YAZARLAR

31 Aralık 2025 Çarşamba, 07:30

Geleceğin İnsanı: Öğrenme, Uyum ve Dayanıklılık

5 Yazılık Seri – 3. Yazı

Yeni bir yıla girerken en önemli soru şudur: Değişen dünyaya hazır mıyız, yoksa hâlâ eski reflekslerle mi yürüyoruz?

Bugün 31 Aralık.
Bir yılın son günü.
Takvimde küçük bir tarih gibi durur ama zihinsel olarak büyük bir eşiktir.

Birazdan 2025’i kapatacağız.
Yarın sabah, takvimler 1 Ocak’ı gösterecek. Yeni bir yıl başlayacak.

Ama şu soruyu sormadan geçmek mümkün değil:
Biz gerçekten yeni bir yıla mı giriyoruz, yoksa sadece takvim mi değişiyor?

Çünkü gelecek, takvimle değil; insanla başlar.

Geleceğin merkezinde artık “insan” var

Önceki yazılarda geleceği beklemekle şekillendirmek arasındaki farktan ve yön duygusundan söz ettik.
Şimdi odağı daha da yakına alalım: Bireyin kendisine.

Gelecek dediğimiz şey, soyut bir kavram değil.
Her sabah işe giden, öğrenen, düşünen, karar veren insanlarla şekilleniyor.

Bu yüzden asıl mesele şudur:
Geleceğin dünyasında ayakta kalacak insan nasıl bir insan?

 

Bilgi yetmiyor, öğrenme yeteneği gerekiyor

Eskiden “bilmek” önemliydi.
Bugün “öğrenebilmek” hayati.

Bilgi hızla eskiyor.
Meslekler dönüşüyor.
Alışkanlıklar değişiyor.

Geleceğin insanı;

  • Her şeyi bilen değil,
  • Bilmediğini fark eden,
  • Hızla öğrenen,
  • Öğrendiklerini yeniden düzenleyebilen insandır.

Öğrenme artık bir dönem değil, ömür boyu süren bir refleks.

31 Aralık, bu açıdan iyi bir durma noktasıdır.
Kendimize şu soruyu sormak için:

“Bu yıl ne öğrendim ve öğrendiklerim beni yarına taşıyacak mı?”

 

Uyum: Savrulmak değil, denge kurmak

Değişim karşısında iki uç tepki vardır:
Direnmek ya da savrulmak.

Oysa gelecek, üçüncü bir beceri ister: Uyum.

Uyum;

  • Her şeye “evet” demek değildir.
  • Kimliğinden vazgeçmek değildir.
  • İlkesizleşmek değildir.

Uyum, değişen koşullara özünü koruyarak cevap verebilmektir.

Uyum becerisi olmayan bireyler tükenir.
Uyum becerisi olan bireyler dönüşür.

Toplumlar da böyledir.

 

Dayanıklılık: Zor zamanlarda kim olduğun ortaya çıkar

Gelecek, sadece fırsatlar getirmez.
Krizler, belirsizlikler, kırılmalar da getirir.

Bu noktada en belirleyici özelliklerden biri dayanıklılıktır.

Dayanıklılık;

  • Hiç düşmemek değildir.
  • Hep güçlü olmak değildir.

Dayanıklılık, düştüğünde kalkabilmek;
yanıldığında öğrenebilmek;
zorlandığında vazgeçmemektir.

2025 bize bunu defalarca hatırlattı.
2026 ise bu dersleri nasıl kullandığımızı gösterecek.

 

Geleceğin insanı nasıl düşünür?

Geleceğin insanı;

  • Tepki vermez, düşünür.
  • Suçlu aramaz, çözüm arar.
  • Hızlanmadan önce yönünü kontrol eder.
  • Yalnız başına parlamaktan çok, birlikte ilerlemeyi önemser.

Bu insan tipi tesadüfen oluşmaz.
Ailede, okulda, işte, toplumda inşa edilir.

Ve bu inşa, her yılın sonunda yeniden başlar.

 

31 Aralık bir kapanış değil, bir aynadır

Bugün, yılın son günü, kendimize şu soruları sormak için iyi bir gündür:

  • Öğrenmeye ne kadar açıktım?
  • Değişime nasıl tepki verdim?
  • Zorlandığımda kaçtım mı, kaldım mı?
  • Kendimi geliştirmek için ne yaptım?

Bu sorular rahatsız ediciyse, işe yarıyor demektir.

Çünkü gelecek, konforu değil; farkındalığı ödüllendirir.

 

Son söz: Yarın yeni bir yıl başlıyor

Yarın 1 Ocak.
Yeni bir yılın ilk günü.

Yeni yıl; yeni umutlar kadar yeni sorumluluklar da getirir.
Geleceğin dünyasında yer almak isteyen herkes için temel şart nettir:

Öğrenmeye devam etmek.
Uyum gösterebilmek.
Dayanıklı kalabilmek.

Gelecek, hazır olanları bekler.
Hazır olmayanları ise zorlar.

Yarın yayımlanacak bir sonraki yazıda şu soruya odaklanacağız:
“Bu geleceği birlikte nasıl kuracağız? İletişim, işbirliği ve liderlik neden her zamankinden daha önemli?”

 

Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu & Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)