Erol Güngör’ün Kültür Teorisi Bağlamında Türk Müziğinde Modernleşme ve Müzik Sosyolojisi Analizi
Giriş
Türk kültür hayatının sembol isimlerinden Erol Güngör, Türk modernleşmesinin yapısal tıkanıklıklarını analiz ederken "kültürel süreklilik" kavramını merkeze alır. Ona göre bir cemiyetin hayatiyeti, tarihsel birikimiyle kurduğu organik bağın sıhhatine bağlıdır. Müzik sosyolojisi açısından bakıldığında, musiki sadece seslerin estetik bir dizilimi değil, bir toplumun dünya görüşünün, inanç sisteminin ve sosyal yapısının işitsel bir projeksiyonudur. Modern olmak modernleşmek algısı üzerine kurgulanan senaryonun sonraki yıllarda derin kültürel kırılmaya yol açacağı göz ardı edilmiş gözükmektedir. Herhangi bir kültürün derin şoklara maruz bırakılması ileride kendi kültürüne yapancı nesillerin ortaya çıkması sonucunu getirmiştir. Bu çalışma, Güngör’ün "milli sentez" ve "sosyal mühendislik eleştirisi" perspektiflerini, Türk müziğinin modernleşme sürecindeki sancıları üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
1. Kültürel Süreklilik ve Müzikal Hafıza
Güngör’e göre Türk kültürü dil, din (İslam medeniyeti) ve coğrafya (Anadolu-Rumeli) sacayağı üzerinde yükselir [1]. Aynı zamanda Türk müzik kültürünün oluşması binlerce yıllık tarihi kökleri de inkâr etmek anlamına gelir ki bunun açıklanacak bir tarafı da yoktur. Müzik sosyolojisi disiplini içerisinde bu durum, "makam" sisteminin ve "ritmik yapıların" (usul) sadece teknik bir tercih değil, bu üç kaynağın ortak bir ürünü olduğunu gösterir.
Türk musiki devrimi sırasında kadim musikinin "saray müziği" veya "dini içerikli" olduğu gerekçesiyle dışlanması, Güngör’ün ifadesiyle "milli kimliğin parçalanması" riskini doğurmuştur. Bir kültürün sürekliliği, o kültürün en soyut dışavurumu olan müzikte kesintiye uğradığında, birey ile tarih arasındaki estetik bağ kopar. Güngör’ün "geçmişin inkârı" olarak nitelediği durum, müzik alanında kendisini klasik repertuvarın yasaklanması ve eğitimin sekteye uğratılması şeklinde göstermiştir [2].
2. Sosyal Mühendislik Olarak Müzik Reformu
Güngör, modernleşmenin bir "devlet doktrini" haline getirilerek tepeden inme yöntemlerle uygulanmasını eleştirir. Türk müzik tarihinde 1924-1934 yılları arasında yoğunlaşan reformlar, tam da Güngör’ün dikkat çektiği "sosyal mühendislik" projelerine örnektir. Batı müziği tekniklerinin (çokseslilik) yerli bünyeye "envanter aktarımı" gibi monte edilmeye çalışılması, sosyolojik bir uyumsuzluk yaratmıştır.
Güngör’ün savunduğu üzere, bir kültür unsurunun başka bir kültüre olduğu gibi geçmesi imkansızdır; her unsur yerli bünye tarafından yeniden yorumlanır [3]. Türk Beşleri örneğinde görüldüğü gibi, Batı formlarıyla (senfoni, opera) Türk halk ezgilerini birleştirme çabası, kâğıt üzerinde bir sentez gibi görünse de halkın estetik algısında "doğal bir gelişim" olarak karşılık bulmakta zorlanmıştır. Çünkü bu değişim, kültürel bir evrimin değil, siyasi bir iradenin sonucudur.
3. Teknoloji, Form ve Yozlaşma
Güngör, teknoloji transferinin otomatik olarak kültürel gelişme getirmeyeceğini, aksine yerli kültür zayıfsa bunun bir "başkalaşma" yaratacağını savunur. Müzik sosyolojisi bağlamında, kayıt teknolojilerinin ve Batı enstrümanlarının (piyano, flüt, çello vb.) Türk müziğine girişi, başlangıçta teknik bir imkân gibi görülse de zamanla müzikal zevkin "yozlaşmasına" (arabesk tartışmaları veya popüler kültür etkisi) zemin hazırlamıştır.
Milli kültürün (ve dolayısıyla müzik teorisinin) güçlü bir şekilde ihya edilmediği bir vasatta, dış etkiler bir "sentez" değil, Güngör’ün deyimiyle bir "karmaşa" yaratır [4]. Müzikteki bu karmaşa, toplumun "geleceğin belirsizliği" ile "geçmişin estetiği" arasında sıkışmışlığının en bariz göstergesidir.
Değerlendirme ve Sonuç
Erol Güngör’ün kültürel süreklilik tezi, Türk müziğinin modernleşme serüvenini anlamak için hayati bir anahtar sunar. Müzik sosyolojisi açısından modernleşme, Batılı formların mekanik bir kopyası değil, yerli müzik dilinin (makam ve usulün) modern hayatın ihtiyaçlarına göre "içeriden" dönüştürülmesi olmalıydı. Güngör’ün "milli sentez" önerisi müzik için uyarlandığında; geçmişin mirasını reddetmeyen, ancak bugünün teknik imkanlarını milli bir duyarlılıkla yeniden yorumlayan bir yaklaşımın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Aksi takdirde, kültürel kopukluk yaşayan bir toplumun müziği, sadece dış dünyadan gelen dalgaların kıyıya vurduğu bir gürültüden ibaret kalacaktır.
Dipnotlar ve Kaynakça
[1] Güngör, E. (1980). Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik. Ötüken Neşriyat, s. 45-52.
[2] Tekelioğlu, O. (1999). "Modernleşme ve Müzik: Türk Musiki Devrimi’nin Sosyolojik Analizi". Toplum ve Bilim, Sayı 82.
[3] Güngör, E. (1982). Türk Kültürü ve Milliyetçilik. Ötüken Neşriyat, s. 112.
[4] Behar, C. (1987). Klasik Türk Musikisi Üzerine Denemeler. Bağlam Yayınları.
Ek Okumalar:
- Güngör, Erol. İslam’ın Psikolojik Temelleri.
- Gökalp, Ziya. Türkçülüğün Esasları (Müzik reformu ile karşılaştırmalı okuma için).
Paçacı, Gönül. Cumhuriyet’in Sesleri.
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP