Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği artık yalnızca bir üniversite bölümü değildir. O, bir kuşağın geleceğe dair beklentisinin, ekonomik çıkış arayışının ve giderek büyüyen bir toplumsal hayal kırıklığının adıdır. Bir zamanlar disiplin, seçkinlik ve entelektüel zorlukla anılan bu alan, bugün tabelası en hızlı çoğalan bölümlerden biri hâline gelmiş; nicelik arttıkça nitelik tartışması kaçınılmaz olmuştur.
Türk bayrağı, bu coğrafyada yalnızca bir devlet alameti değildir. O bayrak; toprağa düşen her şehidin son bakışı, anaların sessiz duası ve bir milletin binlerce yıllık yürüyüşünün somutlaşmış hâlidir. Ay-yıldız, rüzgârda dalgalanan bir kumaş değil; geçmişle gelecek arasında kurulan bir varlık köprüsüdür. Bu nedenle Türk bayrağına uzanan her el, yalnızca bir sembole değil; bir milletin ortak hafızasına, tarihsel onuruna ve egemenlik iradesine yönelmiş sayılır.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK’in) 23 Temmuz 2025’te yayımladığı 2024 Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, Türkiye’de üniversite mezunlarının işgücü piyasasındaki konumlarının alanlara göre belirgin biçimde ayrıştığını göstermektedir. Sağlık, mühendislik ve bilişim gibi teknik programlar yüksek istihdam ve hızlı iş bulma avantajı sunarken; sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon gibi alanlarda düşük istihdam, uzun iş arama süreleri ve zayıf alan uyumu dikkat çekmektedir.
Donald John Trump’ın ikinci kez Amerikan Başkanlığı koltuğuna oturmasıyla birlikte dünya düzeni nezaketini kaybetmiş olabilir; fakat gerçekliğini kaybetmiş değildir. Aksine, daha çıplak, daha sert ve daha öğretici bir hâl almıştır. Bu yeni düzende devletler artık iyi niyetleriyle değil, hesaplama kapasiteleriyle ayakta kalmaktadır. Güç, tank sayısıyla değil; algoritma kalitesiyle ölçülmektedir.
Dünya siyaseti uzun süredir normların değil güç ilişkilerinin yön verdiği bir zemin üzerinde ilerlemektedir. Ancak bu gerçek, çoğu zaman diplomatik söylemlerle örtülmekteydi. *Donald John Trump'ın (d. 14 Haziran 1946) yeniden Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte bu örtü kalkmış, küresel sistemin çıplak yüzü açıkça görünür hâle gelmiştir. Trump bir dünya düzeni inşa etmiyor; var olan düzenin ideolojik makyajını silerek, onun gerçek yüzünü olduğu gibi ortaya koyuyor. Bu nedenle Trump dönemi, ahlaki tartışmalardan çok stratejik gerçekçilikle okunmalıdır.
Dijital çağın en popüler tartışma başlıklarından biri olan yapay zekâ (YZ), artık yalnızca "bilgi teknolojisinin geleceği” olarak değil, çevresel etkileri bağlamında da gündeme gelmektedir. Enerji tüketimi uzun süredir dikkat çekerken, son dönemde su tüketimi konusu medyada hızla öne çıkmıştır. Peki, yapay zekâ gerçekten “suyun düşmanı” mıdır, yoksa bu bir medya abartısı mıdır?
Soğukkanlı bakıldığında mesele ne yalnızca “din” meselesidir ne de basit bir kültürel yanlış anlama. Bugün Amerika ve Batı’da İslam’ın sıklıkla “tehdit”, “risk” ya da “sorun” olarak sunulması; tarih, siyaset, ekonomi, güvenlik ve kimlik krizlerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir sürecin sonucudur. Bu süreci anlamadan ne İslamofobi tartışması sağlıklı yapılabilir ne de Müslüman dünyanın içine düştüğü savunmacı dil aşılabilir.
Ömür… İnsan bu kelimeyi yalnızca dudaklarından dökerken bile bir ağırlık hissediyor. Çünkü ömür, takvim yapraklarına sığacak kadar basit değil; saatlerle, yıllarla ölçülemeyecek kadar derin bir anlam taşıyor. Ömür, bazen farkına bile varmadan geçtiğimiz sokaklar, bazen içimizde sessizce biriken cümleler, bazen de adını koyamadığımız bir yorgunluk hâlidir. Anlamaya çalışırken bile insanın içini yoran, çözüldükçe yeni sorular doğuran gizemli bir yolculuktur.
Yapay zekâ, son yıllarda yalnızca teknik bir yenilik olmanın ötesine geçerek toplumsal, hukuki ve etik alanlarda belirleyici bir aktöre dönüşmüştür. Arama motorlarından sağlık hizmetlerine, finansal analizlerden hukuk uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu sistemler, karar alma süreçlerini hızlandırmakta ve insan aklını desteklemektedir. Ne var ki bu hızlı yaygınlaşma, yapay zekânın güvenilirliği meselesini de kaçınılmaz biçimde gündeme taşımaktadır. Bu tartışmanın merkezinde yer alan temel sorunlardan biri, “yapay zekâ halüsinasyonu” olarak adlandırılan olgudur.
İslam düşüncesinde bazı geceler vardır ki, yalnızca takvim yapraklarında değil, mümin gönüllerde de derin izler bırakır. İşte Miraç gecesi, bu müstesna zaman dilimlerinin başında gelir. Recep ayının 27. gecesi idrak edilen Miraç Kandili, sadece tarihsel bir mucizeyi hatırlamak değil; insanın Allah ile, hayatla ve sorumluluklarıyla yeniden yüzleşmesidir.
“Günün manşetleri ve en çok okunan haberlerinden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi Gazete ANKARA e-bültenine kayıt edebilirsiniz!”
Nasuh Akar Mah. Türk Ocağı Cad. No:28/3, 06520 Çankaya/ ANKARA
+90 (312) 285 63 33
+90 (312) 285 63 33
www.gazeteankara.com.tr
bilgi@gazeteankara.com.tr
Haber Sisteminin Android/ iPhone/ iPad Uygulamaları mobil cihazlar üzerinden anlık olarak takip edilebilmesi amacıyla tasarlanmıştır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK kapsamında toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.