YAZARLAR

13 Mart 2026 Cuma, 20:00

Bir Âlimin Ardından: Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Aziz Hatırasına

Bugün 13 Mart 2026, Cuma, Türk tarihçiliğinin mümtaz simalarından biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefat haberini büyük bir hüzün ve derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz. İlmin vakarını, kültürün zarafetini ve tarih şuurunun derinliğini şahsında mezceden bu büyük mütefekkirin aramızdan ayrılışı, yalnızca akademi dünyası için değil, aynı zamanda milletimizin kültür ve düşünce hayatı için de telafisi güç bir kayıp olmuştur.

Bazı insanlar vardır ki, mesleklerini icra etmekle yetinmez; aynı zamanda temsil ettikleri alanın ruhunu da taşırlar. İlber Ortaylı işte bu nadir şahsiyetlerden biriydi. O, tarihçiliği yalnızca akademik bir disiplin olarak görmeyen; onu bir medeniyet muhasebesi, bir kültür idraki ve müşterek hafızanın inşası olarak değerlendiren müstesna bir ilim adamıydı. Onun anlatımında tarih, kuru kronolojilerin ötesine geçer; geçmişin canlı, nefes alan dünyasına açılan bir kapı hâline gelirdi.

21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya’nın Bregenz şehrinde dünyaya gelen Ortaylı, Kırım Tatarı kökenli köklü bir ailenin evladıydı. Annesi, Rus dili ve edebiyatı sahasında akademisyen olan Şefika Ortaylı; babası ise Kırım tarihi üzerine çalışmaları bulunan mühendis Kemal Ortaylı idi. Dilin, kültürün ve fikrî zenginliğin iç içe geçtiği bir aile ortamında yetişen Ortaylı, çocukluk yıllarından itibaren Türkçe, Almanca ve Rusçanın konuşulduğu bir atmosferde büyümüş; bu çok yönlü kültürel iklim, onun ilerideki ilmî ufkunu belirleyen en mühim unsurlardan biri olmuştur.

İstanbul Avusturya Lisesi ve Ankara Atatürk Lisesi’ndeki öğreniminin ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünde tahsil görmüş; burada Türk akademi dünyasının önemli simalarından Halil İnalcık, Şerif Mardin ve Mümtaz Soysal gibi kıymetli hocaların talebesi olmuştur. Bu büyük isimlerin ilmî disiplininden ve metodolojik yaklaşımından beslenen Ortaylı, kısa süre içinde özellikle Osmanlı idare tarihi sahasında ortaya koyduğu özgün çalışmalarıyla dikkat çekmiştir.

Doktora çalışmasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde tamamlayan Ortaylı, “Tanzimat Sonrası Mahallî İdareler” üzerine yaptığı araştırmayla Osmanlı idarî yapısına dair mühim bir katkı sunmuştur. Ardından kaleme aldığı “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla doçent unvanını kazanmış ve akademik dünyada saygın bir mevkiye yükselmiştir.

1980’li yıllarda Avrupa ve Amerika’nın birçok seçkin üniversitesinde dersler veren Ortaylı, Viyana’dan Berlin’e, Paris’ten Princeton’a, Moskova’dan Oxford’a kadar uzanan geniş bir akademik coğrafyada konferanslar ve seminerler gerçekleştirmiştir. Bu yönüyle yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası akademi çevrelerinde de Osmanlı tarihinin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmiştir.

1989 yılında profesör unvanını alan Ortaylı, uzun yıllar Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde İdare Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüş; daha sonra Galatasaray Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi gibi saygın kurumlarda ders vererek pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Onun dersleri, yalnızca bilgi aktarımı değil; aynı zamanda tarih düşüncesine açılan yeni ufuklar olarak hatırlanmaktadır.

2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü görevine getirilen Ortaylı, Osmanlı saray mirasının korunması ve doğru biçimde anlatılması için büyük gayret sarf etmiş; tarihî mirasın yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil, yaşayan bir kültür olduğunu her fırsatta vurgulamıştır.

İlber Ortaylı’nın ilmî şahsiyetinin en belirgin vasıflarından biri de çok yönlü kültürüdür. Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Farsçaya ileri derecede hâkim olması; ayrıca Latince bilgisi, onun tarih çalışmalarında son derece geniş bir kaynak dünyasına ulaşmasını sağlamıştır. Bu dil ve kültür zenginliği, eserlerine uluslararası bir perspektif kazandırmış ve tarih yazımına farklı ufuklar açmıştır.

Akademik çalışmalarının yanı sıra televizyon programları, gazete yazıları ve sayısız konferans vasıtasıyla tarih bilgisini geniş kitlelere ulaştırmayı başaran Ortaylı, tarih anlatımını entelektüel bir sohbet sıcaklığıyla sunmayı bilmiştir. Onun konuşmalarını dinleyen ya da kitaplarını okuyan herkes, tarihin yalnızca geçmişte yaşanmış olayların toplamı olmadığını; insanlığın müşterek hafızası olduğunu derinden hissederdi.

İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”, “Osmanlı Barışı”, “Türklerin Tarihi”, “Türkiye’nin Yakın Tarihi” ve “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” gibi pek çok eseri, yalnızca birer tarih kitabı değil; aynı zamanda kültür ve düşünce dünyamıza bırakılmış kalıcı birer mirastır. Bu eserler sayesinde Ortaylı, akademik tarihçiliği geniş okuyucu kitleleriyle buluşturmayı başaran nadir isimlerden biri olmuştur.

Hayatı boyunca tarih ilmine yaptığı katkılar dolayısıyla pek çok ödüle layık görülen Ortaylı, 2001 yılında Aydın Doğan Tarih Ödülü’nü almış; 2007 yılında Rusya Federasyonu tarafından verilen Puşkin Madalyası ile onurlandırılmış ve 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüştür.

13 Mart 2026 tarihinde İstanbul’da 78 yaşında hayata veda eden İlber Ortaylı, ardında yalnızca kitaplar değil; aynı zamanda bir düşünce geleneği, köklü bir tarih anlayışı ve yetiştirdiği sayısız talebe bırakmıştır.

Ailesi tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, “Ailemizin büyüğü İlber Ortaylı’yı 13 Mart 2026’da kaybettik” ifadelerine yer verilmiştir. Mesajda ayrıca, uzun süredir devam eden ve giderek ağırlaşan sağlık sorunlarına rağmen Ortaylı’nın hayata olan merakının ve insanlarla bir arada olma arzusunun hiçbir zaman azalmadığı; gücü yettiğince hayatı kendi bildiği gibi yaşamaya devam ettiği belirtilmiştir. Cenaze törenine ilişkin bilgilerin daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edilmiştir.

Pazar gününden bu yana yoğun bakımda tedavi görmekte olan Ortaylı’nın son olarak entübe edildiği açıklanmıştı. Ocak ayında prostat ameliyatı geçiren Ortaylı’nın, buna ek olarak böbrek rahatsızlığı ve diyabete bağlı çeşitli sağlık sorunlarıyla da mücadele ettiği bilinmekteydi.

Gazeteci Fatih Altaylı da Sözcü Televizyonu’na yaptığı açıklamada, Ortaylı’nın son bir yıldır sağlık sorunlarının giderek ağırlaştığını dile getirmiş; uzun yıllar birlikte program yaptığı TV kanalı, kıymetli tarihçi için “Yerine koyamadığımız insanlardan biriydi” ifadelerini kullanmıştır.

Bugün Türk tarihçiliği büyük bir hocasını kaybetmiştir. Ancak ilim dünyasında bazı isimler vardır ki, bedenleri aramızdan ayrılsa da fikirleri yaşamaya devam eder. İlber Ortaylı da şüphesiz bu müstesna şahsiyetlerdendir. Onun eserleri, yetiştirdiği öğrenciler ve bıraktığı ilmî miras, gelecek nesiller için yol gösterici olmaya devam edecektir.

Türk tarihçiliğinin müstesna isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatı, yalnızca akademi dünyasında değil, geniş bir okur ve dinleyici kitlesi nezdinde de derin bir teessürle karşılanmıştır. Tarihe olan bitmez merakı, keskin hafızası ve kendine has üslubuyla uzun yıllar boyunca ilmi ve kültürel hayata yön veren Ortaylı, ardında zengin bir miras bırakmıştır.

16 Mart 2026 Pazartesi günü saat 11:00’de Galatasaray Üniversitesi’nde merhum için bir anma töreni düzenlenecektir. Aynı gün, Fatih Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Ortaylı’nın naaşı, Osmanlı tarihinin en önemli devlet adamları, âlimleri ve komutanlarının istirahatgahı olan Fatih Camii Haziresi’ne defnedilecektir. Bu hazirede, başta Fatih Sultan Mehmed’in türbesi olmak üzere Gazi Osman Paşa, Ahmed Cevdet Paşa, Ahmed Midhat Efendi, Ali Emîrî Efendi, Gülbahar Hatun ve Abidin Paşa gibi isimlerin türbe ve mezarları bulunmaktadır.

İlber Ortaylı, bir dönem verdiği röportajlardan birinde mezarının Gelibolu’da olmasını arzu ettiğini ifade etmiş; bu hususta “Kalabalık sevmem, burada istemiyorum” sözleriyle mütevazı bir tercih ortaya koymuştu. Bununla birlikte ailesinin ve ilgili makamların aldığı kararla defin işlemi İstanbul’da gerçekleştirilecektir.

Merhumun yakınları da vefat haberinin ardından duygularını kamuoyuyla paylaşmıştır. Kardeşi Nuriye Ortaylı yaptığı açıklamada, ağabeyinin son dönemde çeşitli sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini belirterek şunları söylemiştir:
Çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. Giderek artan sorunlara rağmen hayatı aktif yaşamayı seven birisi olduğu için mümkün olduğunca gayret etti. Hep enerjik kaldı ve bunu bize çok hissettirmemeye çalıştı. Bu süreçte Koç Üniversitesi Hastanesi’nde çalışan herkes; hemşireler, teknisyenler ve doktorlar bize çok destek oldu. Hem tıbbi hem de insani olarak olabilecek en iyi bakımı aldı. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Arayan, soran ve destek olan herkese minnettarız.”

Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı da babasının hayatı dolu dolu yaşamayı seven bir insan olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullanmıştır: “Herkese destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Başta Koç Üniversitesi Hastanesi’nin başhekimliğinden teknik ekiplerine kadar herkese minnettarız. Babam hayatı çok severek ve dolu dolu yaşadı. Umarım bu hayatında birilerine dokunmuş ve faydası olmuştur. Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederiz.

Geride bıraktığı eserleri, yetiştirdiği öğrencileri ve kamuoyuna kazandırdığı tarih şuuru ile İlber Ortaylı, Türk ilim hayatında uzun yıllar hatırlanacak bir isim olarak yaşamaya devam edecektir.

Merhuma Cenab-ı Hak’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere öğrencilerine, meslektaşlarına ve bütün ilim camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Saygı ve minnetle,
Prof. Dr. Ayhan ERDEM – Köşe Yazarı
aerdem@gazeteankara.com.tr
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Gazete Ankara DHP – www.gazeteankara.com.tr

Gazete Ankara Genel Yayın Koordinatörü Dr. Oğuz Poyrazoğlu’nun Merhum İlber Ortaylı'nı vefatı üzerine yazısı : https://www.gazeteankara.com.tr/egitim/turk-tarihciliginin-usta-ismi-ilber-ortayli-hayatini-kaybetti-6088

 

 

 

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)