YAZARLAR

24 Temmuz 2026 Cuma, 18:00

İki Duayen, Bir Sahne: Doğanın Geleceğini Konuştuk

Prof. Dr. Tuna Ekim ile Prof. Dr. Ali Demirsoy’u aynı sahnede buluşturan söyleşinin moderatörlüğünü yapmak, benim için yalnızca bir etkinliği yönetmek değildi. Türkiye’nin biyoloji birikimine yön vermiş iki bilim insanının deneyimlerini, birbirlerine duydukları saygıyı ve doğanın geleceğine ilişkin uyarılarını yakından dinleme fırsatıydı. Türkiye Biyologlar Derneği ile Sunset Vision Group’un iş birliğinde gerçekleşen buluşma, bilim insanlarını toplumla bir araya getirmenin ne kadar değerli bir kamu hizmeti olduğunu da bir kez daha gösterdi.



İki Duayen…

Prof. Dr. Tuna Ekim…

Prof. Dr. Ali Demirsoy…

Türkiye biyoloji tarihinin iki önemli ismi.

İki ayrı bilimsel yolculuk…

Yıllara dayanan bir tanışıklık…

Büyük bir birikim…

Ve aynı sahne!

Türkiye Biyologlar Derneği ile Sunset Vision Group iş birliğinde düzenlenen “Türkiye Biyologlar Derneği Söyleşisinde İki Duayen” etkinliğinin moderatörlüğünü üstlendim.

Bir moderatör olarak sahnenin ortasındaydım.

Ama aslında o akşam benim yerim dinleyicilerin yanıydı.

Ben de dinledim.

Ben de düşündüm.

Ben de iki değerli hocanın sözlerinden kendi payıma düşeni aldım.



Moderatörlük Yalnızca Söz Vermek Değildir

Moderatörlük nedir?

Konuşmacıları tanıtmak mı?

Süreyi takip etmek mi?

Soruları sıraya koymak mı?

Elbette bunların hepsi görevin bir parçasıdır.

Ancak karşınızda yıllarını bilime vermiş iki insan varsa moderatörlük bundan daha fazlasıdır.

Doğru sorunun doğru zamanda sorulmasını sağlamak…

Bir anlatının kapısını aralamak…

Konuşmacılarla dinleyiciler arasında görünmeyen bir köprü kurmak…

Bazen söze yön vermek, bazen de aradan çekilip bilginin doğal akışına izin vermek…

O akşam yapmaya çalıştığım buydu.

Türkiye Biyologlar Derneği Genel Başkanı Birsel Gonca’nın açılış konuşmasının ardından söyleşiye başladık.

Programın klasik bir konferans biçiminde ilerlemesini istememiştik. Dinleyiciler yalnızca dinlemeyecek, sorularıyla konuşmaya doğrudan katılacaktı.

Öyle de oldu.

Sorular geldi.

Ardından yeni sorular…

Program planladığımız sürenin dışına çıktı.

İyi ki de çıktı!


KUTU BİLGİ

İki Duayen Söyleşisi

Etkinlik, Türkiye Biyologlar Derneği ile Sunset Vision Group iş birliğinde gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Tuna Ekim ile Prof. Dr. Ali Demirsoy, bilimsel deneyimlerini ve doğanın geleceğine ilişkin düşüncelerini katılımcılarla paylaştı.

Program, klasik konferans düzeni yerine dinleyici sorularıyla ilerleyen interaktif bir söyleşi biçiminde hazırlandı.

Yoğun ilgi nedeniyle toplantı planlanandan uzun sürdü.


Tuna Ekim Hoca ve Anadolu’nun Bitkileri

Tuna Hoca, uzmanlık alanı olan endemik bitkilerden söz etti.

Anadolu’nun bitkilerinden…

Yalnızca belirli bölgelerde yaşayabilen türlerden…

Korunması gereken doğal zenginliğimizden…

Endemik bitki!

Söylemesi kolay.

Peki kaybettiğimizde ne olur?

Yalnızca bir çiçeğin eksildiğini mi düşünürüz?

Hayır.

Bir endemik türün yok olması, milyonlarca yıllık doğal birikimin silinmesidir.

Bir genetik mirasın kaybolmasıdır.

Bir yaşam alanının parçalanmasıdır.

Belki henüz yeterince tanımadığımız bir türün, onu öğrenmeye fırsat bulamadan dünyadan çekilmesidir.

Anadolu, bitki çeşitliliği bakımından olağanüstü bir coğrafya.

Dağları, bozkırları, vadileri, kıyıları…

Her biri ayrı bir yaşam alanı.

Her biri doğanın uzun zaman içinde yazdığı büyük kitabın başka bir sayfası.

Tuna Hoca’yı dinlerken şunu düşündüm:

Biz o kitabı yeterince okuyabiliyor muyuz?

Yoksa bazı sayfalarını daha okumadan yırtıp atıyor muyuz?


KUTU BİLGİ

Endemik Tür Nedir?

Endemik tür, doğal olarak yalnızca belirli bir coğrafyada yaşayan bitki veya hayvan türüdür.

Yaşam alanlarının sınırlı olması, bu türleri çevresel değişimlere karşı daha kırılgan hâle getirir.

Plansız yapılaşma, yanlış arazi kullanımı, kirlilik, madencilik, bilinçsiz toplama ve iklim değişikliği endemik türleri tehdit edebilir.

Endemikleri korumak, yalnızca tek bir türü değil, o türün içinde yaşadığı bütün ekosistemi korumaktır.


Bir Bitkinin Kaybı Neden Hepimizi İlgilendirir?

Bir bitki türü yok olduğunda yalnızca botanikçilerin çalışma alanından bir isim silinmez.

Doğadaki bir ilişkinin halkası kopar.

O bitkiyle beslenen böcekler, onu kullanan başka canlılar, toprağın yapısı ve çevresindeki bütün yaşam ağı bu kayıptan etkilenebilir.

Doğa, birbirinden bağımsız parçalardan oluşmaz.

Bir türü diğerinden, toprağı sudan, bitkiyi hayvandan ve insanı doğadan ayırarak düşünemeyiz.

Bir endemik bitkiyi korumak, yalnızca güzel bir çiçeği yaşatmak değildir.

Toprağı, suyu, böcekleri, kuşları ve insan yaşamını birbirine bağlayan büyük sistemi korumaktır.

Tuna Ekim Hoca’nın anlattıkları, doğa korumanın yalnızca çevrecilerin veya biyologların konusu olmadığını açıkça gösterdi.

Tarım politikalarından kentleşmeye, eğitimden yerel yönetimlere kadar herkesin bu sorumlulukta payı var.

 

Ali Demirsoy Hoca ve Gelecek Kaygısı 

Ali Hoca, dünyanın geleceğine ilişkin kaygılarını dinleyicilerle paylaştı.

Kaygıları yeni değil.

Ama giderek daha güncel…

Daha görünür…

Daha yakıcı…

İklim değişikliği…

Su kaynakları…

Nüfus…

Tüketim…

Doğal yaşam alanlarının kaybı…

İnsanın doğaya müdahalesi…

Bu kavramları artık yalnızca bilimsel toplantılarda duymuyoruz.

Kuraklaşan toprakta görüyoruz.

Azalan suda hissediyoruz.

Mevsimlerin değişen düzeninde yaşıyoruz.

Ali Hoca’nın sözlerinde yalnızca bilimsel bilgi yoktu.

Uzun yıllar doğayı, canlıları ve insanın çevre üzerindeki etkisini incelemiş bir bilim insanının deneyimlerinden süzülen güçlü uyarılar vardı.

Dünyanın geleceği derken uzak bir zamandan söz etmiyoruz.

Bugün aldığımız kararların yarın ortaya çıkaracağı sonuçlardan söz ediyoruz.

Bugün kullandığımız sudan…

Bugün tükettiğimiz enerjiden…

Bugün yapılaşmaya açtığımız araziden…

Bugün görmezden geldiğimiz bir canlı türünden…


Bilinçli Yaşam Bireysel Tercihten Fazlasıdır

Bilinçli yaşam önemlidir.

İsraftan kaçınmak…

Suyu dikkatli kullanmak…

Gereksiz tüketimi azaltmak…

Doğaya zarar veren alışkanlıkları değiştirmek…

Bunların her biri gereklidir.

Ancak çevre sorunlarını yalnızca bireylerin iyi niyetine bırakamayız.

Yerel yönetimler, üniversiteler, kamu kurumları, meslek örgütleri, özel kuruluşlar ve karar vericiler de bilimsel gerçeklere göre hareket etmelidir.

Plansız kentleşmenin, yanlış arazi kullanımının veya doğayı yalnızca ekonomik bir kaynak olarak gören politikaların zararını, bireysel tasarruflarla ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Bilimsel bilginin karar süreçlerine girmesi gerekir.

Doğa konusunda alınan her karar, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, yarının yaşam koşullarını da hesaba katmalıdır.

Çünkü doğanın geleceği, insanın geleceğinden ayrı değildir.

Soluduğumuz hava…

İçtiğimiz su…

Yediğimiz gıda…

Yaşadığımız iklim…

Doğanın dışında değiliz.

Doğanın içindeyiz!


Hocaya Saygı

Söyleşi boyunca beni etkileyen başka bir ayrıntı daha vardı.

Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. Tuna Ekim’den söz ederken hocasına duyduğu saygıyı sık sık dile getirdi.

Bilimsel bir toplantıda yalnızca bilgi aktarılmadı.

Bir bilim kültürü de görünür oldu.

Hoca ve öğrenci…

Deneyim ve devamlılık…

Bilgi ve vefa…

Bilimin yalnızca kitaplardan, makalelerden ve laboratuvarlardan oluşmadığını bir kez daha gördük.

Bilim aynı zamanda bir gelenektir.

Bir kuşağın diğerine aktardığı çalışma disiplini, sorgulama alışkanlığı, doğruluk anlayışı ve emeğe saygıdır.

Bilim insanının büyüklüğü yalnızca ne kadar bildiğiyle ölçülmez.

Kendisinden önce emek verenlere nasıl baktığıyla da ölçülür.

Ali Hoca’nın Tuna Hoca’ya gösterdiği saygı, o akşamın en değerli derslerinden biriydi.


Soru Varsa İlgi de Vardır

Toplum bilime ilgi duymuyor mu?

Bence bu yargıyı yeniden düşünmek gerekiyor.

O akşam sorular bitmedi.

Bir soru başka bir sorunun kapısını açtı.

Dinleyiciler yalnızca hazır bilgi almak istemiyordu.

Merak ediyordu.

Karşılaştırıyordu.

Kendi hayatıyla bağlantı kuruyordu.

Düşüncesini paylaşmak istiyordu.

Bilim insanları toplumdan uzak kaldığında, toplumun bilime ilgisiz olduğunu düşünmek kolaydır.

Oysa doğru ortam kurulduğunda tablo değişiyor.

İnsanlar soru soruyor.

Bilim insanlarını dinliyor.

Öğrenmek istiyor.

O hâlde sorun ilgisizlik mi?

Yoksa bilim insanlarıyla toplum arasında yeterince buluşma alanı oluşturulmaması mı?

Bence ikinci seçenek üzerinde daha fazla düşünmeliyiz.


KUTU BİLGİ

Bilim Söyleşileri Neden Önemlidir?

Bilim insanları ile toplum arasındaki mesafeyi azaltır.

Akademik bilginin anlaşılır bir dille paylaşılmasını sağlar.

Gençlerin bilim insanlarıyla doğrudan iletişim kurmasına imkân verir.

Çevre ve doğa sorunları konusunda toplumsal farkındalık oluşturur.

Katılımcıların soru sorarak bilimsel tartışmaya dâhil olmasını sağlar.

Bilimsel düşüncenin günlük hayatla bağ kurmasına katkıda bulunur.



Türkiye Biyologlar Derneğinin Toplumsal Sorumluluğu

Bu buluşmayı gerçekleştiren Türkiye Biyologlar Derneğinin katkısını özellikle vurgulamak gerekiyor.

Dernekler neden vardır?

Yalnızca üyelerinin mesleki sorunlarıyla ilgilenmek için mi?

Elbette mesleki hakların korunması önemlidir.

Ancak bir meslek örgütünün topluma karşı da sorumluluğu vardır.

Bilimsel bilgiyi paylaşmak…

Mesleğin toplumsal değerini anlatmak…

Gençleri deneyimli bilim insanlarıyla buluşturmak…

Çevre ve doğa konusunda kamuoyunu bilgilendirmek…

Gerektiğinde uyarmak…

Türkiye Biyologlar Derneği, iki değerli bilim insanını toplumla buluşturarak önemli bir hizmet sundu.

Üstelik konuşulanlar yalnızca biyologları ilgilendirmiyordu.

Endemik bitkiler kimin konusu?

Yalnızca botanikçilerin mi?

İklim değişikliği yalnızca akademisyenlerin mi?

Su, toprak, gıda güvenliği, doğal yaşam ve biyolojik çeşitlilik hepimizin konusu değil mi?

Bir meslek örgütü bilimsel birikimini toplumla paylaşabiliyorsa görevini yalnızca üyelerine karşı değil, ülkeye karşı da yerine getiriyor demektir.

Bu nedenle Türkiye Biyologlar Derneğine teşekkür etmek gerekiyor.

Bilimi salondan topluma taşıdığı için…

Sorulara alan açtığı için…

İki büyük bilimsel birikimi aynı sahnede buluşturduğu için…


Sunset Vision Group’un Açtığı Alan

Bir etkinliğin gerçekleşmesi için düşünce yetmez.

Mekân gerekir.

Teknik altyapı gerekir.

Organizasyon gerekir.

İnsanların rahatça bir araya gelebileceği bir alan gerekir.

Sunset Vision Group, bu bilimsel buluşmanın gerçekleşmesine katkı sundu.

Türkiye Biyologlar Derneği ile iş birliği yaparak bilim insanlarının toplumla buluşmasına alan açtı.

Özel kuruluşların toplumsal sorumluluğu üzerine çok konuşuyoruz.

Toplumsal sorumluluk nedir?

Yalnızca bağış yapmak mı?

Belirli günlerde kampanya düzenlemek mi?

Bence daha fazlası.

Bilime yer açmak da toplumsal sorumluluktur.

Kültüre alan açmak…

Gençlerle bilim insanlarını buluşturmak…

Toplumun nitelikli bilgiye erişimini kolaylaştırmak…

Sivil toplumla özel girişimin kamu yararı çevresinde iş birliği yapması, toplumsal faydanın çoğalmasına katkı sağlar.

Bu buluşma da bunun güzel örneklerinden biri oldu.


KUTU BİLGİ

Toplumsal Fayda İçin İş Birliği

Türkiye Biyologlar Derneği, bilimsel içeriği ve mesleki birikimi sundu.

Sunset Vision Group, etkinliğin gerçekleştirilmesi için gerekli ortamın ve organizasyon imkânlarının oluşmasına katkı sağladı.

İki kuruluşun iş birliği, bilim insanlarının toplumla doğrudan buluşmasına imkân verdi.

Bilimsel etkinliklerin erişilebilir olması, toplumsal faydayı güçlendirdi.

Sivil toplum ve özel kuruluşlar arasındaki nitelikli iş birlikleri, bilginin daha geniş kesimlere ulaşmasını sağlayabilir.


Moderatör Masasından…

O akşam moderatör masasında zaman zaman saate baktım.

Program uzuyordu.

Sorular devam ediyordu.

Ne yapmalıydım?

Konuşmayı bitirmek mi?

Yoksa bilginin ve merakın akışına biraz daha izin vermek mi?

İkinci yolu seçtik.

Çünkü salondaki ilgi azalmıyordu.

Hocalarımız anlatmaya devam ediyordu.

Katılımcılar yeni sorular hazırlıyordu.

Bir toplantının planlanan süreyi aşması her zaman olumsuz mudur?

Bence değil.

Konu dağılmışsa, ilgi azalmışsa ve tekrarlar başlamışsa süre sorun olabilir.

Ama bilgi çoğalıyor, sorular derinleşiyor ve dinleyici konuşmanın içinde kalıyorsa geçen zaman başka bir anlam kazanır.

O akşam yaşanan buydu.

Benim için moderatörlüğün en güzel tarafı da buydu:

İki büyük bilim insanının birikimiyle salondaki merakı buluşturmak…

Bir sorudan yeni bir düşünce doğduğunu görmek…

Bazen yalnızca dinlemek…


Bir Toplantı Bitti mi?

Toplantı sona erdi.

Ama konu bitti mi?

Hayır.

Endemik bitkiler hâlâ korunmayı bekliyor.

Dünyanın geleceğine ilişkin kaygılar hâlâ önümüzde duruyor.

Bilim insanlarıyla toplum arasındaki bağ hâlâ güçlendirilmeyi bekliyor.

Yoğun ilgi sonucunda benzer buluşmaların sürdürülmesi yönünde ortak bir düşünce oluştu.

Etkinliğe katılmak isteyip gelemeyenler için toplantı kaydının Türkiye Biyologlar Derneğinin sayfasında yayımlanmasının planlandığı da bildirildi.

Bu önemli.

Çünkü bir salonun kapasitesi sınırlıdır.

Dijital dünyanın erişim imkânı ise çok daha geniştir.

O akşam salonda konuşulanlar kayıt aracılığıyla başka kentlere, farklı yaş gruplarına ve yeni meraklılara ulaşabilir.

Bir öğrenci izleyebilir.

Bir öğretmen sınıfında paylaşabilir.

Bir doğa tutkunu yeni bir bilgiyle karşılaşabilir.

Bir genç biyoloji okumaya karar verebilir.

Bilginin yolculuğu, etkinlik bittiğinde sona ermez.

Belki de asıl yolculuk o zaman başlar.


Doğayı Korumak…

Doğayı korumak!

Çok kullandığımız bir ifade.

Peki ne anlıyoruz?

Bir ağacı korumak mı?

Bir hayvanı kurtarmak mı?

Bir çiçeğe dokunmamak mı?

Bunların her biri değerli.

Ama doğayı korumak, birbirinden ayrı parçaları korumaktan daha geniş bir anlam taşır.

Bir bütünü korumaktır.

Toprağı…

Suyu…

Bitkiyi…

Hayvanı…

İnsanı…

Ve aralarındaki görünmez ilişkiyi…

Bir tür yok olduğunda yalnızca sayı azalmaz.

Doğanın kurduğu büyük bağlardan biri kopar.

Tuna Ekim Hoca’nın endemik bitkiler üzerine anlattıkları ile Ali Demirsoy Hoca’nın dünyanın geleceğine ilişkin uyarıları aynı noktada birleşiyordu:


Bilinçli yaşamak zorundayız.

Daha az tüketmek…

Daha doğru planlamak…

Bilimsel bilgiye kulak vermek…

Doğayı sınırsız bir kaynak olarak görmemek…

Ve en önemlisi, kendimizi doğanın dışında sanmamak…


SONUÇ

Prof. Dr. Tuna Ekim ile Prof. Dr. Ali Demirsoy’u aynı sahnede dinlemek ve bu değerli buluşmanın moderatörlüğünü yapmak benim için büyük bir onurdu.

O akşam yalnızca iki bilim insanını dinlemedik.

Anadolu’nun bitkilerini konuştuk.

Doğanın geleceğini konuştuk.

Bilimsel emeği konuştuk.

Hocaya saygıyı gördük.

Toplumun bilime ilgisini gördük.

Bir dernek ile özel kuruluşun ortak çalışmayla nasıl toplumsal fayda üretebileceğine tanıklık ettik.

Türkiye Biyologlar Derneği önemli bir sorumluluk üstlendi.

Sunset Vision Group bu sorumluluğa alan açtı.

Dinleyiciler sorularıyla toplantıyı zenginleştirdi.

İki değerli hocamız bilgilerini ve deneyimlerini cömertçe paylaştı.

Bize düşen ne?

Dinlemek…

Anlamak…

Anlatmak…

Ve harekete geçmek!

Bilim insanlarımız konuşmalı.

Toplum soru sormalı.

Kurumlar buluşma alanları oluşturmalı.

Bilgi, üniversitelerin ve bilimsel yayınların sınırları içinde kalmamalı.

Çünkü çevreyi konuşmak yalnızca doğayı konuşmak değildir.

Suyu, gıdayı, sağlığı ve hayatı konuşmaktır.

Doğanın geleceğini konuşmak, kendi geleceğimizi konuşmaktır.

İki duayen aynı sahnedeydi.

Biz dinledik.

Şimdi sıra, duyduklarımızın sorumluluğunu taşımakta…


Dr. Necati Yalçın

Eğitimci ve Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı
nyalcin@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)