YAZARLAR

29 Ekim 2026 Perşembe, 08:00

Cumhuriyet Bayramı’nı Ankara’daki Mekânlarda Kutlamak

Cumhuriyet, eminim her ilde, ilçede ve köyde ayrı bir coşkuyla kutlanır, kutlanmalıdır. Ama Başkent Ankara’da kutlamanın yeri başkadır. Çünkü Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık eden Meclis binaları, Çankaya Köşkü, Ankara Palas, Pembe Köşk, Devlet Mezarlığı ve Ulus çevresindeki nice tarihî mekân bugün hâlâ aynı hikâyeyi anlatıyor. Ankara’da Cumhuriyet’i kutlamak, yalnızca bir bayramı yaşamak değil; Cumhuriyet’in geçtiği yollarda yürümektir.

GAZETE ANKARA | ANKARA | TARİH VE KENT BELLEĞİ



Cumhuriyet…

Eminim her ilde, ilçede ve köyde ayrı bir coşkuyla kutlanır.

Kutlanmalıdır da…

Ama Başkent Ankara’da kutlamak ayrı bir yerde durur.

Çünkü Cumhuriyet’in hikâyesi Ankara’nın sokaklarında, meydanlarında ve binalarında hâlâ yaşıyor.

Osmanlı Meclisi’nin işgal kuvvetlerince basılarak çalışmasının engellenmesinin ardından İstanbul’dan Ankara’ya gelen milletvekillerinin, o günün Ankara’sının en büyük yapılarından birinde toplanmasıyla başlar bu serüven…

İlk Meclis

Bugünkü Birinci Meclis binası, 1920 Ankara’sının en büyük yapılarından biridir.

Bu yüzden Fransız işgal birliğinin komutanı burayı karargâh olarak seçmiştir.

Ancak 1919 yılının son ve ayaz günlerinden birinde…

27 Aralık’ta…

Binanın balkonundan, onu ve diğer işgal askerlerini şaşkına çevirecek bir görüntü yaşanacaktır.

Ankaralılar, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını karşılarken güzergâhı özellikle seçmiş gibidir.

Önce İngiliz askerlerinin bulunduğu Direksiyon Binası’nın önünden…

Ardından dört ay sonra Meclis olacak yapının önünden…

İngiliz Vitol, Direksiyon Binası’nın penceresinden baktı mı?

Fransız Buazo, sözünü ettiğimiz balkondan gördü mü?

Bilmem.

Ama bildiğim şu:

Kızılca Gün’ün ardından ikisi de Ankara’yı apar topar terk etmiştir.

Bugün İlk Meclis, Kurtuluş Savaşı Müzesi’dir.

Ve inanın bana…

Bu günlerde Ankara’dan ve çok uzak şehirlerden gelen ziyaretçiler nedeniyle çoğu zaman kuyruksuz girilemez.

Ne mutlu!

KUTU BİLGİ | İLK MECLİS

Bugünkü Kurtuluş Savaşı Müzesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk binasıdır.

23 Nisan 1920’de açılan Meclis, Millî Mücadele’nin siyasi merkezi olmuştur.

Cumhuriyet’e uzanan sürecin en önemli kararları bu yapıda alınmıştır.

İkinci Meclis

İlk Meclis’in hemen aşağısında…

İkinci Meclis.

İlk Meclis; 23 Nisan’ın, 30 Ağustos’un ve 29 Ekim’in yaşandığı mekânsa, burası da Cumhuriyet devrimlerinin yaşandığı yerdir.

İlk bina dört yıl…

İkinci bina 36 yıl Meclis olarak kullanılmıştır.

İki bina, Cumhuriyet’in yaklaşık 40 yılına şahitlik etmiş yani.

Aralarındaki mesafe?

Neredeyse birkaç adım…

İşte size, 10 metre içinde Cumhuriyet’in 40 yılını yaşama fırsatı!

Bu, bir başkent ayrıcalığıdır.

Ve bana göre her memleket sevdalısının yaşaması gereken bir duygudur.

Cumhurbaşkanlığı Atatürk Müze Köşkü

Ulu Önder’in…

“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!”

dediği masa bu mekândaki yemek salonundadır.

Masanın adı:

Atatürk’ün Sofrası.

Ama bu masa yalnızca yemek yenilen bir masa değildir.

Bir konu tartışılacaksa…

Her seviyeden ilgili, yetkili ve bilgili insanın bir araya geldiği bir düşünce ortamıdır.

28 Ekim 1923 akşamı da tarihî kararlardan biri burada alınmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, o akşam:

“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!”

demiştir.

Masadaki isimler artık yalnızca bir yemeğin değil, tarihin tanıklarıdır.

İsmet Paşa…

Fethi Bey…

Kâzım Paşa…

Kemalettin Sami Paşa…

Halit Paşa…

Fuat Bey…

Ruşen Eşref Bey…


Sonraki yıllarda her biri Cumhuriyet’in farklı kurumlarında görevler üstlenecektir.

KUTU BİLGİ | 28 EKİM 1923 AKŞAMI

Çankaya Köşkü’ndeki tarihî yemekte Mustafa Kemal Atatürk, çalışma arkadaşlarına:

“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!”

sözünü söyledi.

Ertesi gün, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.

Devlet Mezarlığı

Tarihin akışını değiştiren o önemli gecenin tanıklarından bazıları bugün Devlet Mezarlığı’nda yatıyor.

Kemalettin Sami…

Halit Karsıalan…

Kâzım Özalp…

Fuat Bulca…

Naaşları 1988 yılında Türkiye’nin farklı yerlerinden buraya nakledildi.

Devlet Mezarlığı, Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde kurulmuştur.

Bugün önemli devlet insanlarının da burada toprağa verildiğini bilirsiniz.

Ancak buraya gittiğinizde yalnızca mezarlara bakmayın.

Otağ adı verilen büyük anıta doğru yürürken sağlı sollu dikilmiş mabet ağaçlarını kaçırmayın.

Girişte sola dönerseniz…

Yolun adı:

Cumhuriyet Yolu.

Bu yol sizi kıvrılarak Otağ’a götürür.

Adım başı heykeller…

Heykeltıraşı Rahmi Aksungur.

Bir sohbetimizde eserlerin yarışma sonucunda seçildiğini anlatmıştı.

Ankara Palas

İkinci Meclis’in tam karşısında…

Ankara Palas.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’ya gelen önemli konukların ağırlandığı…

Müzik ve dansla dolu Cumhuriyet balolarının en ünlü mekânlarından biri.

Sayısız Cumhuriyet anısıyla dolu.

Bugün aynı isimle müze olarak yaşamını sürdürüyor.

Ankara’da bazen yalnızca karşıdan karşıya geçerek bir başka Cumhuriyet hikâyesinin içine girersiniz.

İkinci Meclis’ten çıkın…

Karşıya geçin…

Ankara Palas.

İşte Başkent olmanın ayrıcalığı biraz da bu!

Pembe Köşk

İlk Cumhuriyet balosunun yapıldığı mekânlardan biri…

Pembe Köşk.

Ankara’da “pembe” adıyla bilinen iki tarihî köşkten, ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye ait olanı.

Pembe Köşk, 25 Ekim-29 Kasım 2026 tarihleri arasında her gün 10.00-12.00 ve 13.00-16.00 saatlerinde okullarımızın ve halkımızın ziyaretine açıldı.

Yılda iki kez açılıyor.

Ve eğer şanslıysanız…

Sekiz yaşına kadar Atatürk’ü görmüş olan İsmet Paşa’nın kızı Özden Toker Hanım ile gezme fırsatınız olur.

Birden anlatmaya başlar:

“Atatürk bize Ülkü’yle geldiğinde…”

Ve ardından dün gibi hatırladığı anılar…

Atatürk’ü anlatır.

Ben bu anlatıma bayılırım!

Çünkü kitaplardan okuduğunuz tarih, bir anda canlı bir insanın hafızasından size doğru yürümeye başlar.

Ankara, Ankara Güzel Ankara!

Sadece bu mekânlar mı?

Elbette hayır!

Ulus’taki Zafer Anıtı’nın önünde durun.

Dört yanınıza bakın!

Kale’ye doğru çıkan ve kıvrılarak devam eden Anafartalar Caddesi…

Müzelerle dolu bir rota…

Gençlik Parkı’na doğru dümdüz uzanan ve benim:

“Al Gözüm Seyreyle!”

diye adlandırdığım Atatürk Bulvarı…

Gar’a doğru uzanan yol…

Roma Hamamı’na yönelen başka bir güzergâh…

Hangi yöne dönerseniz dönün, Cumhuriyet’in Ankara’yla birlikte yaşadığı büyük dönüşümün izleri karşınıza çıkar.

Her bir yön zengin.

Her bir mekân ayrı bir yazı konusu.

Ben de şimdiye kadar yazdığım yaklaşık 10 kitapla, yaptığım konferanslarla, yazılarla ve anlatımlarla hâlâ bitiremiyorum.

Çünkü Ankara anlatmakla bitmiyor.

Cumhuriyet de öyle…

SONUÇ

Cumhuriyet Bayramı’nı Ankara’da kutlamak başka…

Çünkü burada yalnızca bayrakları görmüyorsunuz.

O bayrağın yükseldiği mekânları da görüyorsunuz.

İlk Meclis’te Millî Mücadele’yi…

İkinci Meclis’te devrimleri…

Çankaya Köşkü’nde Cumhuriyet kararını…

Ankara Palas’ta genç Cumhuriyet’in heyecanını…

Pembe Köşk’te hatıraları…

Devlet Mezarlığı’nda Cumhuriyet’e ömür veren insanları…

Ulus’ta, Anafartalar’da, Atatürk Bulvarı’nda Cumhuriyet’in bir kenti nasıl dönüştürdüğünü görüyorsunuz.

Ankara’da Cumhuriyet yalnızca kutlanmaz.

Yaşanır.

103. YILDA…

Bugün Cumhuriyetimizin 103. yılı.

Bir asrı aşan bu büyük yürüyüşün ne büyük fedakârlıklarla başladığını unutmayalım.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, Cumhuriyet’i kuranları ve onu bugüne taşıyan bütün kuşakları saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Cumhuriyet bize yalnızca bir yönetim biçimi bırakmadı.

Bağımsızlığın, yurttaşlığın, eğitimin, bilimin, kadın-erkek eşitliğinin ve çağdaşlaşma idealinin yolunu açtı.

Bize düşen, bu emaneti anlamak…

Korumak…

Ve daha ileriye taşımak.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.

Yaşasın Cumhuriyet!

Ankara, Ankara güzel Ankara! 

Dr. Necati Yalçın
Eğitimci ve Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
nyalcin@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)