YAZARLAR

12 Eylül 2026 Cumartesi, 14:00

Tarihin Akışına Yön Veren Bir Zafer: Sakarya Meydan Muharebesi

Türk İstiklal Harbi’nin dönüm noktalarından Sakarya Meydan Muharebesi; yalnızca askerî bir zafer değil, yüzyıllardır devam eden geri çekilişin durdurulduğu, Millî Mücadele’nin istiklal iradesinin güçlendiği ve Büyük Taarruz’a uzanan yolun açıldığı tarihî bir eşiktir. Yazıda, Sakarya Zaferi’nin 105’inci yılında Başkumandanlık Kanunu’ndan Tekâlif-i Milliye emirlerine, cephede verilen tarihî savunma emrinden zaferin diplomatik sonuçlarına kadar süreci belgeler ve tarihî atıflarla ele alıyor.



105. Yıl Anısına — 23 Ağustos–13 Eylül 1921 

“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.”

26 Ağustos 1921
Sakarya Meydan Muharebesi
Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Başkumandanlık Kanunu ve Mustafa Kemal Paşa’ya Verilen Yetki

Belge No: 2530

Garp (Batı) Cephesi K. (Kumandanlığına)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

“Başkumandanlık” tevcihi (verilmesi) hakkında Büyük Millet Meclisi’nin 5.8.37(5.8.1921) tarihlerinde içtimaında(toplantısında) ittifak-ı ârâ (oy birliği) ile kabul edilen kanunnâme sureti aynen ber vech-i âtî (aşağıda olduğu gibi) ta’mîm. 5.8.37

Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi
(Genelkurmay Başkanı)
Fevzi (Çakmak)

1. Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine “Başkumandanlık” tevcihi hakkında kânun:

Madde 1- Milletin mukadderatına bi’l-fi’il vaz’ü’l-yed (bizzat el koyarak) yegâne kuvve-i âliye (en yüksek güç) olan a’zâsından her birinin Kânûn-ı Esâsî (İlk Anayasa) ve Teşkilât-ı Esâsiye (Anayasa) Kanunu ile hukuk ve ma’sûniyet-i teşriîyyesi (dokunulmazlığı) sıfatıyla mahfuz (saklı) ve şahsiyet-i ma’neviyesi (manevi kişiliği) Başkumandanlığı hâiz (sahip) bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi kuyûd-ı âtiye(aşağıdaki şartlar) ile “Başkumandanlık” vazife-i fi’liyyesine kendi reisi Mustafa Kemal Paşa’yı me’mûr eylemiştir.

2- Başkumandan ordunun maddi ve manevî kuvvetini a’zamî surette tezyîd (artırmak) ve sevk ve idâresini bir kat daha tarsîn (sağlamlaştırma) hususunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin buna müteallik(bağlı) salahiyeti meclis namına fi’len isti’mâle me’zûndur (kullanmakla görevlidir).

3- Müşârünileyhe (adı geçen yüksek rütbeli kişi) bâlâdaki mevâdd (yukarıdaki maddeleri) ile mevdû’ (kedisine verilmiş) sıfat ve salâhiyete üç ay müddetle mu’teberdir(geçerlidir) Meclis lüzum gördüğü takdirde bu müddetin inkızâından (sona ermesinden) evvel dahi bu sıfat ve salâhiyeti ref’ edebilir (kaldırabilir).

4- İşbu kânun tarih-i neşrinden (yayınından) itibaren mer’iyyü’l-icrâdır (geçerlidir).

5- İşbu kânunun icrasına Türkiye Büyük Millet Meclisi me’mûrdur.

5 Ağustos 1921 tarihli TBMM’de kabul edilen “Başkumandanlık” Kanunu Sûretidir.

5 Ağustos 1921 tarihli TBMM’de kabul edilen ‘Başkumandanlık’ Kanunu Sûretidir

Millî Mücadele’nin Dünyadaki Yankıları

“Avrupa büyük savaşta (1914-18) yorgun düşmüş ve tüm dikkatini sosyal ve mali karmaşaya vermek zorunda kalmışken, (Gazi) Mustafa Kemal (Atatürk) elinde kılıç, öteki elinde Misak-ı Millî ile “Pan-helenizm”in ve İzmir’in yıkıntıları üzerinde yeni bir Türkiye kurmuştur. Doğuda geniş Müslüman toplumlarından oluşan uyruklarını zulme tabi tutmakla suçladığı Batılı güçleri yenilgiye uğratarak, İslam’ın kahramanı olmuştur” diyen Nevile Henderson İngiltere’nin İstanbul’daki işgal komiseri olarak bir gerçeği ifade ediyordu. Bkz. Nevile Henderson, İngiliz Yüksek Komiseri, İngiltere Diplomatik Arşivi, Türkiye Yıllık Raporu, 1922.

Türk İstiklal Harbi’nin dünyadaki yansımaları kolaylıkla elde edilmiş bir zafer değildi. Uzun süren muharebeler ve seferberlikler zincirinin nam-ı diğer “millî mücâdele”nin haklı bir zaferi ve sonucudur. Tekâlif-i Milliye’den Sakarya’ya Topyekûn Mücadele

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Başkumandanlık” vazifesine gelir gelmez verdiği ilk emir vatanın işgalden kurtuluşu için çeşitli seferberlikler ilan etmekti. Bu meyanda 7 Ağustos 1921 tarihli “Tekâlif-i Milliye” emirleri bütün milletin vatanın istiklali için yapması gereken ferdi ve toplumsal fedâkârlıkları ilan etmekteydi. Buna göre bir topyekün “Ya İstiklal Ya Ölüm” savaşının hazırlığı ve vatanın düşmandan tamamen arınması için büyük bir hazırlık yapılmaktaydı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta Sakarya Muharebesi’ni anlatırken “Sakarya Melhame-i Kübrâsı/Sakarya Büyük Kanlı Savaşı” adını vermektedir.

Yüzyıllardır Süren Geri Çekiliş Sakarya’da Durdu

1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması ve geri çekilmesinden bu yana devam eden geri çekilişlerin son noktası Sakarya Nehri hattı idi. İngiliz tarihçi Arnold Toynbee Sakarya Muharebesi’ni tanımlarken “Tarihin yönünü değiştiren en büyük savaşlardan biri” nitelemesini yapmaktadır. Fransa, Sakarya Muharebesi’nden sonra Ankara Hükûmeti ile kat’î bir barış anlaşmasını Ankara Antlaşması’nı imzalayarak kabul etmiş ve Mîsâk-ı Millî’yi diplomatik olarak tanıdığını resmen göstermiştir. Türkistan ve dost ülkelerden Türkiye’ye destekler artmış ve vatanın kurtuluşu ve Büyük Taarruzla tam bağımsızlık yolunun ikamesi ufukta görünür hale gelmiştir. İngiltere Yunanlılar ve Ermenilerin başarısız olacaklarını görerek birtakım görüşmelerin yolunu açmaya başlamış ve esir mübadelesi anlaşmalarını yapmıştır.

“Hatt-ı Müdafaa Yoktur, Sath-ı Müdafaa Vardır”

Sakarya Muharebeleri verilen şehitler arasında subay sınıfının çokluğu dünya harp tarihinde bu muharebenin her safhasının önemini ortaya koymuştur. Bu muharebenin esasen bir ders olarak “savaş sanatı” kurallarına göre icrasını ve Sakarya Nehri boylarında yaşanan köy, vadi ve dereler boyunca süren her siper ardında verilen fedâkârâne mücadelenin tasviri “Hatt-ı müdafaa yoktur, Sath-ı Müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz. Onun için küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana karşı cephe teşkil edilip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin çekilmeye mecbur olduğunu gören birlikler ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur.” kumandanlık emrinin gereğini hakkıyla yerine getirmeleriyle tam olarak çizilmektedir.

Fahrettin Altay Paşa’dan Zafer Telgrafı

Sakarya Muharebesi’nde Beşinci Süvari Grup Kumandanı olarak görev yaptığı sırada düşmanın tamamen Sakarya’nın batısına atıldığını bizzat müşahede eden Fahrettin (Altay) Paşa Yıldız Tepe’den çektiği telgrafta aynen şöyle bildiriyordu:

“Düşman 13/14 Eylül 1337(1921) gecesi kâmilen(tamamıyla) Sakarya garbına(batısına) geçmiştir. Köprüleri tahrip ederek garba doğru yürüyüşe devam etmektedir. Süvari grubu düşmanı Sakarya’ya kadar ta’kip etmiş ve On İkinci Yunan Fırkası’ndan (tümeninden) bu sabah 5(beş) esir almıştır…. bir ay devam eden Sakarya Meydan Muharebesi bu suretle Ordu-yı Millîmizin muzafferiyet-i kat’iyyesiyle (kesin zaferiyle) neticelenmiştir. Bütün silah arkadaşlarımı tebrik ile şühedâ ve mecruhlarımızı (şehit ve yaralılarımızı) hürmetle yâdederim.” 13 Eylül 1921 Saat 10.00.

Mustafa Kemal Paşa’ya Gazilik ve Mareşallik

Bu şartlar altında kazanılan zaferde görevini bihakkın yerine getirenlere o günlerin gazi ve kahraman meclisi zafer haberi gelir gelmez “Türkiye Büyük Millet Meclisi Takdirnamesiyle Usul-i Taltif” kanunu çıkararak bunu kalıcı bir ödüllendirme ile kutlamıştır. Yine “Başkumandanlık” vazifesini yüzü ak yapan zaferle taçlandıran şanlı kumandan Mustafa Kemal Paşa’ya Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Eylül 1921 günü toplanarak çıkardığı kanunla “gazilik” ünvanını ve “rütbe-i müşîrî (mareşallik rütbesini)” vermiştir.


23 Eylül 1921 tarihli Müşir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa kararına dair bir telgrafnâme”

Sakarya’nın Emanetine Sahip Çıkmak

Sakarya Muharebesi Zaferi’nin 105’inci yıldönümü vesilesiyle başkentimiz Ankara’ya ve ötesine kadar uzanan müstevli(sömürgeci ve emperyalist) emellerine “dur” diyen “ya istiklal ya ölüm” parolasıyla canlarını ortaya koyan şehit ve gazi ecdadın emanetine sahip çıkma gayretini daha güçlü şekilde kuşanmamız gerektiği bilincinde olmalıyız. Bu bilincin bir gereği olarak emanete sahip çıkmak her yurttaşın insani bir vazifesidir. Karış karış savunulan ve kana bulanan vatanımızın güzide şehitler mekânı Sakarya Muharebesi Savaş Alanı’nı yerinde görmek üzere ziyaret etmek bilhassa her gencimizin ve vatandaşın millî bir sorumluluğudur.

Bu vesile ile Sakarya Zaferimizin 105. Yıldönümü Kutlu Olsun.

Şehit ve Gazi ecdadımızın ruhları şâdolsun.


Prof. Dr. Güray KIRPIK

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)