Kul Olmanın Hakiki Anlamı: Kalabalıkta Kaybolmak mı, Hakikatte Yalnızlaşmak mı?
Değerli Gazete Ankara okurlarımız ve sevgili halkımız; Ramazan ayının manevi iklimini geride bırakırken, kalplerin arındığı, gönüllerin yumuşadığı ve insanın kendisiyle yüzleştiği müstesna bir zaman dilimini daha uğurluyoruz. Bayram ise yalnızca bir sevinç günü değil; kırgınlıkların son bulduğu, dargınlıkların yerini muhabbetin aldığı, kardeşliğin ve merhametin yeniden yeşerdiği bir diriliş anıdır. Bu kutlu zaman dilimi, bizlere yalnızca ibadetle değil, aynı zamanda affetmekle, bağışlamakla ve yeniden gönül köprüleri kurmakla insan olmanın derin anlamını hatırlatır.
Bu bağlamda insan, varoluşunun ağırlığını omuzlarında taşıyan tek varlıktır. Bu ağırlık yalnızca etten ve kemikten oluşan bir bedenin yükü değil; aynı zamanda anlam arayışının, hakikatle yüzleşmenin ve yönünü tayin etmenin sorumluluğudur. Bu nedenle “kul olmak” meselesi, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi bir teslimiyetin zayıflığı değil; bilakis en yüksek bilinç düzeyine ulaşmanın ifadesidir.
Günümüz dünyasında insan, kalabalıkların içinde kaybolmayı bir güvenlik zırhı gibi görmeye meyillidir. Aynı düşünmek, aynı hissetmek, aynı yönlere yürümek… Bunların hepsi bir aidiyet duygusu üretir; fakat çoğu zaman hakikati perdeleyen bir yanılsamaya dönüşür. Oysa insanın asıl yolculuğu, kalabalığın ortasında değil, kendi iç yalnızlığında başlar. Çünkü hakikat, gürültüyle değil, sükûnetle ortaya çıkar, onunla konuşur.
Kul olmak, bir başkasına boyun eğmek değil; Yaradan karşısında kendi sınırlarını idrak edebilmektir. Bu idrak, insanı hem özgürleştirir hem de sorumluluk sahibi kılar. Zira insan, yalnızca Allah’a kul olduğunda, diğer tüm sahte otoritelerden, geçici güçlerden ve yönlendirmelerden azade hale gelir. Bu, bir teslimiyet değil; aksine bir diriliştir.
Ancak bu yol, çoğu zaman kalabalık değildir. Hatta çoğu zaman ıssızdır. İnsan, doğru bildiği yolda yürürken yalnız kalabilir. Bu yalnızlık, korkulması gereken bir boşluk değil; aksine ruhun olgunlaştığı bir derinliktir. Çünkü doğru olan, her zaman çoğunluğun seçtiği değildir. Hakikat, çoğu zaman azınlıkta kalabilir; hatta bazen tek bir yürekte hayat bulur.
Bugünün insanı için en büyük tehlike, yanlışın kalabalıklaşmasıyla doğrunun görünmez hale gelmesidir. Sosyal, kültürel ve düşünsel kalıplar, bireyi sürükleyen güçlü akıntılar haline gelmiştir. Bu akıntıya karşı durmak ise cesaret ister. İşte kul olmak, tam da bu cesareti gösterebilmektir: Kalabalığa rağmen doğruyu seçebilmek.
Daha derin bir ifadeyle; insanın hakiki yolculuğu dış dünyada değil, iç dünyasında gerçekleşir. Bu yolculukta pusula, ne toplumun beklentileri ne de geçici doğrular olmalıdır. Pusula, yalnızca ilahi hakikattir.
Sonuç ve Değerlendirme
İnsanın varoluş serüveni, yüzeysel aidiyetlerin ötesine geçerek hakikati arama cesaretini gösterebildiği ölçüde anlam kazanır. Modern dünyanın dayattığı kalabalık bilinci, bireyi geçici güvenlik alanlarına hapsederken; kul olma idraki, insanı bu yapay sınırların dışına çıkararak gerçek özgürlüğe taşır. Bu özgürlük, başıboşluk değil; aksine ilahi hakikatle kurulan bilinçli bir bağın sonucudur.
Hakikatin çoğu zaman yalnızlıkla sınanması, onun değerini eksiltmez; bilakis derinliğini ve sahiciliğini ortaya koyar. Bu bağlamda yalnızlık, bir yoksunluk değil, insanın kendini ve yönünü bulduğu bir imkân olarak değerlendirilmelidir. Kalabalığın doğruları yerine hakikatin sessiz çağrısına kulak verebilen birey, hem kendi varlığını anlamlandırır hem de yaşadığı dünyaya daha sağlam bir istikamet kazandırır.
Son kertede mesele, kalabalık çokluğun içinde yer almak değil; doğru olan yalnızlığın safında durabilmektir. İnsan için asıl belirleyici olan, hangi yolda yürüdüğü değil, o yolu hangi bilinç ve niyetle tercih ettiğidir. Bu nedenle kul olmak; edilgen bir teslimiyet değil, bilinçli bir yöneliş, cesaretli bir duruş ve hakikate sadık bir varoluş biçimidir.
Sofralarınız bereketle, haneniz neşeyle, kalbiniz ise daim bir huzurla dolsun. Ramazan Bayramının hayrı ve bereketi üzerinize olsun.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM - Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP- www.gazeteankara.com.tr
YORUM YAP