GA STRATEJİK BAKIŞ: 2030’a doğru insanlığın ortak yol haritası: BM’nin 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı
Birleşmiş Milletlerin 2015 yılında kabul ettiği 2030 Gündemi; yoksulluğun sona erdirilmesinden nitelikli eğitime, sağlıktan iklim eylemine, sürdürülebilir şehirlerden barış ve adalete kadar uzanan 17 amacı insanlığın ortak gelecek programı olarak tanımlıyor. Ancak 2026 verileri, ölçülebilir hedeflerin yalnızca yüzde 36’sında yeterli veya orta düzeyde ilerleme sağlanabildiğini gösteriyor. Bireylerden kurumlara, yerel yönetimlerden devletlere ve uluslararası kuruluşlara kadar bütün aktörlerin daha güçlü, bütünleşik ve ölçülebilir bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Dünya Haberleri Servisi- Birleşmiş Milletlere üye 193 ülkenin 2015 yılında kabul ettiği 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi, insanlar ve gezegen için barış, refah, adalet ve sürdürülebilirlik temelli ortak bir yol haritası ortaya koyuyor.
Bu küresel yol haritasının merkezinde bulunan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı, gelişmiş ya da gelişmekte olan bütün ülkeleri ortak sorumluluk altında buluşturuyor. Amaçlar, yoksulluğun ve açlığın sona erdirilmesini; sağlık, eğitim ve eşitlik koşullarının geliştirilmesini; doğanın korunmasını; ekonomik ve teknolojik ilerlemenin insan onuruna yakışır biçimde gerçekleştirilmesini hedefliyor.
Birleşmiş Milletler Türkiye, amaçların birbiriyle bağlantılı olduğuna ve Türkiye dâhil bütün dünyada insanların karşı karşıya kaldığı temel sorunların çözümünü hedeflediğine dikkat çekiyor. BM Türkiye, amaçlara ulaşılabilmesi için yalnızca karar vericilerin değil toplumun bütün kesimlerinin bilgilendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
2026 verileri: Kazanımlar var ancak ilerleme yeterli değil
2026 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları İlerleme Raporu, 2015 yılından bu yana sürdürülen yatırımların, kamu politikalarının ve uluslararası iş birliğinin milyarlarca insanın yaşamında ölçülebilir iyileşmeler sağladığını gösteriyor.
Rapora göre 2015 yılından bu yana yaklaşık 1 milyar kişi güvenli içme suyuna, 1,2 milyar kişi ise güvenli biçimde yönetilen sanitasyon hizmetlerine erişti. Dünya nüfusunun yüzde 92’si elektriğe ulaşırken internet erişimi yüzde 40’tan yüzde 74’e yükseldi. Sosyal koruma sistemleri ilk kez dünya nüfusunun yarısından fazlasını kapsamaya başladı.
Buna karşılık eğilim verisi bulunan 139 alt hedefin yalnızca yüzde 36’sı hedef doğrultusunda ilerliyor veya orta düzeyde gelişme gösteriyor. Hedeflerin yüzde 49’undaki ilerleme çok yavaş kalırken yüzde 15’inde 2015 seviyesinin gerisine düşüldü.
Dünya genelinde her 10 kişiden biri aşırı yoksulluk içinde yaşarken yaklaşık 2,3 milyar insan orta veya şiddetli düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunuyor. Yaklaşık 273 milyon çocuk ve genç okul dışında kalırken her beş gençten biri istihdamda, eğitimde veya mesleki yetiştirmede yer almıyor.
2025 yılında küresel sıcaklıkların sanayi öncesi dönemin 1,43 derece üzerine çıkması, iklim eyleminin aciliyetini bir kez daha ortaya koydu. Düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borcu 2024 yılında 8,9 trilyon dolara ulaşırken resmî kalkınma yardımları 2025 yılında yüzde 23,1 azaldı.
GOAL 1: NO POVERTY / AMAÇ 1: YOKSULLUĞA SON
Birinci amaç, yoksulluğun bütün biçimlerinin her yerde sona erdirilmesini hedefliyor. Yoksulluk yalnızca gelir yetersizliği olarak değil; eğitim, sağlık, barınma, sosyal güvence, temiz su, enerji ve temel hizmetlere erişimden yoksunluk biçiminde ele alınıyor.
Bireysel düzeyde dayanışma ve sosyal sorumluluk, kurumsal düzeyde adil ücret ve kapsayıcı istihdam, kamusal düzeyde ise etkili sosyal koruma sistemleri bu amacın temel uygulama alanlarını oluşturuyor.
GOAL 2: ZERO HUNGER / AMAÇ 2: AÇLIĞA SON
İkinci amaç; açlığın sona erdirilmesini, gıda güvenliğinin sağlanmasını, beslenme koşullarının iyileştirilmesini ve sürdürülebilir tarımın geliştirilmesini öngörüyor.
Dünyada 2,3 milyar insanın gıda güvensizliği yaşaması, sorunun yalnızca gıda üretiminden kaynaklanmadığını; üretim, dağıtım, gelir adaleti, iklim, tarımsal verimlilik ve israfla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Gıda kayıplarının azaltılması, yerel üreticinin desteklenmesi ve sağlıklı beslenmeye erişim, bu hedefin toplumsal karşılıkları arasında bulunuyor.
GOAL 3: GOOD HEALTH AND WELL-BEING / AMAÇ 3: SAĞLIK VE KALİTELİ YAŞAM
Üçüncü amaç, her yaştan insan için sağlıklı yaşamın güvence altına alınmasını ve esenliğin desteklenmesini hedefliyor.
Anne ve çocuk ölümlerinin azaltılması, bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadele, ruh sağlığının korunması, sağlık hizmetlerine eşit erişim ve koruyucu sağlık uygulamalarının güçlendirilmesi bu amacın kapsamına giriyor. Sağlığın yalnızca hastalık ortaya çıktığında başvurulan bir hizmet değil, yaşamın bütününü kapsayan temel bir hak olduğu kabul ediliyor.
GOAL 4: QUALITY EDUCATION / AMAÇ 4: NİTELİKLİ EĞİTİM
Dördüncü amaç; kapsayıcı ve hakkaniyetli nitelikli eğitimin sağlanmasını, herkes için yaşam boyu öğrenme olanaklarının geliştirilmesini öngörüyor.
Dünya genelinde 273 milyon çocuk ve gencin okul dışında bulunması, eğitime erişim sorununun devam ettiğini gösteriyor. Ancak yalnızca okullaşma oranının yükseltilmesi yeterli görülmüyor. Eğitim sistemlerinin bilimsel düşünme, dijital okuryazarlık, mesleki yeterlilik, etik sorumluluk, çevre bilinci ve toplumsal katılım becerileri kazandırması gerekiyor.
GOAL 5: GENDER EQUALITY / AMAÇ 5: TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ
Beşinci amaç, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını ve bütün kadınlar ile kız çocuklarının güçlendirilmesini hedefliyor.
Kadınların eğitime, istihdama, ekonomik kaynaklara, teknolojiye, yönetime ve karar alma süreçlerine eşit katılımı sürdürülebilir kalkınmanın temel koşullarından biri olarak görülüyor. 2026 raporunda toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin hedeflerin hiçbirinin istenilen ilerleme düzeyinde bulunmadığı belirtiliyor.
GOAL 6: CLEAN WATER AND SANITATION / AMAÇ 6: TEMİZ SU VE SANİTASYON
Altıncı amaç, herkes için temiz suya ve sanitasyona erişimin sağlanmasını ve su kaynaklarının sürdürülebilir biçimde yönetilmesini öngörüyor.
2015 yılından bu yana yaklaşık 1 milyar kişinin güvenli içme suyuna erişmesi önemli bir kazanım oluşturuyor. Buna karşılık iklim değişikliği, kuraklık, hızlı kentleşme, kirlilik ve aşırı tüketim su güvenliğini tehdit ediyor. Su verimliliğinin bireysel tasarruftan tarıma, sanayiden şehir altyapısına kadar bütün alanlarda gözetilmesi gerekiyor.
GOAL 7: AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY / AMAÇ 7: ERİŞİLEBİLİR VE TEMİZ ENERJİ
Yedinci amaç; herkesin uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimini hedefliyor.
Dünya nüfusunun yüzde 92’sinin elektriğe erişmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte enerji yoksulluğu, fosil yakıtlara bağımlılık ve enerji maliyetleri önemli sorunlar olarak devam ediyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği, temiz üretim teknolojileri ve adil enerji dönüşümü bu amacın belirleyici unsurlarını oluşturuyor.
GOAL 8: DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH / AMAÇ 8: İNSANA YAKIŞIR İŞ VE EKONOMİK BÜYÜME
Sekizinci amaç; kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır işleri destekliyor.
Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığı; istihdamın güvenli, adil ücretli, sosyal güvenceli ve insan onuruna uygun olması gerektiği kabul ediliyor. Genç işsizliği, kayıt dışı çalışma, çocuk işçiliği ve çalışma hayatındaki eşitsizlikler bu amacın önündeki temel sorunlar arasında bulunuyor.
GOAL 9: INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE / AMAÇ 9: SANAYİ, YENİLİKÇİLİK VE ALTYAPI
Dokuzuncu amaç; dayanıklı altyapıların kurulmasını, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmenin geliştirilmesini ve yenilikçiliğin desteklenmesini hedefliyor.
Sanayi politikalarının çevresel etkileri azaltan, enerji ve kaynak verimliliğini yükselten, nitelikli istihdam oluşturan bir yapıya dönüştürülmesi gerekiyor. Bilim, teknoloji, araştırma-geliştirme, dijital dönüşüm ve yenilikçilik sürdürülebilir kalkınmanın temel araçları arasında yer alıyor.
İnternet erişiminin yüzde 74’e yükselmesine rağmen dijital eşitsizliğin sürmesi, teknolojik ilerlemenin kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.
GOAL 10: REDUCED INEQUALITIES / AMAÇ 10: EŞİTSİZLİKLERİN AZALTILMASI
Onuncu amaç, ülkelerin kendi içindeki ve ülkeler arasındaki eşitsizliklerin azaltılmasını öngörüyor.
Gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikler, eğitime ve sağlığa erişimdeki farklılıklar, dijital uçurum, engellilerin karşılaştığı engeller ve kırılgan grupların karar alma süreçlerinden uzak kalması bu amacın temel çalışma alanlarını oluşturuyor.
Kalkınmanın başarısı yalnızca toplam büyüme rakamlarıyla değil, ortaya çıkan refahın toplumun farklı kesimlerine ne ölçüde yansıdığıyla değerlendirilmek zorunda.
GOAL 11: SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES / AMAÇ 11: SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRLER VE TOPLULUKLAR
On birinci amaç; şehirlerin ve insan yerleşimlerinin kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir hâle getirilmesini hedefliyor.
Dünya genelinde yaklaşık 1,16 milyar insanın gecekondu veya kayıt dışı yerleşim alanlarında yaşaması; barınma, ulaşım, altyapı, afet güvenliği ve kent hizmetlerine erişim sorunlarının büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Yerel yönetimlerin iklim değişikliği, afet riski, toplu taşıma, yeşil alan, erişilebilirlik, sosyal konut ve katılımcı yönetim politikalarını ortak bir kent stratejisinde buluşturması gerekiyor.
GOAL 12: RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION / AMAÇ 12: SORUMLU ÜRETİM VE TÜKETİM
On ikinci amaç, sürdürülebilir üretim ve tüketim kalıplarının oluşturulmasını hedefliyor.
Doğal kaynakların sınırsız olmadığı gerçeği karşısında doğrusal üretim ve tüketim anlayışının yerini kaynak verimliliğine, yeniden kullanıma, onarıma, geri dönüşüme ve döngüsel ekonomiye bırakması gerekiyor.
Bireylerin tüketim tercihleri kadar üreticilerin tasarım, ham madde, enerji, ambalaj, lojistik ve atık yönetimi kararları da bu amacın başarısında etkili oluyor.
GOAL 13: CLIMATE ACTION / AMAÇ 13: İKLİM EYLEMİ
On üçüncü amaç, iklim değişikliği ve etkileriyle mücadele için acil eyleme geçilmesini öngörüyor.
Küresel sıcaklıkların 2025 yılında sanayi öncesi döneme göre 1,43 derece yükselmesi; iklim değişikliğinin geleceğe ilişkin soyut bir risk değil, günümüzde yaşanan ekonomik, çevresel ve toplumsal bir kriz olduğunu gösteriyor.
Emisyonların azaltılması, temiz enerjiye geçiş, iklim değişikliğine uyum, afetlere dayanıklılık ve iklim finansmanının güçlendirilmesi bu amacın temel bileşenleri arasında yer alıyor.
GOAL 14: LIFE BELOW WATER / AMAÇ 14: SUDAKİ YAŞAM
On dördüncü amaç; okyanusların, denizlerin ve deniz kaynaklarının korunmasını ve sürdürülebilir biçimde kullanılmasını hedefliyor.
Plastik kirliliği, aşırı avlanma, deniz suyu sıcaklıklarındaki artış ve okyanus asitlenmesi, deniz ekosistemlerini tehdit ediyor. Denizlerin korunması yalnızca kıyı ülkelerinin değil, üretim ve tüketim sistemleriyle denizlere ulaşan kirlilik üzerinde etkisi bulunan bütün toplumların ortak sorumluluğu olarak görülüyor.
GOAL 15: LIFE ON LAND / AMAÇ 15: KARASAL YAŞAM
On beşinci amaç; karasal ekosistemlerin korunmasını, ormanların sürdürülebilir yönetilmesini, çölleşmeyle mücadeleyi, arazi bozulmasının durdurulmasını ve biyolojik çeşitlilik kaybının önlenmesini amaçlıyor.
Ormanlar, tarım alanları, sulak alanlar ve doğal yaşam yalnızca çevresel değerler değil; gıda, su, sağlık, iklim ve ekonomik yaşamın devamlılığı için gerekli doğal sistemler olarak değerlendiriliyor. Türlerin yok olma riskinin bütün canlı gruplarında artması, doğa koruma politikalarının kalkınma planlarının merkezine alınmasını zorunlu kılıyor.
GOAL 16: PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS / AMAÇ 16: BARIŞ, ADALET VE GÜÇLÜ KURUMLAR
On altıncı amaç; barışçıl ve kapsayıcı toplumların oluşturulmasını, herkesin adalete erişimini ve her düzeyde etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumların kurulmasını hedefliyor.
Hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik, bilgiye erişim, temel hakların korunması ve toplumun karar alma süreçlerine katılımı sürdürülebilir kalkınmanın kurumsal temelini oluşturuyor.
2025 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde 117,8 milyondan fazla insanın zorla yerinden edilmiş olması, çatışmaların yalnızca güvenliği değil, yıllar içinde elde edilen kalkınma kazanımlarını da ortadan kaldırabildiğini gösteriyor.
GOAL 17: PARTNERSHIPS FOR THE GOALS / AMAÇ 17: AMAÇLAR İÇİN ORTAKLIKLAR
On yedinci amaç; uygulama araçlarının güçlendirilmesini ve sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığın yeniden canlandırılmasını öngörüyor.
Finansman, teknoloji paylaşımı, veri üretimi, kapasite geliştirme, ticaret, bilimsel iş birliği ve çok taraflı ortaklıklar bu amacın merkezinde yer alıyor. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar arasında kurulacak ortaklıklar diğer 16 amacın uygulanabilmesi açısından belirleyici önem taşıyor.
Uzmanlar ne söylüyor?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, 2026 raporundaki verilerin 2030 Gündemi’nin hâlâ ulaşılabilir olduğunu gösterdiğini belirterek ülkeleri Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları için kararlı bir son hamle yapmaya çağırdı. Guterres’e göre gelecek dört yıl içinde finansman, uluslararası iş birliği ve ortak krizlere verilecek cevaplar konusunda alınacak kararlar, gelecek kuşakların yaşam koşullarını doğrudan etkileyecek.
BM Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed ise birçok ülkeden gerekli uygulama araçları sağlanmadan taahhütlerini yerine getirmelerinin beklendiğine dikkat çekti. Mohammed, uluslararası kalkınma bankalarının borç hafifletme imkânlarını ve uzun vadeli finansman kapasitesini güçlendirecek reformlara ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Başkanı Lok Bahadur Thapa, 2030’a doğru yalnızca daha hızlı hareket etmenin yeterli olmayacağını; ülkelerin farklı, ortak ve kararlı biçimde çalışması gerektiğini belirtti. Thapa’ya göre uygulama süreci artık tek bir amaç, tek bir sektör veya tek bir kurum üzerinden yürütülemez; bütünleşik politikalar, güçlü ortaklıklar ve etkili uluslararası iş birliği gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı Prof. Jeffrey D. Sachs, yükselen jeopolitik gerilimler, büyüyen küresel eşitsizlikler ve ağırlaşan iklim krizine rağmen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının barış, eşitlik ve refaha ulaşmak için hayati bir yol olmaya devam ettiğini ifade ediyor. Sachs; eğitim, yeşil teknolojiler ve dijital çözümlere yapılacak yatırımların artırılmasını, her şeyden önce barışın ve küresel iş birliğinin güçlendirilmesini gerekli görüyor.
Stockholm Resilience Centre araştırmacıları Johan Rockström ve Jørgen Randers’in de aralarında bulunduğu bilim insanlarının çalışmaları ise ekonomik ve sosyal hedeflerle gezegenin ekolojik sınırlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmacılar, mevcut üretim ve tüketim düzeninin değişmeden sürdürülmesi hâlinde amaçların tamamına ulaşılamayacağını ve doğal sistemler üzerindeki baskının artacağını belirtiyor. Randers, amaçların gezegen sınırları içinde gerçekleştirilebilmesi için olağanüstü çabalara ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.
Johan Rockström, 2025 Gezegen Sağlığı Değerlendirmesi kapsamında dokuz gezegen sınırından yedisinin aşıldığına dikkat çekiyor. Rockström’e göre gezegenin sağlığındaki bozulma ciddi boyutlara ulaşsa da bu sonuç kaçınılmaz değil; doğru politikalar, bilimsel bilgi ve ortak eylem yoluyla gelişmenin yönünü değiştirmek hâlâ mümkün.
Bireysel sorumluluk: Amaçları gündelik yaşama taşımak
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları yalnızca devletlerin veya uluslararası kuruluşların yerine getireceği görevlerden oluşmuyor. Suyun ve enerjinin verimli kullanılması, gıda israfının azaltılması, ihtiyaç odaklı tüketim, atıkların ayrıştırılması, yaşam boyu öğrenme, sağlıklı yaşam, toplumsal eşitliğe saygı ve karar alma süreçlerine katılım bireysel sorumluluğun temel alanlarını oluşturuyor.
Ancak sürdürülebilirliğin yalnızca bireysel tercihlere indirgenmesi de yeterli değil. Bireylerin sorumlu davranışlarını destekleyecek altyapının, mevzuatın, ekonomik araçların ve kamusal hizmetlerin geliştirilmesi gerekiyor.
Kurumsal sorumluluk: İyi niyetten ölçülebilir yönetime
Kamu kurumları, üniversiteler, işletmeler, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin sürdürülebilirliği geçici kampanyalar veya tanıtım faaliyetleri olarak değil, yönetim anlayışının parçası olarak ele alması önem taşıyor.
Kurumların hangi amaçlara katkı sunduğunu belirlemesi, ölçülebilir hedefler oluşturması, sorumlu birimleri tanımlaması, kaynak ayırması ve sonuçları düzenli olarak açıklaması gerekiyor. Enerji, su, atık, istihdam, eşitlik, eğitim, erişilebilirlik ve toplumsal katkı göstergeleri kurumsal performans sistemine dâhil edilmediği sürece sürdürülebilirlik söyleminin kalıcı sonuç üretmesi zorlaşıyor.
Toplumsal sorumluluk: Hiç kimsenin geride bırakılmaması
Amaçların toplumsal boyutu, kalkınmanın yalnızca ekonomik büyümeyle ölçülemeyeceğini ortaya koyuyor. Refahın adil paylaşılması; çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların, engellilerin ve kırılgan grupların eğitim, sağlık, istihdam, teknoloji ve karar alma süreçlerine eşit biçimde katılabilmesini gerektiriyor.
Toplumsal sahiplenme; amaçların bilinmesi, tartışılması, yerel ihtiyaçlarla ilişkilendirilmesi ve sonuçların toplum tarafından izlenmesiyle güçlenebilir. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma aynı zamanda bilinçli toplum, katılımcı yönetim ve ortak sorumluluk meselesi olarak öne çıkıyor.
GA STRATEJİK BAKIŞ: Küresel amaçlardan yerel ve ölçülebilir eyleme
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Haber Merkezi değerlendirmesine göre Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının önündeki temel sorun, amaçların yeterince bilinmemesinden çok küresel hedeflerin ulusal, yerel, kurumsal ve bireysel uygulamalara aynı güçle aktarılamamasıdır.
Amaçlar birbirinden bağımsız başlıklar olarak ele alındığında bir alanda sağlanan ilerleme başka bir alanda yeni sorunlara yol açabilir. Ekonomik büyümenin doğal kaynakları tüketmesi, teknolojik gelişmenin eşitsizlikleri artırması, kentleşmenin afet risklerini büyütmesi veya enerji yatırımlarının toplumsal maliyetler oluşturması bu çelişkilere örnek teşkil ediyor.
Bu nedenle amaçların başarısı için beş stratejik ilkenin öne çıkarılması gerekiyor:
- Bütünleşik politika: Eğitim, ekonomi, çevre, sağlık, teknoloji ve sosyal politikalar ortak hedefler üzerinden ilişkilendirilmeli.
- Yerelleştirme: Küresel amaçlar şehirlerin, ilçelerin, mahallelerin ve kurumların ihtiyaçlarına göre ölçülebilir yerel hedeflere dönüştürülmeli.
- Veriye dayalı yönetim: Hedeflerin başlangıç değerleri, sorumlu kurumları, bütçeleri, zaman planları ve performans göstergeleri açıkça belirlenmeli.
- Katılımcılık ve hesap verebilirlik: Bireyler, gençler, üniversiteler, meslek kuruluşları, özel sektör ve sivil toplum karar ve denetim süreçlerine dâhil edilmeli.
- Kuşaklar arası adalet: Bugünün kalkınma kararları gelecek kuşakların su, enerji, gıda, doğa, eğitim ve güvenli yaşam haklarını zayıflatmamalı.
GA Stratejik Bakış değerlendirmesinde, üniversitelerin bilimsel bilgi ve teknoloji geliştiren; yerel yönetimlerin hedefleri şehir ölçeğinde uygulayan; işletmelerin üretim süreçlerini dönüştüren; sivil toplumun toplumsal katılımı güçlendiren; medyanın ise kamuoyunu bilgilendiren ve uygulamaları izleyen aktörler olarak ortak bir sorumluluk zincirinde buluşması gerektiği değerlendiriliyor.
2030’a kalan zaman daralırken asıl ihtiyaç yeni hedefler ilan etmekten çok mevcut hedefleri uygulanabilir programlara, yeterli finansmana, açık verilere ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek olarak belirginleşiyor. Çünkü Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları yalnızca çevrenin korunmasına ilişkin bir program değil; insan onurunun, toplumsal adaletin, barışın, refahın ve ortak geleceğin birlikte güvence altına alınmasına yönelik küresel bir sorumluluk çerçevesi oluşturuyor.
Yararlanılan kaynaklar
- Birleşmiş Milletler – 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı
- 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi
- Birleşmiş Milletler Türkiye – Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
- 2026 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları İlerleme Raporu
- Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları milyarlarca insanın yaşamını iyileştiriyor, ancak zorluklar sürüyor
- A Decade After Their Adoption at the UN, the World Remains Highly Committed to the Sustainable Development Goals
- With business-as-usual, the 17 SDGs will not be achieved by 2030 or even 2050
- Seven of nine planetary boundaries now breached
YORUM YAP