Dragoman Hanedanlığı ve Müziğe Oryantalist Bakış
Türk müzik kültürünün Batı merceği tarafından "keşfedilme", "kaydedilme" ve nihayetinde "kurgulanma" süreçlerini analiz etmek için Dragoman geleneğinin ve erken dönem Şarkiyatçı metinlerin epistemolojik arka planının ne olduğu veya olmadığı hiçbir zaman düşünülmemiştir.
Müzik, doğası gereği soyut ve icra anına bağımlı bir olgu olduğundan, dragomanların ve diplomatik misyonlara bağlı kültür aktörlerinin Türk müziğine yaklaşımı, Edward Said’in bahsettiği "Doğu’yu nesneleştirme" sürecinin en rafine örneklerinden birini oluşturur. Bu durumu Türk müzik kültürü ve Organolojisi ekseninde, akademik bir metodoloji ve kaynakça desteğiyle üç ana başlık altında derinleştirebiliriz:
1. Pratik İhtiyaçtan Müzikolojinin Doğuşuna: Müzikal "Haritalandırma"
Osmanlı coğrafyasındaki sefarethanelerde görev yapan dragomanlar ve "Dil Oğlanları", başlangıçta diplomatik törenlerdeki askeri/törensel müzikleri (Mehter) ve saray çevresindeki müzik pratiklerini raporlamakla yükümlüydü. Ancak bu pratik gözlemler, zamanla Doğu müziğini Batı rasyonalizminin kalıplarına oturtmaya çalışan sistemli birer müzikoloji metnine dönüştü.
Bu dönüşümün en radikal örneği, bizzat bir dragoman ve saray tercümanı olan Albertus Bobovius (Ali Ufkî Bey) ve ardından gelen Demetrius Cantemir (Kantemiroğlu)’dir [1]. Bobovius’un Batı nota sistemini kullanarak Osmanlı/Türk müziği eserlerini yazıya geçirdiği Mecmûa-i Sâz ü Söz (1650) adlı eseri, pratik bir arşivleme çabasının ötesinde, Doğu’nun işitsel evrenini Batı’nın görsel/metinsel evrenine tercüme eden ilk büyük epistemolojik kırılmadır [2].
Buradaki kritik nokta, Fransız dragoman geleneğinden yetişen Charles Fonton’un 1751 tarihli Essai sur la musique orientale comparée à la musique européenne (Avrupa Müziğiyle Karşılaştırmalı Doğu Müziği Denemesi) adlı eseridir [3]. Fonton, müziği sadece oryantal bir eğlence aracı olarak değil, kuralları, enstrüman yapıları (organoloji) ve teorisi olan bir "disiplin" olarak Batı’ya sunmuştur. Bu durum pratik bir merakın Karşılaştırmalı Müzikolojiye (Ethnomusicology) evrilmesinin altyapısını kurmuştur.
2. Epistemik Şiddet: Nota Sistemi ve Makamsal *Taksonomi
Sözlüklerin ve gramer kitaplarının dili hapsetmesi gibi, Doğu dillerini iyi bilen diplomatik figürler ve seyyahlar da Türk müziğinin "meşk" (sözlü aktarım/kulaktan kulağa transfer) geleneğini ve mikrotonal (koma) yapısını Batı’nın beş çizgili dizeğine hapsetmeye çalışmışlardır. Bu durum, müzikal bir "epistemik şiddet" (epistemic violence) doğurmuştur [4].
Müzikal İndirgemecilik: Türk müziğinin dikey boyutunun (harmoni) olmaması ve yatay boyuttaki (melodi/makam) mikrotonal zenginliği, Batı nota sistemiyle kaydedildiğinde kaçınılmaz olarak "ehlileştirilmiş" ve törpülenmiştir.
Giambattista Toderini’nin Letteratura Turchesca (1789) adlı eserinde Türk müziğinin teorik altyapısını ve çalgılarını (özellikle tambur ve ney) incelerken kullandığı analitik dil, Doğu müziğini kategorize ederek kontrol altına alma arzusunun açık bir yansımasıdır [5]. Makam sisteminin esnek, icracıya bağlı ve dinamik yapısı; Batı’nın "mod" veya "tonalite" kavramlarıyla açıklanmaya çalışılmış, böylece Türk müziği rasyonel ve "okunabilir" bir nesneye dönüştürülmüştür. Çalgıların perdelerinin ve tel yapılarının Batı standartlarına göre ölçülmeye çalışılması, Doğu organolojisinin kendi ontolojik zemininden kopartılması sürecini başlatmıştır.
3. "Rasyonel Harmoni" Karşısında "Monoton/Statik Doğu Müziği" Kurgusu
Dragomanların, seyyahların ve diplomatların metinlerinde Türk müziği, Batı medeniyetinin "ilerlemeci" ve "rasyonel" kimliğini pekiştirmek için mükemmel bir antitez (öteki) olarak konumlandırılmıştır.
Avrupa çoksesliliğini (polifoni) aklın, gelişimin ve medeniyetin zirvesi olarak gören Oryantalist bakış; Türk müziğindeki teksesliliği (monofoni/heterofoni) ve sürekli tekrara dayanan ritmik yapıları (usûl) "statik, gelişmemiş, rasyonellikten uzak ve şehvet uyandırıcı" olarak nitelendirmiştir [6]. Bu kurgu, Edward Said’in vurguladığı "Doğu kendi kendini temsil edemez" tezinin müzikal izdüşümüdür. Türk müziği, kendi iç mantığı ve felsefesiyle değil, ancak Batı’nın armoni ve form kurallarının "yokluğu" üzerinden (yani eksiklikler üzerinden) tanımlanmıştır [7].
Sonuç: Mirasın Modern Döneme İzdüşümü
Özetlemek gerekirse; dragomanlar ve onların açtığı yoldan giden erken dönem müzikologlar, Türk müzik kültürünü Batı akademisinin mikroskobu altına yatırırken, müziğin yaşayan ve sözlü aktarılan ruhunu sabitlemiş ve nesneleştirmişlerdir. Bu durum, sadece Batı'nın Doğu'ya bakışını şekillendirmekle kalmamış; ironik bir şekilde, sonraki yüzyıllarda Doğu’nun (ve Türkiye’deki erken Cumhuriyet dönemi müzik elitlerinin) kendi geleneksel müziğine "Oryantalist bir öz-bakış" (self-orientalism) geliştirmesine de zemin hazırlamıştır [8]. Dragomanların kurduğu bu epistemolojik köprünün, Türk müziğinin kendi içindeki aktarım mekanizmasını (meşk geleneğini) zayıflatıp zayıflatmadığı ya da aksine o dönemin repertuarını donmaktan kurtaran bir "can simidi" mi olduğu sorusu müzikolojide hâlâ tartışmalıdır.
Notlar ve Akademik Kaynakça
[1] Cantemir, D. (1700). Kitâb-ı İlmi'l-Mûsıkî alâ Vechi'l-Hurûfât. (Kantemiroğlu'nun geliştirdiği harf notasyonu, Doğu müziğini rasyonelleştirme çabasının yerel ama Batı paradigmasıyla etkileşimli bir örneğidir).
[2] Behar, C. (1990). Ali Ufkî ve Mezmurlar. Pan Yayıncılık. (Bobovius’un dragoman kimliği ile müzikal kimliğinin kesişimini ve sözlü kültürün tespiti sürecini inceler).
[3] Fonton, C. (1751). Essai sur la musique orientale comparée à la musique européenne. Paris. (Dragomanlık kurumunun müzikoloji tarihindeki en somut metinsel çıktısıdır).
[4] Spivak, G. C. (1988). Can the Subaltern Speak?. Macmillan. (Epistemik şiddet kavramının teorik çerçevesi).
[5] Toderini, G. (1787). De la littérature des Turcs. Paris. (Üç ciltlik bu eserin bir bölümü tamamen Türk müziği teorisi ve enstrümanlarına ayrılmıştır).
[6] Said, E. W. (1978). Orientalism. Western Conceptions of the Orient. Penguin Books.
[7] Bohlman, P. V. (2002). World Music: A Very Short Introduction. Oxford University Press. (Müzikal ötekileştirme ve sömürgeci dönemin müzik taksonomileri üzerine temel metin).
[8] Stokes, M. (1992). The Arabesk Debate: Music and Cultural Politics in Modern Turkey. Oxford University Press. (Batı rasyonalizminin ve oryantalist kalıpların Türk müzik modernleşmesindeki etkilerini tartışır).
NOT: *Müzikte taksonomi, seslerin, müzik aletlerinin, türlerin veya müzik eğitimindeki bilişsel hedeflerin belirli ortak özelliklere veya yapısal hiyerarşilere göre sistematik olarak sınıflandırılmasıdır.
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP