YAZARLAR

02 Ekim 2026 Cuma, 06:05

İbn Batuta Seyahatnâmesi’nde Mûsikî Kültürü ve İşlevsel Tipolojileri

14.yüzyılın ilk yarısında (yaklaşık 1331-1332) Anadolu coğrafyasını (Bilâd-ı Rûm) ziyaret eden Mâlikî fakihi ve seyyah İbn Battûta, Selçuklu otoritesinin zayıflamasının ardından ortaya çıkan Beylikler Dönemi Anadolu’sunun toplumsal ve kültürel dokusunu ayrıntılı biçimde kaydetmiştir. Seyahatnâme’de (Tuhfetü’n-Nuzzâr), Anadolu kentlerindeki iktisadi ve sosyal örgütlenmenin temel taşı olan Ahilik (Fütüvvet) teşkilâtı, zaviyelerdeki mûsikî ve sema pratikleri, Mevlevîlik ve Rıfâîlik gibi tasavvufî ekollerin ritüelleri, kadınların toplumsal hayattaki özgür konumu ve beylik saraylarındaki protokol kuralları etnografik bir bakış açısıyla aktarılmıştır. Bu çalışmada, İbn Battûta’nın Anadolu’daki gözlemleri mûsikî, sosyo-kültürel yapı ve dini pratikler merkeze alınarak incelenmeye çalışılmıştır.

A+AA- 0 15 0

14.Yüzyıl Anadolu’su ve İbn Battûta’nın Güzergâhı

İbn Battûta, Mısır, Şam, Hicaz ve Doğu Afrika seyahatlerinin ardından 1331 yılı civarında Suriye kıyılarından gemiyle Alanya (Alâiye) limanına ayak basarak Anadolu coğrafyasına giriş yapmıştır (Aykut, 2004, C. 1, s. 427). Seyyahın Anadolu seyahati, Selçuklu Devleti’nin siyasi nüfuzunu kaybettiği ve İlhanlı vasallığı ile yerel Türkmen beyliklerinin şekillendiği geçiş dönemine denk gelmektedir.

Seyyah; Alanya, Antalya, Eğirdir, Gölhisar, Denizli (Lâdik), Muğla, Milas, Birgi, Tire, Selçuk (Ayasuluk), İzmir, Manisa, Bergama, Balıkesir, Bursa, İznik, Göynük, Kastamonu, Sinop, Amasya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Konya, Karaman, Niğde ve Aksaray gibi dönemin önemli merkezlerini kapsayan geniş bir güzergâh izlemiştir (Cahen, 2000, s. 312; Yerasimos, 2000, s. 35). İbn Battûta, Anadolu insanının misafirperverliğini, cömertliğini ve yabancılara gösterdiği hürmeti vurgulamak amacıyla coğrafyadan "mübarek ve bereketli bir diyâr" olarak bahsetmiştir (İbn Battûta, 2004, C. 1, s. 429).

Saray, Devlet ve Askerî Mûsikîsi (Nevbet / Tabılhâne)

İbn Battûta bir müzik teorisyeni veya müzisyen değildir; anlatılarında Mâlikî bir fakihi olarak hukuki ve ahlaki süzgeç kullanır. Ancak gözlem gücünün yüksekliği sayesinde ziyaret ettiği coğrafyalardaki ses özelliklerini, çalgı türlerini ve mûsikînin toplumsal işlevlerini ayrıntılarıyla kaydetmiştir. Seyahatnâme'deki mûsikî anlatımları dört ana başlık altında incelenebilir:

İslâm dünyasında ve komşu coğrafyalarda mûsikî, sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda siyasi meşruiyet, hükümdarlık sembolü ve askerî hiyerarşi göstergesidir. İbn Battûta, farklı saraylardaki tabılhâne (nevbet) uygulamalarını detaylandırmıştır:

ü  Memlûk Devleti ve Trablusşam: İbn Battûta, Trablusşam’daki Memlûk emirolarının konutlarının önünde her akşam namazından sonra davul ve borulardan oluşan tabılhânelerin çalındığını ve kandillerin yakıldığını kaydeder (İbn Battûta, 2004, C. 1, s. 122; Erkoçoğlu, 2024, s. 308).

ü  Delhi Türk Sultanlığı: Sultan Muhammed b. Tuğluk döneminde mûsikî, saray protokolünün ayrılmaz bir parçasıdır. Seyyah, sultanın huzuruna çıkışlarda ve resmî geçitlerde nakkâre (çifte davul), kös, bûq (boru/zurna) ve fil sırtına yerleştirilmiş devasa davulların çalındığını belirtir. Seyahatnâme’de, izinsiz bayrak açıp davul çaldırmanın hükümdarlık hukukuna tecavüz sayıldığı ve sert cezalandırıldığı aktarılır (Aykut, 2004, C. 2, s. 680).

ü  Somali / Mogadişu Sultanlığı: Mogadişu Sultanı’nın cuma namazı çıkışı merasimlerinde sultanın önünde davul, boru ve zurnaların (et-tubûl ve’l-bûqât) çalındığı, geçit alayına mûsikînin eşlik ettiği kaydedilmiştir (Gibb, 1962, s. 374).

Tasavvufi Mûsikî, Zikir ve Raks Ritüelleri

İbn Battûta’nın bir sûfî mizacına sahip olması, dergâh ve ribatlardaki mûsikî ve raks uygulamalarına geniş yer vermesini sağlamıştır:

ü  Rıfâiyye Dervişleri (Irak - Vâsıt / Revâk): Seyyah, Ahmed er-Rıfâî’nin dergâhında tanık olduğu zikir ritüellerini anlatır. İkindi namazı sonrasında çalgı aletleri (özellikle def ve davul) eşliğinde başlayan zikirde dervişlerin cezbe haline gelerek raks ettiklerini, ateşin üstünde yürüdüklerini ve demir halkaları ısırmak suretiyle vecd yaşadıklarını aktarır (İbn Battûta, 2004, C. 1, s. 265).

ü  Anadolu Ahileri: Seyyah, Antalya, Denizli ve Konya gibi Anadolu şehirlerinde konakladığı Ahi zaviyelerinde gençlerin (fetiya) misafirperverliğini ve dinî sohbetlerin ardından yapılan mûsikî ve raks (sema) gösterilerini över. Ahilerin güzel sesli hâfızlara Kur’an okuttuktan sonra ilahiler söylediğini ve cezbeye gelerek raks ettiklerini ifade eder (Yerasimos, 2000, s. 42).

ü  Şiraz’da Kur’an Tilaveti: Seyyah, Şiraz halkının ses güzelliğine hayran kalmış, camilerde ve türbelerde hafızların Doğu makamlarıyla son derece etkileyici ve melodik (ghinâ’ üslubuna yakın) Kur’an-ı Kerîm okuduklarını vurgulamıştır (Erkoçoğlu, 2024, s. 312).

Anadolu’da Mûsikî, Sema ve Ses Kültürü

İbn Battûta bir mûsikîşinas olmamakla birlikte, Anadolu’da konakladığı Ahi zaviyelerinde, tasavvufi mekânlarda ve beylik saraylarında tanık olduğu ses özelliklerini ayrıntılı olarak belgelemiştir.

Ahi Zaviyelerinde İcra Edilen Mûsikî ve Sema

Ahi zaviyelerindeki akşam toplantıları sadece bir yemek ve sohbet organizasyonu değil, aynı zamanda dini-mûsikîik bir ritüel alanıdır:

ü  Kur’an Tilaveti ve İlahiler: Akşam yemeğinin ardından güzel sesli hâfızlar (mükri'ler) tarafından Kur’an-ı Kerîm ve kasideler okunmakta, ardından topluca ilahiler ve nefesler terennüm edilmektedir (Erkoçoğlu, 2024, s. 310).

ü  Raks ve Sema: Mûsikînin etkisiyle cezbeye gelen gençlerin (fetiya) sema ettiği ve raks sergilediği kaydedilmektedir. İbn Battûta, bu gösterilerin edep ve terbiye sınırları dâhilinde, ruhi bir arınma vasıtası olarak icra edildiğini vurgular (Yerasimos, 2000, s. 43).

Mevlevîlik ve Konya’da Mûsikî Geleneği

Seyyah, Konya ziyaretinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin (Mevlânâ Celâleddîn er-Rûmî) mirasına ve takipçilerine (Celâliyye / Mevleviyye) dair önemli bilgiler aktarmaktadır:

ü  Mevlânâ ve Mûsikî: Mevlânâ’nın başlangıçta fakih olduğunu, ancak Şems-i Tebrizî ile karşılaşmasının ardından mûsikî ve sema ile vecd haline ulaştığını belirtir (Aykut, 2004, C. 1, s. 488).

ü  Sema ve Çalgılar: Konya’daki zaviyede dervişlerin rebab, ney ve def gibi çalgılar eşliğinde ritmik hareketlerle sema ettiklerini ve ritüelin yüksek bir estetik duygusuyla icra edildiğini kaydetmiştir (Ocaka, 2002, s. 215).

Saray ve Beylik Protokollerinde Mûsikî (Nevbet)

İbn Battûta, Anadolu beylerinin saraylarını ziyaretinde askerî ve siyasi mûsikî uygulamalarına da tanıklık etmiştir:

ü  Orhan Gazi ve Osmanlı Beyliği: Bursa ve İznik hükümdarı Orhan Gazi’yi (İhtiyârüddîn Orhan Beg) Türkmen beylerinin en büyüğü ve en cömerti olarak niteleyen seyyah, beyin huzuruna çıkışlarda ve resmî törenlerde tabılhâne (nevbet) vurulduğunu; davul, boru ve nakkârelerin hükümdarlık sembolü olarak çalındığını aktarır (Aykut, 2004, C. 1, s. 452).

ü  Aydınoğlu Umur Bey ve Birgi: Aydınoğulları sarayında kabul törenlerinde çalgıcıların ve şairlerin hükümdara övgüler dizdiğini, mûsikînin saray ziyafetlerinin ayrılmaz bir unsuru olduğunu belirtmiştir.

Halk Mûsikîsi, Göçebe Kültürü ve Cenaze Merasimleri

ü  Hudâ (Deve Sürücü Şarkıları): Çöl yolculuklarında develeri yürütmek ve kafileyi canlı tutmak amacıyla söylenen hudâ adlı bedevî ezgilerine değinir. Sesi ritmik olarak dalgalandırarak icra edilen bu mûsikî, çöl ekolojisinin ritmik bir yansımasıdır (Erkoçoğlu, 2024, s. 307).

ü  Feyruzân’da Cenaze Mûsikîsi: İran civarındaki Feyruzân kentinde karşılaştığı bir cenaze töreninde, tabutun önünde ve arkasında ellerinde çalgılar olan müzisyenlerin son derece hareketli ve neşeli şarkılar söyleyerek ilerlediğini şaşkınlıkla aktarır (İbn Battûta, 2004, C. 1, s. 310).

ü  Çin ve Uzak Doğu: Çin’deki nehir seyahatleri sırasında oradaki emir ve soyluların teknelerinde mûsikîşinasların Çince şarkılar (Sînî) söylediğini, ritim ve çalgı yapılarının İslâm coğrafyasından tamamen farklı bir estetik taşıdığını gözlemlemiştir.

Sosyo-Kültürel Tespitler ve Etnografik Değerlendirme

İbn Battûta’nın mûsikî ve sosyal yaşama dair gözlemleri, 14. yüzyıl dünyasındaki kültürel çeşitliliğin ve Dârülislâm içindeki yerel adaptasyonların anlaşılması bakımından kritik öneme sahiptir:

ü  Kadın ve Mûsikî: Maldiv Adaları ve Batı Afrika’da kadınların toplumsal konumunu ve mûsikî icralarındaki serbestliklerini şaşkınlıkla karşılamıştır. Maldivler’de kadınların sarayda ve sosyal hayatta aktif olduğunu, şarkı söylediğini aktarırken; fıkhi açıdan örtünme geleneklerine uymayan yerel pratikleri eleştirmekten de geri durmamıştır (Dunn, 2005, s. 235).

ü  Kültürel Bağdaştırmacılık: İbn Battûta, İslâm dinini benimseyen toplumların (örneğin Mali veya Maldivler) eski şamanik/animist veya yerel geleneklerini mûsikî ve törenler aracılığıyla sürdürdüklerini tespit etmiştir. Bu durum, dinin yerel kültürlerle nasıl bütünleştiğini gösteren erken dönem etnografik bir veri niteliğindedir.

ü  Ses Odaklı İktidar Söylemi: Seyyahın kayıtları, orta çağ dünyasında sesin (davul, kös, nefesli çalgılar) bir iletişim ve siyasi egemenlik aracı olduğunu kanıtlamaktadır. Sadece hükümdarlara mahsus olan nevbet atışı, otoritenin meşruiyet sınırlarını çizer.

Yorum

İbn Battûta’nın Rihla’sı, yalnızca coğrafi ve tarihî bir güzergâh kaydı olmayıp, 14. yüzyılın küresel ses ve kültür haritasını çıkaran multidisipliner bir kaynaktır. Seyyah; saray mûsikîsinden dergâh zikirlerine, çöl ezgilerinden Afrika ozanlık geleneklerine ve cenaze merasimlerine kadar geniş bir yelpazede mûsikînin toplumsal işlevini ve estetik kalıplarını belgelemiştir.

Fıkıh eğitimi almış bir İslâm âlimi olarak zaman zaman yerel mûsikî ve dans pratiklerini normatif açılardan kritiğe tabi tutsa da tarafsız gözlem yeteneği sayesinde dönemin mûsikî organolojisi ve sosyolojisi için ikame edilemez nitelikte veriler bırakmıştır.

Kaynakça

ü  Aykut, A. S. (Çev. ve Notlandıran). (2004). İbn Battûta Seyahatnâmesi (Cilt 1-2). Yapı Kredi Yayınları.

ü  Dunn, R. E. (2005). The adventures of Ibn Battuta: A Muslim traveler of the 14th century. University of California Press.

ü  Erkoçoğlu, F. (2024). İbn Battûta Seyahatnâmesi’nde mûsikî. İçinde Din ve Coğrafya Sempozyumu II Bildiri Kitabı (ss. 305-320). Grafiker Yayınları.

ü  Gibb, H. A. R. (Haz. ve Çev.). (1958). The travels of Ibn Baṭṭūṭa, A.D. 1325–1354 (Cilt 1). Hakluyt Society.

ü  Gibb, H. A. R. (Haz. ve Çev.). (1962). The travels of Ibn Baṭṭūṭa, A.D. 1325–1354 (Cilt 2). Hakluyt Society.

ü  Mackintosh-Smith, T. (Ed.). (2002). The travels of Ibn Battutah. Picador.

ü  Yerasimos, S. (2000). Türkler: Doğu ile Batı Arasında Bir Köprü. Yapı Kredi Yayınları.

 

İbn Battûta'nın Anadolu (Bilâdü'r-Rûm) seyahatindeki müzikal, folklorik ve sosyal gözlemlerine doğrudan bu kaynaklardan ulaşabilirsiniz:

1. Birincil (Ana) Kaynak

ü  Eser Adı: Tuhfetü’n-nüzzâr fî garâibi’l-emsâr ve acâibi’l-esfâr (Genel bilinen adıyla: İbn Battûta Seyahatnâmesi veya Rıhle)

ü  Türkçe Çeviri: İbn Battûta Seyahatnâmesi (Tek Cilt veya Kutulu 2 Cilt), Çeviren, Giriş ve Notlar: A. Sait Aykut, Yapı Kredi Yayınları (YKY). İlgili Bölüm: Seyahatnamenin özellikle "Anadolu (Rum Diyarı)", "Denizli", "Konya", "Erzurum", "Bursa" ve "Sinop" seyahatlerini içeren kısımları; Ahilik törenleri, dervişlerin raksları ve hükümdar kapılarındaki nevbet (askeri bando) ritüellerini doğrudan İbn Battûta'nın kendi gözlemlerinden aktarır.

2. Akademik Araştırmalar ve Makaleler

İbn Battûta'nın seyahatnamesindeki musiki ve folklor unsurlarını özel olarak inceleyen bazı temel akademik çalışmalar şunlardır:

ü  Erkoçoğlu, Fatih. "İbn Battûta Seyahatnâmesi'nde Mûsikî". (Seyyahın İslam coğrafyasında ve Anadolu'da karşılaştığı çalgıları, zikirleri ve saray musikisini tasnif eden kapsamlı bir akademik çalışma).

ü  Anadol, Cemal. Türk Kültür Tarihinde Ahilik Teşkilatı ve İbn Battûta.Bu tür çalışmalar, İbn Battûta'nın Ahilerin zaviyelerinde şahit olduğu "ilahiler, gazeller okuma ve yemek sonrası raks etme" ritüellerinin sosyo-kültürel analizini sunar.

3. Ansiklopedik Maddeler (Genel Kültür ve Doğrulama)

·        TDV İslâm Ansiklopedisi (Türkiye Diyanet Vakfı):

ü  "İbn Battûta" Maddesi (Yazar: Mahmut H. Şakiroğlu) – Seyyahın hayatı, rotası ve Anadolu seyahatinin tarihsel çerçevesi.

ü  "Ahilik" Maddesi – Ahilerin sosyal hayatı, fütüvvet ritüelleri ve zaviyelerdeki eğlence anlayışının tarihsel arka planı.

ü  "Nevbet" Maddesi – Anadolu beyliklerinde ve Osmanlı'da askeri/siyasi bir güç sembolü olarak davul, kös ve nefir çalınması geleneği.

Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”