YAZARLAR

G[A]
G[A]
29 Mart 2025 Cumartesi, 19:16

Turpun Dilinden Siyasete Notlar

Gazete Ankara yazarı Durdu Güneş’in Facebook hesabındaki kaleminden esinle, halk diliyle felsefe, tebessümle hakikat…

Pazar yerlerinin dili özlü olur, sebzeler bile az konuşur ama sağlam konuşur. Bu sabah erken saatlerde mutfakta iki sebzenin fısıltısına kulak misafiri oldum: Biri turp, diğeri salatalık. İkisi de yıllardır halkın sofrasında, deyimlerin içinde, esnafın terazisinde ama bugün ağızları biraz farklı çalışıyordu.

Turp lafı uzatmadan girdi söze:

“Benim adımı siyasete karıştırıyorlarmış. ‘Turpun büyüğü heybede’ demek artık bir tehdide, bir ima oyununa dönmüş. Oysa bizim köyde bu laf, umudun cümlesiydi. Küçük turpu beğenmeyene köylü, ‘Büyüğü arkada, heybede’ derdi; sabret, daha iyisi gelecek demekti. Şimdi ise tehdit gibi duruyor: ‘Daha kötüsü arkada!’ Ne ara böyle olduk?”

Salatalık omuz silkti, “Benimki daha beter,” dedi. “Eskiden yazın ferahlığıydım. Şimdi hıyar oldum çıktım. Deyimlerde bile yüzüm yok. Nezaketle ‘badem’ deseler de herkes ne demek istediğini biliyor.”

İkisi de haklıydı.

Kelimeler yıpranıyor. Değerler aşınıyor. Artık hiçbir kelime, başladığı anlamda bitiremiyor ömrünü. Bir turp, “sağlamlığı” temsil etmekten uzaklaştırılıyor; bir salatalık, “serinlik” değil “laf sokma malzemesi” oluyor. Deyimlerimiz bile manipüle ediliyor. Mizahın yerini kinaye, nüktedanlığın yerini sosyal medya linçleri alıyor. Bir kelimeyi eğip bükerek başka yerlere çekmek yeni iletişim stratejisi sayılıyor.

Ama asıl mesele burada değil.

Asıl mesele şu: Gerçek hikâyelerin artık kimseyi ilgilendirmemesi.

Turpun büyüğünün heybede olması bile kime ne fark ettiriyor? Çağımız “hakikat sonrası” çağ. Ne söylendiğin değil, nasıl çarpıtıldığı önemli. Algı, hakikatin tahtına oturdu. Salatalık haklıydı: “Gerçek hikâyeler kimsenin umurunda olmaz.”

Belki de bu yüzden en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bir turp kadar sağlam olmak.
Ve belki de bu yüzden, bu ülkede bir “hıyar” metaforuna dönüşmeden yaşamak bile direniş sayılıyor.

Bugünün pazar yerlerinde sadece sebze değil, kelime satılıyor. Bazıları diri, bazıları çürük. Ama hangisi doğru tartılıyor? Teraziler bile eğilmişse, sebzenin suçu ne?

“Ey okuyucu!” demek isterim ki…

Salatalığın ferahlığına, turpun direncine, halkın hikmetine yeniden kulak ver.
Çünkü bazen bir pazarcının “Turpun büyüğü heybede!” diye bağırışı, bir politikacının üç saatlik konuşmasından daha fazla hakikat taşır içinde.

Kalemin sivri ucu turpun köküne değdiğinde, toprak bile bir şeyler anlatır…
Dinlemesini bilen için.

Son Söz

Sizce kelimelerin anlamı mı değişti, yoksa biz mi anlamdan uzaklaştık?
Turp gibi sağlam duran değerler kaldı mı hâlâ?
Yorumlarda buluşalım; sizin pazarda duyduğunuz en ilginç deyim, söz ya da diyalog neydi?

ChatGPT Görsel Tasviri:

Ahşap bir pazar tezgâhı… Üzerinde birkaç iri turp, birkaç salatalık… Turplardan birine eski bir kâğıt iliştirilmiş: Üzerinde şu yazıyor —
Turpun büyüğü heybede değil, yürekte durur.
Arka planda hafif buğulu bir hava, alacakaranlık, tezgâhın üstünde hafif bir ışık oyunu...
Alt köşede zarif bir şekilde imzalanmış gibi duran şu not:
Durdu Güneş’in gölgesinden…

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)