YAZARLAR

29 Ekim 2026 Perşembe, 20:45

“Cumhuriyet Fazilettir” Coşkuyla Kutlayalım

Cumhuriyet Bayramı, yalnızca resmî törenlerle ve alışılmış nutuklarla değil, milletin ortak sevinci ve coşkusuyla kutlanması gereken bir halk bayramıdır. Cumhuriyetin gerçek değerini anlamak; geçmişi kötülemekten değil, onun insan onuruna, özgürlüğe, vatandaşlık bilincine ve erdemli birey yetiştirmeye dayanan faziletlerini kavramaktan geçer. 29 Ekim vesilesiyle Cumhuriyetin anlamını, erdemlerini ve bayram coşkusunu yeniden düşünmek gerekir.

GÜNDEM, CUMHURİYET VE TOPLUM YAZISI | 29 EKİM 2026


Cumhuriyet Bayramı Nutuk Dinleme Değil, Bayram Yapma Günüdür

Bir kaymakamın anılarında okumuştum.

Bir Cumhuriyet Bayramı'nda tören alanına geçerken, bir ninenin torunu olduğu anlaşılan çocuğun elinden tutarak beklediğini görür. Yanlarından geçerken nine torununa sorar:

“Biz neyi bekliyoruz?”

Torun cevap verir:

“Kaymakam nutuk atacakmış, onu bekliyoruz.”

Nine, kendine özgü bir ifadeyle söylenir:

“Kaymakamın nutku tutulsun. Biz buraya nutuk dinlemeye değil, bayram yapmaya, bayram seyretmeye geldik.”

Kaymakam bu anısını anlattıktan sonra şöyle der:

“Bu bana ders oldu. Nutku çok kısa ve öz tutmak gerektiğini, suni ve klişe sözlerin halkı Cumhuriyetten soğuttuğunu, hamasi nutuklar atmak yerine halkın gerçekten millî bir neşe içinde bayram yapmasını sağlamak gerektiğini düşündüm.”

Aslında bu ninenin sözlerinde Cumhuriyet Bayramı'nın nasıl kutlanması gerektiğine dair önemli bir ders vardır.

Bayram, halkın sevinciyle bayram olur. İnsanların yalnızca dinleyici ve seyirci olduğu, resmî görevlilerin konuştuğu, törenlerin alışılmış bir düzen içinde tamamlandığı günler, halkın gönlünde gerçek bir bayram coşkusu oluşturmaz.

Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak, Cumhuriyeti yalnızca anlatmak değil, onun milletin hayatındaki anlamını hissettirmektir.

Cumhuriyetin Adı Doğudan, Yönetim Anlayışı Batıdan

Cumhuriyet Arapça kökenli bir kelimedir.

Cumhur halk demek, cumhurî halka ait, cumhuriyet ise halka ait yönetim demektir.

Cumhuriyet kavram olarak Arapça, ancak modern bir yönetim müessesesi olarak Batıdan geçmedir.

İsmini Doğudan, içeriğini Batıdan almışız. Bir çeşit Doğu-Batı sentezi gibi.

Ancak Cumhuriyetin asıl önemi kelimenin hangi dilden geldiğinde değil, insanlığa kazandırdığı yönetim anlayışındadır.

Cumhuriyet, yönetimin bir kişinin veya ailenin iradesine bağlı olmaktan çıkarılarak milletin iradesine dayandırılması düşüncesidir.

Bu yönüyle Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil, insanın siyasal hayattaki konumunu değiştiren önemli bir tarihsel kazanımdır.

Cumhuriyetin Değerini Anlamak İçin Ödenen Bedelleri Bilmek Gerekir

Batıda insanlar Cumhuriyetin gelmesi için giyotinin altına başlarını koyup “Ben kral istemiyorum, ben cumhuriyet istiyorum” diyerek mücadele etmişlerdir.

Cumhuriyet yolunda insanlık büyük bedeller ödemiş, insan onuruna yakışan bir yönetim biçimine ulaşabilmek için uzun mücadeleler vermiştir.

Bizler ise Cumhuriyeti, Batıdaki siyasal mücadelelerden farklı bir tarihsel süreç içinde, Millî Mücadele'nin ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurduk.

Elbette bizim Cumhuriyetimizin kuruluşu da bedelsiz değildir. Millî Mücadele'de verilen canlar, çekilen acılar ve gösterilen fedakârlıklar bu Cumhuriyetin tarihsel temelini oluşturur.

Ancak Cumhuriyetin düşünsel ve siyasal kazanımlarını toplum olarak yeterince içselleştirdiğimizi söylemek kolay değildir.

Bir değere sahip olmakla o değerin bilincinde olmak aynı şey değildir.

Dileriz ki insanlığın Cumhuriyet yolunda ödediği bedelleri yeniden ödemeden onun kıymetini anlayabilelim.

Cumhuriyet Geçmişimizin Düşmanı Değildir

Geçmiş dönemlerde Cumhuriyet anlatılırken, Cumhuriyetin faziletini anlatmaktan ziyade geçmiş kötülenerek benimsetilmeye çalışılmıştır.

Bu durum, Cumhuriyetin erdemlerinin yeterince anlaşılmamasına ve sanki tarihsel geçmişimize bir alternatif olarak algılanmasına sebep olmuştur.

Böyle olunca Cumhuriyet döneminde yaşanan her olumsuzluk, bazı kesimlerde geçmişe duyulan özlemi artırmıştır.

Oysa Cumhuriyet geçmişin alternatifi, düşmanı ya da rakibi değildir.

Bir milletin tarihini inkâr etmeden de Cumhuriyetin değerini anlamak mümkündür.

Tarihsel geçmişimizden gelen kültürel, ahlaki ve insani değerlerle Cumhuriyetin özgürlük, eşit vatandaşlık, hukuk ve millet iradesi anlayışı arasında zorunlu bir çatışma yoktur.

Önemli olan geçmişin tecrübelerinden yararlanarak bugünün daha adaletli, daha özgür ve daha erdemli toplumunu oluşturabilmektir.

Cumhuriyeti geçmişi kötüleyerek değil, kendi faziletlerini anlatarak benimsetmeliyiz.

Cumhuriyetin Asıl Fazileti: Kul Değil, Vatandaş Olmak

Cumhuriyetin kendine ait erdemleri vardır.

Bu erdemler, geçmişte insanlığın yaşadığı yönetim kaynaklı trajedilerden ders alınarak oluşturulmuştur.

Cumhuriyet, ülkedeki kişilere tebaa değil vatandaş olma; padişahın kulu değil, özgür iradeye sahip birey olma yolunu açmıştır.

Bu değişim yalnızca yöneticilerin unvanlarının değişmesi değildir.

İnsanın devlet karşısındaki konumunun değişmesidir.

Cumhuriyetin faziletleri arasında insan onuruna saygı, hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, düşünce ve vicdan özgürlüğü, liyakat, sorumluluk bilinci ve millet iradesine dayanan yönetim anlayışı bulunmaktadır.

Cumhuriyetin gerçek anlamda yaşaması, bu erdemlerin yalnızca anayasalarda ve kanunlarda yazılmasıyla değil, günlük hayatımızda karşılık bulmasıyla mümkündür.

Bir ülkede insanlar düşüncelerini özgürce açıklayamıyorsa, hukuk kişilere göre farklı uygulanıyorsa, liyakat yerine yakınlık ve sadakat esas alınıyorsa, bireyler kendi iradeleriyle değil başkalarının yönlendirmesiyle hareket ediyorsa Cumhuriyetin faziletleri yeterince hayata geçirilmemiş demektir.

Cumhuriyetin adını korumak önemlidir. Ancak onun içini dolduran erdemleri yaşatmak çok daha önemlidir.

“Cumhuriyet Fazilettir” Sözünün Anlamı

Mustafa Kemal Atatürk, “Cumhuriyet fazilettir” derken Cumhuriyetin kendine ait erdemlerinin bulunduğunu vurgulamıştır.

Yine Atatürk'ün,

“Muallimler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

sözü, Cumhuriyetin yaşaması için nasıl bir insan yetiştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Çünkü Cumhuriyetin gerçek güvencesi yalnızca kurumlar değil, o kurumları yaşatacak nitelikli insanlardır.

Düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, sorumluluk almayan, hak ve adalet bilinci gelişmemiş bireylerle Cumhuriyetin faziletlerini yaşatmak mümkün değildir.

Cumhuriyet, özgür birey ister.

Özgür birey ise yalnızca başkasının iradesinden kurtulmuş insan değildir. Kendi aklını kullanabilen, doğruyla yanlışı ayırt edebilen, başkalarının haklarına saygı duyan, kendi haklarının da bilincinde olan insandır.

Bu nedenle Cumhuriyetin geleceğiyle eğitimin niteliği arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Cumhuriyetin Faziletleri Okullarda Öğretilmelidir

Cumhuriyetin erdemlerini çocuklarımıza yalnızca tarihsel olaylar ve ezberlenecek bilgiler olarak öğretmemeliyiz.

