Trafikte Bir Dakika, Hayatta Bir Ömür: Motosiklet sayısı hızla artıyor. Peki, trafik kültürümüz aynı hızla gelişiyor mu?
Bir motosiklet, trafikte birkaç saniyede gözden kaybolabilir. Fakat o motosikletin üzerinde bir insan vardır. Bir annenin evladı, bir babanın çocuğu, bir eşin hayat arkadaşı, bir çocuğun annesi veya babası… İşte bu nedenle motosiklet kazalarına yalnızca trafik istatistikleri olarak bakamayız. Çünkü her rakamın arkasında bir hayat, her kazanın arkasında bir aile, her kaybın arkasında ise yıllarca sürecek bir acı vardır.
Motosiklet kullanımı ülkemizde hızla artıyor. Şehir içi ulaşımın pratikliği, ekonomik olması, park kolaylığı ve özellikle kurye sektörünün büyümesi motosikletleri günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline getirdi.
Ancak burada çok önemli bir soruyla karşı karşıyayız: Motosiklet sayımız artarken trafik güvenliği kültürümüz de aynı hızla gelişiyor mu?
Ne yazık ki rakamlar bu konuda ciddi bir alarm veriyor.
Rakamların Ne Söylüyor?
Verilere göre motosikletlerin toplam araçlar içerisindeki payı yaklaşık yüzde 21,3 iken, kazalara karışma oranı yüzde 47,1 seviyesine ulaşıyor.
Daha da dikkat çekici olan, motosikletlerin karıştığı kazalarda kusur oranının yaklaşık yüzde 67,7 olması.
Kusur nedenlerinin başında ise;
- Aşırı hız: yüzde 49,3
- Geçiş önceliği ihlali: yüzde 17,3
- Şerit ihlali: yüzde 7,1
geliyor. Bu rakamlar bize yalnızca kazaların nedenlerini göstermiyor. Bize aynı zamanda trafik kültürümüzdeki önemli bir sorunu gösteriyor. Aşırı hız, dikkatsizlik, sabırsızlık ve kuralları ihlal etme alışkanlığı, trafikte yalnızca maddi hasara değil, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.
Unutmamalıyız! Kaza bir istatistik olabilir; fakat ölüm hiçbir zaman istatistik değildir.
Motosikletin Kaportası İnsan Bedenidir
- Bir otomobilin kaportası vardır.
- Hava yastığı vardır.
- Emniyet kemeri vardır.
Çarpışma anında sürücüyü korumaya yönelik onlarca güvenlik sistemi vardır. Motosiklet sürücüsünün ise böyle bir koruma duvarı yoktur. Onun en önemli güvenlik ekipmanları kaskı, koruyucu kıyafetleri ve sürüş disiplinidir. Bu nedenle çok basit bir gerçeği hiçbir zaman unutmamalıyız: Motosikletin kaportası insan vücududur.
Bu gerçek, motosiklet sürücüsünün neden çok daha dikkatli olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Aralardan kontrolsüz geçmek, kırmızı ışıkta geçmek, aşırı hız yapmak, şerit ihlali yapmak veya geçiş önceliğine uymamak birkaç saniye kazandırabilir. Ama o birkaç saniyenin bedeli bazen bir ömür olabilir.
"Bana Bir Şey Olmaz" Yanılgısı
Trafikte en tehlikeli düşüncelerden biri, insanın kendisini kazalardan muaf görmesidir.
- "Ben yıllardır motosiklet kullanıyorum."
- "Motoru çok iyi kontrol ediyorum."
- "Birkaç kilometre hızdan bir şey olmaz."
- "Buradan daha önce de geçtim."
Bu düşüncelerin tamamı insanı tehlikeye yaklaştırabilir. Çünkü;
- Trafikte yalnızca sizin davranışınız yoktur.
- Karşınızda dikkatsiz bir sürücü olabilir.
- Kör noktada kalan bir motosiklet olabilir.
- Aniden açılan bir araç kapısı olabilir.
- Kaygan bir yol olabilir.
- Yola çıkan bir yaya olabilir.
- Beklenmeyen bir engel olabilir.
İyi bir sürücü, yalnızca motosikletini iyi kullanan kişi değildir. İyi sürücü, başkasının hatasını da hesaba katan sürücüdür.
Motosikletliyi Görmek de Bir Sorumluluktur
Elbette bütün sorumluluğu motosiklet sürücülerine yüklemek doğru değildir. Trafik ortak bir yaşam alanıdır. Otomobil sürücüsünün de motosikletliye karşı sorumluluğu vardır. Motosikletler daha küçük oldukları için otomobillerin kör noktalarında kolayca görünmez hâle gelebilir. Bu nedenle otomobil sürücüsü şerit değiştirmeden önce aynalarını kontrol etmeli, kör noktalarını gözden geçirmeli ve motosikletlerin de yolun eşit kullanıcıları olduğunu unutmamalıdır.
Çünkü: Motosiklet küçük olabilir; fakat üzerindeki hayat küçücük değildir.
Bir motosikleti trafikte sıkıştırmak, önünü kesmek veya onu görmezden gelmek yalnızca bir trafik hatası değildir. Bazen bir insanın hayatını tehlikeye atmaktır.
Bir Paket İçin Bir Hayat Feda Edilir mi?
Motosiklet kazalarını konuşurken kurye sektörünü ayrıca değerlendirmek gerekiyor. Bugün birkaç dokunuşla sipariş veriyoruz. Yemeğimizin, paketimizin veya ürünümüzün mümkün olduğunca kısa sürede kapımıza gelmesini bekliyoruz. Bazen birkaç dakikalık gecikmeye bile tahammül edemiyoruz.
Peki o birkaç dakikayı kazanmak için yollarda risk alan insanları düşünüyor muyuz? Kuryeye:
- "Çabuk ol."
- "Bir an önce yetiştir."
- "Müşteri bekliyor."
diyoruz. Fakat şu gerçeği unutmamalıyız: Bir sipariş birkaç dakika gecikebilir; bir insanın hayatı geri getirilemez. Bu nedenle kurye sektöründe hızdan önce güvenlik kültürü oluşturulmalıdır. Çalışanlara gerçekçi teslimat süreleri verilmeli, aşırı hız ve riskli sürüş davranışlarını teşvik eden uygulamalardan kaçınılmalıdır.Çünkü hiçbir paket insan hayatından daha değerli değildir.
Trafik Kuralları Engel Değil, Hayat Sigortasıdır
Trafik kurallarına bakışımızı değiştirmeliyiz. Kırmızı ışık yalnızca ceza yememek için duracağımız bir ışık değildir. Hız sınırı yalnızca radar olduğu zaman uyacağımız bir rakam değildir. Kask yalnızca denetim sırasında takılacak bir aksesuar değildir. Emniyet kemeri yalnızca polis gördüğümüzde hatırlayacağımız bir güvenlik önlemi değildir. Bunların hepsi hayatımızı korumak için vardır. Trafik kurallarının temel amacı insanı sınırlamak değil, insanı yaşatmaktır. Bu nedenle: Kural, özgürlüğün düşmanı değil; hayatın güvencesidir.
Asıl Denetim İnsanının Kendisidir
Elbette devlet denetimleri artırmalıdır. Ehliyet eğitimleri daha nitelikli ve uygulamalı hâle getirilmelidir. Motosiklet sürücülerine risk farkındalığı ve ileri sürüş eğitimleri verilmelidir. Aşırı hız, kırmızı ışık ve tehlikeli şerit ihlalleri etkin biçimde denetlenmelidir.
Yerel yönetimler ise motosiklet kullanımının yoğun olduğu bölgelerde yol güvenliğini, kavşakları, aydınlatmayı ve trafik işaretlerini yeniden değerlendirmelidir.
Özellikle Ege ve Akdeniz bölgeleri gibi, motosiklet kullanımının mevsimsel olarak yoğunlaştığı dönemler dikkate alınarak özel trafik güvenliği tedbirleri geliştirilmelidir. Ancak bütün bunların üzerinde bir denetim vardır: Vicdan.
- Polis yokken de kırmızı ışıkta durabilmek...
- Radar yokken de hız sınırına uyabilmek...
- Kimse görmüyorken de kask takmak...
- İşte gerçek trafik kültürü budur.
Bir Dakika İçin Bir Ömür...
Hayatın en büyük yanılgılarından biri, zamanı kazanırken hayatı kaybetme ihtimalini unutabilmektir. Bir toplantıya birkaç dakika erken gitmek için hızlanıyoruz. Bir siparişi yetiştirmek için risk alıyoruz. Bir aracı geçmek için tehlikeli manevra yapıyoruz. Kırmızı ışıkta "Nasıl olsa geçerim" diye düşünüyoruz. Oysa hayatın bize öğrettiği en acı gerçeklerden biri şudur: Geç kalmak telafi edilebilir. Ölüm telafi edilemez.
Bir iş birkaç dakika bekleyebilir. Bir sipariş birkaç dakika geç gelebilir. Bir toplantı birkaç dakika gecikebilir. Ama bir insanın hayatı geri getirilemez.
Sonuç ve Değerlendirme
Motosiklet kullanımı artmaya devam edecektir. Şehirler büyüyecek, trafik yoğunlaşacak, kurye sektörü gelişecek ve motosikletler ulaşım sistemimizin daha önemli bir parçası hâline gelecektir. Asıl mesele motosikletlerin çoğalması değildir. Asıl mesele, motosikletlerle birlikte trafik güvenliği kültürünün de gelişmesidir.
Motosiklet sürücüsü kurallara uyacak. Otomobil sürücüsü motosikletliyi görecek. Kamu otoritesi etkin denetim yapacak. Yerel yönetimler güvenli altyapı oluşturacak. İşverenler çalışanlarını zaman baskısıyla tehlikeye atmayacak. Eğitim kurumları trafik bilincini güçlendirecek. Ve toplum olarak birbirimizin hayatına daha fazla saygı göstereceğiz. Çünkü trafik bir yarış alanı değildir. Trafik, üstünlük kurma alanı değildir. Trafik, sabırsızlığımızı sergileyeceğimiz bir yer değildir.
Trafik, hepimizin eve sağ salim dönebilmek için kullandığı ortak yaşam alanıdır!
Bu nedenle motosiklete binerken de otomobil kullanırken de kendimize tek bir hedef koymalıyız: En hızlı gitmek değil, sağ salim eve dönmek. Çünkü trafikte gerçek başarı; bir dakika kazanmak değil, bir ömrü kaybetmemektir. Ve unutmayalım: Bir insanın eve dönmesini bekleyen biri mutlaka vardır.
O nedenle direksiyon başına geçtiğimizde, motosiklete bindiğimizde veya trafikte bir başka insanla karşılaştığımızda biraz daha sabırlı, biraz daha dikkatli ve biraz daha vicdanlı olalım.
Çünkü yollar hepimizin. Hayat ise hepimiz için yalnızca bir kez veriliyor.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP