Bugünlerde bilim dünyasının gündemine düşen haber, yalnızca bir rektör seçimi sonucundan ibaret değildir; sınırları aşan bir başarı hikâyesinin, inancın, azmin ve bilimin evrensel sedasının, güçlü ve anlamlı bir hatırlatıcısıdır.
Dünyaya “vav” gibi geliriz. Eğri, bükük, kendi içine kapanık, henüz anlamını arayan bir hâl üzere… Vav, insanın doğarken aldığı şekildir; acizliğini, ihtiyacını ve öğrenmeye açıklığını temsil eder. Sonra büyür, yürür, doğrulur, kendi varlığını kavramaya başlar. Hayatın içinde yol yürüdükçe, bilgiyle, tecrübeyle, sorumlulukla doğrulur; kimi zaman kırılır, kimi zaman toparlanır. Yolun sonunda ise hepimiz “elif” gibi düz gideriz. Dosdoğru, tek ve sade…
Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Taşkent Konferans Salonu, 4 Aralık 2025 tarihinde geleceğin sağlık hizmetlerini yakından ilgilendiren kritik bir akademik buluşmaya ev sahipliği yaptı. Sunuculuğunu, Gazi Siber Güvenlik ve ARGE topluluğu üyesi, Teknoloji Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğrencisi Gülfem Erva Altun'un yaptığı “Veri Odaklı Psikiyatrik Değerlendirmede Yeni Yaklaşımlar: Yapay Zekâ Perspektifi” başlıklı sempozyum; psikiyatri, mühendislik, veri bilimi alanlarında uzman akademisyenleri, sektör temsilcilerini, araştırmacıları ve öğrencileri bir araya getirerek, yapay zekâ temelli yöntemlerin ruh sağlığı hizmetlerinde oluşturduğu dönüşümü kapsamlı biçimde değerlendirdi.
Hayat, çoğu zaman büyük kırılmalarla değil; yanından sessizce geçip gittiğimiz küçük ayrıntılarla şekillenir. Sabahın ilk ışığında pencereden süzülen huzur, yolda karşılaştığımız bir yabancının içten gülümseyişi, bir dostun sesine gizlenen güven, kalbimizin derin koridorlarında sakladığımız geleceğe dair umutlar… Bütün bunlar, yaşamın ince dokusunu oluşturur. Fakat bu dokuyu birlikte ördüğümüz insanlar, hayatımızın gerçek mimarlarıdır. Çünkü insan, kimi zaman yanına aldıklarıyla büyür; kimi yanında taşıdıklarıyla da küçülür.
İnsanın kendisine dair geliştirdiği yanılgılar, çoğu zaman yalnızca bireysel bir iç çatışmanın değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerde ortaya çıkan kırılmaların da temel nedenidir. İnsan, iç dünyasındaki boşluklarla yüzleşmek istemediğinde, bu boşluğu farklı kavramların ardına gizleme eğilimi gösterir. Gücü zekâ ile karıştırmak, şiddeti ahlâk diye meşrulaştırmak, cehaleti büyüklük olarak sunmak; tüm bu tutumlar, egosantrik savunma mekanizmalarının dışa vurmuş hâlleridir. Böyle durumlarda ne politik bir yönelim ne de ideolojik bir çerçeve aramak gerekir; zira bu yanılgılar, insanın olduğu her yerde var olabilen, evrensel, yalın ve süreklilik taşıyan birer "insani" problemdir.
Akademik dünyaya adım atmak, birçok genç araştırmacı için hem heyecan verici hem de zaman zaman zorlayıcı bir süreçtir. Bu yolculuk yalnızca bilgi birikimiyle sınırlı değildir; aynı zamanda sabır, strateji ve bilinçli rehberlik gerektirir. Her adımı bilinçle atmak, kariyerin ilerleyen dönemlerinde karşılaşılacak zorluklara karşı hazırlıklı olmayı sağlar. Akademide başarı, yalnızca bireysel çabayla değil, doğru planlama, etik sorumluluk ve merak ile şekillenir. Bu yazıda, genç akademisyenler için akademik yolculuğu anlamlı ve verimli kılacak temel prensipler maddeler halinde ele alınmaktadır.
