Türkiye Orta Gelir Tuzağından Nasıl Çıkar? (V)- Enerji Teknolojileri: Kalkınmanın Görünmeyen Motoru
Enerji, artık yalnızca elektrik üretiminin konusu değildir. Sanayiden teknolojiye, dış politikadan milli güvenliğe kadar ülkelerin rekabet gücünü belirleyen stratejik bir alandır. Türkiye'nin Orta Gelir Tuzağı'nı aşabilmesi; enerjiyi yalnızca tüketen değil, enerji teknolojilerini geliştiren ve ihraç eden bir ülkeye dönüşebilmesine bağlıdır.
Sevgili okurlarım,
Önceki yazımda Türkiye'nin Orta Gelir Tuzağı'ndan (OGT) çıkabilmesi için gerekli olan üç temel unsur üzerinde durmuştum: nitelikli insan kaynağı, güçlü sanayi altyapısı ve vizyon sahibi politika yapıcılar.
Ancak bu üç unsurun ekonomik dönüşümü sağlayabilmesi için onları birbirine bağlayan stratejik bir alana ihtiyaç vardır. Bana göre bu alanların başında enerji teknolojileri gelmektedir.
Çünkü enerji yalnızca elektrik üretmekten ibaret değildir.
Enerji; sanayidir.
Teknolojidir.
Dış politikadır.
Milli güvenliktir.
Ve en önemlisi kalkınmadır.
Bugün enerji, yüksek gelirli ülkelerin ekonomik sıçramasında en güçlü kaldıraçlardan biri hâline gelmiştir.
Enerjiyi Tüketen Değil, Teknolojisini Üreten Ülkeler Kazanıyor
Dünyanın gelişmiş ekonomilerine baktığımızda ortak bir gerçek dikkat çekmektedir.
Almanya'nın mühendislik gücü, Güney Kore'nin teknoloji şirketleri, Japonya'nın yüksek verimli enerji sistemleri, ABD'nin ileri enerji teknolojileri ve Çin'in son yıllarda gerçekleştirdiği büyük ölçekli enerji yatırımları tesadüf değildir.
Bu ülkeler enerjiyi yalnızca karşılanması gereken bir ihtiyaç olarak görmemiş; ekonomik dönüşümün, sanayi politikalarının ve teknoloji üretiminin merkezine yerleştirmiştir.
Enerjiye yapılan yatırım, aynı zamanda bilgiye, mühendisliğe ve yüksek katma değerli üretime yapılan yatırım anlamına gelmektedir.
Türkiye İçin Asıl Soru Nedir?
Türkiye uzun yıllardır enerji ithalatçısı bir ülke konumundadır.
Her yıl milyarlarca dolarlık enerji ithalatı gerçekleştiriyoruz. Bu durum yalnızca cari açığı artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomimizin dışa bağımlılığını ve kırılganlığını da derinleştiriyor.
Ancak burada çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir nokta bulunmaktadır.
Asıl mesele enerji ithal edip etmemek değildir.
Asıl mesele; enerji teknolojilerini ithal eden bir ülke olarak mı kalacağımız, yoksa bu teknolojileri geliştiren, üreten ve ihraç eden ülkeler arasına mı katılacağımızdır.
Bana göre Orta Gelir Tuzağı'nın enerji boyutu tam da bu noktada başlamaktadır.
Gerçek Katma Değer Teknolojinin Sahibi Olmaktır
Bir ülke enerji santrali kurabilir.
Güneş paneli satın alabilir.
Rüzgâr türbini ithal edebilir.
Nükleer santral yaptırabilir.
Ancak kullanılan teknolojinin tasarımına, üretimine ve bilgi birikimine sahip değilse, elde edilen ekonomik katma değer sınırlı kalacaktır.
Gerçek kalkınma, teknolojiyi satın almakla değil; teknolojiyi geliştirmekle mümkündür.
Bu nedenle Türkiye'nin enerji stratejisini yalnızca enerji arz güvenliği perspektifiyle değil, teknoloji geliştirme vizyonuyla yeniden değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum.
Geleceğin Enerji Yarışı Başladı
Önümüzdeki yıllarda dünya enerji sektörünü dönüştürecek kritik teknolojiler şimdiden şekilleniyor.
Yapay zekâ destekli enerji sistemleri, enerji depolama teknolojileri, hidrojen ekonomisi, ileri batarya teknolojileri, akıllı şebekeler, füzyon çalışmaları, Küçük Modüler Reaktörler (SMR), Ergimiş Tuz Reaktörleri (MSR) ve yüksek sıcaklık enerji sistemleri bu dönüşümün en önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bu teknolojilerin ortak özelliği yalnızca enerji üretmeleri değildir.
Asıl güçleri, yüksek katma değer üretmeleri; yeni sanayi kolları oluşturmaları ve ülkelerin teknoloji kapasitesini artırmalarıdır.
Başka bir ifadeyle, geleceğin enerji sektörü yalnızca enerji üretmeyecek; aynı zamanda bilgi, teknoloji ve ekonomik güç de üretecektir.
Türkiye'nin bu dönüşümün dışında kalma lüksü bulunmamaktadır.
Enerji Teknolojileri Aynı Zamanda Sanayi Politikasıdır
Enerji teknolojileri artık yalnızca mühendislerin çalışma alanı değildir.
Ekonominin, sanayinin ve kalkınma stratejilerinin tam merkezinde yer almaktadır.
Örneğin bugün kendi nükleer teknolojisini geliştirebilen bir ülke yalnızca elektrik üretmez.
Aynı zamanda ileri malzeme teknolojileri geliştirir.
Yüksek hassasiyetli imalat yapabilir.
Yapay zekâ tabanlı kontrol sistemleri oluşturabilir.
Yazılım üretir.
Nitelikli insan kaynağı yetiştirir.
Benzer şekilde enerji depolama teknolojileri, batarya sistemleri ve hidrojen ekonomisi de onlarca farklı sanayi kolunu aynı anda besleyen stratejik sektörlerdir.
Bu nedenle enerji yatırımlarını yalnızca megavat veya gigavat üzerinden değerlendirmek eksik bir bakış açısıdır.
Asıl sorulması gereken sorular şunlardır:
- Bu yatırım Türkiye'ye ne kadar teknoloji kazandırıyor?
- Ne kadar bilgi birikimi oluşturuyor?
- Ne kadar yüksek katma değer üretiyor?
- Ne kadar nitelikli insan yetiştiriyor?
İşte Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkışın enerji boyutu tam olarak bu soruların cevaplarında yatmaktadır.
2053'e Giden Yolda Enerji Teknolojileri
Türkiye'nin hedefi yalnızca enerji satın alan bir ülke olmak değildir.
Hedef; enerji teknolojileri geliştiren, üreten ve ihraç eden ülkeler arasında yer almaktır.
Bunun için üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, sanayinin ve kamu kurumlarının ortak bir vizyon etrafında hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Enerji teknolojileri alanında yetiştirilecek insan kaynağı, kurulacak Ar-Ge merkezleri, geliştirilecek yerli teknolojiler ve oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, Türkiye'nin ekonomik geleceğini doğrudan belirleyecektir.
Bugün enerji alanında atacağımız her stratejik adım yalnızca elektrik üretimimizi değil, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılındaki rekabet gücümüzü de şekillendirecektir.
Son Söz
Bugün yüksek gelirli ülkeler incelendiğinde ortak bir gerçek açıkça görülmektedir.
Bu ülkeler yalnızca enerji tüketen değil, enerji teknolojilerini geliştiren ülkelerdir.
Türkiye de Orta Gelir Tuzağı'nı aşmak ve yüksek gelirli ekonomiler arasında yer almak istiyorsa, enerjiye yalnızca karşılanması gereken bir ihtiyaç olarak değil; bilim, teknoloji, sanayi ve kalkınmanın stratejik merkezi olarak bakmak zorundadır.
Çünkü geleceğin dünyasında kazananlar, enerjiye sahip olanlar değil; enerji teknolojisini geliştirenler olacaktır.
Prof. Dr. Hacı Mehmet Şahin
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı | Köşe Yazarı
hmsahin@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP