YAZARLAR

G[A]
G[A]
21 Mart 2025 Cuma, 22:04

İnsan Olmak mı, Ayakta Kalmak mı?

Varoluşun İkilemi Üzerine Bir Düşünce Yazısı

 

İnsanlık tarihi boyunca, var olma mücadelesi farklı boyutlarda kendini göstermiştir. Bazen yaşamın temel gereksinimlerini karşılamak için verilen çaba, bazen de insan olmanın anlamını aramak için gösterilen zihinsel ve ahlaki mücadele… Peki, insanın temel amacı ne olmalıdır? Hayatta kalmak için mi insan oluruz, yoksa insan olmak için mi hayatta kalmalıyız?

Bu yazıda, insan olmanın ve ayakta kalmanın birbiriyle nasıl ilişkilendiğini, tarih boyunca nasıl yorumlandığını ve günümüz dünyasında bu denklemin bizler için ne anlama geldiğini anlamaya çalışacağız.

Hayatta Kalmak: Biyolojik Bir Zorunluluk mu, Yoksa Anlamın Önüne Geçen Bir Engel mi?

İnsan, doğası gereği hayatta kalmak için mücadele eden bir varlıktır. Evrimsel süreç içinde bu mücadele, yeme, içme, barınma ve güvenlik gibi temel gereksinimlerle şekillendi. Ancak zamanla insanın varoluşu sadece bu temel ihtiyaçları karşılamaktan ibaret kalmadı; düşünmeye, sorgulamaya, üretmeye ve anlam aramaya başladı.

Ancak günümüz dünyasında, hayatta kalmak bazen insan olmaktan daha büyük bir çaba gerektirir gibi görünüyor. Çoğu insan, geçimini sağlamak için ruhunu törpüleyen işlerde çalışmak zorunda kalıyor, hayatta kalma telaşı içinde insani değerlerini arka plana itiyor. Kimileri için "başarı" ve "güç" ayakta kalmanın en büyük ölçütü haline geliyor. Ama gerçekten sadece fiziksel varlığımızı sürdürmek için mi buradayız? Eğer öyleyse, insan olmanın anlamı neye dayanır?

İnsan Olmak: Ayakta Kalmanın Ötesinde Bir Değer mi?

İnsan olmak, yalnızca biyolojik bir varlık olmak değildir; aynı zamanda değerler, inançlar ve idealler üzerine inşa edilen bir kimliktir. Felsefi ve ahlaki açıdan bakıldığında insan olmak; empati göstermek, adalet için mücadele etmek, sanatı, bilimi ve düşünceyi ileriye taşımak gibi eylemleri kapsar.

Büyük filozoflar, insanı yalnızca hayatta kalan bir canlı olarak değil, anlam ve değer üreten bir varlık olarak ele almıştır. Aristoteles, insanın en yüksek amacının "eudaimonia" yani erdemli bir yaşam sürmek olduğunu savunur. Nietzsche, insanın kendi varoluşunu aşması gerektiğini, yani sıradan hayatta kalma mücadelesinin ötesine geçerek kendini yaratması gerektiğini vurgular.

Tarih boyunca insanlık, sadece hayatta kalmayı değil, insan olarak var olmayı da amaç edinmiştir. Örneğin, büyük devrimler sadece bir topluluğun hayatta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda özgürlük, eşitlik ve insan hakları gibi değerlerin de bir savaşı olmuştur. İnsan, sadece yaşamak için değil, daha iyi bir dünya yaratmak için de mücadele eder.

İkisini Birleştirmek Mümkün mü?

Bu noktada asıl önemli soru şudur: İnsan olmak ve hayatta kalmak birbiriyle çelişen iki kavram mıdır, yoksa bir denge içinde var olabilir mi?

Gerçekte, insan olmak ile hayatta kalmak birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan süreçlerdir. Hayatta kalma mücadelesi, insanın öz değerlerini kaybetmeden yürütülmelidir. Ayakta kalırken başkalarını ezmek yerine, birlikte yükselmeyi hedeflemek; yalnızca kendi varlığını sürdürmek için değil, toplumu da ileriye taşımak için mücadele etmek gerekir.

Günümüzde başarı, bireysel kazanımlarla değil, aynı zamanda toplumsal gelişime ne kadar katkı sağlandığıyla ölçülmelidir. Bir insan, hayatta kalmak adına insani değerlerinden ödün verirse, gerçekte hayatta kalmış sayılır mı?

Sonuç: Değerleriyle Ayakta Kalan İnsan

Hayatta kalmak, insanın temel içgüdüsüdür; ancak insan olmak, bu temel içgüdünün üzerine anlam ve değer inşa etmeyi gerektirir. Ayakta kalırken insanlığımızı kaybedersek, gerçekte ne kazanmış oluruz?

Gerçek güç, yalnızca fiziksel varlığı sürdürmek değil, insan olmanın anlamını koruyarak yaşamaktır. Dünya hızla değişirken, insanın bu dengeyi kurması her zamankinden daha önemli hale geliyor. Güçlü olmak, sadece maddi anlamda değil, ahlaki ve insani değerlerde de kendini göstermelidir.

O halde, insan olmak mı daha önemli, ayakta kalmak mı? Belki de cevap, insan olarak ayakta kalmak ve dünyaya anlam katarak var olmaktır.

Bu yazımızla, insani değerleri öne çıkararak bireysel ve toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. İnsanların sadece var olmakla yetinmeyip, değerleriyle var olmasını ve yaşamda anlam arayışını sürdürmesini teşvik ediyoruz.

Bu düşünceleri paylaşarak, belki de çevremizdeki insanlar için küçük ama etkili bir farkındalık yaratabiliriz. Çünkü insan olmak, yalnızca bir varoluş meselesi değil, bir değer yaratma sorumluluğudur.

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (1)

  • Gazete ANKARA

    Turan

    Güzel bir paylaşım olmuş,Kaleminize sağlık hocam

    + Cevapla