İnsan doğasına dair yapılan her tartışma, bizi ister istemez aynı soruyla karşı karşıya bırakır: Bir birey aynı anda hem iyi hem de kötü olabilir mi? İlk bakışta ahlaki bir karşıtlık gibi görünen bu soru, aslında toplumsal algının nasıl oluştuğunu, bireyin başkalarının gözünde nasıl yeniden inşa edildiğini ve insan ilişkilerindeki yansıtma mekanizmalarının ne kadar güçlü olduğunu anlamayı gerektirir. Çünkü çoğu zaman bir insanı “iyi” ya da “kötü” olarak nitelendirmemiz, onun gerçek kişiliğinden çok, bizim onu görmek istediğimiz biçimle ilgilidir. İnsan, çoğu durumda kendi gerçekliğinin değil; ona yönelen bakışların toplamının bir yansıması hâline gelir. Bu nedenle denir ki: İnsan insanın aynasıdır.
Zihin Ufku, Tartışmanın Değeri ve Toplumsal Olgunluk: Sosyal Psikoloji ve Siyaset Sosyolojisi Perspektifi Açısından Bir Değerlendirme Toplumların olgunluğu, yalnızca ekonomik göstergeler veya teknolojik altyapı ile ölçülemez; bu olgunluk, esas olarak toplumsal zihnin derinliği ve tartışmaların niteliğiyle belirlenir. Modern toplumlarda gündem, çoğu zaman yüzeysel tartışmalar, dedikodular ve küçük anlaşmazlıklarla meşguldür. Oysa tarih, büyük toplumsal dönüşümlerin ancak özgür ve cesur fikirlerin tartışıldığı ortamlarda ortaya çıktığını defalarca göstermiştir. Sosyal psikoloji, bireylerin davranış ve düşüncelerinin toplumsal normlar ve grup dinamikleri tarafından şekillendiğini öne sürer; bu bağlamda, tartışmaların niteliği, bireysel bilinç kadar kolektif bilinç düzeyini de yansıtır.
Toplumlar, yalnızca ekonomik göstergelerle veya siyasi iktidarların başarı-yaşam döngüleriyle biçimlenmez. Gerçek dönüşüm ya da çözülme, görünmez bir zeminde başlar; bireyin benliğinde, bilinçaltında, alışkanlıklarında, kırılmalarında filizlenir ve bu zeminde belirir. Bir toplumun ruh iklimini kavrayabilmek için önce o toplum içinde yaşayan insanın iç dünyasındaki görünmez ayarlara bakmak gerekir.
Türk Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Ali Eroğlu, İstanbul Valiliği tarafından yayımlanan ve sahipsiz hayvanlara yönelik kontrolsüz beslemeye sınırlama getiren genelge hakkında yaptığı açıklamada, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun sahipsiz hayvanların korunması, bakımı ve beslenmesine ilişkin yükümlülükleri açık biçimde tanımladığını hatırlattı. Genelgenin amacının özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde kontrolsüz ve düzensiz beslemelerin oluşturduğu sorunların önüne geçmek olduğunu belirten Eroğlu, buna karşın beslemenin tamamen yasaklanmasının, aç kalan hayvanlarda stres, saldırganlık ve hastalık risklerini artırarak kamu sağlığını tehdit edebileceğini vurguladı. Bu nedenle yasaklayıcı yaklaşım yerine planlı, hijyenik ve kontrollü besleme alanlarının oluşturulmasının zorunluluğuna dikkat çekti. Eroğlu ayrıca, belirlenmiş bölgelerde yapılacak besleme faaliyetleriyle birlikte kısırlaştırma, işaretleme, sağlık kontrolleri ve rehabilitasyon süreçlerinin titizlikle yürütülmesinin önemine değindi. Yerel yönetimler, veteriner hekimler ve gönüllü kuruluşlar arasında koordinasyonun artırılması gerektiğini belirterek, tamamen yasaklayıcı uygulamalar yerine bilimsel temelli popülasyon yönetimi stratejilerinin hem hayvan sağlığı hem de halk sağlığı açısından daha dengeli ve insani bir çözüm sunduğunu ifade etti.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.