YAZARLAR

  • 19 Nisan 2026, Pazar

Farkındalığın Bedeli: Ait Olamamak mı, Kendini Bulmak mı?

“Çok fazla şey gören insan, hiçbir yere ait olamaz." İşte farkındalığın laneti budur. Bir kez yüzeyin altındakini görmeye başladığında, dünya artık o kadar basit görünmez. İnsanların oynadığı oyunları, sahte özgüvenlerini ve gizli niyetlerini fark edersin. Toplumun katman katman örülmüş yalanlardan oluştuğunu görürsün. Çoğu insanın bir koyun sürüsü gibi hareket ettiğini anlarsın. Ve konuştuğunda, insanlar sana “fazla düşünüyorsun” ya da “hayal görüyorsun” der. Ama sen gözlemlemeye devam edersin. İşte bu yüzden ait olmayı bırakırsın. Başkalarından daha iyi olduğun için değil; sonunda neler olup bittiğini anladığın için. Her şeyi görürsün ve artık bunun bir parçası olamazsın. Farkındalık seni izole eder. Ama bu, berraklığın bedelidir. Kalabalığı kaybedebilirsin; fakat kendini bulursun.”  Friedrich Nietzsche

  • 18 Nisan 2026, Cumartesi

Medeniyetin Temeli: Aile, Eğitim ve Toplumsal  Dönüşüm

Değerli Okurlarımız, son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleşen silahlı baskınlar, eğitim kurumlarının güvenliği ve toplumsal yapımız üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. Bu makale, söz konusu gelişmelerin de etkisiyle kaleme alınmıştır. Okuyup değerlendirmeniz dileğiyle.  

  • 17 Nisan 2026, Cuma

Tüylü Evlatlar: Beynin Şefkat Haritası ve İnsan Olmanın Biyolojisi

Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, duygularını kültürel birer inşa olarak görmesidir. Oysa nörobilim bize her geçen gün daha açık bir biçimde şunu hatırlatıyor: İnsan, hissettiklerini sadece öğrenmez; aynı zamanda onları taşır, üretir ve biyolojik olarak yeniden inşa eder. Sevgi de bunlardan biridir.

  • 16 Nisan 2026, Perşembe

Hz. Âişe’nin Evlilik Yaşı Üzerine Yeniden Düşünmek

Değerli Okurlarımız,İslam tarihinin en çok tartışılan konulardan biri, hiç şüphesiz Hz. Âişe validemizin evlilik yaşı meselesidir. Asırlar boyunca farklı rivayetler üzerinden şekillenen bu tartışma, günümüzde yalnızca nakil geleneğiyle değil; tarihsel bağlam, kronolojik veriler ve aklî muhakeme çerçevesinde yeniden ele alınmaktadır. Bu da meseleyi basit bir sayı tartışmasının ötesine taşıyarak, tarih okuma biçimimizi sorgulayan bir zemine oturtmaktadır.

  • 15 Nisan 2026, Çarşamba

Akıl, Bilim ve Coğrafyanın Kaderi: Maziden İstikbale Bir Muhasebe, İslam Dünyası Neden Bilimde Geri Kaldı?

Kıymetli okurlarımız, Bugün sizlerle, tarihin derinliklerinden günümüzün çetin gerçeklerine uzanan, hem muhasebe hem de istikamet tayini içeren bir düşünce yolculuğuna çıkmak istiyorum. Zihinlerimizi meşgul eden ve çoğu zaman yüzeysel cevaplarla geçiştirilen o temel soruyu yeniden, fakat bu kez serinkanlı ve analitik bir bakışla ele alalım: “İslam dünyası neden bilimde geri kaldı?”

  • 15 Nisan 2026, Çarşamba

Okul Koridorlarında Yankılanan Tehlike: Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Örnekleri Üzerine

Türkiye, en büyük kırılmalarını çoğu zaman en sessiz mekânlarda yaşıyor. Bir sınıfın içinde, bir koridorun ucunda, teneffüs zilinin hemen ardından… Şanlıurfa’da başlayıp ertesi gün Kahramanmaraş’ta kanlı bir saldırıya dönüşen bu iki olay, artık “münferit” başlığı altında değerlendirilemeyecek kadar derin ve yapısal bir soruna işaret ediyor. Bu yalnızca bir güvenlik açığı değil; bir toplumun reflekslerinin zayıfladığı kritik bir eşiğin göstergesidir.  

  • 14 Nisan 2026, Salı

Yeni Dünya Düzeni ve Tahran Paradoksu: Realpolitik’in Sessiz Zaferi

Kıymetli okurlarımız, Uluslararası sistemin kırılgan dengeleri, tarihin alışıldık akışını yeniden şekillendirirken, Orta Doğu bir kez daha küresel siyasetin merkez üssü haline gelmiştir. Bugün karşımızda duran tabloyu doğru okuyabilmek için sloganların ötesine geçmek, hamasetin sis perdesini aralamak, yalın ve çıplak gerçeklikle yüzleşmek zorundayız. Zira dünya siyaseti, duygularla değil çıkarlarla; ideallerle değil zorunluluklarla yürümektedir.

  • 13 Nisan 2026, Pazartesi

Jeopolitik Satranç Tahtasının Merkezi: Ankara

Bugünlerde dünyanın gözü kulağı Washington’da, Tahran’da, Tel Aviv’de, Pekin’de ya da Moskova’da olabilir. Manşetler buralardan gelen sert açıklamalarla, füze menzilleriyle veya ambargo tehditleriyle süsleniyor. Ancak büyük resme, yani o karmaşık jeopolitik satranç tahtasına yukarıdan baktığınızda, tüm bu hamlelerin kesiştiği, hatta tek bir hamleyle oyunun gidişatını değiştirebilecek o kilit kareyi görürsünüz. O karede Türkiye oturuyor.

  • 12 Nisan 2026, Pazar

Algı Savaşlarının Gölgesinde: “Sıradaki Türkiye” Söylemi Ne Kadar Gerçek?

Uluslararası ilişkiler tarihine baktığımızda, savaşların yalnızca cephede değil, zihinlerde kazanıldığını ya da kaybedildiğini görürüz. Bugün de farklı bir tabloyla karşı karşıya değiliz. “Önce İran, sonra Türkiye” şeklinde dolaşıma sokulan söylemler, ilk bakışta askeri bir öngörü gibi sunulsa da, gerçekte çok daha derin bir stratejik iletişim faaliyetinin ürünüdür.

  • 11 Nisan 2026, Cumartesi

Akıl Hastanesinde Bir Yabancı: Rosenhan Deneyi ve Tanının Kırılganlığı

Bilim, kimi zaman sarsıcı gerçekleri alışılmadık yöntemlerle ortaya koyar. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, 1973 yılında Science dergisinde yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası kabul edilen Rosenhan Deneyi'dir. Stanford Üniversitesi’nden psikolog David Rosenhan’ın bizzat tasarlayıp dahil olduğu bu çalışma, modern tıp disiplinleri arasında yer alan psikiyatrinin, "sağlıklı" ile "hasta" arasındaki o ince çizgiyi ne kadar isabetle tayin edebildiğini sorgular.