Bilgisayar Mühendisliği: Hayal mi, Hakikat mi? Olası Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği artık yalnızca bir üniversite bölümü değildir. O, bir kuşağın geleceğe dair beklentisinin, ekonomik çıkış arayışının ve giderek büyüyen bir toplumsal hayal kırıklığının adıdır. Bir zamanlar disiplin, seçkinlik ve entelektüel zorlukla anılan bu alan, bugün tabelası en hızlı çoğalan bölümlerden biri hâline gelmiş; nicelik arttıkça nitelik tartışması kaçınılmaz olmuştur.
Son dönemde bu tartışma, sahadan gelen sert uyarılarla ve akademik verilerle yeniden görünür hâle geldi. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu ve bir yazılım girişimcisi olan *Dr. Semih Çetin’in tepkisel ama çarpıcı ifadeleri ile Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ümit M. Karakaş’ın istatistiklere dayanan soğukkanlı değerlendirmeleri, farklı yerlerden yaklaşım gösterse de aynı noktada buluşmaktadır: Kontrolsüz büyüme.
Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Ümit M. Karakaş’ın açıklamalarında; “Bugün YÖK Atlas verileri, Türkiye’de üç yüz kırk civarında Bilgisayar Mühendisliği programı olduğunu göstermektedir. Sayı, tek başına bir problem değildir. Ancak bu sayının; akademik kadro, laboratuvar altyapısı, ders yükü ve öğrenci profiliyle birlikte değerlendirilmediği her durumda, nicelik nitelik erozyonuna dönüşür. Aynı şehirde, hatta aynı ilçede birden fazla Bilgisayar Mühendisliği bölümünün açıldığı; taban puanını dahi dolduramayan programların ayakta tutulmaya çalışıldığı bir yapıdan söz ediyoruz. Beş öğretim üyesiyle onlarca dersi yürütmeye çalışan bölümler, mühendislik eğitimi vermekten çok idari denge kurmaya zorlanmaktadır.” Denilmektedir.
Bu noktada mesele coğrafya değildir. Mesele, her yere aynı tabelayı asmanın aynı eğitimi vereceği yanılgısıdır. Üniversite binası yapmak kolaydır; üniversite kültürü inşa etmek ise zaman, emek ve liyakat ister.
Vakıf üniversitelerinde ise başka bir sorun belirginleşmektedir: aynı sınıf içinde derin akademik uçurumlar. Türkiye derecesiyle giren öğrencilerle, çok gerilerden gelen öğrencilerin yan yana oturduğu bir eğitim ortamı, ne hocaya ne öğrenciye adildir. Ders seviyesi aşağı çekildiğinde nitelikli öğrenci kaybolmakta; seviye yukarıda tutulduğunda ise geniş bir kitle sistem dışına itilmektedir. Ortaya çıkan tablo, herkese benzeyen ama kimseyi tatmin etmeyen bir eğitimdir.
Bu zeminde dile getirilen “hayal pazarlamacılığı” eleştirisi, teknik bir yargıdan çok sosyolojik bir uyarıdır. “Kod öğren, işin hazır”, “Yapay zekâ çağında herkes yazılımcı olacak”, “Bilgisayar mühendisliği seni kurtarır” söylemleri, gençlerin omuzlarına piyasanın taşıyamayacağı beklentiler yüklemektedir. Oysa gerçek nettir: Her mezun yeterli mühendis değildir; her mühendis de istihdam edilebilir değildir. Sorun çoğu zaman eğitimden çok, beklenti yönetimindedir.
Elbette ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Bilkent, Hacettepe, Ankara, Gazi Üniversitesi gibi köklü kurumlar hâlâ güçlüdür. Ancak birkaç çınarın ayakta kalması, ormanın sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Çınarlar gölge ve serinlik verir; fakat sistem, yalnızca gölgeyle ayakta kalmaz. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı daha çok bölüm değil; daha az ama daha nitelikli bölüm, daha az ama daha güçlü mezundur.
Bu noktada çözüm, ne karamsarlıkta ne de hamasettedir. Çözüm, devlet aklıyla, uzun vadeli bir planlama ve cesur yapısal kararlarla mümkündür. Kontenjanların akademik güce göre belirlenmesi, bölümlerin zorunlu ve ulusal bir akreditasyondan geçirilmesi, yetersiz kadrolarla yürütülen programların dönüştürülmesi ya da kapatılması artık ertelenemez bir zorunluluktur. Bilgisayar Mühendisliği tek tip bir alan değildir; her bölüm her şeyi öğretmeye çalıştığında hiçbir şeyi derinlemesine öğretemez. Ayrıca diploma, süreyle değil yeterlilikle verilmelidir. Mühendislik eğitimi, bir devam zorunluluğu değil; bir yetkinlik meselesidir.
Üniversite-sektör ilişkisi de vitrin olmaktan çıkarılmalı; gerçek problem çözen, uzun soluklu ve karşılıklı sorumluluk içeren bir yapıya kavuşturulmalıdır. Ve belki de en zor ama en dürüst yüzleşme şudur: Her mezun üst düzey mühendis olmak zorunda değildir. Bu gerçeği kabul etmek ne öğrenciyi küçültür ne mesleği değersizleştirir; aksine sistemin daha dürüst olmasını sağlar.
Sonuç ve Değerlendirme
Bilgisayar Mühendisliği ne bir kurtuluş bileti ne de tükenmiş bir alandır. Ancak plansızlık, nicelik saplantısı ve hayal pazarlaması devam ederse, bu alan toplumsal bir hayal kırıklığı üretmeye devam edecektir. Mesele bir bölümün geleceği değil; Türkiye’nin teknolojik kapasitesinin, insan kaynağının ve stratejik aklının geleceğidir.
Bu yazı bir umutsuzluk çağrısı değil, gecikmiş bir yüzleşme davetidir. Çünkü bir ülke, gençlerine hayal satarsa; o hayaller bir gün sorgulamaya, ardından itiraza dönüşür ve itirazlar, çoğu zaman yalnızca sözle kalmaz, fiiliyata geçerek kötü sonuçlar doğurur.
Türkiye’nin ihtiyacı daha çok Bilgisayar Mühendisi değil; daha güçlü, daha donanımlı ve daha gerçekçi beklentilerle yetişmiş Bilgisayar Mühendisleridir. Nicelikle övünen değil, nitelikle rekabet eden bir sistem kurulmadıkça bu tartışma bitmeyecektir.
Asıl soru şudur: Bu gerçeği görmek için daha kaç kuşağın hayal kırıklığına ihtiyacımız vardır?
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM - Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP- www.gazeteankara.com.tr
1968 Muş doğumludur. 1989 yılında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden lisans, 1991 yılında da Yüksek Lisans derecelerini almıştır. 1998 yılında yine aynı bölümde Bilgi Sistemleri (Bilgi Sistemleri Edinme Yöntemleri ve EUROMETHOD) konusunda Doktora çalışmalarını tamamlamıştır. 14 yılı aşkın profesyonel yaşamında Yazılım Mühendisliği alanında çeşitli endüstriyel çalışmalarda bulunmuştur. ODTÜ ve Çankaya Üniversitelerinin Bilgisayar Mühendisliği Bölümlerinde eş-zamanlı Öğretim Görevlisi olarak dersler vermektedir. Mesleki kariyerinde farklı şirketlerde Yazılım Mühendisi, Danışman, AR-GE Müdürü ve Proje Müdürü olarak çalışmıştır. 1995 yılında Siemens-Nixdorf’taki görevini tamamlamasının ardından Cybersoft Şirketini kurmuştur. Halen aynı şirkette Teknolojiden sorumlu Yönetici Ortak olarak görev yapmaktadır. Teknolojik ilgi alanları arasında Bilgi Sistemleri, Bilgisayar Destekli Yazılım Mühendisliği, Yazılım Süreç Yönetimi, Nesneye Yönelik Metodolojiler, Dağıtık Nesne Teknolojileri ve Sistem Mimarileri bulunmaktadır. Kaynak: https://www.kimkimdir.net.tr/kisiler/semih-cetin
YORUM YAP