YAZARLAR

08 Nisan 2026 Çarşamba, 00:00

Ankara Dersi!

Her kentte, o kente dair ders olmalı…

Kentte yaşayanlara kent anlatılmalı, kente girenlere, kent girişlerinde kenti tanıtan broşür, haritalar verilmeli…



Öğretmenlerle Ankara dersi

Öğretmenlerle Ankara dersi yapıyoruz!

Sabahtan akşama!

İnanmayacaksınız tek konumuz var, o da Ankara!

Öğretmenlerimin hepsi gönüllü olduğundan belki de dersler harika geçiyor.

Bence her kentte, o kente dair dersler işlenmeli.

Hatta o kente gelen öğretmenlere oryantasyon eğitimi kapsamında hemen kent dersi olmalı.

‘Kentimi tanıyorum!’ sertifikalı!

Çünkü memleketimin her köşesi zengin.

Ve bir öğretmenin, yaşadığı ve eğitim verdiği kenti tanımalı. Kendisine, ailesine, çevresine ve öğrencilerine vereceği eğitimde yeni ve keyifli ufuklar açmalı.

 

Öğretmen

Bir öğretmen,

“Benim dersini verdiğim alan kentle ilgili değil!’’ diyebilir, bu zenginlikten yaralanmamayı seçebilir.

Bence o öğretmen, çok şey kaçırır!

Elbette öğrencileri de memleket de.

 

Yönetici

Öğretmenini kentle ilgili etkinliklerde desteklemeyen yöneticileri düşündüm.

Öğretmeninin hevesini kırmakla kalmazlar.

Öğrencisine de okuluna da çok şey kazandırma şansını kaybederler.

 

Ankara!

Kültür, tarih, doğa ve sanat…

Bunlar benim Youtube kanalımın temaları ama aynı zamanda kentin zenginlikleri için başlıklar.

İnsanlar ve mekanlarla…

Konuştukça bilgileneceğiniz kişiler var. Belirtmeden geçmeyeyim, her derse konuk davet etmeye çalışıyorum. Aralarında sanatçı, uzman, akademisyen ama hepsi Ankara’yı bilen! Okuduğunuz Gazete Ankara’dan da güzel insanlar var.

Gezdikçe hayran kalacağınız başta müzeler olmak üzere farklı mekanlar o kadar çok ki!

Atatürk veya Millî Mücadele mekânları denildiğinde eline su dökecek kent yok! Aralarında Anıtkabir’i, Atatürk’ün en uzun yaşadığı veya en küçük evi, en uzun süreyle çalıştığı mekân, yemek odasını veya salonu Atatürk’ün çizdiği evler var…

Önemli günlerin bayram yapıldığı mekân, uçağa binmeden paraşüt deneyimi yaşatan, müzeler arasında benzeri olmayan veya ülkede tek olan, hatta alanında Dünya’nın en büyüğü olan… Hepsi burada!

 

Kalesi…

Burcu üzerinde saati, kapısı üzerinde yazıtı, içinde sanatçısı, zanaatkarı, cıvıl cıvıl yaşamıyla, soroptimistleri, galerileri, işlikleri, devlet ve özel müzeleriyle…

 

Kültür…

Üzerine gittikçe, araştırdıkça somut veya soyut kültürümüzü tanımamak, zenginliğine hayran kalmamak mümkün mü? Cumhuriyet’in ilk müzesi yanında başka bir müzeyle, önünde kentin ilk anıtıyla ve aynı mimarın imzasıyla bir tepede.

Antik çağdan bir kutsal sayılan diğer bir tepeye geçelim şimdi… Bir medeniyetin pagan tapınağı üzerine başka bir medeniyetin yeni pagan tapınağı, pencere açılıp kilise yapılan sonra da medrese olan ve taşına kıyılamayan yapısı, bu özellikleri yetmezmiş gibi bir de adına Ankara Anıtı denilen ama Ankaralılarca bilinmeyen ayaktaki en büyük Latince yazıtıyla Hoşgörü Anıtı da burada.

 

Tarih…

Bugün bile kentin içinde, çocuklar için arkeopark olsun diye düşünülürken kazıldıkça tarihi eser fışkıran ve resmen arkeoparka dönüşen yer var. Ulus’un diğer yakasında 2 metrelik heykelin yola 3-5 metre yakınından çıkarıldığını dün gibi hatırlıyorum. Kazı ekibindeki Mehmet Akalın’ı geçtiğimiz aylarda kaybettik, rahmetle anıyorum.

 

Doğa…

Derelerini gömmüşüz, bağlarının yerine apartmanlar dikmişiz, adıyla anılan mahallede çiçeğini bırakmamışız ama elde neler kalmamış ki? Ağaç, kuş, kelebek veya böcek, hepsinin uzmanı var. Ağaçlarla ilgili her sene açılan, ders verilip, ücret alınmayan tek okul veya ülkenin en büyük herbaryumu burada…. Bu başlık altında başka hiçbir yerde yetişmeyen çiçeklerini analım. Diğer tüm söz ettiklerim gibi endemik çiçeklerimizi öğretmenlerin tanıması, bilmesi öylesine değerli ki. O nadide güzelleri öğrencilerine anlatacak, bilinç oluşturacaklar.

 

Sanat…

Müthiş sanatçılarımız var. Örneğin heykeltıraşlarımız var. O harika Ulus Zafer Anıtı’nı yapan Krippel örneğin yaşasaydı görebilir miydim, atölyesine gidebilir miydim bilmem. Burada çalışmamış ki! Ülkesinde, binlerce kilometre ötede çalışmış, heykeli buraya taşımış. Veya Canonica… Oysa…

Metin Yurdanur (Miras, Eller, Madenci, Balerinler gibi pek çok heykel), Aslan Başpınar (başta Kızılca Gün Anıtı olmak üzere Atatürk anıtları, Malıköy Tren İstasyonu Müzesi heykelleri), Sait Rüstem (en büyük anıt olan Dur Yolcu, Mehmetçik, İbni Sina veya Opera Binası bahçesindeki heykeller gibi) veya Alper Çınar (200’ün üzerinde heykeli bir müzenin -Türk tarih Müzesi- bahçesine sığdıran) sanatçılarımız Ankara’dalar. Randevu alıp buluşma şansınız var.

Ressamlarımız, seramik, ebru, ahşap, tezhip gibi pek çok sanatçılarımız var.

 

Vay canına!

Zenginlikleriyle sizi karşılayacak ve şaşırtacak, bulvar, cadde, mahalle ve sokaklarımız var…

Yıktığımız, adeta yıkılmasını beklediğimiz yapılarımız, tek bir koruma bölgesi yapmadığımız ama farkında olmadan tükensin diye soğanıyla söktüğümüz çiçeklerimiz…

Değerli sanatçılarımız, batı medeniyetine temel olmuş topraklar veya zengin mi zengin kültürümüz…

Özetle verdim, akşama dek bu yazdıklarımın hepsini anlatmaya çalışıyorum, onlara ‘Vay canına!’ dedirtmeye çabalıyorum.

Biz eski hocalar oturamıyoruz sanırım. Böyle olunca yoruluyor muyum?

Akşam telefonuma gelen mesajlar sanırım masaj etkisi yapıyor, hiç yorgunluk hissetmiyorum!

Öğretmenlerimiz tümüne ve benim bilmediklerime de sahip çıkacak kapasiteye sahip.

Onlarla ders yapmaktan büyük keyif alıyorum, bu olanağı sağlayanlara ve destek olanlara minnettarım.

Öğretmenlerimle kente dair konuştuklarımızın suya atılan taş misali yayılacağını, onların sulara çok daha fazla taş atacağını biliyorum.


YouTube bilgisi:

Ankara üzerine gerçekleştirdiğimiz etkinlikleri ve ürettiğimiz içerikleri izlemek için YouTube kanalını ziyaret edebilirsiniz:
https://www.youtube.com/@NecatiYalcinYtb


Dr. Necati Yalçın

Gazete Ankara DHP – Köşe Yazarı
nyalcin@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)