YAZARLAR

16 Temmuz 2026 Perşembe, 10:10

KÜLTÜR, TARİH VE KENT BELLEĞİ | ÜÇ ANTİK KENT, YARIM ASIRLIK SADAKAT: BİR ANADOLU BİLGESİ C. BRIAN ROSE’U SELAMLAMAK

Anadolu arkeolojisine adanmış ömürleri anlattığımız yazı dizimizin ilk bölümünde, Osman Hamdi Bey’den Cumhuriyet’in arkeoloji politikasına, Machteld Mellink’ten Halet Çambel’e, Jale İnan’dan Klaus Schmidt’e uzanan büyük sadakat zincirini ele aldık. İkinci ve son bölümde ise 1980’den bu yana her yazını Türkiye’deki kazı alanlarında geçiren Prof. Dr. C. Brian Rose’un Afrodisias’ta başlayan, Troya’da derinleşen ve Gordion’da anıtsal bir zirveye ulaşan yolculuğunu anlatıyoruz. Bu yazı; Anadolu arkeolojisine adanmış 46 yıllık büyük emeğe, bilimin birleştirici gücüne ve bu topraklara duyulan sarsılmaz sevgiye bir selamdır.

İlk Bölümden Bugüne

Yazı dizimizin ilk bölümünde Anadolu arkeolojisinin yalnızca kazılardan, eserlerden ve bilimsel raporlardan oluşmadığını gördük.

Bu büyük hikâyenin temelinde aidiyet, emek ve sadakat vardı.

Machteld Mellink’in Elmalı’ya uzanan 40 yıllık emeğini, Halet Çambel’in Karatepe’de yerel halkla kurduğu güçlü bağı, Jale İnan’ın Perge’ye adadığı hayatı, Theresa Goell’in Nemrut Dağı’ndaki mücadelesini ve Klaus Schmidt’in Göbeklitepe’ye bağlanan ömrünü hatırladık.

Osman Hamdi Bey’in kültürel mirası koruma mücadelesinden Atatürk’ün arkeoloji vizyonuna, Cumhuriyet’in kurduğu bilim kurumlarından Anadolu uygarlıklarını dünyaya anlatan bilim insanlarına uzanan büyük bir çizgi oluşturduk.

Şimdi o sadakat zincirinin yaşayan en güçlü halkalarından birine geliyoruz:

Prof. Dr. C. Brian Rose…

Gordion’da Bir Buluşma

Geçtiğimiz günlerde Gordion Vakfı Başkanı Kadim Koç ile Gordion Antik Kenti’ne gittik.

Orada Prof. Dr. Brian Rose ile buluştuk.

Profesör Rose, gözlerinde ilk günkü heyecanla anlatmaya başladı:

“Teras Binası’na çıkan basamaklar bu yıl tamamlanacak. Devasa büyüklükteki Megaron 3’ün zamana direnen kırılgan duvarlarının alt kısmı korunacak…”

2026 yılında yapılan ve tamamlanması planlanan çalışmaları tek tek, her birini bulunduğu yerde anlattı.

Bunların her biri başlı başına ayrı bir yazının konusu olacak kadar değerliydi.

Tam 46 yıldır her yazını Türkiye’deki kazı alanlarında geçiriyor.

Dile kolay…

Neredeyse yarım asır!

“Türkçe ve İngilizce anlatayım.” diyor.

Ancak Türkçesi yeterli geliyor. Anlatımını baştan sona Türkçe sürdürüyor.

Gelecek yıllara ilişkin planları konuşurken verdiği cevap ise bu topraklarla kurduğu bağı tek kelimeyle özetliyor:

“İnşallah…”

KUTU BİLGİ

C. Brian Rose’un Anadolu Yolculuğu

Prof. Dr. C. Brian Rose’un Anadolu’daki arkeoloji serüveni 1980 yılında başladı.

Henüz bir üniversite öğrencisiyken Afrodisias kazılarına katıldı.

Ardından yaklaşık 25 yıl boyunca Troya kazılarında görev yaptı.

Yaklaşık 20 yıldır Friglerin başkenti Gordion’daki çalışmalara öncülük ediyor.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki kazı alanlarında geçirdiği süre 46 yıla ulaştı.

Afrodisias’ta Başlayan Yolculuk

Henüz 1980 yılında bir üniversite öğrencisiyken Aydın’daki Afrodisias’a adım attı.

O büyüleyici mermer silüetin içinde başlayan Anadolu sevgisi, yıllar içinde akademik bir çalışmanın çok ötesine geçti.

Afrodisias, antik dünyanın en önemli heykel ve mermer işçiliği merkezlerinden biriydi.

Rose için burası yalnızca bir kazı alanı olmadı. Anadolu uygarlıklarının zenginliğini, katmanlarını ve insanlık tarihindeki yerini yakından tanıdığı ilk büyük durak oldu.

Bu ilk karşılaşma, ardından Troya’ya ve Gordion’a uzanacak yarım asırlık bir yolculuğun başlangıcıydı.

Troya’da Derinleşen Emek

Afrodisias’ta başlayan Anadolu yolculuğu, efsanevi Troya kazılarıyla derinleşti.

Prof. Dr. C. Brian Rose, tam 25 yıl boyunca Troya’ya emek verdi.

Homeros’un dizelerinde yaşayan, savaşları ve efsaneleriyle dünya kültürünün ortak hafızasına yerleşen Troya, onun bilimsel çalışmalarının merkezlerinden biri oldu.

Troya’da yürütülen çalışmalar yalnızca antik kentin farklı dönemlerini ortaya çıkarmakla kalmadı.

Anadolu, Ege ve Akdeniz dünyası arasındaki ilişkilerin daha iyi anlaşılmasına da katkı sağladı.

Rose, Troya’da toprağın altındaki katmanları incelerken insanlığın ortak belleğinin katmanlarını da çözmeye çalıştı.

Gordion’da Anıtsal Bir Zirve

Afrodisias’ta başlayan ve Troya’da derinleşen bu uzun yolculuk, Frigya’nın kalbi Gordion’un kazı başkanlığıyla anıtsal bir zirveye ulaştı.

Gordion, yalnızca Friglerin başkenti değildi.

Kral Midas’ın efsanelerinin, anıtsal yapıların, tümülüslerin, megaronların ve dünyanın en eski geometrik çakıl taşı mozaiklerinden birinin bulunduğu büyük bir uygarlık merkeziydi.

Prof. Rose, Gordion’da geçmişi ortaya çıkarmak kadar onu korumaya ve anlaşılır hâle getirmeye de önem verdi.

Megaron 3’ün kırılgan duvarları, Teras Binaları’na çıkan basamaklar, antik merdivenler ve ziyaretçi güzergâhı bu anlayışın somut örnekleridir.

KUTU BİLGİ

Üç Antik Kent

Afrodisias: Prof. Rose’un Anadolu’daki arkeoloji serüveninin başladığı kent.

Troya: Yaklaşık 25 yıl boyunca emek verdiği, dünya kültür tarihinin en önemli merkezlerinden biri.

Gordion: Frigya’nın başkenti ve Prof. Rose’un Anadolu yolculuğunun anıtsal zirvesi.

Bu üç kent, Rose’un 46 yıllık Anadolu emeğinin temel duraklarını oluşturuyor.

Prof. Rose, Megaron 3’ü Anlatıyor

Gordion kazı alanında Prof. Dr. C. Brian Rose ile yaptığımız görüşmelerden biri Megaron 3 üzerineydi.

Devasa yapının duvarlarını, yangının ve geçen binlerce yılın verdiği hasarı, uygulanan koruma yöntemlerini yerinde anlattı.

Kazı alanındaki bu anlatım, yalnızca bir yapının mimari özelliklerini açıklamıyordu.

Arkeolojinin sabır, belge, koruma ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluk gerektiren yönünü de gösteriyordu.

Prof. Rose, Megaron 3 (M3) yapısı hakkında bilgi veriyor.

Küresel Bir Otorite

Brian Rose’un çalışmaları yalnızca Anadolu’daki kazı alanlarıyla sınırlı değil.

O, dünya arkeolojisine yön veren, küresel ölçekte bir bilimsel otorite.

Amerika’nın en eski ve en saygın akademik kuruluşlarından biri olan Kuzey Amerika Arkeoloji Enstitüsünün, AIA’nın başkanlığını yürüttü.

Pennsylvania Üniversitesinde ve Penn Müzesi’nde Akdeniz dünyasının tarihini aydınlatan çalışmalara öncülük etti.

AIA Altın Madalyası ve Max Planck Ödülü gibi bilim dünyasının önemli ödüllerine layık görüldü.

Ancak onun bilimsel sorumluluğu yalnızca toprağın altındaki geçmişi araştırmakla sınırlı kalmadı.

Irak ve Afganistan gibi çatışma bölgelerinde insanlığın ortak kültürel mirasının korunması için çalışmalar yaptı.

Savaşın ve yıkımın ortasında tarihî eserlerin korunması için bilimsel ve diplomatik bir kalkan oluşturulmasına katkı sağladı.

Bu yönüyle yalnızca bir kazı başkanı veya akademisyen değil, insanlığın ortak mirasına karşı sorumluluk taşıyan bir dünya entelektüelidir.

KUTU BİLGİ

Küresel Ölçekte Bir Arkeolog

Prof. Dr. C. Brian Rose:

Kuzey Amerika Arkeoloji Enstitüsü Başkanlığı yaptı.

Pennsylvania Üniversitesi ve Penn Müzesi bünyesinde önemli akademik görevler üstlendi.

AIA Altın Madalyası ve Max Planck Ödülü gibi bilim dünyasının saygın ödüllerine layık görüldü.

Irak ve Afganistan gibi çatışma bölgelerinde kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalara katkı sağladı.

Bilimsel araştırmayı kültürel miras diplomasisiyle birleştirdi.

Anadolu Sevdası

Okyanus ötesindeki profesörlük kürsüsünü her yaz bir kenara bırakıp Anadolu’nun kavurucu sıcağına koşmak, sıradan bir meslek sevgisi olamaz.

Bu, tıpkı Fahri Işık’ın veya Klaus Schmidt’in duyduğu türden sarsılmaz bir Anadolu sevdasıdır.

Öyle bir sevda ki…

Rose, her sabah Gordion iç kalesinde yapılan çalışmaları denetlemek için kazı alanına girerken yalnızca taşlara ve yapılara bakmıyor.

Kazı evinin ve alanın neşesi olan Bianca’yı da selamlıyor.

Bianca, Elisa Del Bono ve Angelo Lanza’nın şirin, pamuk gibi beyaz köpeği.

Adı da İtalyancada “beyaz” anlamına geliyor.

Prof. Rose, kendisini kuyruğunu sallayarak karşılayan Bianca’yı sevgiyle kucaklamadan, onu selamlamadan işe başlamıyor.

Bu küçük görüntü aslında büyük bir şeyi anlatıyor.

Arkeoloji onun için yalnızca taşlar, duvarlar ve geçmişten kalan nesneler değildir.

Bu toprakların insanlarıyla, doğasıyla ve bütün canlılarıyla kurulan bir gönül bağıdır.

Büyük İskender’in Öfkesi, Rose’un Sabrı ve Sevgisi

Efsaneye göre Büyük İskender, Gordion’a geldiğinde meşhur düğümü çözmeye çalıştı.

Sabredemedi.

Kılıcını çekti ve düğümü keserek açtı.

İskender’in kılıcı, arkasında parça parça olmuş bir bağ bıraktı.

Oysa Brian Rose, 46 yıllık bu uzun ve ince yolda Anadolu’nun düğümlerini kılıçla değil, sabırla çözüyor.

İğne oyası işler gibi…

Bilimle, dikkatle ve sevgiyle…

Bir taşın yerini belirlemek, bir duvarı korumak, bir yapının planını anlamak, binlerce yıllık bir tabakayı doğru yorumlamak büyük bir sabır ister.

Rose’un Anadolu yolculuğu, Büyük İskender’in aceleciliğinin karşısına bilimin sabrını koyuyor.

KUTU BİLGİ

Gordion Düğümü

Efsaneye göre Gordion’daki karmaşık düğümü çözen kişinin Asya’ya hâkim olacağına inanılıyordu.

Büyük İskender düğümü çözmek yerine kılıcıyla kesmişti.

Prof. Dr. C. Brian Rose’un Gordion’daki çalışmaları ise bu efsanenin tam tersine sabrı, ayrıntılı incelemeyi ve bilimsel yöntemi temsil ediyor.

Arkeolojide gerçek çözüm, düğümü kesmek değil, onu oluşturan her bağı dikkatle anlamaktır.

Frigya’nın Başkentine Küresel Taç

Prof. Dr. C. Brian Rose’un bu topraklara duyduğu sadakatin ve bilimsel çalışmalarının en önemli sonuçlarından biri, Gordion’un 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kalıcı olarak kabul edilmesidir.

Sözün özü:

Rose, Frigya’nın başkentinin başına hak ettiği küresel tacın takılmasına büyük katkı sundu.

Ancak bu başarı tek bir kişinin çalışmasıyla açıklanamaz.

Gordion Arkeoloji Projesi’nin onlarca yıllık bilimsel birikimi, Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmaları, kazı ekibinin emeği, yerel kurumların desteği ve Gordion’un tanıtımı için çalışan isimlerin çabası bu sürecin temelini oluşturdu.

Prof. Rose’un katkısı, bütün bu bilimsel ve kurumsal birikimi uluslararası alanda güçlü biçimde temsil etmesiydi.

Gordion’un UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi, yalnızca bir antik kentin tescillenmesi anlamına gelmiyor.

Frig uygarlığının, Anadolu tarihinin ve Ankara’nın kültürel mirasının bütün insanlığın ortak değeri olarak kabul edilmesi anlamına geliyor.

KUTU BİLGİ

Gordion ve UNESCO

Gordion, 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kabul edildi.

Böylece Ankara’nın listeye giren ilk kültürel mirası oldu.

Başvuru sürecinde Gordion’daki uzun yıllara dayanan arkeolojik veriler, bilimsel değerlendirmeler ve koruma çalışmaları temel alındı.

Gordion’un listeye alınması, Frig uygarlığının dünya kültür tarihindeki öneminin uluslararası düzeyde tescillenmesini sağladı.

Yalnızca Taşları Değil, İnsanları da Birleştirmek

Prof. Rose’un bu coğrafyaya hediyesi yalnızca kerpiç duvarların korunması veya Kral Midas’ın ahşap mezar odasının geleceğe taşınması değildir.

O, Atatürk’ün, Osman Hamdi Bey’in, Mellink’in ve Çambel’in başlattığı büyük koruma ekolünü sürdürdü.

Ortaya çıkarılan mirası çevresindeki modern köylerle ve yerel halkla bütünleştirmeye önem verdi.

Tarihi yalnızca müzelerin vitrinlerine veya bilimsel yayınların sayfalarına bırakmadı.

Onu insanın kalbine yerleştirdi.

Çünkü bir arkeolojik alanın geleceği, yalnızca kazı ekibinin çalışmalarına bağlı değildir.

O alanın çevresinde yaşayan insanların mirası benimsemesi, koruması ve onunla bağ kurması gerekir.

Gordion’un gerçek gücü de burada ortaya çıkıyor.

Antik kent, bilim insanlarıyla yerel halkın, ulusal kurumlarla uluslararası uzmanların ortak emeğiyle yaşıyor.

Yaşayan Bir Anadolu Bilgesi

Kaybettiğimiz değerler, külleriyle veya anılarıyla bu topraklara karıştı.

Brian Rose ve onun gibi yaşayan ustalar ise gençliklerinden bu yana Anadolu’ya adadıkları emekleriyle bu coğrafyanın yaşayan ve en kıymetli parçaları hâline geldiler.

Rose’un Anadolu’yla ilişkisi yalnızca akademik unvanlarla, yayımlanan kitaplarla veya kazanılan ödüllerle açıklanamaz.

O, Türkiye’de geçirdiği 46 yıl boyunca bu toprakların insanlarıyla, bilim insanlarıyla, öğrencileriyle ve kazı çalışanlarıyla ortak bir hayat kurdu.

Her yaz yeniden Anadolu’ya gelmesi, yarım asra yaklaşan bir devamlılığın göstergesidir.

Bu yüzden ona yalnızca bir arkeolog demek eksik kalır.

O, Anadolu’nun geçmişini dinleyen, onu dünyaya anlatan ve geleceğe taşımaya çalışan yaşayan bir bilgedir.

Kıyıdaki Anıt Fener ve Bozkırdaki Anıt Kapı

Patara’nın deniz feneri…

Afrodisias’ın mermerleri…

Troya’nın surları…

Ankara’nın bozkırındaki Gordion’un anıtsal kapısı ve megaronları…

Bütün bu yapılar, Anadolu’nun farklı dönemlerini ve farklı uygarlıklarını temsil ediyor.

Ancak hepsini birbirine bağlayan ortak bir değer var:

İnsan emeği ve sadakat.

Büyük İskender’in çözemeyip kestiği düğümü sevgiyle yeniden bağlayan modern bilge C. Brian Rose’u ve bu topraklara ömürlerini seren bütün o güzel insanları Anadolu asla unutmayacak.

SONUÇ

Bu yazı, bir kalpten armağanın ifadesidir.

Anadolu arkeolojisine adanmış 46 yıllık devasa emeğe…

O asil sadakate…

Bilimin birleştirici gücüne duyulan derin bir minnete…

Prof. Dr. C. Brian Rose’un Afrodisias’ta başlayan, Troya’da derinleşen ve Gordion’da anıtsal bir zirveye ulaşan yolculuğu, arkeolojinin yalnızca geçmişi araştıran bir bilim olmadığını gösteriyor.

Arkeoloji aynı zamanda bağ kurmaktır.

Bir coğrafyaya, bir kültüre, bir taş parçasına, bir köye ve orada yaşayan insanlara karşı sorumluluk duymaktır.

Bir duvarı korurken insanlığın ortak belleğini korumaktır.

Bir tümülüsü incelerken geçmiş ile gelecek arasında köprü kurmaktır.

Prof. Rose’un 46 yıllık Anadolu emeği, işte bu sorumluluğun yaşayan örneklerinden biridir.

Kıyıdaki anıt fener de bozkırdaki anıt kapı da bu emeği hatırlayacak.

Afrodisias’ın mermerleri, Troya’nın surları ve Gordion’un megaronları bu büyük sadakatin sessiz tanıkları olarak kalacak.

Profesör Rose, iyi ki varsın Güzel Dostum.


Dr. Necati Yalçın

Eğitimci ve Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
nyalcin@gazeteankara.com.tr



KAYNAKÇA

Akder, F. (2022). “Atatürk Ahlatlıbel’de Kazıda.” Sanat Dergisi, 39, 12-23. DOI: 10.54614/AI.2022.973137.

Akdik, Ş. (1933). Atatürk Ahlatlıbel’de Kazıda.

Akurgal, E. (2020). Anadolu Uygarlıkları. Phoenix Yayınları, 3. Baskı.

Çığ, M. İ. (1993). “Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye’de Arkeoloji.” Istanbuler Mitteilungen, 43.

Gordion Dostları. (2025). Gordion Dostları Bülteni.

Işık, F. (2023). Uygarlık Anadolu’dan Doğdu. Akdeniz Ülkeleri Akademi Vakfı Yayınları, 4. Baskı.

Rose, C. B., Gürsan-Salzman, A., Özbilen-Güngör, G. ve Darbyshire, G. (2024). Gordion.

Ünar, Ş. (2020). “Atatürk Dönemi’nde Türk Arkeolojisi.” Anasay, 11, 129-148. DOI: 10.33404/anasay.649449.

Yurdu, H. (2014). “Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Atatürk’ün Arkeoloji Disiplinine Katkıları.” Düşünce-Yorum Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi. DOI: 10.17540/hy.v7i14.272.

Yazıyı titizlikle okuyarak değerli düzeltmeler yapan Dr. Günsel Özbilen Güngör’e teşekkürlerimle…

VİDEOLAR

2026

Bu yıl Gordion Antik Kenti için bir mini video dizisi hazırladık. Kazı alanındaki son çalışmaları Prof. Dr. C. Brian Rose ve Gordion Vakfı Başkanı Kadim Koç ile yerinde konuştuk.

Gordion Antik Kenti 1: Prof. Dr. Brian Rose ile Megaron 3

Gordion Antik Kenti 2: Prof. Dr. Brian Rose ile Megaron Yapıları

Gordion Antik Kenti 3: Prof. Dr. Brian Rose’un 46 Yıllık Anadolu Deneyimi ve 3 Bin Yıllık Basamaklar

2025

Bu 36 dakikalık video, kazı alanını yukarıdan gören ziyaretçi güzergâhında çekildi. Prof. Dr. C. Brian Rose, Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu, Prof. Dr. Musa Vural ve Gordion Vakfı Başkanı Kadim Koç ile yapılan görüşmelerin ardından Gordion Müzesi’nden görüntülere yer verildi.

Gordion Antik Kenti ve Müzesi

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)