YAZARLAR

30 Aralık 2025 Salı, 07:30

Geleceği Okumak: Trendler Değil, Yön Duygusu

5 Yazılık Seri – 2. Yazı

Gelecek, en yüksek sesle konuşanı değil; en doğru yönde ilerleyeni ödüllendirir.

Yılın son günlerine yaklaşırken etrafımız yoğun bir gürültüyle dolu.
“Yapay zekâ her şeyi değiştirecek.”
“Dijital dönüşüm kaçınılmaz.”
“İklim krizi kapıda.”

Cümleler tanıdık. Hatta doğru. Ama eksik.

Çünkü mesele yalnızca neyin değiştiği değil; bizim bu değişimi nasıl okuduğumuz.
Geleceği okumak, trendleri ezberlemek değildir. Geleceği okumak, yön duygusu kazanmaktır.

Trend bolluğu, yön kıtlığı

Bugün bilgi çağının paradoksunu yaşıyoruz:
Her şey hakkında çok şey biliyoruz ama nereye gittiğimizi daha az biliyoruz.

Trendler hızla değişiyor.
Başlıklar çoğalıyor.
Tahminler çakışıyor.

Ama şunu unutmamak gerekiyor:
Trendler geçicidir, yön kalıcıdır.

Yön duygusu olmayan bir toplum, en parlak teknolojiyi bile yanlış yere götürebilir.
Yön duygusu olan bir toplum ise sınırlı imkânlarla bile büyük mesafe alabilir.

 

Geleceği okumak ne değildir?

Geleceği okumak;

  • Her yeni kavramı sorgulamadan alkışlamak değildir.
  • Her değişimi tehdit olarak görmek değildir.
  • “Bu iş bize uymaz” diyerek kenara çekilmek değildir.

Geleceği okumak; korku ile hayranlık arasında savrulmak değil, bilinçle konum almaktır.

Bu bilinç, şu sorularla başlar:

  • Bu gelişme beni nasıl etkiler?
  • Toplumu nasıl dönüştürür?
  • Hangi değerleri güçlendirir, hangilerini zayıflatır?
  • Beni pasifleştirir mi, güçlendirir mi?

 

Yapay zekâ, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm: Ortak payda

Yapay zekâ, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik…
Bu başlıklar genellikle ayrı ayrı tartışılıyor. Oysa ortak bir zeminde buluşuyorlar: karar verme biçimimizde.

Teknoloji hız kazandırır.
Ama yön vermez.

Yönü; değerler, etik ve toplumsal bilinç belirler.

Eğer yön yoksa:

  • Teknoloji eşitsizliği büyütür.
  • Dijitalleşme yalnızlaştırır.
  • Sürdürülebilirlik bir slogana dönüşür.

Geleceği doğru okumak, teknolojiyi merkeze değil; insanı ve toplumu merkeze almaktan geçer.

 

Bireyden topluma: Okuma becerisi

Geleceği okuma becerisi önce bireyde başlar.

Birey şunu yapabiliyor mu?

  • Bilgiyi ayıklayabiliyor mu?
  • Hızla öğrenebiliyor mu?
  • Yanlış yaptığında geri dönüp düzeltebiliyor mu?
  • “Bilmiyorum” demekten korkmuyor mu?

Bu beceriler bireyde yaygınlaştıkça, toplumun refleksleri de değişir.
Toplum daha az panikler, daha çok düşünür.
Daha az tepki verir, daha çok plan yapar.

 

Yön duygusu olan toplumların farkı

Yön duygusu olan toplumlar:

  • Krizi sadece atlatmaz, ondan ders çıkarır.
  • Değişimi sadece izlemekle yetinmez, ona katkı sunar.
  • Kendi hikâyesini başkalarının yazmasına izin vermez.

Bu toplumlar için gelecek, bir belirsizlik alanı değil; şekillendirilebilir bir alandır.

 

Yıl bitmeden sorulması gereken soru

Yılın bitmesine sayılı günler kala, kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

“Ben geleceği gerçekten okuyor muyum, yoksa sadece gürültüyü mü dinliyorum?”

Bu soru sadece bireysel değil; kurumsal, toplumsal ve ulusal bir sorudur.
Çünkü yön duygusu olmayan hiçbir yapı uzun süre ayakta kalamaz.

 

Son söz: Yönünü bulan hızlanır

Gelecek, en hızlı koşanı değil; nereye gittiğini bileni ileri taşır.

Trendler gelir geçer.
Teknolojiler değişir.
Ama yön duygusu olan bireyler ve toplumlar, her dönemde yolunu bulur.

Yeni yıla yaklaşırken yapılacak en önemli hazırlık, daha fazla tahmin okumak değil; daha doğru sorular sormaktır.

Bir sonraki yazıda şu soruya odaklanacağız:
“Bu gelecekte ayakta kalacak insan hangi özelliklere sahip olmalı?”

 

Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu & Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)