İnsanlık tarihinde öyle anlar vardır ki, yalnızca yaşanıp geçmez; zamanın akışını ve tarihleri aşar, hafızalara kazınır ve her nesilde yeniden taptaze can bulur. Bu anlar, insanlığın ortak vicdanına dokunur, her hatırlanışta yeniden düşünmeye ve derinleşmeye çağırır. İşte Veda Haccı’nın Arafat ufkunda yükselen o mübarek çağrısı da tam olarak böyle bir zamandır.
Son günlerde komedyen Deniz Göktaş hakkında yürütülen adli süreç, yalnızca bireysel bir yargılamanın konusu değildir. Stand-up gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla tutuklanması, Türkiye'de uzun zamandır tartışılan ifade özgürlüğü, mizahın sınırları ve toplumsal değerlerin korunması meselesini yeniden gündemin merkezine taşımıştır.
“NATO 3.0: Türkiye’nin Yükselen Jeopolitiği ve Yeni Güvenlik Mimarisi İçindeki Stratejik Konumu” başlıklı bu yazı, daha önce aynı eksende kaleme alınarak dört bölüm halinde yayımlanan gazete makalesi dizisinin doğal bir devamı niteliğindedir. Söz konusu dizide, Soğuk Savaş’tan günümüze uzanan güvenlik paradigmasındaki dönüşüm, Atlantik ittifakının yeniden yapılanma süreci ve Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği çok katmanlı rol ayrıntılı biçimde ele alınmıştı.
Değerli okurlarımız, Bugün dünyanın en çok tartışılan konularından biri hiç kuşkusuz yapay zekâdır. Kimileri onu insanlığın en büyük teknolojik devrimi olarak değerlendirirken, kimileri ise düşünme yeteneğimizi körelten, araştırma alışkanlığımızı zayıflatan ve bilgiye bakışımızı değiştiren bir araç olarak görmektedir. Özellikle "Yapay zekâ insanları aptallaştırıyor mu?" sorusu, akademik çevrelerden sosyal medyaya kadar geniş bir platformda yoğun biçimde tartışılmaktadır. Peki, bu iddialar ne kadar gerçeği yansıtmaktadır? Yapay zekâ gerçekten insan zihni için bir tehdit midir, yoksa onu bilinçsiz kullandığımızda ortaya çıkan riskleri mi konuşuyoruz? Gelin, bilimsel veriler ve güncel gelişmeler ışığında bu sorulara birlikte cevap arayalım.
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yapay zekâ, siber güvenlik, biyoteknoloji, finans teknolojileri ve oyun teknolojileri gibi alanlarda yeni programlar açılacağını duyurması, ilk bakışta sıradan bir eğitim haberi gibi algılanabilir. Oysa satır araları dikkatle okunduğunda bunun yalnızca yeni bölümlerin ilanı olmadığı; Türkiye'nin yükseköğretim anlayışında köklü bir dönüşümün işaret fişeği olduğu görülmektedir.
Türkiye'nin Jeostratejik Konumu ve Ankara Zirvesi'nin Stratejik Kazanımları Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin gücü yalnızca ekonomik büyüklükleri veya askerî kapasiteleriyle açıklanmaz. Jeopolitik konum, tarihsel birikim, diplomatik etki, kriz yönetme kapasitesi ve bölgesel istikrar üretme yeteneği de ulusal gücün temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde Türkiye, XXI. yüzyılın değişen güvenlik ortamında NATO açısından önemi giderek artan ülkelerin başında gelmektedir.
Değişen Küresel Güç Dengeleri, Avrupa'nın Savunma Arayışı ve Ankara Zirvesi'nin Jeopolitik Anlamı Uluslararası sistem, XXI. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken yeni bir güç dağılımı süreci yaşamaktadır. Yaklaşık otuz yıl boyunca devam eden tek kutuplu uluslararası düzen yerini, çok aktörlü ve çok merkezli bir jeopolitik rekabete bırakmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca büyük güçler arasındaki askerî rekabeti değil; ticaretten enerjiye, teknolojiden uzaya, deniz yollarından dijital altyapılara kadar uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır.
Savunma Sanayiinin Yükselişi, Teknoloji Rekabeti ve Yeni Caydırıcılık Anlayışı Yirminci yüzyılın büyük bölümünde devletlerin askerî gücü; sahip oldukları tank sayısı, savaş uçağı envanteri, deniz kuvvetlerinin büyüklüğü ve personel mevcudu üzerinden değerlendiriliyordu. Soğuk Savaş boyunca uygulanan klasik güç dengesi yaklaşımı da büyük ölçüde bu parametrelere dayanıyordu. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı, bu anlayışın tek başına yeterli olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur.
Değerli Okurlarımız, Uluslararası sistem, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana belki de en köklü güvenlik dönüşümünü yaşamaktadır. Devletler arasındaki güç dengeleri yeniden şekillenmekte; savaşların niteliği değişmekte; yapay zekâ, siber güvenlik, uzay teknolojileri ve savunma sanayii, ulusal güvenliğin vazgeçilmez unsurları hâline gelmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu'da derinleşen istikrarsızlıklar, enerji ve gıda güvenliğine ilişkin kırılganlıklar ile büyük güçler arasındaki rekabet, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır.
Günlük dilde sıklıkla birbirinin yerine kullandığımız iki kavram vardır: bilim ve ilim. Oysa bu iki kelime, yalnızca köken itibarıyla değil, insanın varlığı kavrayış biçimi açısından da farklı ufuklara işaret eder. Modern dünyanın kavram setiyle şekillenen “bilim” ile kadim medeniyetlerin derinlikli birikimini taşıyan “ilim” arasındaki nüansları doğru anlamak, bugün yaşadığımız zihinsel ve kültürel kırılmaları da daha iyi kavramamıza imkân sunacaktır.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.