Cumhuriyetin neden önemli olduğunu, insana hangi hakları kazandırdığını, vatandaş olmanın ne anlama geldiğini, özgürlüğün sorumlulukla nasıl birleştiğini anlatmalıyız.

Çocuklarımıza Cumhuriyeti sevdirmek için geçmişi kötülemek zorunda değiliz.

Geçmişimize ait değerleri bilen, tarihine saygı duyan, ancak aynı zamanda Cumhuriyetin insan onuruna kazandırdığı erdemlerin bilincinde olan nesiller yetiştirebiliriz.

Eğitim kurumlarımızda eleştirel düşünme, hukuk bilinci, demokrasi kültürü, insan hakları, ahlak ve sorumluluk anlayışı gelişmelidir.

Öğrenci yalnızca Cumhuriyetin hangi tarihte ilan edildiğini değil, Cumhuriyetin neden bir fazilet olduğunu da öğrenmelidir.

Çünkü Cumhuriyetin gerçek anlamda benimsenmesi, onun yalnızca geçmişte kazanılmış bir yönetim biçimi olarak değil, bugün yaşatılması gereken bir değerler bütünü olarak anlaşılmasına bağlıdır.

Cumhuriyet Bayramı Devletin Değil, Milletin Bayramıdır

Cumhuriyetin içini dolduran erdemleri göz ardı edersek, sadece geçmişi kötüleyerek Cumhuriyeti benimsetmeye çalışırsak, Cumhuriyet Bayramı'nı halkın bayramı olarak görmezsek, kutlamalar içi boşaltılmış, devletin resmî ve rutin törenleri şeklinde algılanacaktır.

Oysa Cumhuriyet Bayramı, milletin kendi iradesine sahip çıkmasının bayramıdır.

Bu bayramda çocuklar gülecek, gençler heyecan duyacak, yaşlılar hatıralarını paylaşacak, insanlar birlikte şarkılar söyleyecek, meydanlar millî bir sevinçle dolacaktır.

Resmî törenlerin elbette bir anlamı vardır. Ancak bayramın ruhunu yalnızca resmî törenlere hapsetmemeliyiz.

Cumhuriyet Bayramı, milletin ortak sevinci hâline gelmelidir.

Yazının başında anlattığım ninenin sözünü burada yeniden hatırlamak gerekir:

“Biz buraya nutuk dinlemeye değil, bayram yapmaya, bayram seyretmeye geldik.”

Ne kadar sade ne kadar anlamlı bir söz!

Cumhuriyetin değerini anlatan konuşmalar elbette yapılmalıdır. Ancak bu konuşmalar insanlara Cumhuriyeti sevdirmeli, onun faziletlerini düşündürmeli ve bayramın sevincini gölgelememelidir.

29 Ekim'de Cumhuriyetin Faziletlerini de Kutlayalım

Bugün 29 Ekim.

Cumhuriyetimizin ilanının 103. yıl dönümünü kutluyoruz.

Cumhuriyetin gerçek anlamda yaşaması için onun faziletlerini hayatımızın her alanında görünür kılmalıyız.

Hukukta adaleti, eğitimde aklı ve bilimi, yönetimde liyakati, toplumsal ilişkilerde saygıyı, insan hayatında özgürlüğü ve sorumluluğu esas almalıyız.

Cumhuriyeti yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, insan onurunu yükselten bir medeniyet kazanımı olarak değerlendirmeliyiz.

Cumhuriyetin erdemlerini okullarda öğretebilirsek hem geçmiş değerlerine bağlı hem de Cumhuriyetin faziletlerinin bilincine varmış bir halk olarak Cumhuriyet Bayramı'nı resmî bir bayram olmaktan çıkarıp coşkulu bir halk bayramı olarak kutlamamız mümkün olacaktır.

Cumhuriyetin gerçek gücü, onu kuranların hatırasına saygı duymak kadar, onların kazandırdığı değerleri yaşatabilmektir.

Bu bayram bizim bayramımızdır. Millî bayramımızdır. Milletin bayramıdır.

Dilerim ki Cumhuriyetimizin faziletlerini yalnızca sözlerimizde değil, düşüncelerimizde, davranışlarımızda, kurumlarımızda ve günlük hayatımızda da yaşatabilelim.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, Millî Mücadele kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.

Cumhuriyet fazilettir. Faziletin olduğu yerde insan onuru yükselir.

Cumhuriyet Bayramımızı milletçe, gönülden ve coşkuyla kutlayalım.

Av. Durdu GÜNEŞ
Şair ve Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
dgunes@gazeteankara.com.tr
“Türkiye'nin kalbi Ankara'nın sesi”

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)