Hatır Kontenjanından Geçinenler: Patavatsızlık ve Dobralık
Günlük hayatta sıkça karıştırılan patavatsızlık ve dobralık arasındaki çizgi, aslında “sözü nasıl söylediğimiz” ile belirginleşir. Kırmadan doğruyu söylemek mümkünken, “Ben buyum” diyerek incitmenin arkasına saklanmak iletişimi zedeler.
PATAVATSIZLIK VE DOBRALIK
Hepimiz çocukları çok severiz. Onların söyledikleri her şey hoşumuza gider. Biliriz ki çocukların art niyetleri yoktur. Hesaplı, planlı değillerdir. Eğilip bükülmezler. Düşüncelerini olduğu gibi söylerler. O yüzden onlara kızmayız, alınmayız.
Ancak karşımızda bir yetişkin olduğunda işler değişiyor. Çocuklara gösterdiğimiz hoşgörüyü, artık onlara gösteremiyoruz. Evet, insanın hayatında doğruyu söyleyecek en azından bir kişi olmalı. Yaptığımız hataları dile getirebilmeli, gerektiğinde uyarmalı. Doğru bildiği şeyi söylemeli. Çünkü yüzüne maske takmış pek çok insan yerine, gerçekten dürüst olduğunu bildiğimiz, özü sözü bir olan, dobra bir insanın varlığına ne denli muhtaç olduğumuz inkâr edilemez.
Hayatımıza dair yanlışlıkları söyleyecek dobra insan ararken, patavatsız insanlarla karşılaşmak bizleri rahatsız eder.
DOBRALIKLA PATAVATSIZLIK ARASINDAKİ FARK
Günlük hayatta sıkça duyduğumuz patavatsızlık ve dobralık kavramları, çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır. Hatta bazen biri, diğeriymiş gibi savunulmaktadır. Eminim hepinize “Ben patavatsız değilim, sadece dobra biriyim” cümlesi tanıdık gelmiştir.
Patavatsızlık, genel olarak, başkalarının duygularını ve sosyal normları göz ardı ederek, sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, genellikle incitici yorumlar yapan kişilere verilen sıfattır. Niyeti kırmak olmasa da mutlaka kıran kişi demektir. İnsanlar arasındaki iletişimi bozar ve güven duygusunu zedeler. Ayrıca, patavatsız yorumlar, alıcı tarafında öfke, üzüntü veya utanç gibi negatif duygusal tepkilere neden olur.
Patavatsızlara kızdığımız zaman hemen “Dost acı söyler” atasözünün arkasına saklanırlar. Oysa “dost acıyı acıtmadan söyleyen” kişidir. Çoğu zaman “Ben buyum” ya da “Açık sözlüyüm” diye kendilerini savunurlar ama işin özünde empati eksikliği ve üzücü bir zavallılık vardır.
Dobralık ise dürüst, açık ve net olma halini, nezaket ve empatiyle birleşerek, doğru ifade şekliyle, uygun zaman ve ortamda, uygun üslup ile aktarma sanatıdır. Dobra bir insan, düşüncesini saklamaz ama bunu karşısındaki kişiyi incitmemeye özen göstererek yapar. Her doğruyu söylemek “dobralık” değildir.
“Hatır Kontenjanından Geçinenler” Kimdir?
Bazen böyle patavatsız insanların bir çeşidi vardır ki; kendilerinin farkında olarak bunu kasıtlı bir şekilde yapabilirler. Karşısındaki insanın erdeminden güç bulurlar ve cesaret alırlar. Ne söylerlerse söylesinler, kendilerine karşı nezaketsiz bir davranış ya da sözle karşılaşmayacağından emindirler.
Bazen içinizden geçecek cevabı kestirirler ama yanlarındaki kişinin hatırı için, ona bir şey söyleyemeyeceğinizi çok iyi bilirler. İşte bunlara da “Hatır kontenjanından geçinenler” diyebiliriz. Normalde kimsenin istemediği patavatsızlar, sırf sırtlarını yasladıkları iyi insanların hatırına idare edilen kişilerdir.
İki durumda da kötü niyet yoksa bile biri kırıcı, biri yapıcıdır.
Patavatsız Davranışların Arkasında Ne Olabilir?
Genellikle sosyal etkileşimlerde istenmeyen bu patavatsız insanların davranışların arkasında, çeşitli psikolojik ve sosyal faktörler bulunabilir. Bu davranış, bireyin empati eksikliği, sosyal beceri yetersizlikleri veya kültürel farklılıklar gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.
Patavatsız İnsanlarla Nasıl İletişim Kurulur?
Böyle kişilerle karşılaşıldığında dobra olmak en güzelidir. Uygun bir ortamda, yalnızken diyalog kurmak gerekir. Sözlerinin sizi nasıl etkilediği, hissettiğiniz duygu ve düşünceleriniz onlara anlatılmalıdır. Bu davranışının bulunduğu ortamda yarattığı etkiyi sosyal hayatına yansıyan olumsuzlukları ve bu davranışındaki ısrarının doğuracağı kötü sonuçları açıkça görmesi sağlanmalıdır. Yani ona ayna tutacak, kendisi için bir uyanışa vesile olacak farkındalık oluşturulmalıdır.
Çeşitli iletişim kursları, sosyal aktiviteler önerilir. En etkili yöntemlerden bir tanesi de “Yaratıcı Drama”dır. Bütün bunlara rağmen olmuyorsa, hala “Ben buyum” diye ısrar ediliyorsa, ondan uzak kalmak, bizim ruh sağlığımız için önemlidir.
Son Söz
Velhasıl, dürüst olmak kırıcı olmayı gerektirmez. Hatır kontenjanından geçinenlerin devri de bir gün mutlaka biter.
Unutmayın ki, dobralık kazandırır, patavatsızlık yalnızlaştırır. Yunus Emre’nin şu şiiri ile bu konuyu bitirmek isterim:
Sözü bilen kişinin, Yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin İşini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, Söz ola iyileştire yarayı
Söz ola ağulu aşı, Yağ ile bal ede bir söz.
Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz.
Ramazan Mesajı
Ramazan’a girişimizle birlikte, sözün de niyetin de daha çok tartıldığı günlerdeyiz. Bu mübarek ayın; kalbimizi incitmeden doğruyu söylemeyi, empatiyi, nezâketi ve insanı onaran bir dili hayatımıza yerleştirmeyi nasip etmesini diliyorum. Rabbim Ramazan’ı hepimiz için hayırlara, huzura ve berekete vesile kılsın.
Sevgi ve Saygılarımla
Özlem İCİK
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
oicik@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP