YAZARLAR

18 Şubat 2026 Çarşamba, 21:17

Ramazan: İlahi Rahmetin Yeryüzüne İndiği Ay

Ramazan, bir ilahi dokunuştur. O, yalnızca bir ay değil; rahmetin, mağfiretin ve dirilişin yeryüzüne indiği mübarek bir zaman dilimidir.

Ramazan ayı, insanlığa rehber olarak gönderilen Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı aydır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ramazan ayı, insanlara rehber olan, doğru yolu ve hak ile batılı ayırt etmenin apaçık delillerini içeren Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 2:185)

Bu ilahi beyan, Ramazan’ın kutsiyetini en açık şekilde ortaya koymaktadır. Kur’an’ın nüzulüyle şereflenen bu ay, insanın karanlıktan aydınlığa yürüyüşünün başlangıcıdır. Ramazan, kalbin vahiy ile yeniden inşa edildiği aydır.

Ramazan ayının en belirgin ibadeti oruçtur. Oruç, İslam’ın beş şartından biri olarak farz kılınmıştır. Rabbimiz şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı ki sakınasınız.” (Bakara, 2:183)

Bu ayet, orucun nihai hedefini ortaya koyar: Takva. Yani kulun, Allah’a karşı sorumluluk bilincini diri tutması.

Oruç, yalnızca yeme içmeden uzak durmak değildir. Oruç; dili kötü sözden, gözü haramdan, kalbi kibirden korumaktır. Açlıkla terbiye edilen beden değil; aslında arınan ruhtur. Oruçlu bir insan, sabrı öğrenir. Beklemeyi öğrenir. Şükretmeyi öğrenir ve en önemlisi, kendini bilmenin kapısını aralar.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Savm, 6)

Yine bir kudsî hadiste Rabbimiz şöyle buyurur: “Âdemoğlunun yaptığı her amel kendisi içindir, ancak oruç böyle değildir. Oruç benim içindir ve onun mükâfatını ben vereceğim.” (Buhari, Savm, 2)

Bu ilahi müjde, orucun Allah katındaki eşsiz makamını göstermektedir.

Ramazan’ı diğer aylardan ayıran en büyük lütuflardan biri de Kadir Gecesi’dir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 97:3)

Bir gecenin, bir ömre bedel olduğu bir zaman dilimi… Secdede dökülen bir damla gözyaşının, insanın kaderine dokunduğu bir rahmet anı… Ramazan, işte böyle mucizevi bir fırsatı bağrında taşır.

Peygamber Efendimiz Muhammed (sav) Ramazan hakkında şöyle buyurmuştur:

Ramazan ayı geldiği zaman cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Savm, 5)

Bir başka hadis-i şerifte ise: “Cennette Reyyan adında bir kapı vardır. O kapıdan sadece oruç tutanlar girecektir.” (Buhari, Savm, 4)

Bu müjdeler, Ramazan’ın bir arınma ve kurtuluş mevsimi olduğunu göstermektedir.

Ramazan, sadece bireysel ibadet ayı değildir; toplumsal diriliş ayıdır. Zekât, fitre ve sadakalarla ihtiyaç sahiplerinin yüzü güler. Açlık, zenginin fakiri anlamasına vesile olur. Aynı sofrada buluşan gönüller, ümmet bilincini güçlendirir.

Ramazan, ömrümüzün muhasebesini yapma ayıdır. Kırgınlıkları onarma, kalpleri tamir etme, affetme ve affedilme ayıdır. Sevapların katlandığı, duaların semaya daha hızlı yükseldiği bir rahmet mevsimidir.

Bu ayı en güzel şekilde değerlendirmek, her Müslümanın en büyük gayesi olmalıdır. Çünkü Ramazan, sadece aç kalmak değil; diri kalmaktır. Sadece susmak değil; hakikati konuşmaktır. Sadece beklemek değil; arınarak yeniden doğmaktır.

Değerlendirme

Ramazan, bu makalede de ifade etmeye çalıştığımız üzere, yalnızca belirli ibadetlerin yerine getirildiği bir zaman dilimi değil; insanı yeniden inşa eden ilahi bir eğitim mevsimidir. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı bu mübarek ay, vahyin rehberliğinde kalbin aydınlanmasını ve hayatın istikamet kazanmasını hedefler. Dolayısıyla Ramazan’ı anlamak, sadece oruç tutmayı değil; Kur’an’la yeniden buluşmayı da gerektirir.

Oruç ibadeti üzerinden vurgulanan takva bilinci, insanın hem Rabbiyle hem de kendi nefsiyle yüzleşmesini sağlar. Bu yönüyle Ramazan, bireysel bir arınma süreci olduğu kadar toplumsal bir diriliş çağrısıdır. Sabır, şükür ve merhamet duygularının güçlendiği bu ay, sosyal dayanışmanın en somut şekilde yaşandığı bir rahmet iklimi oluşturur.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed’in (sav) müjdeleriyle çerçevelenen Ramazan tasavvuru; affın, umudun ve kurtuluşun mümkün olduğunu hatırlatmaktadır. Cennet kapılarının açıldığına dair hadisler, mümin gönüllere büyük bir ümit aşılamakta; yapılan her ibadetin ve her iyiliğin ilahi katında karşılıksız kalmayacağını bildirmektedir.

Sonuç olarak Ramazan, gelip geçen bir ay değil; iz bırakması gereken bir mevsimdir. Eğer bu ay sonunda daha sabırlı, daha merhametli, daha paylaşımcı ve daha bilinçli bireyler hâline gelebiliyorsak, Ramazan gerçek anlamda idrak edilmiş demektir. Asıl başarı, Ramazan ruhunu yılın geri kalanına taşıyabilmektir.

Cenab-ı Hak’tan niyazımız odur ki; bu mübarek ayda kazandığımız güzel hasletleri hayatımızın her anına yansıtabilmeyi bizlere nasip eylesin. Ramazan’ın bereketi üzerimizden eksik olmasın.

Bu mübarek ay vesilesiyle, yeryüzünün neresinde olursa olsun tüm Müslüman kardeşlerimizin Ramazan ayını en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.

Ramazan; hanelerimize huzur, sofralarımıza bereket, kalplerimize merhamet, ümmetimize birlik ve dirlik getirsin. Dualarımız kabul, oruçlarımız makbul, hayırlarımız daim olsun.

Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun.

Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM - Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP- www.gazeteankara.com.tr

 

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)