EĞİTİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER – VIII Mesleki Eğitim, OSB’ler ve Yeni Sanayi Dönemi: Nitelikli İnsan Gücünün Stratejik Önemi
Sanayi dönüşürken insan gücü neden yeniden düşünülmeli?
Sanayi devrimleri yalnızca makineleri değil, insanı da dönüştürür. Bugün robotik, yapay zekâ ve otomasyonun belirlediği yeni sanayi çağında ülkelerin kaderini belirleyen temel unsur, nitelikli insan kaynağıdır. Bu nedenle mesleki ve teknik eğitim, çağdaş kalkınma politikalarının merkezinde yer almaktadır.
Artık mesele sadece üretmek değil; doğru becerilerle, doğru zamanda, doğru üretimi yapabilmektir.
Almanya deneyimi: Eğitim ile üretim arasındaki kopukluğu kaldırmak
Almanya’nın uzun yıllardır başarıyla uyguladığı dual sistem, mesleki eğitimin stratejik önemini açık biçimde ortaya koymaktadır. Okulda verilen teorik eğitimin işletmede kazanılan uygulamalı deneyimle eş zamanlı ilerlemesi, eğitim ile üretim arasındaki kopukluğu ortadan kaldırmıştır.
Bu modelde mesleki eğitim, ikinci sınıf bir seçenek değil; planlı, itibarlı ve geleceği olan bir kariyer yoludur. Almanya’nın sanayi gücünün arkasında, büyük ölçüde bu insan kaynağı anlayışı yatmaktadır.
Türkiye’de OSB’ler: Mesleki eğitimin doğal zemini
Türkiye açısından organize sanayi bölgeleri, mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması için benzersiz bir potansiyel sunmaktadır. OSB’ler yalnızca üretim alanları değil; aynı zamanda öğrenmenin, beceri kazanımının ve teknolojik uyumun merkezleri hâline gelebilir.
Son yıllarda MEB, üniversiteler ve OSB’ler arasında kurulan iş birlikleri, bu yönde umut verici bir tablo ortaya koymaktadır. Meslek liseleri ve MYO’lar ile sanayi arasında kurulan bağlar, eğitimin üretimle daha güçlü biçimde bütünleşmesini sağlamaktadır.
Ancak bu sürecin sürdürülebilir olması için mesleki eğitimin yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, yarının sanayisine de cevap verecek biçimde tasarlanması gerekmektedir.
Yeni sanayi çağında mesleki eğitim neyi öğretmeli?
Robotik sistemler, yapay zekâ destekli üretim, veri temelli süreçler ve dijital entegrasyon artık yalnızca mühendislerin değil; teknikerlerin ve ustaların da gündemindedir. Bu nedenle mesleki eğitim; klasik becerilerin ötesine geçerek dijital okuryazarlık, sistem düşüncesi ve problem çözme yetkinliklerini de içermelidir.
Bu dönüşüm, mesleki eğitimi statik bir yapı olmaktan çıkarıp yaşam boyu öğrenmenin merkezine yerleştirmektedir.
Afrika, Balkanlar ve Türkistan: Türkiye için yeni bir sorumluluk alanı
Afrika, Balkanlar ve Türkistan ülkeleri, sanayileşme süreçlerini hızlandırmak için mesleki eğitime yönelmektedir. Kısa süreli beceri programları, mobil eğitim merkezleri ve dijital platformlar bu bölgelerde giderek yaygınlaşmaktadır.
Türkiye, sahip olduğu deneyim ve altyapı ile bu coğrafyalarda mesleki eğitim alanında model ve referans ülke olma potansiyeline sahiptir. Bu, yalnızca eğitim değil; aynı zamanda kalkınma ve iş birliği politikasıdır.
Sonuç yerine
Üniversiteler bilgi üretiminin, mesleki eğitim ise üretimin insan kaynağının temelidir. Bu iki alanın birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak tasarlanması; Türkiye’nin bilgi ekonomisinde güçlü bir yer edinmesinin ön şartıdır.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniv. Öğr. Üyesi
opoyrazoglu@gazi.edu.tr
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP