Akademik Vicdan ile Kurumsal Kalite Arasında: Öğrenci Affı Meselemiz
Yükseköğretim sistemimizin periyodik bir geleneği hâline gelen, her birkaç yılda bir Meclis gündemine taşınarak yasalaşan “öğrenci affı” düzenlemeleri, akademimizin ve eğitim politikalarımızın en çok tartışılan konularından biridir. Bir yanda yarıda kalmış hayatlara ikinci bir şans verme arzusu, diğer yanda ise akademik niteliğin, ciddiyetin ve sistemik disiplinin korunması kaygısı yer alıyor.

Peki, küresel ölçekte ve gelişmiş eğitim ekosistemlerinde durum nedir? Gerçekten dünyada da bizdeki gibi toptancı af kanunları çıkarılıyor mu?
Dünyada “Toplu Af” Var mı?
Sorusunun net cevabı: Hayır. ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya veya Finlandiya gibi yükseköğretim standartları yüksek ülkelerin hiçbirinde meclis kararıyla çıkarılan genel veya toplu bir “öğrenci affı” yasasına rastlamayız.
Bu durum, söz konusu ülkelerin öğrenciyi tamamen kaderine terk ettiği anlamına gelmez. Fark şurdadır: Gelişmiş ülkelerde süreç "toplu siyasi kararlarla" değil, "üniversitelerin idari ve akademik mekanizmalarıyla" yürütülür.
- Bireysel Değerlendirme (Academic Amnesty / Readmission): ABD ve İngiltere gibi ülkelerde akademik başarısızlık nedeniyle kaydı silinen bir öğrenci, aradan belirli bir süre (1-3 yıl) geçtikten sonra üniversite senatosuna başvurabilir. Öğrenci bu süreçte neden başarısız olduğunu, hayatında nelerin değiştiğini belgelendirir. Şartlar uygun görülürse kişiye özel geri kabul (Readmission) sağlanır.
- Kazanılmış Hakların Korunması (AKTS / Credit Transfer): Avrupa ülkelerinde esnek eğitim modelleri esastır. Eğitime ara veren bir öğrencinin geçmişte başarıyla tamamladığı derslerin kredileri yok olmaz. Yıllar sonra sistemin başka bir halkasından eğitime dâhil olduğunda sıfırdan başlamak yerine haklarını koruyarak devam eder.
Resmin İki Yüzü: Faydalar ve Riskler
Öğrenci affı uygulamasını tek taraflı okumak bizi yanlış sonuçlara götürür. Meseleyi hem insani/toplumsal hem de akademik/yönetimsel açıdan tartmak gerekir.
İnsani ve Toplumsal Kazanımlar
- Sosyal Adalet ve İkinci Şans: Ekonomik imkânsızlıklar, sağlık krizleri veya ailevi sorunlar nedeniyle eğitimini yarıda bırakmış bireylerin yeniden sisteme kazandırılması kamu vicdanını rahatlatır.
- Atıl Potansiyelin İhyası: Yarıda kalmış beşeri sermayenin diplomalandırılarak nitelikli iş gücüne katılması ekonomik açıdan pozitif bir değer yaratır.
Akademik ve Sistemik Riskler
- Kurumsal Disiplin Aşınması: Sık tekrarlanan aflar, öğrencilerde "Nasıl olsa ileride bir af çıkar" algısı oluşturarak devamlılık, sorumluluk ve akademik ciddiyeti zedeler.
- Kapasite ve Nitelik Aşınması: Yasal düzenlemeyle bir anda amfilere dönen binlerce öğrenci; laboratuvar imkânlarını, öğretim üyesi başına düşen süreyi ve fiziki kapasiteleri zorlar.
- Müfredat Uyumsuzluğu: Geçmişte alınan dersler ile güncel müfredat arasındaki makas açıldığında, intibak süreçleri sancılı hale gelir ve mezuniyet standartlarının korunması zorlaşır.
Çözüm Arayışı
Türkiye'de yükseköğretim sistemimizin artık konjonktürel af yasalarından ziyade, kalıcı ve sürdürülebilir idari mekanizmalara ihtiyacı vardır.
Sürekli Meclis kararlarına bel bağlayan bir yapı yerine; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi üniversite kurullarına esneklik tanıyan, haklı mazereti olan öğrenciye kapıyı kapatmayan fakat akademik liyakatı da eritmeyen bireysel geri kabul ve kredi koruma sistemine geçilmelidir.
Eğitimde merhamet ve sosyal imkân tanımak kıymetlidir; ancak bu imkânı kurumların kalitesini, liyakat esasını ve akademik disiplini zedelemeden, sistemik bir standarda oturtmak asıl sorumluluğumuzdur.
Sonuç ve Değerlendirme
Öğrenci affı uygulaması, Türkiye’de toplumsal beklentiler ile akademik gerçekliklerin sık sık karşı karşıya geldiği hassas bir alandır. Yarıda kalan eğitim hayatlarına insani, sosyal ve ekonomik gerekçelerle ikinci bir şans tanınması kamu vicdanını rahatlatan önemli bir adımdır. Ancak, TBMM kanunlarıyla periyodik olarak çıkarılan genel ve toplu af yasaları; yükseköğretimde öngörülebilirliği azaltmakta, akademik ciddiyeti aşındırmakta ve üniversitelerin fiziki ile akademik kapasitelerini zorlamaktadır.
Gelişmiş ülke örnekleri incelendiğinde, sorunun "toplu bağışlama" yasalarıyla değil; üniversitelerin özerk kurulları marifetiyle yürütülen bireysel geri kabul (readmission), kredi transferi (AKTS) ve esnek/yaşam boyu öğrenme mekanizmalarıyla çözüldüğü görülmektedir. Türkiye'nin de sürdürülebilir bir yükseköğretim kalitesine ulaşabilmesi için siyasi ve genel af beklentilerini ortadan kaldıracak reformları hayata geçirmesi gerekmektedir. Eğitimde sosyal adaleti sağlama amacı, akademik liyakat ve kurumsal nitelik feda edilmeden; haklı mazereti olan öğrenciye kapıyı açık tutan, liyakate dayalı idari standartlarla korunmalıdır.
Saygılarımla.
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara DHP-Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP