Faruk Sümer'in Çalışmalarında Türk Müzik Kültürü ve Organolojik Analiz
Prof. Dr. Faruk Sümer, Türk dünyasının sosyal ve kültürel tarihini incelerken musikiyi bu yapının ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. Onun eserlerinden yola çıkarak Türk çalgılarını organolojik bağlamda dört temel başlıkta analiz edebiliriz. Faruk Sümer'in çalışmalarını analiz ettiğimizde, onun bir tarihçi titizliğiyle taradığı vakayiname, seyahatname ve destanların, bugün müzikologlar için birer "saha raporu" niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Özellikle Oğuzlar ve Eski Türklerde Musiki ve Oyun (1989) makalesi, bu konudaki en rafine bilgilerini içerir.
1. Terminoloji ve Etimolojik Katkılar
Faruk Sümer'in en büyük katkısı, bugün "organoloji"nin temel sorunu olan terminolojik kargaşayı tarihsel metinlerle aydınlatmasıdır.
- Kopuz ve Evrimi: Sümer, "Oğuzlar" eserinde kopuzun sadece bir çalgı değil, ozanlık geleneğinin kutsal bir nesnesi olduğunu belirtir. Çalgının yapısal özelliklerinden ziyade, hangi boylarda hangi isimlerle (örn. ıklığ, kopuz) anıldığını tarihsel kronolojiyle sunar. Şu noktayı burada bir kez daha hatırlatmak isterim ki; Türklerde çalgıların tamamına verilen ad’dır. Yani bütün enstrümanlar için kullanılan saz kavramının Türkistan coğrafyasındaki karşılığı da kopuz’dur. Ülkemizde bağlama çalgısına israrla “saz “demek eksiklik veya araştırma eksikliği olabilir. Bağlama ailesi denildiğinde cura, tanbura (tambura) divan, çöğür. On iki telli (Arnavutluk), kobuz, kobza, bobuz, (Türkistan, Sırbistan, Makedonya) değişik, form ve biçimlerdeki çalgıları ifade eder.
- Saz ve Çalgı Ayrımı: Eski metinlerde geçen "saz" kelimesinin her zaman bir enstrümanı değil, bazen bir "takımı" veya "oyun düzenini" ifade ettiğini belgelerle ortaya koymuştur.
2. Çalgıların Sınıflandırılması ve Yapısal Veriler
Sümer’in yazılarında, Hornbostel-Sachs gibi modern sınıflandırma sistemlerine temel teşkil edecek şu yapısal bilgiler yer alır:
Kordofonlar (Telli Çalgılar)
- Kopuz: Sümer, kopuzun Türk dünyasındaki yayılımını anlatırken, onun deri göğüslü ve kıl telli yapısına dair tarihsel tanıklıkları (Dede Korkut hikayeleri gibi) bir araya getirir. Bu, organolojik açıdan çalgının "membran-kordofon" arası geçiş formlarını anlamamıza yardımcı olur.
- Yatuğan: Eski Türklerde kullanılan ve yatay olarak çalınan bu çalgının (zither tipi) izlerini sürerek, Türk çalgı envanterindeki çeşitliliği vurgular. Yatugan, cetigen, Uygur ve Kazaklarda kullanılan çalgılar bugünkü kanun çalgısının ilk formu olarak karşımıza çıkar. Hatta bazı görüşler piano çalgısının kanun çalgısından esinlenerek geliştirildiği kanati vardır.
Aerofonlar (Üflemeli Çalgılar)
- Sıbızgı ve Ney: Kırgız ve Kazak Türkmenlerindeki üflemeli çalgıların kullanımını, bu çalgıların kamış veya ağaçtan yapıldığını belirterek anlatır. Özellikle çoban kültürü ile enstrüman yapısı arasındaki ilişkiyi analiz eder.
Membranofonlar ve İdiyofonlar (Vurmalı Çalgılar)
- Kös ve Davul: Askeri musiki (Mehterin öncülleri) bağlamında kös ve davulun boyutlarını, bunların hayvan derilerinden nasıl imal edildiğini ve hakanlık alameti olarak işlevlerini anlatır.
3. Sosyolojik Organoloji: Çalgının İşlevi
Faruk Sümer, bir çalgının sadece fiziksel bir nesne olmadığını, toplumsal bir statü göstergesi olduğunu vurgular:
- Ozan ve Kopuz İlişkisi: Kopuzun "alp" ve "eren" figürleri arasındaki yerini analiz ederek, çalgının kutsiyetini (organolojik anlamda sembolik değeri) açıklar.
- Kadın ve Musiki: Türkmen kadınlarının hangi çalgıları çaldığına dair notları, toplumsal cinsiyet ve organoloji arasındaki ilişkiye ışık tutar.
4. Coğrafi Dağılım ve Göçün Etkisi
Sümer’in "Anadolu Türkmenleri" üzerine yaptığı çalışmalar, Orta Asya kökenli çalgıların Anadolu'da nasıl form değiştirdiğini (organolojik mutasyon) anlamamızı sağlar. Örneğin; Orta Asya'daki uzun saplı çalgıların Anadolu'daki "bağlama" ailesine dönüşüm sürecindeki tarihsel boşluklar, onun sunduğu aşiret ve boy göçleri haritalarıyla doldurulabilir.
Sonuç ve Değerlendirme
Faruk Sümer’in çalışmaları, saf bir organoloji kitabı değildir; ancak tarihsel organoloji için vazgeçilmez bir "veri bankası"dır. Bir çalgının hangi ağaçtan yapıldığından ziyade;
- O çalgının hangi boyun kimliğidir?
- Hangi ritüelde (şölen, yas, savaş) kullanılmıştır?
- İsmi tarih içinde nasıl evrilmiştir?
Sorularına verdiği cevaplar, Türk çalgı biliminin (Organoloji) sağlam bir tarihsel zemine oturmasını sağlamıştır.
Dr. Murat Karabulut – Köşe Yazarı
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
E-posta: mkarabulut@gazeteankara.com.tr
www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP