Kendimize Soru Soruyor Muyuz?
“Ne olacak bu memleketin hali?” demek kolay. Zor olan, sorunu yalnız dışarıda aramayı bırakıp soruları önce kendimize yöneltmek.
Bugün birkaç arkadaşla oturup sohbet ettik. Konu her zamanki gibi kısa sürede memleket meselesine döndü. “Ne olacak bu memleketin hali?” ve “Biz adam olmayız” cümleleri, sanki her sohbetin değişmez nakaratı.
Bir türlü bu kısır döngünün dışına çıkamıyoruz. Üstelik çoğu zaman herkes sorunu ve çözümü kendi dışında arıyor. Yakındığı konuların bir parçası olabileceğini fark etmiyor. Bu durum beni düşündürdü ve zihnimde bazı sorular birikti.
Soruları Önce Kendimize Sorsak
Aşağıdaki sorular, sadece topluma değil, her birimize ayna tutuyor:
1. Dürüst müyüz?
Hem kendimize hem topluma karşı dürüst müyüz? Zarar görecek olsak bile doğru bildiğimiz ilkelerle hareket edebiliyor muyuz?
2. Sağduyulu kararlar verebiliyor muyuz?
Kendi hayatımız ve toplum adına akıllı, basiretli, ferasetli kararlar alabiliyor muyuz? Ön yargılarımızı, çıkarlarımızı ve korkularımızı bir kenara bırakıp iyi bir dünya için adım atabiliyor muyuz?
3. Popüler olmak mı, iyi olmak mı?
Popüler olmayı mı, yoksa iyi bir insan olmayı ve “isimsiz kahraman” kalabilmeyi mi tercih ediyoruz?
4. Yakınmak mı, çözüm üretmek mi?
Olumsuz koşullar karşısında yakınmayı mı esas alıyoruz, yoksa olumlu bir tavırla çözüm üretmeyi ve harekete geçmeyi mi?
5. Büyük amaçlarımız var mı?
Kendimiz ve toplum için büyük amaçlarımız var mı? Yoksa büyük amaçları sadece konuşup gerçekte küçük hesapların peşinde mi koşuyoruz?
6. Güven ilişkimiz var mı?
Kendi içimizde ve toplumda bir güven iklimi var mı? Sohbet bittiğinde herkes birbirinin aleyhine mi konuşuyor?
İnsanın hem kendine güveni hem topluma güveni yoksa huzurlu ve başarılı bir hayattan söz edilemez.
7. Ders mi çıkarıyoruz, dert mi?
Yaşadıklarımızdan ders mi çıkarıyoruz, dert mi çıkarıyoruz? Sürekli aynı dertlerden yakınıyorsak, geçmişten ders değil dert çıkarıyoruz demektir.
8. Sorun mu konuşuyoruz, gelişme mi?
Sürekli sorunları mı konuşuyoruz, yoksa “Mevcut durumu nasıl daha iyi yaparız?” diye gelişme odaklı bir bakış açımız var mı?
Asıl Maksat: Doğru Sorular
Elbette bu soruların yanına yenileri eklenebilir. Buradaki amaç, “doğru sorular” konusunda bir farkındalık oluşturmaktır. Daha da önemlisi, bu soruları önce kendimize sormaktır.
Einstein Anekdotu ile Bitirelim
Yazıyı Albert Einstein’e atfedilen bir anekdotla bitirmek istiyorum:
Einstein ilkokula giderken bir gün annesine:
“Anne, ben okula gitmek istemiyorum” der.
Annesi sorar:
“Niçin?”
“Çünkü öğretmene çok soru soruyorum, o da bana kızıyor.”
Annesi:
“O zaman sen de soru sorma.”
Einstein:
“Sormazsam bir şey öğrenemem ki!”
Annesi bunun üzerine şöyle der:
“O zaman sen de soruları kendine sor.”
Einstein, merak ederek, kendine sorular sorarak ve o sorulara cevap arayarak zirveye koşmuştur.
Son Söz
Ezbere teslim olmak yerine sorularımızı önce kendimize sorsak, cevap aramayı alışkanlık haline getirsek, uygarlık yolunda daha çok mesafe alabiliriz.
Ne dersiniz?
Av. Durdu GÜNEŞ
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
dgunes@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP