Vicdanımıza Emanet Edilen Canlar: Merhamet Medeniyetinin Masum Sessizleri
İnsanoğlu, yeryüzünün halifesi olarak yaratıldığında sadece kendi nefsini imar etmekle değil; havasıyla, suyuyla ve bağrında barındırdığı tüm canlılarıyla bütün bir kâinatı gözetmekle mükellef kılınmıştır. Yunus Emre’in "Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü, Yaratılmışı hoş gördük, Yaratan’dan ötürü." Sözlerinde anlam bulduğu gibi “Yaratılanı mahlûkata şefkat göstermeyi ilahi sevgiyin en somut tezahürü kabul eder. Nitekim Fahri Âlem Efendimiz (s.a.v.), susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe ayakkabısıyla su içiren günahkâr bir kulun bu merhameti sebebiyle bağışlandığını müjdelerken, bizlere insan olmanın ve mümin kalabilmenin en derin ölçüsünü miras bırakmıştır.
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü; kökleri 1925’te Berlin’e, 1931’de Floransa’ya dek uzanan uluslararası bir takvim yaprağı olmanın ötesinde, İşte bu ilahi emanet bilincini vicdanlarımıza yeniden hatırlatan mübarek bir uyarıcıdır. İster sokaklarımızda adımlarımızı takip eden bir kedi, ister gökyüzünde kanat çırpan bir kuş, isterse de dağlarımızda rızkını arayan bir yaban hayvanı olsun; her biri Kendini İfade Etme Yetisinden Mahrum Birer Ayettir. Onların rızkını gözetmek, acılarını dindirmek ve yaşam alanlarını muhafaza etmek, bizlerin hem insani hem de imani bir borcudur.
Bugün ülkemizde sahipsiz sokak canlılarından nesli tehlike altındaki yaban hayatına kadar yürütülen gayretler, tam da bu köklü merhamet anlayışının kurumsallaşmış birer yansımasıdır. Nitekim yetkili kurumlarımız ve sivil toplumumuz eliyle son yıllarda;
- 2,8 milyondan fazla sahipsiz canın aşılanması, 2,5 milyonu aşkın hayvanın kısırlaştırılması ve 530 binden fazlasının sıcak bir yuvaya kavuşturulması,
- Anadolu Yaban Koyunu, Kelaynak, Alageyik, Hatay Dağ Ceylanı gibi nesli tükenme eşiğine gelen türlerin özel merkezlerde çoğaltılarak (Kelaynak sayısının 42’den 303’e çıkarılması gibi) yeniden ait oldukları doğaya salınması,
- 1,4 milyon kanatlı canlının ve 45 milyondan fazla alabalığın tabii ekosisteme kazandırılması,
- Zorlu kış şartlarında aç kalan yaban dostlarımız için dağlara 7.500 ton yem ve kavurucu sıcaklarda 930 su yalağı bırakılması,
- Son 10 yılda yaralanan 60 binden fazla yaban hayvanının kurulan rehabilitasyon merkezlerinde tedavi edilerek doğaya salıverilmesi,
- Sahillerimizde yumurtadan çıkan 589 binden fazla deniz kaplumbağası yavrusunun güvenle mavi sulara ulaştırılması,
Sadece birer rakam yahut idari başarı değil; merhamet medeniyetimizin diri tutulma gayretidir. 100 farklı tür için hazırlanan Tür Koruma Eylem Planları ve GPS tasmalarıyla izlenen turnaların Sivas Tödürge Gölü ile Kızılırmak Havzası'ndaki göç yollarının muhafazası, Rabbimizin yeryüzüne serptiği bu muazzam dengenin korunması adına atılmış kıymetli adımlardır.
Lakin unutmamalıyız ki kanunlar, bütçeler ve kurumsal projeler ne kadar büyük olursa olsun; asıl merhamet bireyin kalbinde başlar. Sokaklarımızda rehabilite edilmeyi bekleyen milyonlarca can varken, yapılacak en güzel amel vicdanımızı harekete geçirmektir.
Peki bizler kişisel dünyamızda neler yapabiliriz?
- Kapımızın Önünü Boş Bırakmayalım: Özellikle mevsim geçişlerinde ve dondurucu soğuklarda bir kap temiz su ve bir avuç mamayı kapımızın önüne koymak, bir canın hayata tutunmasına vesile olur.
- Satın Almayalım, Sahiplenelim: Evimizi ve gönlümüzü bir cana açmak istediğimizde petshoplar yerine barınaklardaki, sokaklardaki mahzun gözlere öncelik verelim.
- Sığınakları ve Barınakları Ziyaret Edelim: Yerel bakımevlerini ziyaret ederek mama desteğinde bulunmak, oradaki kimsesiz canların başını okşamak ruhumuza da şifa olacaktır.
- Çocuklarımıza Merhameti Aşılayalım: Evlatlarımıza doğadaki her canlının yaşama hakkı olduğunu, onlara eziyet etmenin büyük bir vebal, şefkat göstermenin ise en büyük erdem olduğunu yaşayarak öğretelim.
Sonuç ve Değerlendirme
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü vesilesiyle kaleme alınan bu çalışma, hayvan haklarını koruma ve doğayla uyum içinde yaşama sorumluluğumuzun yalnızca yasal ve kurumsal bir zorunluluk değil, aynı zamanda vicdani ve dinî bir ödev olduğunu ortaya koymak içindir.
Günümüz dünyasında, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu çerçevesinde yürütülen aşılama, kısırlaştırma, rehabilitasyon ve türe özgü koruma eylem planları takdire şayandır. Nitekim 60 binden fazla yaralı yaban hayvanının tedavi edilmesi, Kelaynak ve Anadolu Yaban Koyunu gibi nesli tehlikedeki türlerin nüfuslarının artırılması ve zorlu iklim koşullarında sunulan yem/su takviyeleri, devlet ve sivil toplum iş birliğinin somut başarılarıdır.
Bununla birlikte, ülkemizde rehabilite edilmeyi bekleyen milyonlarca sahipsiz canlı varlığı, bireysel farkındalığın ve toplumsal merhamet duygusunun diri tutulmasını zorunlu kılmaktadır. Sadece kanuni düzenlemeler veya bütçe tahsisleri değil; kapımızın önüne bırakacağımız bir kap su, satın alma yerine sahiplenme bilinci ve çocuklara aşılanacak mahlûkata şefkat anlayışı, merhamet medeniyetimizin geleceğini tayin edecektir. Netice itibarıyla, yeryüzünün masum ve sessiz sakinlerine gösterilecek hürmet ve sevgi, insanlığımızın ve vicdanımızın en hakiki nişanesidir.
Göklerin ve yerin Mülkü Kendisine ait olan Yüce Allah; bizleri Sessiz Kullarının dualarından mahrum etmesin. Hayatımıza koşulsuz sevgi katan tüm patili ve kanatlı dostlarımızın yaşam haklarının korunduğu, hiçbir canlının acı ve eziyet çekmediği adil ve şefkat dolu bir dünya temennisiyle...
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kutlu olsun.
Saygılarımla.
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP