YAZI DİZİSİ: Türkiye’de Aktif Yaşlanma Politikaları- II Emeklilikten Aktif Vatandaşlığa: Dünyada Aktif Yaşlanma Politikaları
Hatırlatma Notu
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde emeklilerin sahip olduğu bilgi ve tecrübe potansiyelinin çoğu zaman atıl kaldığını ve bu birikimin toplumsal faydaya dönüştürülebileceğini ele almıştık. Özellikle “Hobi Atölyeleri” modeli üzerinden emeklilerin hem üretimden kopmaması hem de genç kuşaklarla bilgi paylaşımı yapabilmesi mümkün olabilir mi sorusunu tartışmıştık.
Bu bölümde ise konuyu daha geniş bir çerçevede ele alacağız. Dünyada hızla yaygınlaşan aktif yaşlanma politikaları nedir? Uluslararası kuruluşlar bu konuda ne söylüyor? Japonya, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri emeklilik kavramını nasıl yeniden tanımlıyor?
Bugün birçok ülkede emeklilik artık yalnızca bir dinlenme dönemi değil; aynı zamanda toplumsal katkının yeni bir biçimi olarak görülüyor.
Aktif Yaşlanma Nedir?
“Aktif yaşlanma” kavramı son yıllarda sosyal politika literatüründe sıkça kullanılan bir kavramdır. Bu yaklaşım, yaşlı bireylerin yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan pasif bir grup değil, aynı zamanda toplumsal üretimin ve sosyal hayatın aktif bir parçası olduğunu kabul eder.
Dünya Sağlık Örgütü aktif yaşlanmayı şu şekilde tanımlar:
“Yaşlı bireylerin sağlık, katılım ve güvenlik fırsatlarının artırılması yoluyla yaşam kalitesinin geliştirilmesi sürecidir.”
Bu tanımda üç temel unsur öne çıkar:
- sağlık
- toplumsal katılım
- güvenli yaşam koşulları
Bu yaklaşımın en önemli amacı, yaşlı bireylerin toplumdan kopmasını önlemek ve onların sahip oldukları deneyimi toplumla paylaşabilecekleri ortamlar oluşturmaktır.
Neden Bu Konu Önemli?
Dünya genelinde nüfus hızla yaşlanıyor. Birçok ülkede ortalama yaşam süresi uzarken doğum oranları düşüyor.
Bu durum sosyal politikalarda yeni bir soruyu gündeme getiriyor:
Emekliler sadece sosyal güvenlik sisteminin bir yükü müdür, yoksa toplum için yeni bir fırsat mı?
Modern sosyal politika anlayışı ikinci seçeneği savunuyor.
Bugün birçok ülkede emekliler;
- gönüllü çalışmalar
- toplumsal projeler
- eğitim faaliyetleri
- yerel hizmetler
gibi alanlarda aktif rol alıyor.
Bu yaklaşım, emeklilerin toplumsal hayatın dışında kalmasını önlerken aynı zamanda onların tecrübelerinin kaybolmasını da engelliyor.
JAPONYA: Aktif Yaşlanmanın En Güçlü Örneklerinden Biri
Japonya dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip ülkelerinden biridir. Bu nedenle Japonya, yaşlanan toplum meselesini erken fark eden ülkelerden biri olmuştur.
Bu kapsamda kurulan Silver Human Resource Centers sistemi dikkat çekici bir modeldir.
Bu merkezlerde emekliler;
- yerel hizmetlerde görev alabiliyor
- küçük ölçekli işlerde çalışabiliyor
- toplumsal projelere katkı sunabiliyor.
Japonya genelinde yüzlerce merkezde yüz binlerce emekli birey bu sistem içinde yer almaktadır.
Bu modelin en önemli özelliği, emekliliği bir “kenara çekilme” dönemi olmaktan çıkarıp toplumsal katkı dönemine dönüştürmesidir.
Avrupa’da “Aktif Yaşlanma” Politikaları
Avrupa Birliği ülkelerinde de benzer politikalar uzun süredir uygulanmaktadır.
Avrupa’da yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte birçok ülkede;
- gönüllü faaliyetler
- sanat ve hobi atölyeleri
- toplumsal destek projeleri
emekliler için önemli sosyal alanlar haline gelmiştir.
Avrupa Birliği bu konuda “Active Ageing” adı verilen politikaları desteklemektedir.
Bu programların amacı emeklilerin;
- sosyal hayata katılımını artırmak
- yalnızlık riskini azaltmak
- toplumla bağlarını güçlendirmek
olarak özetlenebilir.
ABD’de “Senior Centers” Modeli
Amerika Birleşik Devletleri’nde ise birçok şehirde bulunan Senior Community Centers adlı merkezler emeklilerin sosyal hayatın içinde kalmasını sağlamaktadır.
Bu merkezlerde;
- sanat faaliyetleri
- eğitim programları
- gönüllü çalışmalar
- sosyal etkinlikler
düzenlenmektedir.
Bu merkezler yalnızca bir sosyal mekân değil, aynı zamanda emeklilerin üretim ve paylaşım alanı haline gelmiştir.
Emekliler: Ekonomik Yük mü, Tecrübe Sermayesi mi?
Geleneksel anlayış emeklileri çoğu zaman ekonomik bir yük olarak görme eğilimindedir.
Oysa modern toplumlarda emekliler artık tecrübe sermayesi olarak değerlendirilmektedir.
Her emekli birey aslında bir meslek hayatının taşıyıcısıdır.
Bir ustanın el becerisi, bir öğretmenin pedagojik deneyimi, bir mühendisin teknik bilgisi ya da bir yöneticinin idari tecrübesi… Bunların her biri toplum için değerli bir birikimdir.
Bu nedenle bugün birçok ülkede emeklilerin sahip olduğu bu birikimi toplumsal faydaya dönüştürebilecek yeni modeller geliştirilmektedir.
Türkiye İçin Düşünmeye Değer Bir Alan
Türkiye de genç nüfusu güçlü olmakla birlikte giderek yaşlanan bir topluma doğru ilerlemektedir.
Bu nedenle aktif yaşlanma politikaları gelecekte daha fazla önem kazanacaktır.
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde ele aldığımız Hobi Atölyeleri Modeli aslında bu tartışmanın Türkiye açısından nasıl ele alınabileceğine dair bir fikir sunmaktadır.
Belki de emekliliği yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.
Çünkü emeklilik yalnızca bir çalışma hayatının sonu değildir.
Aynı zamanda tecrübenin toplumla yeniden buluşabileceği yeni bir başlangıç olabilir.
Av. Durdu Güneş
Şair – Yazar
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı I Köşe Yazarı
“Türkiye’nin kalbi Ankara’nın sesi”
İletişim: dgunes@gaeteankara.com.tr
YORUM YAP