YAZARLAR

10 Temmuz 2026 Cuma, 10:10

KENT İÇİN ORTAK AKIL | No.7- Yerel Demokrasi, Bilinçli Toplum ve Ortak Gelecek Yazıları: Gençler Kentin Seyircisi Değil, Geleceğin Kurucusudur

Bir kentin geleceği, yalnızca yeni yatırımlarla, yüksek binalarla veya büyük projelerle kurulmaz. O geleceği asıl belirleyen; gençlerin eğitimden istihdama, kültürden teknolojiye, girişimcilikten karar süreçlerine kadar şehirde ne kadar yer bulabildiğidir. Gençler yalnızca iş arayan, destek bekleyen veya zaman zaman dinlenen bir toplumsal kesim değildir. Gençler; şehirlerin yenilik kapasitesi, üretim gücü, vicdanı, enerjisi ve ortak geleceğinin kurucu unsurudur.



Bir şehrin gençleri ne zaman görünür olur?

Sınav sonuçları açıklandığında mı?

İşsizlik oranları konuşulduğunda mı?

Üniversite tercih döneminde mi?

Sosyal medyada yeni bir tartışma başladığında mı?

Yoksa seçim dönemlerinde “geleceğimiz” olarak anıldıklarında mı?

Gençlik çoğu zaman bir istatistik başlığı, bir sorun alanı veya geleceğe ertelenmiş bir vaat olarak ele alınıyor.

Oysa gençler geleceğin bekleyenleri değildir.

Gençler, bugünün yaşayanlarıdır.

Bugünün öğrencileri, çalışanları, girişimcileri, sanatçıları, araştırmacıları, sporcuları, üreticileri, gönüllüleri ve kentlileridir.

Bir şehir, gençlerine yalnızca “bir gün sıra size gelecek” diyorsa; aslında kendi geleceğini de erteliyor demektir.

Çünkü gençlerin olmadığı karar masalarında, gençlerin yaşamadığı mahallelerde, gençlerin ulaşamadığı işlerde ve gençlerin kendisini ait hissetmediği şehirlerde; uzun vadeli bir gelecek kurmak mümkün değildir.

Bu nedenle temel soru şudur:

Gençler, kentlerin seyircisi mi olacak; yoksa geleceğin kurucusu olarak karar süreçlerinde, üretimde ve ortak yaşamın içinde gerçek yerini mi alacak?


Gençlik Bir Yaş Aralığı Değil, Bir Gelecek Kapasitesidir

Gençlik, yalnızca belirli yaş gruplarını ifade eden demografik bir başlık değildir.

Gençlik; öğrenme isteğidir. Yenilik üretme cesaretidir.

Yeni teknolojiye uyum kabiliyetidir. Sorgulama gücüdür.

Dayanışma kapasitesidir. Risk alma iradesidir.

Ve toplumun geleceğe ilişkin en canlı enerjisidir.

Bir kent gençlerine ne kadar alan açıyorsa, o kadar yenilikçidir.

Bir kent gençlerin fikirlerini dinliyorsa, o kadar dinamiktir.

Bir kent gençlerin eğitim, kültür, spor, çalışma ve girişimcilik imkânlarını güçlendiriyorsa, o kadar dayanıklıdır.

Ancak gençlik politikalarını yalnızca gençlere yönelik etkinlikler, konserler, kurslar veya dönemsel projelerle sınırlamak yeterli değildir.

Gençlik politikası; kentin bütün politikalarının içinde yer almalıdır.

Ulaşım planı yapılırken gençlerin okula, işe ve kültürel hayata erişimi düşünülmelidir.

Konut politikası hazırlanırken gençlerin bağımsız yaşama geçiş koşulları hesaba katılmalıdır.

İstihdam programları oluşturulurken gençlerin beceri, deneyim ve kariyer geçişi desteklenmelidir.

Mahalle planlaması yapılırken gençlerin güvenli buluşma, spor, çalışma ve üretim alanlarına erişimi sağlanmalıdır.

Kent konseyi, belediye meclisi ve yerel politika tasarımı yapılırken gençlerin sözü yalnızca sembolik düzeyde değil, kararın asli unsuru olarak görülmelidir.

OECD’nin gençlik politikası yaklaşımı, gençlerin eğitim, beceri, istihdam, sağlık, sosyal koruma ve kamu yönetimi alanlarında bütünleşik politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Bu yaklaşımın yerel ölçekteki karşılığı açıktır:

Gençlik, ayrı bir müdürlük konusu değil; şehrin bütün geleceğinin ortak başlığıdır.


Türkiye’de Gençlerin Meselesi Sadece İşsizlik Değildir

İşsizlik, gençlerin hayatını doğrudan etkileyen en önemli sorunlardan biridir.

Ancak gençlerin geleceğini yalnızca işsizlik oranlarıyla açıklamak eksik kalır.

İş bulamamak kadar, nitelikli işe erişememek de sorundur.

Mesleğiyle uyumlu bir işte çalışamamak da sorundur.

Deneyim istenen işlere deneyim kazanamadan başvurmak zorunda kalmak da sorundur.

Uzun eğitim sürecinden sonra güvencesiz, geçici veya geleceği belirsiz işlerde kalmak da sorundur.

TÜİK’in İstatistiklerle Gençlik 2025 bültenine göre, 15–24 yaş grubundaki gençlerde işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 oldu.

Bu oran genç kadınlarda yüzde 30,9 düzeyine ulaştı.

Bu veriler, gençlik meselesinin yalnızca “iş bulma” meselesi olmadığını gösteriyor.

Bu mesele;

eğitimden iş hayatına geçiş meselesidir.

Beceri kazanma meselesidir.

Kadınların istihdama güvenli ve eşit erişimi meselesidir.

Nitelikli staj imkânı meselesidir.

Girişimcilik ve finansmana erişim meselesidir.

Ulaşım ve barınma maliyeti meselesidir.

Dijital beceri ve teknolojiye erişim meselesidir.

Ve nihayetinde gençlerin yaşadıkları şehirde gelecek görebilme meselesidir.

Bir genç, eğitim aldığı şehirde iş bulamıyorsa; iş bulduğu şehirde barınamıyorsa; çalıştığı yerde gelişemiyorsa; kent hayatına güvenle katılamıyorsa; geleceğe dair aidiyet duygusu zayıflar.

Bu nedenle gençlerin şehirle kurduğu ilişki, yalnızca ekonomik değil; sosyal, kültürel ve demokratik bir ilişkidir.


Eğitimden İşe Geçiş: Diplomanın Ötesindeki Yol

Gençlerin karşı karşıya bulunduğu en kritik eşiklerden biri, eğitim hayatından çalışma hayatına geçiştir.

Bir diploma önemlidir.

Ancak tek başına yeterli değildir.

Bugünün çalışma hayatı; teknik bilgi, iletişim becerisi, takım çalışması, yabancı dil, dijital okuryazarlık, problem çözme, proje yönetimi ve mesleki deneyim gibi çok boyutlu yetkinlikler talep ediyor.

Gençler ise çoğu zaman bu geçişi yalnız başına yapmak zorunda kalıyor.

İŞKUR’un Genç İstihdam Hamlesi programı; gençlerin kayıtlı, nitelikli ve kalıcı istihdama katılımını desteklemek üzere staj, işbaşı eğitim, kariyer fuarları, işe ilk adım ve gençlik programları gibi farklı araçları aynı çerçevede topluyor.

Yine İŞKUR Gençlik Programı, üniversite öğrencilerinin iş arama, öz geçmiş hazırlama, mülakat teknikleri, finansal okuryazarlık ve kariyer planlama gibi alanlarda desteklenmesini hedefliyor.

Bu programlar önemlidir.

Ancak asıl ihtiyaç, eğitim kurumları ile yerel ekonominin daha güçlü biçimde buluşmasıdır.

Üniversite ile sanayi arasında gerçek proje ortaklıkları kurulmalıdır.

Meslek liseleri, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme merkezleri ve yerel işletmeler arasında sürekli beceri ağları oluşturulmalıdır.

Öğrenciler, mezuniyet öncesinde iş hayatını yalnızca teorik olarak değil; gerçek üretim ortamlarında deneyimleyebilmelidir.

Yerel yönetimler de bu sürecin dışında kalmamalıdır.

Belediyeler; kariyer merkezleri, gençlik ofisleri, ortak çalışma alanları, teknoloji atölyeleri, yerel girişimcilik programları ve kent sorunlarına çözüm üreten proje çağrılarıyla gençlerin üretim kapasitesini büyütebilir.

Gençler için en güçlü destek, yalnızca yardım etmek değildir.

Gençlerin kendi yeteneğini ortaya koyabileceği gerçek imkânlar oluşturmaktır.


Gençler İçin Kent, Sadece Yaşanılan Yer Değildir

Bir şehir, genç için yalnızca ikamet edilen bir yer değildir.

Şehir; fırsatların haritasıdır.

Bir genç, o şehirde nereye ulaşabiliyor?

Nerede çalışabiliyor?

Nerede öğrenebiliyor?

Nerede üretebiliyor?

Nerede spor yapabiliyor?

Nerede kültür ve sanatla buluşabiliyor?

Nerede güvenli biçimde sosyalleşebiliyor?

Nerede fikrini söyleyebiliyor?

Nerede kendisini görünür hissedebiliyor?

Bu soruların her biri, gençlerin şehirle kurduğu ilişkinin niteliğini belirler.

Gençlerin kentten kopması, yalnızca başka şehre taşınmalarıyla başlamaz.

Kendi şehrinde kendisine alan bulamayan genç, o şehirden zihinsel olarak da uzaklaşmaya başlar.

Kendisini yalnız hisseder.

Karar süreçlerinden dışlanmış görür.

İş ve eğitim fırsatlarını sınırlı bulur.

Kültürel ve sosyal hayata erişimde zorlanır.

Ve zamanla şehirle arasındaki aidiyet bağı zayıflar.

Bu nedenle genç dostu şehir; sadece gençlik merkezi açan şehir değildir.

Genç dostu şehir; güvenli ulaşım sunan şehirdir.

Erişilebilir konut ve yaşam maliyeti üzerine düşünen şehirdir.

Çalışma ve üretim alanları oluşturan şehirdir.

Kütüphaneleri, atölyeleri, spor alanları ve kültür merkezleri yaşayan şehirdir.

Genç kadınların kamusal alanda kendisini güvende hissetmesini sağlayan şehirdir.

Farklı sosyal gruplardan gençlerin aynı fırsatlara ulaşabilmesini hedefleyen şehirdir.

Ve en önemlisi; gençlere yalnızca hizmet sunmayan, gençlerle birlikte karar alan şehirdir.


Gençlik Meclisi Süs Değil, Karar Ortağı Olmalıdır

Gençlerin yerel yönetimlerde temsili çoğu zaman gençlik meclisleri, gençlik konseyleri veya danışma grupları üzerinden sağlanmaya çalışılıyor.

Bu yapıların varlığı önemlidir.

Ancak gençlik meclisleri yalnızca etkinlik planlayan, temsil fotoğrafı veren veya görüş bildirmekle sınırlı kalan yapılar hâline geldiğinde; gerçek etkisini kaybeder.

Gençlik meclisinin görevi sadece gençlerin taleplerini sıralamak değildir.

Gençlik meclisi; kent bütçesi, ulaşım, iklim, kültür, spor, girişimcilik, güvenlik, eğitim ve sosyal politika başlıklarında gençlerin perspektifini karar süreçlerine taşıyabilmelidir.

OECD, gençlerin demokratik katılımı ve temsili güçlendiğinde, kurumlara duyulan güvenin de artabileceğini; özellikle kutuplaşma ve yanlış bilginin yoğunlaştığı ortamlarda gençlerin karar süreçlerinde daha görünür olmasının önem taşıdığını belirtiyor.

Bu nedenle yerel düzeyde şu soru sorulmalıdır:

Gençler hangi toplantıya katıldı? Değil.

Gençlerin görüşü hangi kararı değiştirdi?

Bu sorunun cevabı, gençlik katılımının gerçek ölçüsüdür.

Kent konseyleri, belediye meclisleri ve stratejik plan süreçleri; gençlerin yalnızca dinlendiği değil, belirli konularda öneri hazırladığı, bütçe önceliklerini tartıştığı ve sonuçları takip ettiği mekanizmalara dönüşmelidir.

Gençlerin karar sürecine katılması, yetişkinlerin sorumluluğunu azaltmaz.

Tam tersine, kararların geleceğe dayanıklılığını artırır.


Girişimcilik, Kentin Yeni Üretim Dili Olabilir

Gençlerin ekonomik hayata katılımı yalnızca mevcut işlere yerleşmekle sınırlı görülmemelidir.

Yeni iş alanları, yeni teknolojiler, dijital hizmetler, yaratıcı endüstriler, yeşil ekonomi, sosyal girişimcilik ve yerel üretim; gençler için yeni imkânlar oluşturabilir.

Ancak girişimcilik de yalnızca “kendi işini kur” çağrısıyla gelişmez.

Girişimcilik için; erişilebilir finansman gerekir.

Mentorluk gerekir. Çalışma alanı gerekir.

Ağ kurma imkânı gerekir. Hukuki ve mali danışmanlık gerekir.

Başarısızlık sonrası yeniden deneme cesareti gerekir.

Ve en önemlisi, yerel kurumların gençlerin fikrine güvenmesi gerekir.

Yerel yönetimler; üniversiteler, teknoparklar, ticaret ve sanayi odaları, meslek kuruluşları, kooperatifler ve sivil toplumla birlikte “Genç Girişimcilik Ağları” kurabilir.

Kentte karşılığı olan somut sorunlar, gençlerin çözüm geliştireceği alanlara dönüştürülebilir.

Su verimliliği. Atık yönetimi. Tarım teknolojileri.

Engelli erişimi. Yaşlı bakım hizmetleri.

Yerel turizm. Kültür-sanat üretimi.

Dijital kent hizmetleri. Mahalle lojistiği.

Bu alanların her biri, gençlerin hem sosyal fayda hem ekonomik değer üretebileceği yeni çalışma alanlarıdır.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Gençler İçin Küresel İstihdam Eğilimleri 2024 raporu, genç istihdamında ekonomik belirsizlik, beceri uyumsuzluğu, eşitsizlik ve iş kalitesi sorunlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Bu nedenle genç girişimcilik politikası, yalnızca şirket kurma sayısıyla ölçülmemelidir.

Asıl ölçüt, gençlerin nitelikli, sürdürülebilir ve toplumsal fayda üreten ekonomik alanlarda yer bulabilmesidir.


Genç Kadınların Geleceği, Kentin Geleceğidir

Gençlik politikalarında en fazla dikkat edilmesi gereken alanlardan biri genç kadınların eğitim, istihdam ve kamusal hayata katılımıdır.

TÜİK verilerinde genç kadınlarda işsizlik oranının genç erkeklerden daha yüksek olması ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadınların oranının ise genç erkeklerin çok üzerinde bulunması, bu meselenin özel politika gerektirdiğini ortaya koyuyor.

2025 yılında genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 22,1 iken; genç erkeklerde bu oran yüzde 11,7 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadınların oranı yüzde 30,9, genç erkeklerin oranı ise yüzde 16,3 olarak hesaplandı. TÜİK İstatistiklerle Gençlik 2025 verileri, fırsat eşitliği tartışmasının kent politikalarından ayrı düşünülemeyeceğini gösteriyor.

Genç kadınların istihdamına ilişkin sorunlar yalnızca iş ilanlarıyla çözülmez.

Güvenli ulaşım gerekir.

Nitelikli bakım hizmetleri gerekir.

İş yerlerinde eşitlik gerekir.

Dijital beceri imkânı gerekir.

Girişimcilik finansmanına erişim gerekir.

Kamusal alanda güven duygusu gerekir.

Kariyer basamaklarında görünürlük gerekir.

Bu nedenle genç kadınların kent hayatına eşit katılımı, yalnızca kadın politikası değil; ekonomik kalkınma, sosyal adalet ve yerel demokrasi politikasıdır.

Bir şehir genç kadınların güvenle okuduğu, çalıştığı, ürettiği, seyahat ettiği ve yönetime katıldığı ölçüde geleceğe hazırdır.


Gençlik Politikası Bir Etkinlik Takvimi Olamaz

Gençlik için yapılan çalışmalar çoğu zaman kültürel etkinlikler, spor organizasyonları, konserler, kurslar veya kısa süreli kampanyalar üzerinden değerlendirilir.

Bunlar elbette değerlidir.

Ancak gençlik politikası, etkinlik takviminden çok daha büyük bir mesele olmalıdır.

Gençlik politikası;

Barınma politikasına dokunmalıdır.

Ulaşım politikasına dokunmalıdır.

İstihdam politikasına dokunmalıdır.

Eğitim politikasına dokunmalıdır.

Teknoloji politikasına dokunmalıdır.

Kültür ve sanat politikasına dokunmalıdır.

Sağlık ve psikososyal destek politikasına dokunmalıdır.

Kent güvenliğine dokunmalıdır.

Ve demokratik katılım politikasına dokunmalıdır.

OECD’nin Youth Policy Toolkit, gençlerin karşılaştığı sorunlara bütüncül kamu politikalarıyla yaklaşılmasını; iyi uygulamaların eğitimden istihdama, sosyal politikadan yönetişime kadar geniş bir çerçevede tasarlanmasını öneriyor.

Yerel yönetimler açısından bunun anlamı şudur:

Gençlik hizmetleri, tek bir müdürlüğün yükü değildir.

Gençlik, belediyenin bütün birimlerinin ortak sorumluluğudur.


Gençlerin Kentte Kurucu Rolü İçin Yedi Somut Adım

Gençleri kent hayatının gerçek ortağı hâline getirmek için yedi temel adım atılabilir:

Birincisi: Gençlik meclisleri karar süreçlerine bağlanmalıdır.
Gençlik meclislerinin önerileri; belediye meclisi, kent konseyi, stratejik plan ve bütçe süreçlerinde belirli takvimlerle değerlendirilmelidir.

İkincisi: Eğitimden istihdama geçiş için yerel beceri ağları kurulmalıdır.
Üniversiteler, meslek liseleri, işletmeler, organize sanayi bölgeleri, teknoparklar ve belediyeler; staj, mentorluk, proje ve işe geçiş programlarında sürekli iş birliği yapmalıdır.

Üçüncüsü: Genç kadınların istihdamı ve güvenli kent hakkı desteklenmelidir.
Güvenli ulaşım, dijital beceri, girişimcilik desteği, kariyer danışmanlığı ve eşitlikçi çalışma ortamları yerel politikaların önceliği olmalıdır.

Dördüncüsü: Genç girişimcilik merkezleri kurulmalıdır.
Ortak çalışma alanları, mentorluk, hukuk ve finans danışmanlığı, proje geliştirme desteği ve yerel sorunlara çözüm çağrıları gençlerin üretim kapasitesini büyütmelidir.

Beşincisi: Gençlere açık, erişilebilir ve güvenli kamusal alanlar oluşturulmalıdır.
Kütüphaneler, atölyeler, spor alanları, kültür merkezleri, gece güvenliği sağlanmış ulaşım noktaları ve ortak çalışma alanları gençlerin şehirde kalma isteğini güçlendirmelidir.

Altıncısı: Gençlik verisi şeffaflaştırılmalıdır.
İlçe ve mahalle düzeyinde eğitim, istihdam, girişimcilik, kültür, spor, erişilebilirlik ve gençlerin ihtiyaçlarına ilişkin güncel veriler, kişisel verileri koruyacak biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Yedincisi: Gençlerin ürettiği çözümler kent politikalarına taşınmalıdır.
İklim, su, ulaşım, afet, sosyal hizmet, dijital belediyecilik ve mahalle yaşamı gibi başlıklarda gençlere proje geliştirme, pilot uygulama ve sonuç izleme imkânı verilmelidir.

Bu yedi adım, gençlere lütuf sunmak için değildir.

Bunlar, kentin geleceğini daha güçlü, daha yenilikçi ve daha adil biçimde kurmak için gereklidir.


Son Söz: Geleceği Gençlere Bırakmak Yetmez, Gençlerle Kurmak Gerekir

Gençler, bir şehrin geleceği değildir.

Gençler, o geleceğin bugünkü kurucularıdır.

Onları yalnızca dinlemek yetmez.

Onlarla karar almak gerekir.

Onlara yalnızca umut vermek yetmez.

Üretebilecekleri gerçek alanlar açmak gerekir.

Onlara yalnızca sorumluluk yüklemek yetmez.

Söz, yetki, imkân ve güven vermek gerekir.

Bir şehir gençlerine ne kadar alan açarsa, o kadar gelişir.

Bir şehir gençlerinin emeğini, fikrini ve hayalini ne kadar ciddiye alırsa, o kadar güçlenir.

Bir şehir gençlerin karar süreçlerine katılımını ne kadar gerçek kılarsa, o kadar demokratikleşir.

Bu nedenle gençlik politikası, geleceğe dair bir temenni değildir.

Gençlik politikası, bugünün kentini yeniden kurma iradesidir.

Ve belki de asıl soru şudur:

Gençlere “gelecek sizindir” demekle mi yetineceğiz; yoksa bugünün şehrini gerçekten onlarla birlikte mi kuracağız?

Cuma Bereketi, Ortak Gelecek Duası

Cuma; yalnızca haftanın mübarek bir günü değil, aynı zamanda insanın kendisini, ailesini, çevresini, şehrini ve geleceğe karşı sorumluluğunu yeniden düşünmesi için de kıymetli bir vakittir.

Rabbim; ülkemize huzur, milletimize birlik, şehirlerimize bereket, gençlerimize umut, emek veren herkese güç ve gönüllerimize iyilik nasip eylesin.

Gençlerimizin ilimle, ahlakla, emekle, üretimle ve güzel niyetlerle geleceğe hazırlanmasını; şehirlerimizin adalet, merhamet, dayanışma ve ortak akılla güçlenmesini diliyorum.

Bu mübarek cuma günü; kalplerimize ferahlık, hanelerimize huzur, işlerimize bereket, dualarımıza kabul, yolumuza hayır getirsin.

Cumanız mübarek olsun.


Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP Köşe Yazarı
Kurucu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr


Yararlanılan Dijital Kaynaklar

Bu yazının kaynak omurgası; gençlerin işgücü piyasası, işsizlik, eğitim ve istihdam dışı kalma durumu hakkında güncel veriler sunan TÜİK İstatistiklerle Gençlik 2025 bülteni, gençlerin kayıtlı, nitelikli ve kalıcı istihdama katılımına yönelik programları içeren İŞKUR Genç İstihdam Hamlesi ve İŞKUR Gençlik Programı, eğitim, beceri, istihdam, sosyal politika ve yönetişimi birlikte ele alan OECD Youth Policy Toolkit, gençlerin demokratik katılımı ile kurumlara güven arasındaki ilişkiyi değerlendiren OECD gençlik ve katılım yaklaşımı ile genç istihdamında beceri uyumsuzluğu, eşitsizlik ve iş kalitesine dikkat çeken ILO Global Employment Trends for Youth 2024 raporu üzerine kuruludur.

Bu dijital kaynaklar, gençlik meselesinin yalnızca iş bulma veya eğitim tamamlama sorunu olmadığını; kentte fırsata erişim, güvenli hareket, nitelikli istihdam, girişimcilik, demokratik katılım, toplumsal eşitlik ve gelecek duygusuyla doğrudan ilişkili çok boyutlu bir kamu politikası alanı olduğunu göstermektedir.

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)