YAZARLAR

21 Mart 2026 Cumartesi, 00:00

Şikâyet Alışkanlığı Beyni Nasıl Şekillendiriyor?

İnsan, farkında olmadan zihnini eğitir. Nasıl düşündüğümüz, neye odaklandığımız ve gün içinde zihnimizde hangi cümleleri tekrar ettiğimiz, aslında beynimizin nasıl çalışacağını belirler. Bu nedenle basit görünen bazı alışkanlıkların sandığımızdan çok daha derin sonuçları vardır. Sürekli şikâyet etmek de bunlardan biridir.

Günlük hayatımıza şöyle bir bakalım. Trafikten şikâyet ederiz, işten şikâyet ederiz, yöneticilerden, ekonomiden, hatta bazen havadan bile… Şikâyet etmek çoğu zaman kısa süreli bir rahatlama sağlar. İnsan içini döktüğünü düşünür. Fakat nörobilim bize bu davranışın yalnızca bir duygu boşaltımı olmadığını, aynı zamanda beynin yapısını etkileyen bir süreç olduğunu söylüyor.

Nörobilim literatüründe “Hebb Yasası- (veya Hebbian öğrenme)”, “Birlikte ateşlenen nöronlar, birlikte bağlanır” (neurons that fire together, wire together) ilkesine dayanan, öğrenmenin sinirsel temelini açıklayan teoridir. Donald Hebb tarafından 1949'da öne sürülen bu kurala göre, bir nöron başka bir nöronu sürekli ve tekrar ederek uyardığında, aralarındaki bağlantı güçlenir.” Yani beynimiz hangi düşünceyi sık tekrar ederse o düşünceye ait sinir ağları giderek güçlenir.

Bunu daha anlaşılır bir örnekle açıklayalım. Hiç kimsenin yürümediği bir tarla düşünün. Bir kişi o tarladan geçmeye başladığında yerde ince bir iz oluşur. Eğer insanlar sürekli aynı yerden yürürse o iz zamanla belirgin bir patikaya dönüşür. Günün birinde artık herkes doğal olarak o yolu kullanmaya başlar. Çünkü yol oluşmuştur.”

Beynimizde de benzer bir mekanizma çalışır. Sürekli şikâyet ettiğimizde, tenkit ettiğimizde ve olumsuz düşünceleri tekrar ettiğimizde beynimizde buna karşılık gelen sinir yolları güçlenir. Zamanla zihnimiz adeta sorunları bulmaya programlanır. Bir süre sonra ise özel bir çaba göstermeden, otomatik olarak eksikleri ve problemleri görmeye başlarız.”

İşin ilginç tarafı, bu durum yalnızca düşünce alışkanlığımızı değil, beynimizin bazı bölümlerini de etkileyebilir. Araştırmalar kronik stres ve sürekli olumsuz düşünmenin beynin “prefrontal korteks” adı verilen bölgesini olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Prefrontal korteks; dikkat, planlama, karar verme ve problem çözme gibi yüksek bilişsel işlevlerden sorumlu olan bölgedir.” Nurgül Canatan-Uzman Psikolog & Psikolojik Danışman)

Burada dikkat çekici bir paradoks ortaya çıkar. Sorunlara sürekli odaklanan bir zihin, aslında o sorunları çözmekten sorumlu olan zihinsel kapasitesini de zayıflatabilir. Yani insan problemleri düşünmeye o kadar alışır ki çözüm üretme gücü giderek azalır. Şikâyetin etkisi yalnızca zihinsel düzeyde kalmaz. Sosyal ilişkilerde de kendini gösterir. Psikoloji araştırmaları sürekli eleştiren ve şikâyet eden insanların çevreleri tarafından daha az çekici bulunduğunu ortaya koyuyor. Bir insan ne kadar başarılı olursa olsun, eğer sürekli olumsuz konuşuyorsa bulunduğu ortamın enerjisini düşürür. İnsanlar doğaları gereği umut veren ve çözüm üreten kişilere yönelir.

Daha da önemlisi, sürekli şikâyet etmek insanı zamanla bir “kurban zihniyetine” sürükleyebilir. Bu zihniyet, bireyin hayatındaki sorunların sorumluluğunu tamamen dış koşullara yüklemesine yol açar. Ekonomi, sistem, insanlar, aile, kader… Liste uzayıp gider. Böyle bir düşünce biçiminde kişi sorunları çözebilecek öznenin kendisi olduğunu unutmaya başlar.

Oysa psikoloji ve nörobilim bize farklı bir yolun da mümkün olduğunu gösteriyor. Şikâyet etmek yerine hayatın olumlu taraflarını fark etmek, minnet duygusunu geliştirmek ve çözüm odaklı düşünmek beynin aynı bölgelerini farklı şekilde çalıştırır. Minnet duygusu üzerine yapılan çalışmalar, bu yaklaşımın dikkat ve karar verme süreçlerini güçlendirebildiğini ortaya koyuyor.

Elbette bu, hayatta hiçbir sorunu görmemek anlamına gelmez. Aksine mesele sorunları inkâr etmek değil, onlara nasıl baktığımızdır. Sorunları yalnızca şikâyet ederek büyüten bir zihin ile onları çözmeye çalışan bir zihin arasında büyük bir fark vardır.

Unutmamak gerekir ki insan zihni bir bakıma alışkanlıkların ürünüdür. Hangi düşünceyi tekrar edersek beynimiz o düşüncenin yolunu genişletir. Sürekli şikâyet eden bir zihin zamanla şikâyeti doğal hali haline getirir. Çözüm arayan bir zihin ise fırsatları görmeye başlar.

Belki de bu yüzden hayatın kalitesini belirleyen en önemli şeylerden biri dış koşullar değil, zihnimizin hangi yolu yürümeyi seçtiğidir.

Sonuç ve Değerlendirme

Sonuç olarak, şikâyet etmek ilk bakışta masum bir davranış gibi görünse de, uzun vadede zihinsel alışkanlıklarımızı şekillendiren güçlü bir etkendir. Nörobilim araştırmaları bize beynin durağan bir yapı olmadığını, aksine sürekli değişen ve deneyimlerimize göre yeniden şekillenen bir organ olduğunu gösteriyor. Bu nedenle tekrar ettiğimiz düşünceler zamanla karakterimizin, bakış açımızın ve hatta yaşam tarzımızın bir parçası haline gelir. Sürekli şikâyet eden bir zihin, farkında olmadan olumsuzlukları büyüten bir düşünce düzeni oluşturur. Bu durum yalnızca bireyin ruh halini değil, aynı zamanda karar verme becerisini, problem çözme kapasitesini ve sosyal ilişkilerini de etkileyebilir. Zamanla insanın dünyayı algılama biçimi daralır ve kişi kendisini olayların pasif bir kurbanı gibi görmeye başlayabilir.

Buna karşılık, çözüm odaklı düşünmek, olumlu yönleri fark etmek ve minnet duygusunu geliştirmek zihinsel dayanıklılığı artıran önemli alışkanlıklardır. Bu yaklaşım bireyin hem psikolojik sağlığını güçlendirir hem de karşılaştığı sorunlara daha üretken bir şekilde yaklaşmasını sağlar.

Kısacası mesele, hayatın içinde sorunların olup olmadığı değil; bizim o sorunlara nasıl bir zihinsel çerçeve ile baktığımızdır. Şikâyeti alışkanlık haline getiren bir zihin ile çözüm aramayı alışkanlık haline getiren bir zihin aynı hayatı yaşasa bile çok farklı sonuçlara ulaşır.
Bu nedenle belki de atılması gereken ilk adım oldukça basittir: Gün içinde ne kadar şikâyet ettiğimizi fark etmek ve zihnimizi bilinçli olarak daha yapıcı düşüncelere yönlendirmek. Çünkü insanın hayatını değiştiren çoğu zaman büyük olaylar değil, tekrar edilen küçük zihinsel alışkanlıklardır.

Saygılarımla
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara – www.gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)