Almatı’dan Türkiye’ye: Enerjinin Geleceğini Konuştuk
Ankara’da 2009 yılında başlayan NURER yolculuğunun sekizinci durağı bu kez Almatı oldu. Nükleer enerjiden yenilenebilir kaynaklara, hidrojenden füzyona, enerji depolamadan yapay zekâya uzanan tartışmalar bana bir gerçeği yeniden gösterdi: Enerjinin geleceği artık yalnızca kaynaklara sahip olmakla değil, bilim ve teknoloji üretebilmekle şekillenecek.
Sevgili okurlarım,
Geçtiğimiz günlerde Kazakistan’ın Almatı kentinde, benim için yalnızca bir bilimsel konferansa değil, yıllar önce Ankara’da başlayan uzun bir akademik yolculuğun yeni durağına tanıklık ettik.
Sekizinci Uluslararası Nükleer ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Konferansı’nı, kısa adıyla NURER2026’yı, Al-Farabi Kazakh National University’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdik.
Bu noktada özel bir teşekkürü de ifade etmek isterim. NURER2014 ve NURER2024 konferanslarımıza da katılan Al-Farabi Kazakh National University Öğretim Üyesi ve NURER2026 Teknik Komite Başkanı Doç. Dr. Murat Kunelbayev, konferansımızın Almatı’da düzenlenmesini teklif ederek bu önemli bilimsel buluşmanın ilk adımını attı. Bir konferansın başarısı yalnızca bilimsel programıyla değil, arkasındaki güçlü iş birliği ve özverili organizasyon çalışmasıyla da şekilleniyor. NURER2026’nın hazırlık sürecinden gerçekleştirilmesine kadar gösterdiği gayret ve sunduğu kıymetli katkılar nedeniyle Doç. Dr. Murat Kunelbayev’e burada bir kez daha teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Prof. Dr. Hacı Mehmet Şahin (solda), NURER2026 Teknik Komite Başkanı Doç. Dr. Murat Kunelbayev’e (sağda), konferansın Almatı’da gerçekleştirilmesine ve organizasyon sürecine sunduğu değerli katkılar nedeniyle teşekkür plaketi takdim etti.
Bu toplantı benim açımdan ayrıca anlamlıydı. Çünkü NURER’in temelinde yıllardır savunduğum bir düşünce yatıyor:
Nükleer enerji ile yenilenebilir enerji birbirinin rakibi değildir.
Aksine, güvenli, temiz ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin birbirini tamamlayan unsurlarıdır.
NURER’i Neden Başlattık?
NURER konferans serisini 2009 yılında Ankara’da başlatırken temel düşüncemiz oldukça açıktı. Nükleer enerji alanında çalışan bilim insanlarıyla yenilenebilir enerji konusunda çalışan araştırmacıları aynı bilimsel ve teknik platformda buluşturmak istiyorduk.
Çünkü enerji meselesinin tek bir teknoloji üzerinden çözülemeyecek kadar büyük ve çok boyutlu olduğunu düşünüyorduk.
Aradan geçen yıllar bu yaklaşımın önemini daha da artırdı.
2009’daki Ankara toplantısının ardından NURER konferanslarını 2010’da yeniden Ankara’da, 2012’de İstanbul’da, 2014’te Antalya’da, 2016’da Çin’in Hefei kentinde, 2018’de Güney Kore’nin Jeju Adası’nda ve 2024’te yeniden Antalya’da gerçekleştirdik.
2026 yılında ise yolumuz Orta Asya’ya, Almatı’ya uzandı.
Bir bilimsel toplantının Ankara’da başlayıp Çin’e, Güney Kore’ye ve Kazakistan’a ulaşması, benim için yalnızca konferans serisinin büyümesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bilimin sınırları aşan karakterini de gösteriyor.
Prof. Dr. Hacı Mehmet Şahin, NURER2026’nın Almatı’daki açılış programında katılımcılara hitap ederken.
Almatı’da Enerjinin Geleceğini Konuştuk
NURER2026’ya toplam 189 bildiri başvurusu yapıldı. Bilimsel hakem değerlendirmelerinin ardından 18 farklı ülkeden 71 bildiri sunulmak üzere kabul edildi. Yaklaşık 30 bildiri Almatı’da yüz yüze, diğer çalışmalar ise çevrim içi oturumlarda sunuldu.
Ancak benim için bu rakamların arkasındaki bilimsel çeşitlilik en az rakamların kendisi kadar önemliydi.
İleri nükleer reaktör teknolojileri, nükleer yakıt çevrimi, füzyon enerjisi, yenilenebilir enerji sistemleri, hidrojen üretimi, enerji depolama, akıllı şebekeler ve yapay zekâ uygulamaları aynı konferansın bilimsel gündeminde yer aldı.
Aslında bu konu başlıklarının yan yana gelmesi bize geleceğin enerji sistemlerinin nasıl şekilleneceğini de gösteriyor.
Gelecekte enerji sistemleri bugünkünden çok daha karmaşık olacak. Nükleer enerji, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklar, hidrojen, depolama sistemleri, akıllı şebekeler ve yapay zekâ birbirinden bağımsız teknolojiler olarak değil, büyük bir enerji ekosisteminin parçaları olarak çalışacak.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde ülkeler arasındaki rekabet yalnızca kimin daha fazla enerji kaynağına sahip olduğu üzerinden yürümeyecek.
Asıl rekabet, kimin enerji teknolojisini geliştirdiği üzerinden şekillenecek.
Yapay Zekâ Artık Enerji Dünyasının İçinde
Almatı’daki bilimsel tartışmalarda dikkat çeken konulardan biri de yapay zekânın enerji sistemleri içerisindeki giderek artan rolüydü.
Bu gelişmeyi özellikle önemsiyorum.
Çünkü yapay zekâyı yalnızca bilgisayar bilimlerinin konusu olarak görmek artık mümkün değildir. Yapay zekâ; enerji üretiminin optimizasyonundan şebeke yönetimine, arıza tahminlerinden enerji talep analizlerine, ileri reaktör sistemlerinden malzeme araştırmalarına kadar çok geniş bir alana giriyor.
Bu nedenle geleceğin enerji mühendisinin yalnızca termodinamiği, ısı transferini veya enerji dönüşüm sistemlerini bilmesi yeterli olmayacaktır.
Veriyi, algoritmaları ve yapay zekâyı da anlaması gerekecektir.
Bu değişim üniversitelerimiz açısından da üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir dönüşümdür.
Bilim Sadece Laboratuvarda Yapılmıyor
NURER2026’nın benim açımdan önemli sonuçlarından biri de konferans salonlarının dışında gerçekleşen görüşmeler oldu.
Al-Farabi Kazakh National University Rektörü Prof. Dr. Zhanseit Tuimebayev ile yaptığımız görüşmede Gazi Üniversitesi ile gerçekleştirilebilecek ortak akademik çalışmalar, öğrenci değişim programları ve birlikte yürütülebilecek yüksek lisans ve doktora çalışmaları üzerinde durduk.
Görüşmeye Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi’nden Doç. Dr. Güven Tunç, Fizik ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurzada Beissen ve Mekanik ve Matematik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mansurova Madina da katıldı.
Bu tür görüşmeleri önemsiyorum.
Çünkü üniversitelerin uluslararasılaşması yalnızca protokoller imzalamakla gerçekleşmez. Öğrencilerin, araştırmacıların ve öğretim üyelerinin birlikte çalışabileceği gerçek bilimsel projeler üretmek gerekir.
Al-Farabi Kazakh National University yönetimiyle gerçekleştirilen görüşmede Gazi Üniversitesi ile geliştirilebilecek akademik iş birlikleri değerlendirildi.
Bilim Diplomasisi Neden Önemli?
Bugün dünyada ülkeler arasındaki ilişkiler yalnızca klasik diplomasi üzerinden yürümüyor.
Bilim de güçlü bir diplomasi alanıdır.
Bir Türk üniversitesindeki araştırmacının Kazakistan’daki, Çin’deki, Güney Kore’deki veya dünyanın başka bir ülkesindeki bilim insanıyla ortak çalışma yapması; yalnızca akademik bir makale veya proje üretmek anlamına gelmez.
Ülkeler arasında kalıcı bilimsel bağlar kurulmasına da katkı sağlar.
NURER konferanslarının yıllar içinde farklı ülkelere taşınmasını bu nedenle ayrıca değerli buluyorum.
Almatı’daki görüşmelerimiz sırasında Çin’den gelen bilim insanlarıyla da ortak araştırma ve proje olanaklarını değerlendirdik. Harbin Institute of Technology Enerji Bilimi ve Mühendisliği Fakültesinden akademisyenlerle yaptığımız görüşmeler bunun önemli bir parçasıydı.
Daha da önemlisi, Nanchang Hangkong University Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Qin Jiang ve Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hong Qi, Dokuzuncu NURER2028 Konferansı’na Çin’de ev sahipliği yapmak istediklerini ifade ettiler.
Ankara’da başlayan bir bilimsel girişimin yıllar sonra farklı ülkelerde devam etmesi ve yeni üniversitelerin bu konferansa ev sahipliği yapmak istemesi, oluşturulan bilimsel ağın ulaştığı noktayı göstermesi bakımından benim için ayrıca değerlidir.
NURER2026 kapsamında gerçekleştirilen akademik temaslardan bir kare. Konferans, bilimsel oturumların yanı sıra yeni uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine de zemin hazırladı.
Almatı’dan Türkiye’ye Bakınca
Almatı’daki toplantılar sırasında zihnimde sürekli Türkiye vardı.
Çünkü enerji alanında dünyada yaşanan dönüşüm, Türkiye açısından yalnızca takip edilmesi gereken bilimsel bir gelişme değildir.
Bu aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir meseledir.
Daha önce bu köşede Türkiye’nin Orta Gelir Tuzağı’ndan çıkabilmesi için nitelikli insan kaynağı, güçlü sanayi altyapısı ve vizyon sahibi politika yapıcılara ihtiyaç duyduğunu yazmıştım.
Enerji teknolojilerini de bu üç unsurun kesiştiği stratejik alanlardan biri olarak görüyorum.
Türkiye güneş enerjisi santrali kurabilir.
Rüzgâr türbinleri kullanabilir.
Nükleer santral işletebilir.
Enerji depolama sistemleri kurabilir.
Ancak asıl soru bunlardan daha önemlidir:
Bu teknolojilerin ne kadarını kendimiz geliştirebiliyoruz?
Çünkü bir ülkenin gerçek teknolojik gücü yalnızca kullandığı teknolojilerle değil, geliştirebildiği teknolojilerle ölçülür.
Üniversitelerimizin Önünde Büyük Bir Sorumluluk Var
Burada üniversitelere de önemli görevler düşüyor.
Enerji teknolojileri giderek daha disiplinler arası bir yapıya dönüşüyor. Makine mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, malzeme bilimi, fizik, kimya, bilgisayar bilimleri ve yapay zekâ artık aynı problemlerin çözümünde buluşuyor.
Bu nedenle üniversitelerimizin klasik bölüm sınırlarının ötesinde düşünmesi gerekiyor.
Genç araştırmacılarımızı yalnızca mevcut teknolojileri öğrenen insanlar olarak değil, yeni teknolojiler geliştirebilecek bilim insanları ve mühendisler olarak yetiştirmek zorundayız.
Almatı’daki genç araştırmacıları ve öğrencileri gördüğümde bu konu üzerinde bir kez daha düşündüm.
Geleceğin enerji sistemlerini bugün konferans salonlarında oturan gençler geliştirecek.
Onlara doğru bilimsel ortamı sağlayabilirsek, Türkiye de geleceğin enerji teknolojilerinde söz sahibi olabilir.
NURER2026’dan Geriye Kalan
Konferanslar sona erer.
Sunumlar tamamlanır.
Katılımcılar ülkelerine döner.
Fakat iyi bir bilimsel toplantının asıl değeri konferans bittikten sonra ortaya çıkar.
Yeni araştırmalar başlar.
Yeni öğrenciler yetişir.
Ortak projeler doğar.
Üniversiteler arasında yeni bağlar kurulur.
NURER2026’nın Almatı’da bıraktığı en önemli sonuçlardan birinin de bu olduğuna inanıyorum.
NURER2026 kapsamında bilimsel ve akademik katkılara ilişkin takdim törenlerinden bir kare.
Bu vesileyle NURER2026’nın gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Al-Farabi Kazakh National University yönetimine ve çalışanlarına, organizasyon ve bilim kurullarımıza, oturum başkanlarımıza, hakemlerimize, bildiri sahiplerine, öğrencilerimize ve bütün katılımcılarımıza teşekkür ediyorum.
Ankara’da 2009 yılında başlayan NURER yolculuğu Almatı’da yeni bir halka kazandı.
Şimdi önümüzde yeni bir hedef var.
Bilimsel iş birliklerini büyütmek, genç araştırmacıları bu ağlara daha fazla dahil etmek ve enerji alanında yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi geliştiren ülkeler arasında yer almak.
Çünkü Almatı’dan Türkiye’ye baktığımda gördüğüm gerçek şudur:
Enerjinin geleceği yalnızca enerji üretmekte değil; bilgi, bilim ve teknoloji üretmektedir.
Prof. Dr. Hacı Mehmet Şahin
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı | Köşe Yazarı
hmsahin@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP