YAZARLAR

  • 06 Temmuz 2026, Pazartesi

Yapay Zekâ Bizi Aptallaştırıyor mu, Yoksa Biz mi Düşünmeyi Bırakıyoruz?

Değerli okurlarımız, Bugün dünyanın en çok tartışılan konularından biri hiç kuşkusuz yapay zekâdır. Kimileri onu insanlığın en büyük teknolojik devrimi olarak değerlendirirken, kimileri ise düşünme yeteneğimizi körelten, araştırma alışkanlığımızı zayıflatan ve bilgiye bakışımızı değiştiren bir araç olarak görmektedir. Özellikle "Yapay zekâ insanları aptallaştırıyor mu?" sorusu, akademik çevrelerden sosyal medyaya kadar geniş bir platformda yoğun biçimde tartışılmaktadır. Peki, bu iddialar ne kadar gerçeği yansıtmaktadır? Yapay zekâ gerçekten insan zihni için bir tehdit midir, yoksa onu bilinçsiz kullandığımızda ortaya çıkan riskleri mi konuşuyoruz? Gelin, bilimsel veriler ve güncel gelişmeler ışığında bu sorulara birlikte cevap arayalım.

  • 05 Temmuz 2026, Pazar

Üniversitelerde Yeni Dönem: Geleceği Bölümler Değil, Nitelik Belirleyecek

Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yapay zekâ, siber güvenlik, biyoteknoloji, finans teknolojileri ve oyun teknolojileri gibi alanlarda yeni programlar açılacağını duyurması, ilk bakışta sıradan bir eğitim haberi gibi algılanabilir. Oysa satır araları dikkatle okunduğunda bunun yalnızca yeni bölümlerin ilanı olmadığı; Türkiye'nin yükseköğretim anlayışında köklü bir dönüşümün işaret fişeği olduğu görülmektedir.

  • 04 Temmuz 2026, Cumartesi

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü- 4. Bölüm

Türkiye'nin Jeostratejik Konumu ve Ankara Zirvesi'nin Stratejik Kazanımları Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin gücü yalnızca ekonomik büyüklükleri veya askerî kapasiteleriyle açıklanmaz. Jeopolitik konum, tarihsel birikim, diplomatik etki, kriz yönetme kapasitesi ve bölgesel istikrar üretme yeteneği de ulusal gücün temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde Türkiye, XXI. yüzyılın değişen güvenlik ortamında NATO açısından önemi giderek artan ülkelerin başında gelmektedir.

  • 03 Temmuz 2026, Cuma

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü- 3. Bölüm

Değişen Küresel Güç Dengeleri, Avrupa'nın Savunma Arayışı ve Ankara Zirvesi'nin Jeopolitik Anlamı Uluslararası sistem, XXI. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken yeni bir güç dağılımı süreci yaşamaktadır. Yaklaşık otuz yıl boyunca devam eden tek kutuplu uluslararası düzen yerini, çok aktörlü ve çok merkezli bir jeopolitik rekabete bırakmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca büyük güçler arasındaki askerî rekabeti değil; ticaretten enerjiye, teknolojiden uzaya, deniz yollarından dijital altyapılara kadar uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır.

  • 02 Temmuz 2026, Perşembe

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü, 2. Bölüm

Savunma Sanayiinin Yükselişi, Teknoloji Rekabeti ve Yeni Caydırıcılık Anlayışı Yirminci yüzyılın büyük bölümünde devletlerin askerî gücü; sahip oldukları tank sayısı, savaş uçağı envanteri, deniz kuvvetlerinin büyüklüğü ve personel mevcudu üzerinden değerlendiriliyordu. Soğuk Savaş boyunca uygulanan klasik güç dengesi yaklaşımı da büyük ölçüde bu parametrelere dayanıyordu. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı, bu anlayışın tek başına yeterli olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur.

  • 01 Temmuz 2026, Çarşamba

Ankara Zirvesi ve Nato'nun Yeni Stratejik Dönüşümü- 1. Bölüm

Değerli Okurlarımız, Uluslararası sistem, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana belki de en köklü güvenlik dönüşümünü yaşamaktadır. Devletler arasındaki güç dengeleri yeniden şekillenmekte; savaşların niteliği değişmekte; yapay zekâ, siber güvenlik, uzay teknolojileri ve savunma sanayii, ulusal güvenliğin vazgeçilmez unsurları hâline gelmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu'da derinleşen istikrarsızlıklar, enerji ve gıda güvenliğine ilişkin kırılganlıklar ile büyük güçler arasındaki rekabet, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır.

  • 30 Haziran 2026, Salı

Bilim Çözümler, İlim Anlamlandırır

Günlük dilde sıklıkla birbirinin yerine kullandığımız iki kavram vardır: bilim ve ilim. Oysa bu iki kelime, yalnızca köken itibarıyla değil, insanın varlığı kavrayış biçimi açısından da farklı ufuklara işaret eder. Modern dünyanın kavram setiyle şekillenen “bilim” ile kadim medeniyetlerin derinlikli birikimini taşıyan “ilim” arasındaki nüansları doğru anlamak, bugün yaşadığımız zihinsel ve kültürel kırılmaları da daha iyi kavramamıza imkân sunacaktır.

  • 29 Haziran 2026, Pazartesi

Yapay Zekâda Yeni Eşik: Ajan Tabanlı Sistemler Gerçek Değer mi, Büyük Bir Balon mu?

Teknoloji dünyası son yıllarda baş döndürücü bir hızla dönüşüyor. Dün sadece veri işleyen sistemlerden söz ederken, bugün kendi kararlarını verebilen, görev planlayabilen ve belirli ölçüde otonom hareket edebilen yapay zekâ ajanlarını tartışıyoruz. Ancak teknolojik devrimlerin doğasında değişmeyen bir gerçek vardır: Her büyük yenilik, beraberinde büyük umutlar kadar büyük abartılar da getirir.

  • 28 Haziran 2026, Pazar

Osmanlı’da Hayvan Hakları ve Karıncanın Adaleti

Bazı medeniyetler vardır; büyüklükleri yalnızca fethettikleri topraklarla, inşa ettikleri saraylarla veya kazandıkları savaşlarla ölçülmez. Asıl büyüklük, güçsüz olana nasıl davrandıklarında saklıdır. Bir toplumun medeniyet seviyesi; kimsesize, sahipsize, mazluma ve hatta dili olmayan canlılara gösterdiği merhametle anlaşılır. İşte Osmanlı medeniyeti, bu açıdan tarihe eşsiz bir miras bırakmıştır.

  • 27 Haziran 2026, Cumartesi

İnanç ve Rasyonalite Arasındaki İroni: "Duanın Paradoksu" Üzerine Bir Analiz

Toplumsal ilişkilerin, inanç dünyasının ve insanın nedensellik kurma biçimlerinin kesişim noktaları, sosyolojinin ve felsefenin her dönem ilgisini çeken en bakir alanlarından biridir. Geçtiğimiz günlerde önüme düşen, ilk bakışta mizahi bir fıkra gibi görünen ama derinlemesine incelendiğinde modern insanın zihniyet dünyasına dair adeta bir röntgen filmi sunan bir kıssayı, sosyolojik ve epistemolojik (bilgi felsefesi) açıdan masaya yatırmak farz oldu. Buyurun birlikte değerlendirelim.