KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN İLETİŞİM HATALARI ve MUTLAK BUTLAN
Son ayların dillerden düşmeyen popüler ismi Kemal Kılıçdaroğlu geçenlerde Sözcü TV’de bir röportaj verdi.
Bu yayın siyasal kariyerindeki akış için son derce önemliydi.
Fakat Kemal Kılıçdaroğlu beklenenin çok daha ötesinde bir kötü performans sergiledi.
Yılların deneyimli siyasetçisi tabiri caizse yeni yetme bir siyasetçi gibi aceleci bir tondan heyecanla sürekli laf aralarına girerek üstünlüğünü ve ağırlığını gölgeledi.
|
Aslında ilk gölgeyi kendisi değil ekip arkadaşları düşürdü; şöyle ki yayındaki ışık o kadar kötü ayarlanmıştı ki Kemal Kılıçdaroğlu olduğundan daha yaşlı, daha yorgun ve önemsiz görünüyordu. Üstüne de yandaki fotoğrafta göreceğiniz üzere aralardan çıkan küçük ve kısa saçlar ters ışığın altında oldukça belirginleşip siyasetçilerde görmeyi beklediğimiz jilet gibi bir görüntünün aksine saç baş dağılmış pejmürde bir görüntüye de sebep oldu. |
![]() |
Işık deyip geçmeyin dahası var ki yine ışıktan kaynaklanan bir sorun daha vardı; Kemal Bey’in gözlük çerçevesinin yüzüne vuran gölgesi…
Program CHP Genel Merkezinde değil de Sözcü Tv stüdyolarında yapılmış olsaydı kesinlikle “bir sabotaj vardı” derdim. Çünkü gazetecilerin ışığı gayet iyi ve onların altını çizer nitelikteydi ki aynı programda Barış Terkoğlu’nun da gözlükleri hiç gölge yapmıyordu keza ara ara gözlüklerini takan Senem Hanım’ın da hiç gözlük gölgesi yoktu.
Bu sektörel teknik bir bilgidir herkes bilmez ancak izleyicinin bilincinde bu bilginin olmasına gerek kalmaksızın bilinçdışı bunu negatif bir durum olarak kodlar. Kişiye duyulan sempati eksikliği çoğu insanın hiç tahmin etmediği önemsizmiş gibi görünen ayrıntılarda saklıdır.
Örneğin bir afişin asılış şekli, asarken kullanılan araç-gereç dahi afişin içeriğini tahmin edemeyeceğiniz ölçüde etkiler. (Daha önceki yazılarımda bu konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalarım mevcuttur.)
Röportaj içeriğine geleceğim ancak öncesinde genel tavırları değerlendirmek isterim; malum usul esastan önce gelir.
Yayının girişinde Senem Toluay Ilgaz’ın program açılış konuşmasını yaparken kameralar 1-2 defa Kemal Kılıçdaroğlu’na döndüğünde Kemal Bey’in yüzünde, çok coşkulu çocuk gibi bir sevinç vardı, kontrolü dışında yukarı doğru kıvrılan dudakları, bıyık altından gülmek gibi bıyık altından coşkulu sevincinin ifadesiydi. Bu aşamada nötr kalması en uygun olandı…
Bu coşkulu sevinci programda kendisine yöneltilen bazı sorular karşısında yerini yer yer öfkeye ve sinire bıraktı. Burada da yükselmesi talip olduğu görevle uyumlu değildi.
Heyecanının belirtisi olan konuşma aralarında kısa ve sesli nefes almaları da deneyimli siyasetçi kimliğini gölgede bırakan bir başka parazitti.

Konuşma içeriğinin -röportajda verilen cevapların- üzerinde çalışılmamış olduğu çok aşikardı. Haftalar öncesinden belli olan bir programda; ki çıkılan televizyon kanalı belli, sorulacak sorular belli…
Dolayısıyla soruların üzerinde çalışılmış olsa içerik çok daha tutarlı ve konuşma akıcı olabilirdi.
Siyasetle hiç ilgisi olmayan biri bile o yayında kurultayın sorulacağını, Ekrem İmamoğlu sorusunun geleceğini tahmin ederdi. Yayında hiç sürpriz soru yoktu.
Haklı ve kendinden emin bir tondan konuş(a)madı Kemal bey… Genelde kendini anlatır değil de kendisini savunur tondaydı… Ki gazetecilerin yaptıkları açıklamalar esnasında heyecanla çocuk gibi araya girerek kendisini ifade etmeye çalışması da bunun göstergesiydi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir başka tutukluk yaşadığı yer; yaş sorusuydu, “kaç yaşındasınız” sorusuna yaşından utanır bir ruh haliyle 78 demeden öncesinde “bazılarından büyüğüm bazılarından küçüğüm” cümlesini kurdu. Aslında burada da çelişen, ailemle eşimle vakit geçirmek istiyorum yaşamak istiyorum cümlesiydi.
Kemal Bey’i sürekli sığındığı “bilmiyorum” ifadesi de kendisini oldukça yetersiz gösterdi ve kendi iddiasıyla çelişti.
Aslında yayını izlerken not aldığım çok fazla ayrıntı var ancak ben son 2 tane daha paylaşıp sizleri sıkmadan yazıyı sonlandırmanın iyi olacağı kanaatindeyim.
Ekrem İmamoğlu sorusunda aradaki 1 saniyelik boşluk, tüm iletişimcilerin bildiği üzere, cevap hakkında çok şey anlatır; keza sorunun anlaşılmamış gibi tekrar ettirilmesi de benzer bir durumun ifadesidir.
Deneyimli siyasetçi Kemal Bey’in sizinle paylaşacağım son bir majör hatası da gazetecilere “bana neden CHP Genel Başkanı demiyorsunuz?” sorusuydu.
Bu soru analizi için iletişimci olmaya gerek yok herkes bilir ki “etiket istemek” işi “dilenmek” gibi algılanır sizi küçültür, siyasette önce sizden bir yeti beklenir.
Siz Kemal Bey’in performansını nasıl buldunuz?
Objektif yanıtlarınızı merak ediyorum,
Bana aşağıda linkleri paylaşılan tüm sosyal medya platformlarından ulaşabilirsiniz.
Görüşmek Üzere…
Dr. Neslihan Yahşi
Algı Yönetimi ve İletişim Uzmanı
➤ Instagram: http://bit.ly/2m8yuFl
➤ Twitter: http://bit.ly/2kdSLc2
➤ Lınkedin: http://bit.ly/2lFAnJx
➤https://youtube.com/@dr.neslihanyahsi?si=tNHVNbSQ8pVmm9Iz
➤https://open.spotify.com/show/6NgDpFzK0LPmYUQKAEnP95?si=bG9yWX34S72eHfiTjB76dg

YORUM YAP