YAZI DİZİSİ: Türkiye’de Aktif Yaşlanma Politikaları- III Türkiye’de Emeklilik Gerçeği: Tecrübe Kaybı mı, Sosyal Fırsat mı?
Hatırlatma Notu
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde emeklilerin sahip olduğu tecrübe potansiyelinin topluma kazandırılmasına yönelik “Hobi Atölyeleri” fikrini ele almıştık. İkinci bölümde ise konuyu daha geniş bir çerçevede değerlendirerek dünyada giderek önem kazanan aktif yaşlanma politikalarını ve Japonya, Avrupa ve ABD’de uygulanan modelleri incelemiştik.
Bu bölümde ise meseleye Türkiye açısından bakacağız.
Türkiye’de emeklilik gerçekten nasıl bir sosyal tablo ortaya koyuyor? Emekliler sahip oldukları tecrübeyi topluma aktarabiliyor mu, yoksa bu birikim büyük ölçüde kayboluyor mu?
Türkiye’de Emekli Nüfus Hızla Artıyor
Türkiye uzun yıllar genç nüfus yapısıyla tanınan bir ülke oldu. Ancak son yıllarda demografik yapı önemli bir değişim sürecine girmiş durumda.
Ortalama yaşam süresinin uzaması ve doğum oranlarının düşmesiyle birlikte emekli nüfus giderek artıyor.
Bugün milyonlarca insan emeklilik dönemini yaşıyor. Bu sayı her yıl daha da büyüyor.
Bu tablo aslında önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
Artan emekli nüfus yalnızca sosyal güvenlik sistemi açısından bir yük mü oluşturacaktır, yoksa doğru politikalarla toplumsal bir fırsata dönüştürülebilir mi?
Bu sorunun cevabı büyük ölçüde emekliliğin nasıl tanımlandığıyla ilgilidir.
Emeklilikten Sonra Sosyal Hayat
Birçok emekli için emeklilik başlangıçta dinlenme ve rahatlama dönemi olarak görülür. Uzun yıllar süren çalışma hayatından sonra bu oldukça doğal bir durumdur.
Ancak zaman geçtikçe birçok emekli için yeni bir problem ortaya çıkabilir:
Boşluk hissi.
Çalışma hayatı insanın günlük ritmini belirler. Sabah kalkma saatinden sosyal çevreye kadar birçok unsur iş hayatı etrafında şekillenir.
Emeklilikle birlikte bu düzen ortadan kalktığında bazı insanlar için sosyal hayata katılım zorlaşabilir.
Bu durum özellikle şu sonuçları doğurabilir:
- sosyal çevrenin daralması
- yalnızlık hissi
- günlük hayatın tekdüzeliğe dönüşmesi.
Yalnızlık ve Sosyal İzolasyon
Modern şehir hayatında yalnızlık sadece gençlerin değil, yaşlı bireylerin de önemli bir sorunu haline gelmiştir.
Özellikle emeklilik sonrasında iş çevresinin ortadan kalkması sosyal ilişkilerin zayıflamasına yol açabilir.
Birçok emekli için günlük hayat;
- ev
- televizyon
- kahvehane
üçgeni içinde geçmeye başlayabilir.
Oysa insan sosyal bir varlıktır. Kendini toplumun dışında hissetmek, zamanla psikolojik sorunlara da zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle sosyal politika uzmanları emekliler için aktif sosyal katılım alanlarının oluşturulmasının önemine dikkat çekmektedir.
Üretimden Kopmanın Psikolojik Etkileri
İnsan yalnızca ekonomik kazanç için çalışmaz.
Çalışmanın bir başka önemli boyutu da kendini faydalı hissetme duygusudur.
Bir işe katkı sunmak, bir şey üretmek ve başkalarına faydalı olmak insan psikolojisi üzerinde olumlu bir etki yaratır.
Emeklilik sonrasında üretimden tamamen kopmak bazı bireylerde;
- motivasyon kaybı
- hayata karşı ilgisizlik
- değersizlik hissi
gibi duyguların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu nedenle modern sosyal politikalar emeklilerin tamamen üretimden kopmasını değil, farklı biçimlerde toplumsal katkı sunmasını teşvik etmektedir.
Kaybolan Bir Değer: Mesleki Tecrübe
Belki de meselenin en önemli yönlerinden biri burada ortaya çıkıyor.
Her emekli aslında bir meslek hayatının temsilcisidir.
Bir ustanın yıllarca kazandığı el becerisi, bir öğretmenin sınıf deneyimi, bir mühendisin teknik bilgisi ya da bir yöneticinin idari tecrübesi…
Bunların her biri toplum için değerli bir birikimdir.
Ancak emeklilik sonrasında bu birikimin büyük bölümü yeni kuşaklara aktarılamadan kaybolabilir.
Bu durum yalnızca bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda toplumsal bir hafıza kaybı anlamına gelir.
Tecrübe Kaybı mı, Sosyal Fırsat mı?
Aslında mesele tam da bu noktada düğümleniyor.
Eğer emeklilik yalnızca üretimin sona erdiği bir dönem olarak görülürse ortaya çıkan tablo tecrübe kaybı olacaktır.
Ancak emekliler için yeni sosyal katılım alanları oluşturulursa aynı durum toplumsal bir fırsata dönüşebilir.
Bu noktada yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları önemli bir rol üstlenebilir.
Emeklilerin tecrübelerini paylaşabilecekleri;
- gönüllü faaliyetler
- eğitim programları
- hobi ve üretim atölyeleri
gibi ortamlar oluşturulabilir.
Bir Sonraki Yazıda
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde ortaya attığımız Hobi Atölyeleri fikri aslında bu tartışmanın somut bir örneği olarak görülebilir.
Bir sonraki yazıda bu fikri daha somut bir çerçevede ele alacağız.
Yerel yönetimler ve kamu kurumları açısından hobi atölyeleri modeli nasıl uygulanabilir?
Gençlerle emekliler aynı üretim ortamında nasıl buluşturulabilir?
Bu soruların üzerinde duracağız.
Av. Durdu Güneş
Şair – Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı I Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
İletişim: dgunes@gaeteankara.com.tr
YORUM YAP