak mı?
Eleştirimi nasıl daha yapıcı ifade edebilirim?
Bu davranışım temsil ettiğim aileye, kuruma veya mesleğe nasıl yansır?
Bu soruları kendisine sorabilen kişi, sosyal hayatta daha güvenilir ve daha saygın hale gelir.
Saygınlığı Zedeleyen Küçük Davranışlar
Sosyal hayatta itibar çoğu zaman büyük krizlerle değil, tekrarlanan küçük dikkatsizliklerle zedelenir.
Bir toplantıya sürekli geç kalmak, karşımızdakinin zamanına değer vermediğimiz izlenimini doğurur.
Birinin sözünü alışkanlık haline getirerek kesmek, onun düşüncesini önemsiz gördüğümüz mesajını verir.
Selamlaşmayı ihmal etmek, karşımızdakinin varlığını yeterince dikkate almadığımız anlamına gelebilir.
Konuşurken telefona bakmak, “burada değilim” mesajı üretir.
İnsanlara yalnızca makamına göre değer vermek, kişilik değil çıkar merkezli bir ilişki biçimi oluşturur.
Teşekkür etmeyi unutmak, emeği görünmez kılar.
Eleştiriyi kırıcı bir dile dönüştürmek, haklı olunan yerde bile haksız duruma düşürebilir.
Bu davranışların hiçbiri tek başına büyük bir olay gibi görünmeyebilir. Ancak tekrarlandığında kişinin çevresinde güven duygusunu zayıflatır.
Saygınlık, davranışta süreklilik ister.
Bir gün nazik, başka gün kırıcı; bir ortamda ölçülü, başka ortamda özensiz; üst makama saygılı, daha alt görevdeki kişiye kaba davranan bir kişi, gerçek anlamda güven veremez.
Tutarlılık, saygınlığın omurgasıdır.
Saygı İş Hayatında Verimlilik ve Güven Meselesidir
Saygı ve nezaket yalnızca sosyal hayatın konusu değildir. Kurumsal yaşamda da son derece belirleyicidir.
Harvard Business Review’de yayımlanan bir değerlendirmede, Georgetown Üniversitesi’nden Christine Porath’ın yaklaşık 20 bin çalışanla yapılan araştırmasına atıfla, çalışanların saygıyı en önemli liderlik davranışı olarak gördüğü belirtilir. Kaynakta bu bulgu şöyle aktarılır:
“Respondents ranked respect as the most important leadership behavior.” / “Katılımcılar saygıyı en önemli liderlik davranışı olarak sıraladı.”
Bu tespit, kurumsal yaşam açısından son derece öğreticidir.
İnsanlar yalnızca görev, maaş, makam veya kariyer beklentisiyle çalışmaz. Aynı zamanda değer görmek, ciddiye alınmak, dinlenmek ve saygı görmek ister.
Bir kurumda saygı yoksa güven zayıflar.
Güven zayıflarsa iletişim bozulur.
İletişim bozulursa iş birliği azalır.
İş birliği azalırsa verimlilik düşer.
Bu nedenle nezaket, kurumsal hayatta “güzel bir davranış” olmanın ötesinde, iş yapma kalitesini etkileyen bir unsurdur.
Gerçek davranış kültürü, kişinin yalnızca üst makamlara nasıl davrandığıyla ölçülmez. Asıl ölçü, kişinin kendisinden daha az yetkili gördüğü insanlara nasıl davrandığıdır.
Bir yönetici üstlerine nazik, çalışanlarına kaba davranıyorsa orada temsil bilinci eksiktir.
Bir kişi yetkili kişileri dikkatle dinleyip genç çalışanların sözünü kesiyorsa orada gerçek saygı yoktur.
Bir kurumda insanlar fikirlerini ifade etmekten çekiniyorsa, orada kurumsal nezaket yalnızca görünüşte kalmıştır.
Saygı, kurumsal yaşamda güvenin dilidir.
Sosyal Hayatta Ölçü Neden Önemlidir?
Ölçü, sosyal davranışın en temel kavramlarından biridir.
Ölçü; neyi, nerede, ne zaman, ne kadar ve nasıl söyleyeceğini bilmektir.
Her doğru her yerde söylenmez.
Her şaka her ortamda yapılmaz.
Her samimiyet her ilişkiye uygun değildir.
Her eleştiri herkesin içinde dile getirilmez.
Her bilgi paylaşılmaz.
Her başarı anlatılmaz.
Her sessizlik de nezaket değildir.
Ölçü, insanın sosyal zekâsını gösterir.
Bazı insanlar çok konuşarak etkili olduklarını sanır. Oysa bazen az ve yerinde konuşmak daha güçlüdür.
Bazı insanlar her konuda fikir belirtmeyi özgüven sanır. Oysa gerektiğinde dinlemek, öğrenmek ve susmak da olgunluktur.
Bazı insanlar samimiyeti sınırsızlık zanneder. Oysa samimiyet, saygı sınırlarını ortadan kaldırmamalıdır.
Sosyal hayatta saygın kişi, her ortamda kendisini öne çıkaran kişi değildir. Saygın kişi, ortamı yormadan, insanları germeden, kendisini abartmadan ama ağırlığını koruyarak var olabilen kişidir.
Hitap, Selamlaşma ve Dinleme Kültürü
İnsan ilişkilerinde ilk izlenim çoğu zaman selamlaşma ve hitapla başlar.
Doğru hitap, karşımızdaki kişiye verdiğimiz değerin ilk göstergesidir.
Resmî ortamda unvanı doğru kullanmak, yaşça büyük kişilere saygılı hitap etmek, tanımadığımız kişilere gereğinden fazla samimi davranmamak ve ortamın ciddiyetini dikkate almak, sosyal ilişkilerin sağlıklı başlamasına katkı verir.
Selamlaşma da basit bir alışkanlık değildir. Selam vermek, karşımızdaki kişinin varlığını kabul etmektir.
Bir ortama girip kimseyle göz teması kurmamak, selam vermemek veya yalnızca belli kişileri dikkate almak, küçük gibi görünen ama güçlü mesajlar veren davranışlardır.
Dinleme ise nezaketin en güçlü biçimlerinden biridir.
Bir insanı gerçekten dinlemek, ona “seni önemsiyorum” demenin davranışa dönüşmüş halidir.
Dinlerken telefona bakmak, söz kesmek, cümleyi tamamlamaya çalışmak, konuyu hemen kendine çevirmek veya karşı taraf konuşurken cevap hazırlamak dinleme değildir.
Saygın insan, yalnızca iyi konuşan değil, iyi dinleyen insandır.
Giyim, Zaman ve Mekân Bilinci
Kurumsal ve sosyal davranışta giyim konusu çoğu zaman yüzeysel bir mesele gibi algılanır. Oysa konu pahalı giyinmek değil, bulunduğu ortama uygun davranmaktır.
Bir cenaze, bir nikâh, bir akademik toplantı, bir iş görüşmesi, bir resmî davet, bir dost meclisi veya bir saha ziyareti aynı davranış ve giyim dilini gerektirmez.
Giyim, kişinin kendisini ciddiye aldığını ve bulunduğu ortamı önemsediğini gösterir.
Zaman yönetimi de bir nezaket meselesidir.
Randevuya geç kalmak yalnızca kişisel bir gecikme değildir. Karşı tarafın zamanına yeterince değer vermemektir.
Elbette olağan dışı durumlar olabilir. Ancak geç kalmayı alışkanlık haline getirmek, kişinin güvenilirliğini zedeler.
Mekân bilinci de önemlidir.
Bir toplantı salonunda, bir hastanede, bir okulda, bir resmî kurumda, bir ibadethanede, bir davette veya bir sosyal etkinlikte aynı ses tonu, aynı beden dili ve aynı davranış biçimi uygun olmayabilir.
Sosyal davranış bilgisi, insanın bulunduğu mekânın ruhunu okuyabilmesidir.
Saygınlığı Güçlendiren Davranış Prensipleri
Kurumsal ve sosyal hayatta saygınlığı korumak için olağanüstü davranışlara gerek yoktur. Çoğu zaman basit ama tutarlı davranışlar yeterlidir.
Zamanında gelmek, karşımızdakinin zamanına değer verdiğimizi gösterir.
Doğru hitap etmek, ilişkinin saygı zeminini kurar.
Söz kesmeden dinlemek, karşı tarafın düşüncesine alan açar.
Teşekkür etmek, emeği görünür kılar.
Özür dileyebilmek, insanın hatasını sahiplenebildiğini gösterir.
Eleştiriyi incitmeden yapmak, kişinin hem haklılığını hem nezaketini korur.
Mahremiyete dikkat etmek, güven ilişkisini güçlendirir.
Ortamın dilini okumak, sosyal olgunluğu gösterir.
Sözünü tutmak, itibarın en güçlü dayanağıdır.
Bu davranışlar küçük görünür. Fakat insanın kişiliğine, mesleğine, ailesine ve temsil ettiği kuruma değer katar.
Nezaket, İnsanın Kendisine Duyduğu Saygıyla Başlar
Nezaket yalnızca başkalarına gösterilen bir davranış değildir. Aynı zamanda insanın kendisine duyduğu saygının dışa yansımasıdır.
Kendisine saygısı olan insan sözünü ölçer.
Vaktini yönetir.
Sınırlarını bilir.
Başkalarının sınırlarına dikkat eder.
Bulunduğu ortamı kirletmez.
İlişkileri hoyratça tüketmez.
Kendisini sürekli kanıtlama telaşına düşmez.
Bu yönüyle nezaket, insanın iç düzeninin dışarıya yansımasıdır.
Saygınlık çoğu zaman sessiz bir birikimdir. Yıllar içinde oluşur, küçük dikkatsizliklerle zedelenir, tutarlı davranışlarla güçlenir.
Bu nedenle sosyal davranış bilgisi hayatın kenarında duran süs bir bilgi değildir. Günlük ilişkilerin merkezinde yer alan bir hayat becerisidir.
Sonuç: Saygınlık Davranışla Başlar
Kurumsal ve sosyal hayatta insanın en güçlü sermayelerinden biri saygınlıktır.
Saygınlık, yalnızca kişinin ne bildiğiyle değil, bildiğini nasıl taşıdığıyla ilgilidir.
Bir insanın bilgisi davranışıyla değer kazanır.
Makamı nezaketiyle anlam kazanır.
Sözü ölçüsüyle güçlenir.
Temsili tutarlılığıyla güven verir.
Bu yüzden kurumsal ve sosyal davranış bilgileri, insanı kısıtlayan kurallar bütünü değildir. Aksine insanı daha özenli, daha ölçülü, daha güvenilir ve daha temsil gücü yüksek hale getiren bir davranış disiplinidir.
Nezaket zayıflık değildir.
Ölçü eksiklik değildir.
Dinlemek pasiflik değildir.
Teşekkür etmek küçülmek değildir.
Özür dilemek itibar kaybı değildir.
Bunların her biri, insanın iç olgunluğunu ve sosyal saygınlığını gösterir.
Unutulmamalıdır:
Saygınlık tesadüfen korunmaz. Saygınlık; bilgi, nezaket, ölçü ve davranış tutarlılığıyla inşa edilir.
Sonraki Yazıya Geçiş
Sosyal davranış bilgisi, insanın kişisel saygınlığını korur. Ancak kurumsal hayatta buna bir katman daha eklenir: protokol, temsil ve kurumsal duruş.
Serinin ikinci yazısında şu soruya odaklanacağız:
Resmî ilişkilerde protokol neden önemlidir ve kurumsal hayatta temsil bilinci nasıl güçlendirilir?
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Kaynak Notu
Bu yazıda kullanılan nezaket, saygı ve profesyonel davranış çerçevesi; Emily Post Institute’un nezaket ilkeleri ile Harvard Business Review’da yayımlanan iş yerinde saygı konulu değerlendirmelerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Emily Post Institute, görgü ve nezaketin temelinde düşüncelilik, saygı ve dürüstlük ilkelerinin yer aldığını belirtmektedir. Harvard Business Review ise çalışanların saygıyı en önemli liderlik davranışı olarak gördüğünü aktarmaktadır.
YORUM YAP