23 Nisan: Bir Milletin Baharı, Bir İstikbalin Müjdesi
Bazı tarihler vardır; yalnızca takvimde bir günü değil, bir milletin kaderine atılmış en anlamlı imzayı temsil eder. 23 Nisan 1920, işte böyle bir gündür. Anadolu’nun yorgun ama başı dik bağrında yükselen Türkiye Büyük Millet Meclisi ile birlikte millet iradesi tarih sahnesine bizzat çıkmış; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, bir ifade olmanın ötesine geçerek devletin ruhuna kazınmıştır.

Bu tarih, sadece bir meclisin açılışı değildir. Bu tarih; esarete boyun eğmeyen bir halkın, “bitti” denilen yerden ayağa kalkarak kendi kaderini tayin etme iradesidir. Ankara’nın mütevazı taş binasında toplananlar yalnızca mebuslar değil; bir milletin haysiyetini, istiklalini ve yarınlara olan inancını omuzlarında taşıyan isimsiz kahramanlardır. Onlar, istiklal sevdasını meclis kürsüsüne taşıyarak dünyaya “Biz buradayız!” dediler.
23 Nisan’ın bugünkü kimliğine kavuşması ise bir anda olmamıştır. 1921’de “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” olarak filizlenen bu anlamlı gün, 1922’de milli egemenlik fikriyle güç kazanmış; 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin öncülüğünde çocukların neşesiyle buluşarak bambaşka bir mana kazanmıştır. 1935’te milli irade ile çocuk masumiyeti birleşmiş ve bu anlamlı gün, bugün bildiğimiz “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”na dönüşmüştür.
Bu bayramı eşsiz kılan ise tarihsel gelişiminden çok taşıdığı derin anlamdır. Mustafa Kemal Atatürk, dünyada benzeri görülmemiş bir kararla bu günü çocuklara armağan ederken, bir milletin istikbalini en temiz ve en güvenilir ellere emanet etmiştir. Bu, yalnızca bir sevgi ifadesi değil; ileri görüşlü bir devlet aklının geleceği inşa etme iradesidir.
Savaşın yıkıntıları arasından yükselen bir ülkede çocuklara bayram hediye etmek, umudu diri tutmanın en zarif yoluydu. Şehit çocuklarının başını okşayan bu anlayış, zamanla sınırları aşarak evrensel bir kardeşlik şölenine dönüşmüştür. 1929’da “Çocuk Haftası” ile genişleyen kutlamalar, 1979’da UNICEF tarafından ilan edilen Dünya Çocuk Yılı ile uluslararası bir kimlik kazanmış; TRT öncülüğünde düzenlenen şenliklerle dünyanın dört bir yanından çocuklar aynı gökyüzü altında buluşmuştur. Böylece 23 Nisan, barışın, dostluğun ve insanlığın en saf ifadesi hâline gelmiştir.
23 Nisan’ın sembolik değeri her çağda diri kalacak kadar derindir. Bu gün, milli iradenin tecellisidir; işgaller karşısında Ankara’nın meşru merkez oluşunun ilanıdır; birlik ve beraberliğin en güçlü ifadesidir. Her yıl okullarda yankılanan çocuk sesleri, aslında bu milletin ebedi istiklal yeminidir.
Bugün devlet makamlarına temsilen oturacak olan çocuklarımız, yalnızca bir geleneği sürdürmekle kalmazlar; aynı zamanda tüm dünyaya güçlü bir mesaj verirler: “Bu vatan bizim en aziz varlığımızdır ve biz onu koruyacağız.” O ilk Meclis’te yakılan meşale, artık milyonlarca çocuğun gözlerinde parlayan bir umut ışığıdır.
Kıymetli okurlar, 23 Nisan yalnızca törenlerden, şiirlerden ve gösterilerden ibaret değildir. O, bir milletin kendi kendini yönetme kudretine olan inancının, en saf hâliyle çocuklara emanet edilmesidir. Geçmişin onurunu geleceğin umuduyla buluşturan bu bayram, milletimizin en nadide değerlerinden biridir.
Netice itibarıyla; 23 Nisan, Türk milletinin bağımsızlık azmi ile çocukların tertemiz dünyasının buluştuğu, hem bir istiklal nişanı hem de bir istikbal müjdesidir. Bu bayram, Türkiye’nin hiç bitmeyecek baharıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
23 Nisan, yalnızca tarihsel bir dönüm noktası değil; milli iradenin kurumsallaştığı, bağımsızlık fikrinin kökleştiği ve geleceğin teminatı olan çocuklara emanet edildiği çok katmanlı bir değerdir. Bu yönüyle hem geçmişin mücadele ruhunu hem de yarınların inşa iradesini aynı anda taşır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla somutlaşan egemenlik anlayışı, zaman içinde çocukların saf ve umut dolu dünyasıyla bütünleşerek evrensel bir anlam kazanmıştır.
Bu bayram, milletin kendi kaderini tayin etme kararlılığının sürekliliğini temsil ederken; çocuklara duyulan güvenin, aslında geleceğe duyulan güven olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla 23 Nisan’ı yalnızca anmak değil, onun temsil ettiği değerleri anlamak, yaşatmak ve gelecek nesillere bilinçle aktarmak da bir sorumluluktur.
Sonuç olarak 23 Nisan, bir milletin yeniden doğuşunun simgesi olmanın ötesinde, sürdürülebilir bir milli bilinç ve ortak gelecek idealinin de ifadesidir. Bu anlamlı mirası korumak ve güçlendirmek, hem tarihimize duyduğumuz saygının hem de yarınlara olan inancımızın en güçlü göstergesi olacaktır.
Ne mutlu o mirası taşıyanlara, ne mutlu o ışığı söndürmeyenlere! Egemenliğin çocuk saflığıyla korunduğu nice 23 Nisanlara…
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM-Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP – www.gazeteankara.com.tr
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
YORUM YAP