Bir Ülkenin Dijital Hafızasına Adanmış Bir Hayat: Dr. Cebrail Taşkın (İz Bırakanlar)
Bazı hayatlar vardır; sadece tabelalarda adları geçer, unvanları konuşulur ama asıl izleri, milletin sessiz hafızasında, görünmez ama derin bir şekilde yer alır. Dr. Cebrail Taşkın, tam da böyle bir insan. Onun hikâyesi, sadece bir bireyin mesleki yolculuğu değil; Türkiye’nin dijitalleşme serüvenine adanmış bir ışığın öyküsüdür.
1972 yılında Kırıkkale’nin Aşağı Mahmutlar Köyünde başlayan bu yolculuk, Anadolu’nun mütevazı bir coğrafyasından dünyanın teknoloji merkezlerine uzanan uzun ve sabırlı bir yürüyüştür. Elektrik-Elektronik Mühendisliği ile temellenen bu yürüyüş, Japonya’da alınan burslu eğitimle disiplin kazanmış; telekomünikasyon alanındaki yüksek lisans ve doktorayla derinleşmiş; ODTÜ’de işletme, pazarlama ve finans çalışmalarıyla genişlemiştir. Bu çok katmanlı eğitim, Dr. Cebrail Taşkın’ın zihninin mimarisini anlatır: Sadece teknolojiyi bilen değil, teknolojiyi insanla, ekonomiyle ve devletle ilişkilendirebilen bir akıl.
1995’ten itibaren geçen 30 yıl, onun için yalnızca bir meslek süresi değildir; Türkiye’nin analogdan dijitale, bakır kablodan fiber omurgaya, kapalı sistemlerden açık ağlara geçişinin sessiz tanıklığıdır. Türk Telekom’da planlamadan stratejiye, Ar-Ge’den uluslararası operasyonlara uzanan görevler, onu sıradan bir mühendislik kariyerinin çok ötesine taşımış; bir altyapı kurucusuna dönüştürmüştür.
Avrupa’nın 21 ülkesinde, 40 bin kilometrelik fiber ağ, veri merkezleri ve uluslararası internet omurgaları… Teknik terimlerle ifade edilse de, aslında bunlar bir ülkenin damarlarıdır; ekonominin ve iletişimin ritmini taşıyan damarlar. Dr. Cebrail Taşkın, bu damarların sessiz ama vazgeçilmez mimarlarından biri olmuştur.
Belki de en kritik eşik, Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü’dür. Devletin kalbi sayılabilecek finansal sistemlerin 7/24 ayakta tutulması; siber güvenlikten veri merkezlerine, açık kaynak dönüşümünden felaket kurtarma merkezlerine uzanan sorumluluk… Burada yapılan iş yalnızca teknoloji yönetimi değil, kamunun dijital egemenliğini inşa etme meselesidir. “Siber Kalkan” gibi projeler, görünmeyen ama hissedilen bir güven duygusuyla milletin gönlünde yer bulmuştur.

Akademik kimliği ise bu hikâyenin vicdanıdır. Üniversite kürsülerinde verdiği dersler, yazdığı kitaplar, Fransa’da aldığı ödüller ve Amerikan Patent Ofisi’ne tescilli patentleri… Bunlar, bilginin paylaşıldıkça çoğaldığına dair sarsılmaz bir inancın ürünüdür. “Ağ Teknolojileri ve Telekomünikasyon” kitabının üniversitelerde kaynak eser olarak okutulması, ardında bıraktığı en kalıcı izlerden biridir.
Yapay zekâ temelli akıllı şehir projeleri, çevre ve afet analizleri, genç girişimlere yaptığı yatırımlar… Hepsi, Dr. Cebrail Taşkın için geleceğin beklenmesi değil, sorumlulukla inşa edilmesi gerektiğini gösterir. Vizyon100 ve 2100 Türkiye’si çalışmaları da bu uzun vadeli bakışın somut ifadeleridir.
Bugün Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su olarak görev yapıyor. Bu, bir kariyer zirvesi değil; birikmiş tecrübenin, ülke vizyonuna hizmet edecek şekilde yeniden yönlendirilmesidir. Teknolojiye yalnızca kâr penceresinden değil, ülke perspektifinden bakan bir liderlik anlayışının göstergesidir.
Dr. Cebrail Taşkın’ın hikâyesi bize şunu hatırlatır: Gerçek liderlik, ışıkların altında konuşmak değil, ışıklar yanmadan önce altyapıyı kurmaktır. Ve bazı hayatlar, istatistiklerle değil; geleceğe bırakılan sağlam zeminlerle ölçülür. Türkiye’nin dijital yolculuğunda, bu zeminin altında onun emeği, sabrı ve aklı vardır. Sessiz ama derin bir emek… Belki de en kıymetlisi budur.
Dr. Cebrail Taşkın’ın yaşam öyküsü, bireysel çabayla toplumsal sorumluluğun nasıl iç içe geçtiğinin sessiz ama etkili bir kanıtıdır. Onun kariyeri, yalnızca teknik başarılarla değil; bir milletin dijital geleceğine bırakılmış güvenli temellerle ölçülmelidir. Fiber ağlar, veri merkezleri, siber güvenlik sistemleri… Bunlar sadece teknolojik altyapılar değil; bir toplumun iletişim ve güven damarlarıdır. Dr. Taşkın, bu damarların görünmeyen ama vazgeçilmez mimarıdır.
Ancak bu öyküde asıl önemli olan, başarıların görünürlüğü değil; sorumluluğun derinliğidir. Bilgiye olan tutkusu, genç kuşaklara aktardığı birikimi ve ülke vizyonuna bağlılığı, kariyerinin ötesine geçen bir yaşam felsefesini ortaya koyar. Burada öğrenilecek ders şudur: Gerçek liderlik, sahnede alkış almak değil; sahnenin ardında, ışıklar yanmadan önce zemin hazırlamaktır.
Ve belki de en kıymetlisi, bu tür hayatların değerlerinin ölçülmesinin kolay olmamasıdır. Onları yalnızca istatistikler ya da ödüllerle değerlendiremeyiz; hissettiğimiz güven, elimizi uzattığımızda bulduğumuz sağlam bilgi ve geleceğe dair umutla hissedebiliriz. Dr. Cebrail Taşkın’ın sessiz ama derin emeği, tam da bu ölçülebilir olmayan değerlerin bazriz bir örneğidir.
Sonuç Olarak,
O’nun öyküsü bize çok önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Bireysel başarı, toplumsal sorumluluk bilinciyle birleştiğinde, bir insanın etkisi yalnızca kendi yaşamıyla sınırlı kalmaz; aynı zamanda bir ülkenin geleceğine yön verebilecek güce ulaşır. Gerçek anlamda iz bırakmak, tam da bu noktada başlar.
Gerçek liderlik; yalnızca görünür olmakla, makam ya da unvan sahibi olmakla değil; sorumluluk üstlenmekle, fedakârlık göstermekle ve alkış beklemeden kalıcı, sessiz ama derin izler bırakabilmekle anlam kazanır. Dr. Cebrail Taşkın da bu anlayışı şu sözlerle dile getirmektedir: “En büyük arzum, lider ve baba olarak unutulmaz bir etki bırakarak gelecek nesillerin kalplerinde ve zihinlerinde derin izler bırakmak ve onlara rehberlik etmektir.” Bu ifade, onun liderliğe bakışını ve insana verdiği değeri açıkça ortaya koymaktadır.
Bir ülkenin dijital hafızasına, bilgi altyapısına ve kurumsal sürekliliğine adanmış hayatlar; sayılarla, tablolarla ya da istatistiklerle ölçülemez. Bu tür katkılar ancak güvenle, üretilen bilgiyle ve geleceğe bırakılan sağlam temellerle anlaşılabilir.
Bu yönüyle anlatılan hikâye, yalnızca bireysel bir başarı öyküsü olmanın ötesinde; Türkiye’nin modernleşme ve dijitalleşme yolculuğuna sunulmuş son derece değerli ve kalıcı bir katkının ifadesidir.
Teşekkürler Dr. Cebrail Taşkın. İyi ki varsınız.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı
YORUM YAP