YAZARLAR

13 Temmuz 2026 Pazartesi, 15:15

KÜLTÜR, TARİH VE KENT BELLEĞİ- Gordion: Geçmişin Sessiz Çığlığı ve Geleceğin Mirası Yazı No:1- GORDİON ANTİK KENTİ: FRİGLERDEN UNESCO DÜNYA MİRASI’NA UZANAN YOLCULUK

Ankara’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ilk kültürel mirası Gordion; Friglerin başkenti, Kral Midas’ın efsanelerinin yurdu ve Anadolu’nun dünya uygarlık tarihindeki yerini gösteren en önemli merkezlerden biridir. İki gün sürecek bu yazı dizisinin ilk bölümünde Friglerin kültürel mirasını, Gordion’un tarihî önemini, tümülüslerin korunmasını ve bu mirasa ömrünü veren insanları ele alırken, Gordion’un yalnızca toprağın altında kalan geçmişin izlerini değil, Anadolu’nun Batı uygarlığının oluşumundaki etkisini de günümüze taşıdığını vurguluyoruz. Bu büyük mirası anlamak, korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin sorumluluğudur.

Neden Bu Yazı Dizisi?

Gordion üzerine hazırladığımız çalışma, tek bir yazıya sığdırılması güç, kapsamlı bir bütün oluşturuyor.

Friglerin Anadolu ve Batı uygarlığı üzerindeki etkisinden tümülüslere, kazı alanındaki koruma çalışmalarından bu mirasa hayatını adayan bilim insanlarına kadar çok sayıda konu, birbirini tamamlayan bir yapı içinde ele alınıyor.

Bu nedenle yazıyı, anlam bütünlüğünü bozmadan iki gün üst üste yayımlanacak bir seri hâlinde sunuyoruz.

Bugünkü ilk bölümde Frigleri, Frigya’yı, Gordion’un UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne uzanan hikâyesini, tümülüslerin korunması konusundaki bilimsel yaklaşımı ve Gordion için emek veren isimleri anlatacağız.

Yarın yayımlanacak ikinci bölümde ise Teras Binaları, megaronlar, dünyanın bilinen en eski geometrik çakıl taşı mozaiği, Megaron 3’teki koruma çalışmaları, antik merdivenlerin konservasyonu ve kazı evinde yaptığımız sohbetler üzerinde duracağız.

Ankara’nın İlki: Gordion

Ankara’nın ilki!

Ankara’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ilk yeri:

Gordion!

Değerimiz…

Gordion, yalnızca Ankara’nın veya Polatlı’nın değil, bütün Anadolu’nun ortak kültürel mirasıdır.

Friglerin başkenti olan bu antik kent, binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun uygarlık tarihindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.

Frigler ve Anadolu’nun Kültürel Birikimi

Frigler, Anadolu’ya ait bir uygarlık.

Modern Batı uygarlığının temelini oluşturan Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinin ilham aldığı en önemli topluluklardan biri.

Mitolojiden yazıya örneklendirelim mi?

Friglerin ana tanrıçası Kibele, diğer adıyla Matar, Batı medeniyeti üzerinde derin izler bırakmıştır.

Yunanlılar ve Romalılar bu ana tanrıça kültünü benimsemiş, Roma İmparatorluğu döneminde Kibele, Magna Mater, yani Büyük Anne adıyla resmî devlet tanrıçalarından biri hâline gelmiştir.

Batı edebiyatının ve sanatının temel kaynaklarından biri olan mitolojideki Kral Midas anlatıları da Frigya’dan doğmuştur.

Midas’ın eşek kulakları ve dokunduğu her şeyin altına dönüşmesi gibi hikâyeler, yüzyıllar boyunca edebiyata, resme, tiyatroya ve müziğe konu olmuştur.

Batı müziğinde önemli bir yere sahip olan Pan flütü ve aulos, yani çift kaval gibi çalgıların kökeni de Friglerle ilişkilendirilir.

Yunan mitolojisindeki Apollon ve Marsyas arasındaki müzik yarışması Frigya topraklarında geçer.

Klasik Batı müziğinde kullanılan bazı müzik dizilerinin Frig modu olarak adlandırılması da bu kültürel etkinin günümüze ulaşan örneklerinden biridir.

Günümüz Batı felsefesinin ve sanatının doğduğu İyonya, yani Batı Anadolu, Frigya ile doğrudan komşudur.

Bu bölgenin Friglerden büyük ölçüde etkilenmediğini söylemek mümkün değildir.

KUTU BİLGİ

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Ankara

Gordion, Ankara’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ilk kültürel mirasıdır.

Gordion ile birlikte Ankara’dan Ahi Şerafettin, diğer adıyla Aslanhane Camisi de listeye alınmıştır.

Aslanhane Camisi; Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camisi, Afyonkarahisar Ulu Camisi, Eskişehir Sivrihisar Ulu Camisi ve Kastamonu Mahmut Bey Camisi ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.

Ankara’nın iki ayrı kültürel değerinin aynı dönemde dünya mirası olarak tescillenmesi, kent tarihimiz açısından son derece önemlidir.

Frigya Neresi?

Frigya; günümüzde Ankara, Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Konya, Burdur ve Isparta illerini içine alan geniş bir coğrafyadır.

Bu coğrafyanın başkenti, Sakarya Nehri kıyısındaki Gordion’dur.

Gordion, günümüzde Polatlı yakınlarındaki Yassıhöyük’te bulunuyor.

Friglerin en ünlü kralı, mitolojik kaynakların da en tanınmış hükümdarlarından biri olan Midas’tır.

Homeros, ünlü İlyada destanında Friglerin Troya Savaşı sırasında Anadolu birliği içinde Troya’nın yanında yer aldığını yazar.

KUTU BİLGİ

Frigya

Frigya, günümüzde Ankara, Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Konya, Burdur ve Isparta illerinin bir bölümünü kapsayan tarihî coğrafyanın adıdır.

Başkenti, Sakarya Nehri kıyısındaki Gordion’dur.

Gordion bugün Polatlı ilçesi yakınlarındaki Yassıhöyük sınırları içinde yer alır.

Frigler Nereden Geldi?

Frigler hakkındaki en önemli arkeolojik bilgiler, Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na geçiş tabakalarında elde edilmiştir.

Gri çanak çömleklerin benzerlikleri, Friglerin Trakya veya Balkanlar üzerinden Anadolu’ya gelmiş olabileceklerinin işareti kabul edilir.

Ancak Frigler, Anadolu’ya geldikten sonra burada güçlü ve özgün bir kültür oluşturmuşlardır.

Arkeolojik buluntular, Friglerin çevre kültürleri hem etkilediklerini hem de onlardan etkilendiklerini gösteriyor.

Tekstil üretimi ve fibulalar, yani giysileri tutturmak amacıyla kullanılan metal iğneler, bu karşılıklı etkileşimin önemli örnekleri arasında yer alıyor.

Friglerin ahşap işçiliğinde son derece ileri bir düzeye ulaştıkları, özellikle MM Tümülüsü ve P Tümülüsü’nden çıkarılan ahşap eserler ve figürinlerden anlaşılıyor.

Öte yandan Friglerin Asur ve Urartu sanatından da önemli ölçüde etkilendikleri görülüyor.

Levant, yani Suriye kökenli eserlerin Gordion’da bulunması, kentin çok yönlü kültürel etkileşim ağlarının parçası olduğunu gösteriyor.

KUTU BİLGİ

Frigler

Frigler hakkındaki en önemli bilgiler, Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na geçiş dönemine ait arkeolojik tabakalardan elde edilmiştir.

Gri çanak çömlek buluntuları, Friglerin Trakya veya Balkanlar’la bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir.

Friglerin en tanınmış kralı Midas’tır.

Homeros, İlyada adlı eserinde Friglerin Troya Savaşı sırasında Troya’nın yanında yer aldığını anlatır.

Frig Yazısı ve Batı Alfabeleri

Frigler kendilerine özgü bir yazı sistemine sahipti.

Alfabeleri Fenike alfabesinden türemişti.

Bu alfabe, Batı dillerinin gelişimine zemin hazırlayan Yunan alfabesiyle yakın akrabalık gösteriyordu.

Antik dönem tarihçileri Herodotos ve Strabon da yazılarında Yunanlıların kendi medeniyetlerinin köklerini ve en eski geleneklerini Anadolu’daki Frig kültürüyle ilişkilendirmiştir.

Bu konuyu ilk ve ayrıntılı biçimde öğrendiğim isim Prof. Dr. Fahri Işık’tır.

Işık, yaklaşık kırk yıldır “Uygarlık Anadolu’dan doğdu” diyor, yazıyor ve anlatıyor.

Batı uygarlığının doğduğu yerin Adalar Denizi kıyıları olduğunu; ancak bu sürecin gelişiminde binlerce yıllık Anadolu kültür birikiminin büyük pay taşıdığını vurguluyor.

Her yeni kazı, Anadolu’nun bu büyük uygarlık alaşımındaki yerini biraz daha görünür hâle getiriyor.

Gordion: Friglerin Başkenti

Gordion, Ankara kent merkezine yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta, Polatlı ilçesi sınırlarında bulunuyor.

Gordion Müzesi, müzenin karşısındaki Büyük Tümülüs ve yaklaşık iki kilometre ötedeki antik kent, bölgenin temel ziyaret noktalarını oluşturuyor.

Antik kentin giriş kapısı, heybetiyle döneminin eşsiz örneklerinden biridir.

Teras Binaları, megaronlar ve kazıların sürdüğü diğer alanları yukarıdan görebilecek biçimde düzenlenen ziyaretçi güzergâhı, Gordion’un ortaya çıkarılış hikâyesini yerinde izleme imkânı sunuyor.

Güzergâh boyunca yerleştirilen bilgi panoları, ziyaretçilerin antik kenti yalnızca görmesini değil, anlamasını da sağlıyor.

KUTU BİLGİ

Gordion

Gordion, Friglerin başkentidir.

Ankara kent merkezine yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta, Polatlı ilçesi sınırlarında bulunur.

Gordion Müzesi, Büyük Tümülüs ve antik kent alanı bölgenin temel ziyaret noktalarıdır.

Antik kentin anıtsal giriş kapısı, döneminin en önemli mimari örneklerinden biridir.

Ziyaretçi güzergâhı boyunca yer alan bilgi panoları, kazı alanının gelişimini ve yapıların işlevlerini yerinde izleme imkânı sunar.

Tümülüs Vadisi’nde Gezinti

İlk Ankara kitabımda Gordion çevresinde 80 kadar tümülüs bulunduğunu yazmışım.

Bugünkü bilgilere göre bölgede yaklaşık 130 tümülüs var.

Mısır’daki Krallar Vadisi turları turist sayısında rekorlar kırıyor.

Bizim de bir Tümülüs Vadisi güzergâhımız neden olmasın?

“Vadi” sözünü, bu geniş tümülüs coğrafyasına bir isim vermek amacıyla kullanıyorum. Elbette daha uygun bir adlandırma da bulunabilir.

Ancak böylesi bir güzergâhın yalnızca turizm amacıyla değil, bilimsel koruma ilkeleri doğrultusunda hazırlanması gerekir.

İlgili bütün kurum ve kuruluşların desteğinin artması dileğiyle…

KUTU BİLGİ

Tümülüs Vadisi’nde Gezinti

Gordion çevresinde yaklaşık 130 tümülüs bulunuyor.

Bu geniş coğrafya, bilimsel koruma ilkeleri esas alınarak hazırlanacak bir gezi güzergâhıyla ziyaretçilere anlatılabilir.

Ancak amaç bütün tümülüsleri kazmak değil; mevcut mirası korumak, bilimsel olarak belgelemek ve zarar görme tehlikesi altındaki yapıları kurtarmak olmalıdır.

Her Tümülüs Kazılmalı mı?

Gordion Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Günsel Özbilen Güngör, yazıyı yayına girmeden önce titizlikle inceledi.

Güngör, “Her yıl bir iki tümülüs açılsa” düşüncemle ilgili önemli ve aydınlatıcı bilgiler verdi.

Her yıl yeni bir tümülüs açılmasının veya bütün tümülüslerin kazılmasının arkeolojik açıdan doğru olmadığını söyledi.

Dr. Güngör’ün değerlendirmesi şöyle:

“Her açılan tümülüs bugüne kadar MM Tümülüsü gibi olmadı. Tümülüslerin büyük bölümünde mezar odaları çökmüş durumda. Herkesin beklentisi yeni bir MM Tümülüsü görmek. Ancak hazırlanan projelerde çok dikkatli olunması gerekiyor.”

“UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Gordion’un tümülüslerinin korunması önceliklidir. Her kazı, aynı zamanda bir tahribattır. Tümülüsler tescilli anıtlardır.”

“Yanlış tarımsal faaliyetler veya zamanın etkisiyle konisi kaybolmak üzere olan tümülüslerin yerlerinin belirlenmesi ve buralarda kurtarma kazılarının yapılması daha öncelikli olmalıdır.”

Bu değerlendirme, arkeolojinin yalnızca eser bulmak veya yeni yapılar ortaya çıkarmak anlamına gelmediğini açıkça gösteriyor.

Bazen yapılması gereken en doğru çalışma, toprağın altındaki mirası bulunduğu yerde korumaktır.

Kadim Koç: Gordion’a Adanmış Bir Ömür

Kadim Koç’un bu topraklara duyduğu sevdanın küçük yaşlarda başladığından eminim.

Polatlı’da askerlik mesleğini sürdürürken bu sevda eyleme dönüşmüş.

Yakın tarihimizin en önemli dönemeçlerinden biri olan Sakarya Meydan Muharebesi üzerine yaptığı çalışmalar, onu Polatlı’nın antik değerlerine de sahip çıkmaya götürmüş.

Albaylıktan emekli olduktan sonra Polatlılı olmuş.

Tarihî alanları korumak amacıyla belediye bünyesinde POTA’yı kurmuş.

Titizlikle seçilen alan rehberlerinin iki yıl süren eğitimine öncülük etmiş.

Ardından Gordion Vakfı’nı kurmuş.

Gordion bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeyse, bunda en büyük pay sahiplerinden biri Kadim Koç’tur.

Geçtiğimiz günlerde bu kocaman yürekli insanla Gordion kazı alanına gittik.

Orada bir başka kocaman yürekli insanla, Prof. Dr. C. Brian Rose ile buluştuk.

KUTU BİLGİ

Gordion’un UNESCO Yolculuğu

Gordion’un UNESCO Dünya Mirası adaylık dosyası, Kültür ve Turizm Bakanlığının ilgili birimleri tarafından hazırlandı.

Dosyada kullanılan 75 yıllık arkeolojik veri, tarihçe ve bilimsel değerlendirmeler Gordion Arkeoloji Projesi tarafından hazırlanarak Bakanlığa sunuldu.

Dr. Günsel Özbilen Güngör’e göre Kadim Koç, Gordion’un tanıtımı için çok büyük emek verdi ve vermeye devam ediyor.

Yürütülen çalışmalar, kurumlar arası iş birliğinin başarılı örneklerinden birini oluşturuyor.



Prof. Dr. C. Brian Rose: Anadolu’ya Uzanan Bir Ömür

Prof. Dr. C. Brian Rose yaklaşık 10 bin kilometre uzakta doğmuş, ancak Anadolu’ya hep yakın kalmış.

Afrodisias, Troya ve Gordion…

Bu üç antik kente 46 yılını vermiş.

Amerika Birleşik Devletleri’nden gelerek 1980’den bu yana her yazını bu topraklarda geçirmesi, yalnızca akademik bir çalışma olarak değerlendirilemez.

Bu, Anadolu kültürüne duyulan derin bir sadakatin ve gönül bağının göstergesidir.

Prof. Rose, geçmişi toprağın altından çıkarırken kıtalar ve kültürler arasında da güçlü bir dostluk köprüsü kuruyor.

Homeros’un efsanevi Troya’sında, mermer işçiliğinin şaheseri Afrodisias’ta ve yaklaşık yirmi yıldır Kral Midas’ın gizemli başkenti Gordion’da çalıştı.

Dünya kültür mirasına paha biçilmez katkılar sundu, sunmayı sürdürüyor.

Güzel sözleri hak etmiyor mu?

Prof. Dr. C. Brian Rose, Anadolu topraklarının kalbinde atan tarihî mirasa kelimenin tam anlamıyla bir ömür adamış bir bilim insanıdır.

En güzel övgüleri ve derin bir saygıyı sonuna kadar hak ediyor.

BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU

Gordion’a baktığımızda yalnızca taş yapılar, tümülüsler veya geçmişten kalan eşyalar görmüyoruz.

Friglerin inanç dünyasını, üretim kültürünü, sanatını, mimarisini ve başka uygarlıklarla kurduğu ilişkileri de görüyoruz.

Bu topraklardaki her buluntu, Anadolu’nun dünya uygarlık tarihindeki yerini biraz daha görünür kılıyor.

Ancak geçmişi ortaya çıkarmak kadar korumak da önemli.

Gordion’un geleceği, kazı çalışmalarının bilimsel titizlikle sürdürülmesine, mevcut mirasın korunmasına ve kentin doğru anlatılmasına bağlı.

Yarın yayımlanacak ikinci bölümde Prof. Dr. C. Brian Rose ile gerçekleştirdiğimiz Gordion gezisini sürdüreceğiz.

Teras Binaları’nı, megaronları, dünyanın bilinen en eski geometrik çakıl taşı mozaiğini, Megaron 3’te yürütülen koruma çalışmalarını ve antik merdivenlerdeki Türk-İtalyan iş birliğini anlatacağız.

GELECEK YAZI

Gordion Antik Kenti: Megaronlardan Dünyanın En Eski Geometrik Mozaiğine


Dr. Necati Yalçın

Eğitimci ve Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
nyalcin@gazeteankara.com.tr

KAYNAKÇA

Akurgal, E. (2020). Anadolu Uygarlıkları. Phoenix Yayınları, 3. Baskı.

Gordion Dostları. (2025). Gordion Dostları Bülteni.

Işık, F. (2023). Uygarlık Anadolu’dan Doğdu. Akdeniz Ülkeleri Akademi Vakfı Yayınları, 4. Baskı.

Rose, C. B., Gürsan-Salzman, A., Özbilen-Güngör, G. ve Darbyshire, G. (2024). Gordion.

Hastings, J. (1917). Encyclopedia of Religion and Ethics. Cilt IX, Mundas–Phrygians.

Simpson, E. (1993). “Phrygian Furniture from Gordion.” The Furniture of Western Asia: Ancient and Traditional. Editör: Georgina Herrmann.

Barnett, R. D. (1975). “Phrygia and the Peoples of Anatolia in the Iron Age.” The Cambridge Ancient History, Cilt 2.2.

Yazıyı titizlikle okuyarak değerli düzeltmeler ve eklemeler yapan Dr. Günsel Özbilen Güngör’e teşekkürlerimle…

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)