YAZARLAR

27 Mart 2026 Cuma, 09:00

Yalnızlaşıyoruz

Günlük hayatın içinden gözlemlediğim küçük ama anlamlı değişimler, bizi fark etmeden yalnızlaştırıyor. “Yalnızlaşıyoruz”, kaleme aldığım bu satırlarda, kaybetmeye yüz tuttuğumuz değerleri ve yeniden hatırlamamız gereken insani bağları anlatan bir çağrı niteliği taşıyor.

A+AA- 2 15 0

Değişen İnsan İlişkileri: Bir Mesaj, Bir Gerçek

Geçenlerde bir drama kursiyerim, uzak bir akrabasından aldığı mesajdan bahsetti. Mesaj şöyleymiş:
“Biliyorsunuz bir oğlum var. O da evlenmiyor. Yıllar önce size taktığım küçük altının parasını ibanıma gönderirseniz sevinirim.”

Tabii iban numarasını da bu mesajın altına eklemiş. Hem güldük hem düşündük. Bunu yaptıran hayat pahalılığı mıydı, altının ani yükselişi mi yoksa insan ilişkilerinin deforme olması mı?


Misafirlikten Kafelere: Sosyal Hayatın Dönüşümü

Koronayla beraber evlere kapandık. Artık hiç kimse kimsenin evine gitmiyor. Misafir kelimesi adeta geçmişte kaldı. Hatta eskiden “misafir gelirse” diye ayrılan o kapısı kapalı odalar bile yok artık.

Öyle ki müteahhitler artık 2+1 evler yapmaya ağırlık verir oldu. Bütün buluşmalar dışarıdaki kafelerde ve restoranlarda yapılmaya başladı.

Hasta olana “geçmiş olsun”, yakınını kaybedene bir telefon açmak yeterli oldu. Evlerde televizyon, ellerde telefon pek çok muhabbet ihtiyacının önüne geçti. Çocuklar bile eskisi gibi sokakta oynamayı değil, tabletten oyun oynamayı tercih eder oldu.


Güvensizlik Çağı: Çocuklar ve Toplum

Çocuk demişken, son günlerde toplumumuz üzerinde travma yaratan “Epstein Dosyaları” bizi başka bir hale soktu. Artık çocukları yalnız başına bakkala hatta okuluna bile göndermiyoruz.

Ola ki birisi çocuğumuza sevecen bir bakış atsa hemen irkiliyoruz. Her şeyden nem kapıyor; çocukları emanet edecek yer ya da kişi bulamıyoruz.

İzlenen mafya konulu dizilerin ve dijital oyunlardaki şiddetin etkisinde kalan çocukların içlerine düştükleri tuzaklar da ayrı bir konu. İletişim eksikliği dolayısıyla olsa gerek, öğretmenine bile artık saygı göstermeyen çocuklar türedi. Akran zorbalıklarını her gün haberlerde seyreder olduk.


Teknoloji ve Yapay Zekâ: İnsan Yerine Geçen Sistemler

Şimdi bir de yapay zekâ çıktı. Her soruyu cevaplıyor. Her ödevi yapıyor. Şiir, hikâye yazıyor, problem çözüyor. Onunla sohbet edenler bile varmış.

Gelecekte pek çok mesleğin yerini alacakmış: hâkim, avukat, tanı koyan doktor, cerrah, mimar, mühendis, öğretmen ve benzerleri gibi… Kimseye ihtiyaç yok yani…

Her geçen gün Çin’den, Amerika’dan ve Avrupa ülkelerinin paylaştığı akıllı robotları da unutmayalım. Robotlar artık o kadar gelişti ki tıpkı bir insan gibi görünüyor, hareket ediyor ve konuşuyor.

Temizlik yapanı da var, asker olanı da… Kuş gibi uçanı, gözetleme yapanı, resim çekeni, ortam dinleyeni de…

Bütün işleri robotlar ve yapay zekâ yapacaksa, insanlar ne yapacak acaba?


Kaybolan Değerler: Yerini Hiçbir Şey Tutmaz

Tanıdıklarımızın düğününe gidip taktığımız altın ile ona yeni hayatı için rahatlık sağlayacak bir hediyenin yerini ne tutacak?

Komşuyla içilen kahvenin tadını hangi kafe verebilir?

Hasta olana götürdüğümüz bir tas çorbanın hatırını başka ne yapacak?

Ölüm olduğunda taziyeye giderek “Bu acılı gününde senin yanındayız” mesajı başka nasıl verilebilir ki?

İnsan duygularını anlayamayan yapay zekâ, nasıl hâkim olarak karar verebilir? Nasıl avukat olarak savunabilir?

Çocuklarımıza değerlerimizi tabletler mi bilgisayarlar mı öğretecek?

Sokakta oynanan saklambaç, istop, körebe, yakar top… Bunların yerini hangi dijital platform doldurabilir?


Bayramlar ve Gelenekler: Unutulmaması Gerekenler

Zevkle yapılan baklavalardan, açılan böreklerden, özenle şekerliğe yerleştirilen şekerden daha lezzetli ne olabilir?

Hangi teknoloji, bayramda el öpmeye gittiğimiz büyüklerimizin memnuniyetini, paylaştığımız mutluluğu verebilir?

Bayram dolayısıyla bir araya gelen çocukların gülüşmelerinin yerini hangi dijital oyun tutabilir?


Velhasıl

Velhasıl, yalnızlaşıyoruz!

Değerlerimizi, örfümüzü, adetlerimizi unutmamalıyız. Gitmeye gelmeye, hâl hatır sormaya, konuşmaya, görüşmeye, güvenmeye devam etmeliyiz.

Hâlâ geç değil!


Ramazan Bayramı Mesajı

Bu bayram yine öyle bir bayram olsun ki küsler barışsın, uzaklar yakın olsun. Anneler babalar evlatlarını kucaklasın. El öpen torunlara harçlıklar verilsin. Büyük sofralarda eş dost, akraba bir araya gelsin.

Sıcacık çaylar, en tatlı sohbetlerle buluşsun. Biz bilelim ki kocaman bir ailenin parçasıyız. Çocuklar bilsin ki onları seven birçok insan var. Yaşlılar bilsin ki hâlâ seviliyor, hâlâ sayılıyorlar.

En önemlisi, hiç kimse hayattaki en ağır duyguyu, yalnızlığı hissetmesin.

Bu vesile ile hepinize hayırlı bayramlar diliyorum. Bayramınız; huzurun, muhabbetin ve kardeşliğin en güzel hâliyle daim olsun. Bayramın hakkını vermeniz dileğiyle…


Sevgi ve Saygılarımla


Özlem İCİK

Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
oicik@gazeteankara.com.tr

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (2)

  • G[A]

    Tilkioğlu

    Tebrikler Özlem Hocam, kaleminize sağlık.

    + Cevapla
  • G[A]

    Hatice

    Ne yazık ki bilişim çağında herşeyi hızla tüketiyoruz, teknoloji ilerledikçe tüm değerler hızla yok olmaya başladı...

    + Cevapla