Günümüz iş dünyasında kalite kavramı, artık yalnızca hatalı ürünleri ayıklamakla sınırlı bir teknik faaliyet olmaktan çıkmış; işletmelerin rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline gelmiştir. Uzun yıllar boyunca kalite denildiğinde akla gelen temel yaklaşım, üretim sürecinin sonunda yapılan kontrollerle hataların tespit edilmesi olmuştur. Bu yaklaşım, yani kalite kontrol (Quality Control - QC), doğası gereği reaktif bir sistemdir. Sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale edilir; ürün test edilir, hatalı olan ayrılır ve süreç bu şekilde tamamlanır. Ancak bu yöntem, hataların kök nedenlerini ortadan kaldırmadığı için sürdürülebilir kaliteyi garanti etmez.
Toplumların hafızası yalnızca arşiv raflarında, ferman satırlarında ya da resmi kayıtların soğuk dilinde saklı değildir; asıl hafıza kelimelerin içinde yaşar. Deyimler, atasözleri ve mısra-i bercesteler, bir medeniyetin zihniyet atlasını oluşturur. O atlasın en çarpıcı satırlarından biri de çoğu zaman anonim sanılan, oysa 18. yüzyıl Osmanlı sadrazamı ve şairi Koca Mehmet Ragıp Paşa’ya ait olan şu mısradır: “Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler.”
Kur’an, kıyameti anlatırken insanı yalnızca gelecekte yaşanacak bir felaket hakkında bilgilendirmez; aynı zamanda insan bilincini sarsan derin bir yüzleşmeye davet eder. “Güneşin dürülmesi”, “yıldızların sönmesi”, “dağların yürütülmesi” gibi tasvirler, insan aklının alışık olduğu düzenin bütünüyle çözülmesini ifade eder. Zaman, mekân, güç ve güven duygusu anlamını yitirir. İnsan, kendisini ayakta tuttuğunu sandığı bütün dayanakların bir anda yok olduğunu görür ve mutlak kudret karşısında ne denli aciz olduğunu iliklerine kadar hisseder.
İnsan, farkında olmadan zihnini eğitir. Nasıl düşündüğümüz, neye odaklandığımız ve gün içinde zihnimizde hangi cümleleri tekrar ettiğimiz, aslında beynimizin nasıl çalışacağını belirler. Bu nedenle basit görünen bazı alışkanlıkların sandığımızdan çok daha derin sonuçları vardır. Sürekli şikâyet etmek de bunlardan biridir.
Değerli Gazete Ankara okurlarımız ve sevgili halkımız; Ramazan ayının manevi iklimini geride bırakırken, kalplerin arındığı, gönüllerin yumuşadığı ve insanın kendisiyle yüzleştiği müstesna bir zaman dilimini daha uğurluyoruz. Bayram ise yalnızca bir sevinç günü değil; kırgınlıkların son bulduğu, dargınlıkların yerini muhabbetin aldığı, kardeşliğin ve merhametin yeniden yeşerdiği bir diriliş anıdır. Bu kutlu zaman dilimi, bizlere yalnızca ibadetle değil, aynı zamanda affetmekle, bağışlamakla ve yeniden gönül köprüleri kurmakla insan olmanın derin anlamını hatırlatır.
Küresel sistemin jeopolitik mimarisinde “dar geçitler” (chokepoints-küresel ticaret, enerji nakli ve askeri stratejiler için hayati önem taşıyan, trafiğin yoğunlaştığı dar deniz boğazları, kanallar veya stratejik kara geçitleridir), büyük güç rekabetinin en kırılgan ve en stratejik alanlarını teşkil eder. Bu bağlamda Hürmüz Boğazı, yalnızca bölgesel bir enerji koridoru değil; küresel ekonomik düzenin sürekliliği açısından kritik bir düğüm noktasıdır. Dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin bu dar geçitten taşındığı düşünüldüğünde, burada yaşanacak herhangi bir kesinti, zincirleme etkilerle küresel ekonomiyi sarsma potansiyeline sahiptir. Bu tür bir kırılganlık, enerji ithalatçısı ülkeler açısından yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir risk alanı yaratır. Bu çerçevede Türkiye gibi dışa bağımlı ekonomiler için mesele, salt arz güvenliği değil; aynı zamanda bu tür şoklara karşı sistemik dayanıklılık geliştirme kapasitesidir.
İnsanlık tarihinin en derin acılarla, en büyük cesaretlerle yoğrulmuş sahnelerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin 111. yılını idrak ederken, aslında yalnızca bir tarihi anmıyoruz; bir milletin kalbinde hiç sönmeyen ateşi, nesiller boyu yankılanan bir haykırışı yeniden hissediyoruz. 18 Mart 1915’te denizin serin sularında başlayan o büyük mücadele, kısa sürede toprağın bağrına taşınmış; her karışında gözyaşı, her zerresinde umut taşıyan bir destana dönüşmüştür. Bu destan, Türk milletinin bağımsızlığa olan sarsılmaz inancının, hiçbir kuvvet karşısında eğilmeyen iradesinin en güçlü nişanesidir.
Bir milletin kalkınma hikâyesi, sadece üniversite amfilerinde değil; atölyelerin talaş kokusunda, torna tezgâhlarının ritminde, elektrik panolarının tıkırtılarıyla yazılır. Ne var ki Türkiye’de meslek liseleri uzun yıllardır hak ettiği değeri görememekte; adeta eğitim sisteminin “üçüncü ligi” olarak konumlandırılmaktadır. Oysa yıllar önce dile getirilen “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” ifadesi, bu okulların yalnızca bir eğitim tercihi değil, doğrudan doğruya ülkenin kalkınma stratejisinin temel unsuru olduğunu vurgulamak için ortaya konulmuş güçlü bir toplumsal çağrıdır. Çünkü mesele yalnızca okul türü değil; üretim gücü, sanayi kapasitesi, teknolojik bağımsızlık ve ekonomik sürdürülebilirlik meselesidir. Bu algı, dolayısıyla yalnızca pedagojik bir sorun değil; aynı zamanda ekonomik, kültürel ve stratejik bir meseledir.
Değerli Gazete Ankara okurları,Bugün sizlere Türk edebiyatının çok değerli ve çok yönlü isimlerinden birini tanıtmak istiyorum. Türk edebiyatında bazı yazarlar vardır ki yalnızca kaleme aldıkları eserlerle değil, aynı zamanda hayat tarzları, düşünce dünyaları ve entelektüel duruşlarıyla da dikkat çekerler. İşte Şule Gürbüz bu nadir ve özgün isimlerden biridir.
Bir gün, uzak zamanların bir sabahında, Hz. Ali, Peygamber Efendimiz’i düşünceli ve hüzünlü bir hâlde görür. Yüzünde sıradan bir üzüntü yoktur; derin bir hakikatin ağırlığı vardır. Bu manzara, dostu Hz. Ali'nin kalbinde merak ve endişe kıvılcımları yakar.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.